Dünya 'dan Haberler 25

~ 24.07.2012, Ali ER ~

Geçen haftanın en önemli gelişmesi Başbakan Sayın Erdoğan’ın Rusya ziyareti oldu. Neler konuşuldu bilinmez ama Rusya ile de

“Stratejik ortak”

olmuşuz da haberimiz yokmuş. İyi güzel de nasıl oluyor? Türkiye, küresel düzeydeki iki

“Stratejik rakip”

ile aynı zamanda

“Stratejik ortak olabiliyor?”

diye sorarsanız; cahillik etme sen

“Stratejik derinlik”

nedir bilmez misin? derler adama…

Neyse daha fazla “Stratejik cehaletimizi” açığa vurmadan Dünya gündeminde öne çıkan başlıklara göz atmaya başlayalım.
‘Stratejik ortak’ Rusya’yla Suriye konusunda uyum
Moskova’da Rusya Devlet Başkanı Putin’le görüşen Başbakan Erdoğan “Suriye’nin istikrarı konusunda en ufak bir ihtilaf yok” derken Putin “Türkiye’yle stratejik ortağız” dedi. Suriye’de Beşar Esad rejiminin en üst düzey görevlilerinden dördünün ölümüyle sonuçlanan intihar saldırılarıyla aynı gün Başbakan Recep Tayyip ErdoğanŞam yönetiminin uluslararası toplumda en büyük koruyucusu olan Rusya’nın Devlet Başkanı Vladimir Putin’le Moskova’da görüştü. 
Kremlin Sarayı’nda ana gündem maddesinin Suriye olduğu ikili görüşmeden sonra Başbakan Erdoğan’la ortak basın toplantısı düzenleyen Putin, Türkiye’nin Rusya için her zaman çok önemli olduğunu ve iki ülkenin stratejik ortak olarak kalmaya devam edeceğini belirtti.
‘Suriye’nin bölünmesine karşıyız’
Putin, Türkiye’nin Cenevre sürecini desteklemesinden dolayı memnuniyet duyduklarını söyledi. Erdoğan bir Rus gazetecinin, Türkiye’nin Suriye’deki Esad rejiminin en keskin tenkitçilerinden olduğunu belirterek, “Rusya ise bölgede istikrarın tesisinden yana. Esad değişirse sizce bu ülkeyi kaosa sürüklemez mi?” diye sorması üzerine özetle şunları söyledi: “Her şeyden önce Suriye’nin istikrarı, bölgenin istikrarı konusunda en ufak bir ihtilaf yok, o konuda aynı şeyi düşünüyoruz. Suriye’nin bölünmesine kesinlikle karşıyız. Ama bildiğiniz gibi Suriye’de otokratik yapının neticesinde 18 bini bulan öldürülmüş insan var. 40 bin göçmen bizim ülkemize geldi. Biz diyoruz ki, ‘Olması gereken halkın iradesi Suriye’de neyi istiyorsa o olsun ve Beşar Esad’dan sonrasının kararını Suriye dışında başka ülkeler vermesin. Suriye halkı versin.’ Bu noktada BM Güvenlik Konseyi’ne özellikle daimi üyelere çok önemli görev düşüyor. Cenevre’de yapılan toplantı aslında önemli bir yol haritasıdır. Bu yol haritası istikametinde atılacak bir adımla netice alınabileceğine inanıyorum. Sürecin uzaması orada Baba Esad’ın yaptığı katliamların neticesini getiriyor. Bizim isteğimiz Türkiye olarak katliamlar dursun, barış Suriye’ye egemen olsun, halkın iradesiyle Suriye huzur bulsun.” Söz alan Putin de Türkiye’ye Cenevre toplantısına desteği için teşekkür etti.
Lavrov: Elimizdeki tüm bilgileri Türk tarafına verdik
Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, geçtiğimiz ay Akdeniz'de düşürülen Türk uçağıyla ilgili ellerindeki tüm bilgiyi Ankara'ya aktardıklarını söyledi. BM ve Arap Birliği Temsilcisi Kofi Annan’ı kabul etmeden önce Moskova’da bir basın toplantısı düzenleyen Rus Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, Hürriyet’in iki sorusunu yanıtladı.
Hürriyet muhabirinin, Cenevre Konferansı sonrasında yaptığı, “Elimizde somut bilgiler var, taraflar isterse paylaşmaya hazırız” açıklamasını hatırlatması üzerine Lavrov, “O konuda Türk tarafına elimizdeki tüm bilgileri verdik. Bunları nereden temin ettiğimize gelince,Rusya önemli bir ülke ve dünya genelinde değişik istihbarat imkanları var. Dolayısıyla Türk tarafına gereken bilgileri vermiş olduğumuzu söylemekle yetiniyorum” dedi.
Basın toplantısında şu an asıl kavganın, Rusya’nın gündeme getirdiği Suriye’de gözlemcilerin görev süresinin uzatılması önerisiyle Batı’nın hazırladığı müdahale öngören karar tasarısı arasında olduğunu da söyleyen Lavrov, “Biz kesinlikle müdahale öngören tasarının altına imza atmayacağız” dedi.
