Yaratıcı şüphe

~ 28.01.2026, Bülent Usta ~

Tanıdığım balıkçıların çoğu şüpheci insanlardır. Belki de deniz insanı oldukları içindir. Her şey akışkandır onlar için. Coşkulu olsalar da kesin ve net cümleler kurmazlar pek, kuranlara da göz ucuyla bakarlar. Denizde kesinlik yoktur çünkü. Turgut Uyar’ın şiirinde yazdığı gibi: "Aşkım da değişebilir gerçeklerim de / Pırılpırıl dalgalı bir denize karşı"... aynı şiirin devamında da şöyle der: "Benim dengemi bozmayınız"...

Denge filan kalmadı artık. Hatırlıyorum da eskiden şüphe etmekten korkulmazdı. Bugünse tam tersine, kendisinden ya da düşündüklerinden emin olmayanlara iyi gözle bakılmıyor. Bir sürü yorumcu, siyasetçi, yazar, sanki tereddüt etmek başlı başına bir zaafmış gibi, nasıl da kendinden emin konuşuyor.

***

Şüphe bugün dağılma anlamına geliyor. Çünkü insan artık içsel olarak yeterince örgütlü değil. Şüphe bir zamanlar öznenin gücüyken, merkezin zayıflamasıyla birlikte tutunacak bir yerin kaybı gibi yaşanıyor. Yalan da olsa bir şeye tutunayım ihtiyacı öylesine baskın ki, hakikati arama zahmetine girilmiyor pek. Kimlik denilen şey giderek dışarıdan kurulduğu için belki de. Taraf, kamp, pozisyon; fikir olmaktan çıkıp neredeyse birer benlik protezine dönüşmüş.

Bu yüzden şüphe artık düşünceyi değil, kimliği tehdit eder hale geldi. “Yanılıyor olabilir miyim?” sorusu, çok hızlı bir biçimde “Ben kimim o zaman?” sorusuna dönüşebiliyor hızla. Dağılma bu yüzden korkutucu. Liderlerin yalan söylemesine gösterilen kayıtsızlık da buradan besleniyor. Yalan, hakikatin yerine geçtiği için değil; dağılmayı durdurduğu için tolere ediliyor.

Şiirin bu denli geri çekilmesi de bu süreçle ilişkili. Şiir okuyan biri, kendi içine korkusuzca bakabilen biridir. Ama biliyoruz ki psikofobi denilen şey, kültürel bir yaraya dönüşmüş durumda. Aman kendimle kalmayayım, içime bakmayayım, duygularımla karşılaşmayayım. Reels videoları, bilgisayar oyunları, sonu gelmeyen diziler yardımıma koşsun. Platformlarda izlenecek dizi kalmazsa ben ne yaparım? Güzel bir manzaranın karşısında durup derinlere dalmak yerine, o manzaranın fotoğrafını paylaşıp etkileşime girmeden duramaz hale geldik. Oysa gerçekte ne istediğimizi ancak deneyerek, hayal kırıklığına uğrayarak, risk alarak öğrenebiliriz. Ama hayal kırıklığına tahammül giderek azaldıkça arzu da geri çekiliyor. Arzu belirsizleştiğinde özne de belirsizleşiyor. Dış dünyadaki belirsizlikle iç dünyadaki belirsizlik üst üste bindiğinde, insanlar ya sürekli bir alarm halinde yaşıyor ya da kayıtsızlığa kapılıyor.

***

Şüphe ile ikna, sanıldığı gibi birbirinin karşıtı değil; aynı korkuya verilen iki farklı savunma biçimi aslında. Biri “emin olayım da dağılmayayım”, diğeri “hiçbir şeye inanmayayım da incinmeyeyim” diyor. Ama şüphe, hiçbir şeye inanmamak da değil. Daha doğrusu, Adam Phillips’in ‘Houdini’nin Kutusu’ kitabında yazdığı gibi, şüphe öznenin arzuyla temasına göre yaratıcı ya da felç edici olabilir. Önemli olan şüphenin neye hizmet ettiğidir. Balıkçılardaki ve sanatçılardaki şüphe çoğu zaman yaratıcıdır; şiirseldir.

Alain Badiou ‘Yüzyıl’ kitabında Mandelştam’ın 1923’te şiirle ilgili düşüncelerine yer verir. Şiir geri çekilmemiştir, beklemeye geçmiştir, tıpkı bugün olduğu gibi. Badiou şöyle yazar: “Evet, ilkbahar geri gelecek, ‘yeşil filiz fışkıracak’ diyebilir, ama bizler, dizleri kırık bir yüzyıl olarak, insani hüznün dalgasına direnmeye çalışıyoruz.” Şimdi beklentinin de anlamı değişti. Çünkü sadece dizleri kırık değil bu yüzyılın; dizleri protez, zihni dijital. Şiir yine de bekliyor. Fernando Pessoa’nın önerdiği gibi, şiirle “insani acının dibine kadar gitmek, oradaki tuhaf yetileri keşfetmek”ten başka bir çıkış yolu yok.

***

Yaratıcı şüphe olmaksızın insan yeniden arzulayan bir özneye dönüşemez. Çünkü öğrendik ki kapitalizmin iddia ettiği gibi seçenek bolluğu özgürlük üretmiyor. Bilgi artışı bilgelik getirmiyor, hız yakınlığa yol açmıyor, görünürlük tanınma anlamına gelmiyor, güvenlik vaadi dünyayı daha güvenli hale getirmiyor. Bütün bu yanılsamaların ortasında insanı ayakta tutabilecek tek şey, bekleyen şiiri yeniden dünyanın damarlarında dolaşıma sokabilecek yaratıcı şüpheden başka bir şey değil.


https://www.birgun.net

Bülent Usta | Tüm Yazıları
Hits: 2250