İçine yaptılar, kaçmak için temiz bir yer arıyorlar

~ 12.09.2022, Ergin YILDIZOĞLU ~

Bir keresinde, Jameson, “Dünyanın sonunu hayal etmek, kapitalizmin sonunu hayal etmekten daha kolay” oldu demişti. Bu söz, kâr peşinde koşarken dünyanın sonunu hazırlamakta olan kapitalizmin “kültür endüstrisi” ve özellikle de teknoloji kapitalistleri için geçerli. Douglas Rushkoff’un, Darwin’in “En uyumlu olanın...” saptamasına atıfla “En zengin olanın yaşaması: Teknoloji milyarderlerinin kaçış fantezileri” başlıklı yapıtı tam da bu tiplere işaret ediyor.

Rushkoff’un aktardıklarına göre, dün, “Silikon Vadisi” doğarken, teknoloji milyarderleri servetlerini yapmaya başlarken, bir anlamda neoliberal küreselleşmenin başında, bu tipler teknolojinin tüm topluma refah, mutluluk getireceğini, yalnızca sağlık, çevre sorunlarını değil, iletişimi, bilgilenmeyi hızlandırarak şeffaflaştırarak demokrasinin sorunlarını da çözeceğini muştuluyor, adeta insanlığa “bir gül bahçesi vaat ediyorlardı”.  

Bugün, neoliberal küreselleşme (hızlandırılmış sermaye birikimi, metalaşma ve tüketim, bunları besleyen finansal ekonomik model) tükenirken, aynı tipler, kendi yaşamları zamanında (yani gelecek 30-40 yıl içinde) iklim krizi, gıda krizi, enerji krizi, virüsler, toplumsal ayaklanma, nükleer savaş ya da bunların bir karışımının, uygarlığın sonunu getireceğine inanıyorlar. Bu durumu “Olay” olarak tanımlıyor, “Olay”dan, önce dünyanın uygun bir yerinde, kaçıp sığınacak güvenli barınaklar, hatta Mars ya da Ay’da koloniler kurma hesaplarıyla daha şimdi milyonlar, hatta milyarlar harcıyorlar. 

Uygarlığın toplam servetinin yüzde 80’inden fazlasının, toplam hanehalkının yüzde 10’undan azının elinde toplanmış olduğunu (Credit Suisse-Global Wealth Report) anımsarsak bunlar, dünyayı talan edip bir anlamda enkaza çevirdikten sonra, biriktirmiş oldukları servetin “üzerine binip”, bizler ölür ya da “Mad Max” dünyasına yuvarlanırken gidip bir yerlerde yaşamaya devam etmeyi planlıyorlar. 

Ya bir bildikleri varsa

Bu arzu ve hesaplar, az sonra değineceğim gibi tam anlamıyla fantezi. Ancak bunlar son derecede zeki, en azından teknoloji alanında bilgili ve Rushkoff gibi Marksist medya-teknoloji uzmanlarını bile özel toplantılara çağırarak fikirlerini almayı akıl edecek kadar da pragmatik tipler. Öyleyse, ellerinde bu kadar geniş ve derin “büyük-veri”, bu verileri değerlendirecek teknolojiler olan bu tipler uygarlığın yakın bir zamanda çökeceğini düşünüyorlarsa, bunu, kapitalist uygarlığın artık sürdürülemez bir noktaya gelmiş olduğunun kanıtı olarak almak ve de acele etmek gerekir.

Bu tipler, korunaklı ve güvenli bir yer bulup (Yeni Zelanda, Alaska revaçtaymış) “Olay”dan kurtulmayı planlıyorlar. Ancak, “Güvenliğimizi sağlayacak paramiliter timlerden (bir anlamda güvenlik işçileri sınıfı) bizi kim koruyacak” sorusunun cevabını bir türlü bulamıyorlar. İkincisi “Olay”da tedarik zincirleri tamamen kırılınca korunakta yaşamak için gerekli malları nasıl edinecekler? Kendine yeterli bir barınak, hemen en azından küçük bir “sosyal kozmosu”, bir “köyü” gerektiriyor. Eğer bu köydekiler köle gibi kullanılacaksa... Bkz. yukardaki soru. Yok, birlikte dayanışma içinde yaşanacaklarsa bu hangi üretim tarzı içinde olacak? Ancak, bu ikinci seçenek revaçta değilmiş. Adamlar tek başına kurtulmak istiyorlar. Fantezi de burada işte. 

Artık uygarlığın geldiği noktada tek başına kurtulmak yok. En kötü olasılıkla “Olay” başlayınca ele verip yeni toplumu, dayanışma içinde inşa etmek seçeneği dışında bir yaşam yok. En iyisi “Olay” başlamadan, dünyanın değil, acilen kapitalizmin sonunu tasarlamaya başlamak...

https://www.cumhuriyet.com.tr/yazarlar/

Ergin YILDIZOĞLU | Tüm Yazıları
Hits: 432