Biz Esad'ı değil Annan planını destekliyoruz
Suriye'deki durumun giderek daha karmaşık bir hal aldığını da belirten Lavrov, sorunun uluslararası boyut kazanmaya başladığını söyledi. Lavrov, Rusya'nın Esad'ı değil, Annan planını desteklediğini ifade ederek, "Suriye'deki çatışmalar dini bir boyut kazanmaya başladı. Ülkede üçüncü güç olarak nitelendirilen El Kaide güçleri daha aktif rol oynuyor" dedi.
"Esad ayrılmayacak"
Batı'nın Esad'ın görevi bırakması için Rusya'dan destek istediğini belirten Lavrov, "Batı bizden Esad'ı ikna etmemizi ve koltuğunu kendi iradesiyle bırakmasını sağlamamızı istiyor. Ancak bu gerçekçi bir istek değil. Esad ayrılmayacak. Ancak biz istediğimiz için değil, ülkenin büyük kesimi hala onu desteklediği için" değerlendirmesinde bulundu.
"Gözlemcileri koz olarak kullanmak kabul edilemez"
Lavrov, "Bize BM'de yedinci maddeyi kabul etmememiz halinde, önerdiğimiz BM gözlemci misyonunun süresinin uzatılması teklifini onaylamayacaklarını söylüyorlar. Bu tür bir yaklaşım kesinlikle tehlikeli. Çünkü gözlemcileri koz olarak kullanmak kabul edilemez" dedi.
Rusya ve Çin’den üçüncü veto
BM Güvenlik Konseyi’nde dün Suriye ile ilgili oylanan yaptırım tasarısı, yine Rusya ve Çin’in vetosu ile rafa kaldırıldı.
Rusya ve Çin, Batılı ülkelerin desteklediği, Suriye’ye karşı yaptırım öngören tasarıyı dün BM Güvenlik Konseyi’nde gerçekleşen oylamada veto etti. Tasarı, askerlerini ve ağır silahlarını halkın yaşadığı bölgelerden 10 gün içinde geri çekmezse ve BM Sözleşmesi’nin 7. bölümüne bağlı kalmazsa Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad’a karşı askeri olmayan yaptırımları öngörüyordu. Böylece iki ülke, bir tasarıyı üç kez veto ederek BM Güvenlik Konseyi tarihine geçti. 
Suriye’de rejimin son günlerine dair 5 alamet
ABD’de yayınlanan haftalık haber dergisi The Christian Science Monitor, son bir haftadır Suriye’de yaşanan gelişmeleri uzmanlara sordu. Ortadoğu uzmanlarına göre son bir haftada yaşanan şu gelişmeler Esad rejiminin sonunun yakın olduğunu gösterdi:
1.   Şam’da rejimin kilit adamlarını öldüren 18 Temmuz’daki bombalı saldırı muhaliflere güç verdi. Muhaliflerin rejimin kalbine ulaşabildiğini gösterdi.
2.   Başkentte şiddetli çatışmaların devam etmesi rejimin zayıfladığının en büyük göstergesi.
3.   Devlet Başkanı Beşar Esad’ın ortalıklarda görünmemesi; liderin ailesiyle kaçtığı dedikodularının güçlendirerek rejimi zayıflattı. Esad’ın Akdeniz kıyısındaki Lazkiye’ye kaçtığı ihtimali gündemdeydi.
4.   Sınır kapılarının muhaliflerin eline geçmesi rejimin ana sorumluluklarından birini kaptırdığını ortaya koydu.
5.   Suriye’nin en büyük destekçisi Rusya’nın Paris’teki Büyükelçisi Alexander Orlov sonra da yalanlansa da “Esad gitmeyi kabul etti” dedi.
Rusya'dan Esad'a son sürpriz
Rusya, Suriye’yle yeni silah anlaşması yapmayacağını açıklamasından kısa bir süre sonra bu kez de Batı'yla gerginliğe neden olan saldırı helikopterlerini Suriye'ye göndermekten vazgeçti
Suriye Ulusal Güvenlik Konseyi Başkanı da hayatını kaybetti
Suriye’de çarşamba günü düzenlenen bombalı saldırıda yaralanan Suriye Ulusal Güvenlik Konseyi Başkanı Tümgeneral Hişam Bahtiyar da hayatını kaybetti. Devlet Başkanı Beşşar Esad’ın güvenlik danışmanı olan Tümgeneral Hişam Bahtiyar 1941’de doğdu. 20001-2005 yılları arasında Suriye’nin Genel İstihbarat Kurumu’nun başkanlığı görevlerinde bulunduktan sonra Baas Partisi Bölgesel Komutanlığı Ulusal Güvenlik Bürosu’nun direktörlüğüne getirildi.
ABD Maliye Bakanlığı 2006 yılında, "belirli terörist gruplara destek veren Suriye hükümetine önemli katkıda bulunduğu" gerekçesiyle Amerikan vatandaşlarını ve kurumlarının Bahtiyar ile ticari ilişkilerde bulunmasına yasak getirdi.
