Stratejik akıl ve politik alan

~ 21.01.2026, Av. Dr. Başar YALTI ~

Generallerin sanatı olarak bilinen strateji, askeri bir terim olmakla birlikte artık yaşamın hemen her alanında, özellikle de politik alanda kullanılan bir kavram haline geldi.

Strateji, belirlenen bir ana hedefe ulaşmak için kullanılacak yol ve yöntemleri doğru olarak seçme ve uygulama ustalığı olarak tanımlanmaktadır. Seçilen hedefe ulaşmak için eldeki olanakları bilmek, bu olanakları doğru yerde ve zamanda kullanmak, olası engelleri görebilmek, mevcut enerjiyi gereksiz yerde/durumda/ zamanda harcamamak, ortamı ve koşulları yönlendirmek, rakipleri doğru analiz etmek, stratejinin ana unsurlarıdır.

Strateji; stratejik akıl, stratejik karar, stratejik davranış ve stratejik liderlik gerektiren bir uygulamadır. Stratejik akıl ise stratejik duyarlık, öngörü ve çeviklikle sağlanır.

KARAR, ANALİZ VE PLANLAMA

Stratejik duyarlılığa sahip olanlar gelişmeleri erken fark ederek, önem derecelerini doğru şekilde saptayarak gereken tutumu önceden alırlar. Böylece olası gelişmeleri algılama, analiz etme ve anlamlandırmada öne geçerler. Stratejik öngörü, yaşamın akış yönünü ve olayların neden- sonuç ilişkilerini sezmek, geçmişte yaşananları bilmek, gelecekte olabilecekleri kestirmek için, satranç oyuncusu gibi davranmayı, çok yönlü düşünmeyi, tarih, sosyoloji, jeopolitiği bilmeyi gerektirir. Stratejik çeviklik, duyarlık ve öngörü sonucu varılan sentez ve karşılaşılan olaylara tepki verme esnekliğidir. Kendini sürekli yenilemektir.

Stratejik kararlar, stratejik akılla ve stratejik planlama yapılarak alınır. Stratejik karar, ciddi bir beyin fırtınası sonrasında yapılan çalışmaların ürünü olmalıdır. Bunun için hemen her konudaki (ekonomik, politik, diplomatik, biyografik, psikolojik, sosyolojik, ideolojik, teknolojik, askeri vb.) verilerin toplanması ve değerlendirilmesi gerekir. Aceleci, günü birlik, düşünülmeden, tasarlanmadan yapılan hamleler oyunu kaybettirebilir. Strateji, anı değil bir süreci kapsar. Strateji, diyalektik bir bakış açısına gereksinim duyar, ağacı ve ormanı aynı anda görebilme becerisine dayanır. Stratejide güç zehirlenmesine, illüzyona yer yoktur.

POLİTİK ETKİ VE DEVLETLEŞEN İKTİDAR 

Politik alan; iç ve dış dinamikler dikkate alındığında, askeri alanda yaşananlardan çok daha kaypak, belirsiz ve karmaşık değişkenler içerir. Bu anlamda politik strateji daha çok dikkat, daha derin analizler ve planlama yapılmasını gerektirir. Politik strateji, karmaşık olayları, çıkar çatışmalarını, riskleri ve güç odaklarını dikkate alarak, gelecekte olabilecekleri kestirerek hedefe giden yol haritasını belirleme yeteneğidir. Bu süreçte doğru kararlar almak, doğru kadroları seçmek, amaca hizmet eden doğru mücadele yöntemleri belirlemek, esnek, sabırlı, dirençli ve cesur olmak gerekir.

Ülkemizi, 23 yıldan beri yöneten iktidarın, Cumhuriyeti, çağdaşlığı, laik demokratik düzeni, Aydınlanma felsefesini ortadan kaldırarak yerine, tek adam yönetimine dayalı, otoriter, şoven ve siyasal İslamcı bir düzen kurmaya çalıştığını kabul etmek gerekiyor. Siyasal iktidarın, perdelediği bu hedefe ulaşmak için ciddi bir strateji uyguladığı, hedefine adım adım yaklaştığı görülüyor. Başta eğitim düzeni, hukuk düzeni, ekonomik düzen olmak üzere tüm devlet düzeni, “Yeni Türkiye Yüzyılı” adı altında bu hedefe ulaşmak için yapılandırılmakta, medya kontrol altında tutularak, yargı sistemi kullanılarak, yoğun bir propagandayla, toplumsal zihin bu amaca göre şekillendirilmektedir.

Gelinen aşamada, iktidar hedefine tam olarak ulaşamamış gözükse de Cumhuriyetin temel değerlerini, anayasal ilkelerini fiilen ortadan kaldırmış bulunuyor. Devletleşen iktidar, kurnaz, kıvrak ve her yönteme başvurmayı, her aracı kullanmayı mübah sayan bir karakterdedir. Egemen devletler, kapitalizmin ve emperyalizmin isteklerine aykırı görmedikleri böyle bir iktidarın varlığından rahatsız değildir.

MUHALEFETİN STRATEJİSİ 

Böylesi distopik bir gidişten çıkış ve laik, demokratik cumhuriyeti yeniden kurmak için eldeki tek olanak, demokratik muhalefetin varlığıdır. Bu anlamda muhalefetin önünde, uzun yıllar sürmüş bir iktidarın toplum üzerinde yarattığı korku ve alışkanlıkları silmek, depolitize edilerek birer tüketiciye dönüşmüş bireyleri mücadeleye katmak, toplumsal bilinci yeniden kurgulayıp devrimci bir silkinişi gerçekleştirmek, halkın yalnızca istediklerini yapmak değil, istemesi gerekenleri de yaratmak bir ödev olarak durmaktadır. Böylesi bir toplumsal silkinişin gerçekleşmesi için ise ciddiyetle planlanmış bir stratejinin belirlenip uygulanması gerektiği açıktır.

Oysa muhalefet stratejik duyarlık ve öngörüden uzak, dağınık bir görüntü vermekte, mücadele samimiyetini ve enerjisini verimli kullanamamaktadır. Muhalefetin, sayısı her gün artan toplantıları ve yapıp eyledikleri ne yazık ki iktidar surlarında sonuç alıcı bir etki yaratmamaktadır. Stratejiden yoksun günübirlik kararlar, iktidarın tanımladığı gündem içinde kalan çırpınışlar, yaratıcılığı olmayan ve alışkanlığa dönüşen yöntemler, soyut ve kişisel önermeler, halkı, “elimdekinden de olurum” kaygısından kurtaramamakta, başarıya yetmemekte, son tahlilde umut kırıcı olmaktadır.

Politik stratejide en önemli hamle, sıradanlığı aşmak ve fark yaratmaktır. Alışılmışın dışına çıkamayanlar, doğru projeksiyon yapamayanlar strateji üretemezler. İktidar, kendi stratejik hamlelerine devam etmektedir. Muhalefet ise içinde bulunduğumuz süreci tam “okuyamamakta”, toplumsal bilinci yeniden kurgulamakta zorlanmaktadır. Bu çerçevede muhalefetin, yol gösterici bir “stratejik akıl kuruluna ihtiyacı olduğu çok açıktır.

https://www.cumhuriyet.com.tr

Av. Dr. Başar YALTI | Tüm Yazıları
Hits: 9156