Avrupa: Liberalizmden sonra

~ 31.08.2026, Ergin YILDIZOĞLU ~

Daron Acemoğlu liberalizmin ve demokrasinin krizini tartışıyor, liberal demokrasiyi kurtarmanın yollarını arıyor, YZ alanında teknolojik iyimserliğe de katılmıyordu. Liberal kapitalizmin durumunu “açık ettiği” için The Economist’in hedefi olmuştu. Durum gerçekten vahim. Liberal kapitalist demokrasinin krizi, anavatanı Avrupa’da faşizme açılarak hızlanıyor.

Gerçekten de Avrupa’da faşist hareket hızla Avrupa siyasetinin merkezini değiştiren bir güce dönüşüyor. Gözler özellikle önümüzdeki dönemde siyasal dengeleri değiştirebilecek seçimlere giden Fransa ve Almanya’da. Almanya’da AfD, 6 Eylül’de SaksonyaAnhalt’ta yüzde 40’ın üzerinde oyla birinci parti olabilir, hatta tek başına hükümet kurabilir. Fransa’da ise 2027 cumhurbaşkanlığı seçimine sekiz ay kala Ulusal Birlik (RN) yarışın en güçlü aktörlerinden biri. 

SEÇİM SÜRECİN YALNIZCA BİR DURAĞI

Sürecin ilk aşamasında, bir faşist parti iktidarı ele geçirmeden önce, kavramları siyasal merkeze yerleşiyor. Bu olgunun en çarpıcı örneği göçmenler sorunu: Almanya’da Hıristiyan Demokrat Merz hükümeti AfD’nin yükselişini durdurabilmek için göç politikasını sertleştiriyor. Fransa’da Édouard Philippe ve Gabriel Attal gibi merkez siyasetçiler, göç ve sığınma konusunda faşist partinin (NR) politikalarını andıran önlemler öneriyorlar.

Böylece “merkez”, faşist partiyi geriletmek için onun kimi taleplerini benimserken aslında onun söylemini, “Remigration” (geri gönderme) kavramının tartışılmasında olduğu gibi meşrulaştırıyor. Önce yasadışı göçmenlerin gönderilmesi olarak sunulan kavram, giderek yasal göçmenleri, hatta “uyum sağlamadığı” düşünülen yurttaşları kapsayacak bir projeye dönüşüyor. Bu süreçte, önceleri söylenemeyen söylenebilir oluyor. Sonra tartışılabilir. Sonra makul. Sonunda devlet politikası.

İkinci aşama ekonomik, toplumsal krizle ilgili. Avrupa’da sanayisizleşme, güvencesiz çalışma, refah devletinin aşınması, konut ve hayat pahalılığı gibi gerçek sorunlar var. Faşist hareket, sorunların nedenlerini kapitalist ekonomik modelde aramak yerine, tepkileri göçmenlere, Müslümanlara, liberallere, feministlere, LGBTQ bireylere, “küreselci elitlere”, kültürel azınlıklara yöneltiyor: Ekonomik kriz, kimlik krizine; kimlik krizi iç düşman yaratma siyasetine dönüşüyor.

Üçüncü aşamada demokratik kurumların meşruiyeti aşındırılıyor. “Sistem bizi temsil etmiyor”, “Seçimler zaten kontrol ediliyor”, “Mahkemeler halkın (temsilcilerinin) iradesini engelliyor”, “Medya yalan söylüyor” düşünceleri yayılıyor. Bu noktada faşist hareket kendisini “gerçek halkın” temsilcisi olarak sunuyor.

Romanya ve İtalya sürecin 3. aşamasına ilişkin örnekler: Romanya’da 2024 başkanlık seçimlerinde ilk turu Georgescu kazanınca seçimler iptal edildi, Georgescu’nun yenilenen seçimlere katılması engellendi. İtalya’da Meloni hükümeti, yargının bağımsızlığını sınırlamaya, protesto hakkını daraltmaya, güvenlik aygıtını güçlendirmeye devam ediyor, sosyal hakları geriletiyor: Demokratik kurumların içeriği değişiyor, faşistleşiyor.

ALMANYA-FRANSA  

Önümüzdeki seçimlerde, AfD, Saksonya-Anhalt’ta hükümet kurarsa salt bir eyalet seçimini kazanmış olmayacak. Almanya’nın temel siyasal tabularından biri “faşist partilerle işbirliği yapmama duvarını” (Brandmauer) da yıkmış olacak. AfD bugün federal düzeyde de birinci parti konumuna yükselmiş görünüyor.

Fransa’da merkez partilerin RN’nin (faşist parti) yükselişini durdurmak için onun göç söylemine yaklaşması, Avrupa’nın iki temel ülkesinde aynı mekanizmanın çalıştığını gösteriyor: Faşizm taraftar kazanırken rakiplerinin siyasal dilini de değiştiriyor.

Faşizmi yalnızca son aşamasında, yani açık diktatörlük, tek parti, kitlesel şiddet biçiminde ararsak çok geç kalmış oluruz.

Süreç çok daha önce başlıyor: kriz → korku → düşman yaratma → dilin değişmesi → aşırının normalleşmesi → merkezin sağa kayması → kurumların aşınması → yurttaşlığın farklılaştırılması → devlet aygıtının dönüşümü.

Merkez partiler, faşist partileri durdurmaya çalışırken onun “dünyasını” normalleştiriyor. “Süreç olarak faşizm” faşist parti iktidara gelmeden önce, siyasetin dilinin dönüşümüyle başlıyor.


https://www.cumhuriyet.com.tr

Ergin YILDIZOĞLU | Tüm Yazıları
Hits: 16