Suriye’nin sonu Yugoslavya gibi mi olacak?
Suriye’de nüfusun yüzde 74’ü Sünni, yüzde 12’si Alevi, yüzde 10’u Hıristiyan. Kürtler nüfusun yüzde 9’unu, Türkmenler yüzde 4’ünü oluşturuyor. Birçok Ortadoğu analisti Suriye’yi tek bir objektifin içinden görüyor: rejim değişikliğine ihtiyacı olan sorunlu bir devlet. Ancak son olaylar, Alevilerin hayatta kalabilme arzusunun Suriye devletinin varlığını engelleyebileceğini de içeren yeni bir paradigmaya ihtiyaç olduğunu gösteriyor.
Esad'ın çekildiği yerlere PKK yerleşti
Esad’ın askerlerinin Şam’da muhaliflerle mücadele için ülkenin kuzeyinden çekilmesini fırsat bilen PKK’nın Suriye kolu PYD birçok kentte “kontrolü ele geçirdiğini” duyurdu. PYD “Türkiye müdahale etmesin” diyerek tehdit savurdu. Suriye’de 17 aydır muhaliflerin isyanına direnen Devlet Başkanı Beşar Esad’a bir darbe de Kürtler vurdu. Başkent Şam’da geçen hafta düzenlenen bombalı saldırıda rejimin üst düzey dört isminin öldürülmesi, çatışmaların Şam’ın mahallelerine yayılması ve bazı sınır kapılarının muhaliflerin eline geçmesi Esad yönetimini çok zor bir duruma sürüklemişti.
Esselame Gümrük Kapısı muhaliflerin elinde
Kilis Öncüpınar Gümrük Kapısı'nın karşısında yer alan Suriye'ye ait Esselame Sınır Kapısı'nın kontrolü muhalif güçlerin kontrolüne geçti. Muhalifler sınırdaki bayrak direğine kendi bayraklarını astı.
'Esad Alevi devleti kuracak' iddiası
Uluslararası baskılar karşısında sıkışan Suriye lideri Beşşar Esad'ın hazırladığı 'B planı' doğrultusunda Lazikiye merkezli bir Alevi devleti kuracağı iddia edildi. Batılı ülkeler, şiddetin devam ettiği Suriye'de Esad sonrasını tartışırken; Eş Şarkül Avsat Gazetesi'nden çarpıcı bir iddia geldi. Londra merkezli gazete, Suriye Devlet Başkanı Beşşar Esad'ın bir Alevi devleti kurmaya hazırlandığını iddia etti. İddiaya göre, muhaliflerin saldırıları ve uluslararası baskı karşısında sıkışan Esad, bir 'B planı' hazırladı.
Kimyasal silah senaryosu bu kez Esad için sahnede
Irak’ın işgaline zemin hazırlayan ‘Saddam’ın kitle imha silahı var’ bahanesinin benzeri Suriye için gündeme getiriliyor. ABD’de ‘Saddam silahlarını Suriye’ye transfer etti’ görüşü güç kazandı
ABD ve İsrail’den Beşar Esad rejiminin kimyasal silahlarını devreye sokması durumunda Suriye’ye müdahale edecekleri sinyali geldi. ABD ve İsrail’in kimyasal silahlar konusundaki “hassasiyeti” 2003 yılında Irak işgali öncesinde kullanılan “Saddam Hüseyin yönetiminin kitle imha silahları var” bahanesini akıllara getirdi. Hatta ABD’li yetkililer, 9 yıl boyunca Irak’ta bulunamayan biyolojik silahların işgalden hemen önce Suriye’ye transfer edilmiş olabileceğini söyleyecek kadar teorilerini ileriye götürüyor.
İsrail askeri operasyon hazırlığında
İsrail Savunma Bakanı Ehud Barak, İsrail ordusunun Suriye’deki kimyasal silahların Lübnan’daki Hizbullah’ın eline geçmesini önlemek amacıyla yapılacak bir operasyon için hazırlıklara başladığını söyledi.   Barak “Orduya başta istihbarat alanında olmak üzere gereken her konuda hazırlıkların yapılması emrini verdim. Eğer gerekliyse operasyon düzenlemeyi göz önüne alabileceğiz” dedi. Barak, “Gelişmiş silah sistemlerinin, özellikle de uçaksavar füzelerinin ve karadan karaya ateşlenen ağır füzelerin taşınması ihtimalini değerlendiriyoruz. Ancak kimyasal silahların Suriye’den Lübnan’a taşınması olasılığı da söz konusu olabilir. Esad düşmeye başladığı anda istihbarat değerlendirmemizi yapıp diğer kurumlarla bağlantıya geçeceğiz” diye konuştu.
CIA ve Mossad peşine düştü
ABD ve İsrail, Esad rejimin sahip olduğu kimyasal silahların peşine düştü...
İsrail Savunma Bakanı Barak, kimyasal silahların Hizbullah’ın eline geçmesini önlemek amacıyla yapılacak bir operasyon için hazırlıklara başladığını söyledi. ABD’nin istihbarat teşkilatı CIA de kimyasal silahların peşine düştü.

