Gözümüz aydın, TBMM Adalet Komisyonu'nda kabul edilen "Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun Teklifi" gerekçesine göre, Cumhuriyetimizin ikinci yüzyılı, devletimizin güçlü “demokratik hukuk devleti niteliğini daha da güçlendirecek”miş.
Yani teklifi imzalayanlar bu gerekçe güçlü bir demokratik hukuk devletine sahip olduğumuzun öncelikle altını çiziyor ve bu niteliklerin ikinci yüzyılda daha da güçlendirileceği vaadinde bulunuyorlar. Gerçek olamayan böyle bir kabulden yola çıkarak hazırlanan yasa teklifi de inandırıcı olamıyor ve başta meslektaşlarımız olmak üzere toplumumuzun önemli bölümü tarafından benimsenemiyor.
Teklife yöneltilen eleştirilerde gerekçedeki bu kabulün üstünde durulmadığını görünce öncelikle bu konudaki itirazlarımı belirtmek istedim. Daha gerekçede, güçlü bir demokratik hukuk devletinde yaşadığımız kabul edilince maddeler de temelsiz oluyor.
Bu nedenle maddeleri değerlendirmeyi teklifin yasalaşmasından sonraya bırakarak TBMM Adalet Komisyonu'nda kabul edilen metinde imzası bulunan ya da kabul oyu kullanan sayın milletvekillerinden öncelikle aşağıdaki soruları yanıtlamaları gerektiğine inanıyorum:
- Uygulanmakta olan Türk Tipi Başkanlık Sistemi, “güçlü demokratik hukuk devleti”miz ile ne kadar bağdaşmaktadır?
- “Güçlü demokratik hukuk devleti”mizin uygulamaları devlete, parlamentoya ve yargı erkine duyulan güvensizliği neden giderememektedir?
- “Güçlü demokratik hukuk devleti”nde Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi ve Anayasa Mahkemesi kararları neden uygulanmamaktadır?
- “Güçlü demokratik hukuk devleti”mizde neden CHP’li belediyelere ve başkanlarına tutuklama ve işten el çektirerek sindirme amaçlı operasyonlar yapılıyor, yargılamalar neden sonuçlandırılmıyor?
- “Güçlü demokratik hukuk devleti”mizde neden muhalefet partilerinden iktidar partisine şüpheyle karşılanan çok sayıda geçişler olabiliyor?
- “Güçlü demokratik hukuk devleti”mizde yargılamalarda gizli tanıklar, itirafçılar, etkin pişmanlıkçılar nasıl bu kadar etkin olabiliyor?
- “Güçlü demokratik hukuk devleti”mizde terör hükümlüleri için sonu afla sonuçlanacak süreci başlatan yasalar hazırlanırken, avukatlar, siyasetçiler, gazeteciler, iş adamları cezaevlerinde neden unutuluyor?
- “Güçlü demokratik hukuk devleti”mizde sadece teröristlerle yapılacak barışın gerçek toplumsal barışı sağlamayacağı neden dikkate alınmıyor?