HEGEMONİK Mİ, DİYALEKTİK Mİ?

~ 29.09.2022, Av. Abdurrahman BAYRAMOĞLU ~

Av. Abdurrahman Bayramoğlu

 

Bu iki yabancı kökenli sözcük, bireylerden başlayarak toplumun en üst yapısına dek tüm ilişkiler bakımından, ilişkinin niteliğini gösterirler.

Hegemonik ilişki biçimi; nedeninden bağımsız olarak eşitsizler arasındaki bir ilişkiyi tanımlar. Taraflardan biri güçlüdür ve kural koyar, diğer taraf ise güçlünün koyduğu kurala gönülsüz (Gramsci’ye göre ‘gönüllü’) de olsa ona uyar. Yani bir taraf diğer tarafın hegemonyasını kabul eder, ya da ona iltica eder. Taraflardan biri diğerine katılmıştır.

Diyalektik ilişki biçimi ise; en azından başlangıç olarak eşitler arasındaki bir ilişkiyi tanımlar. Taraflar tezlerini ortaya koyarlar (tez-anti tez) ve bu ilişkiden yeni bir durum (sentez) ortaya çıkar. Yeni durum her iki tarafın da başlangıçtaki tezlerinden uzaklaşmış oldukları bir durumu gösterir. Yani iki taraf da kendi tezini kaybetmiştir ama ortak tezlerini kazanmıştır. Müttefikler yok olmamıştır, ancak ittifak müttefiklerden hiçbiri değildir.

***

Günümüzde kavramlarla oynarken çok da özen gösteril(e)mediği bilinen bir gerçek. Ancak Türkiye genelinde yaklaşan baro genel kurulları ve özelde İstanbul Barosu Genel Kurulu dolayısıyla, bir süredir İstanbul Barosu avukatları arasında süregelen kaynaşmalar bağlamında, içinde yer aldığım bir dizi çalışma toplantısı dolayısıyla ittifak kavramının üzerince çokça tepindik.

Hafta sonunda yapılan son toplantının ardından, seçim sürecinde artık bu çalışmanın içinde yer almayacağımızı paydaşlarımıza duyurduk. Bir süre sonra da, yaklaşan seçimin iddialı gruplarından birinin, “Kimseyle ittifak görüşmesi yapmadık.” şeklindeki açıklaması sonrasında şu meşhur ittifak kavramı hakkında düşünme ihtiyacı duydum.

***

Yazımın başında değindiğim iki kavram bağlamında değerlendirdiğimizde, ittifak sözcüğünün diyalektik bir ilişki sonucunda ortaya çıkabileceği, bu nedenle hem açıklamayı yapan grup, hem de görüşülen diğer grupla sürdürülen ilişkinin diyalektik değil, hegemonik bir ilişki olduğu görülmektedir. Çünkü tartışma verilenin daha çok olması düzleminde sürmektedir. Oysa ittifak görüşmesi sonucunda her iki tarafın da başka bir şeye dönüşmesi gerekir. Çünkü ittifak görüşmesi diyalektik bir süreçtir. Her ne boyutta ve ağırlıkta olursa olsun taraflardan birinin diğerine tabi olması hegemonik bir ilişkiyi gösterir. Bu bir tercihtir. Hatta Gramsci’ye göre böylesi daha iyidir.

Açıklamaya ve sürece bir de buradan baksak mı?

***

Bitirirken bu tartışmalar sırasında kullanılan bir deyime değinmek istiyorum.

Bana göre genç bir meslektaşımın “karşı fikri öldürmek” deyimini kullanması, doğrusu biraz ürpertici geldi bana ve içinde olduğumuz süreci biraz daha sağduyuyla ele almak gerektiğini düşündürdü.

Öldürmek!

Bir meramı anlatmak amacıyla çarpıcı bir metafor olarak kullanıldığı belli olsa da, Ferudyen bir yaklaşımla ele aldığımızda biraz ürpertici gerçekten. Üstelik karşı düşünceyi öldürmek diye bir tanımlama, doğrusu daha da ürpertici geldi.

Arkadaşlar!

Başka bir genç meslektaşımın dediği gibi, İstanbul Barosunda her 104 haftada bir seçim yapılıyor. Yani 3 hafta sonra her şey bitmeyecek.

Biraz sakin lütfen…

 

29.09.2022 - Çağlayan

Av. Abdurrahman BAYRAMOĞLU | Tüm Yazıları
Hits: 770