http://dunya.milliyet.com.tr/cia-ve-mossad-pesine-dustu/dunya/dunyadetay/22.07.2012/1570302/default.htm
ABD ve İsrail Esad'ı vurmayı konuşuyor!
Washington Post, Obama Yönetimi yetkililerinin “Çarşamba günü acil durum planları üzerinde çalıştıklarını” belirtirken bu çalışmalarda “Suriye’nin sahibi olduğu sanılan kimyasal silahlara odaklanıldığını" belirtti. Haberde Beyaz Saray Ulusal Güvenlik Danışmanı Donilon’un hafta sonunda İsrail’de görüşmeler yaptığına dikkat çekildi.
NYT: ABD İsrail ve Türkiye ile görüşüyor
Obama Yönetiminin, Suriye konusunda diplomatik bir çözüm bulma çabalarından vazgeçtiği, bunun yerine Suriye hükümetini zorla devirmeye odaklanacağı savunuldu. 
New York Times gazetesi, Yönetim yetkililerine dayanarak Suriye hükümetinin çöküşünün nasıl yönetileceği konusunda Türkiye ve İsrail yetkilileriyle görüşmeler yapıldığını öne sürdü. New York Times,ABD’li yetkililere atfen “Obama Yönetimi, şimdilik Suriye krizine diplomatik bir çözüm bulma çabalarından vazgeçti ve bunun yerine Suriye Cumhurbaşkanı Beşar Esad’ın hükümetini zorla devirmek amacıyla isyancılara yardımı artırıyor ve benzer görüşleri olan ülkelerin bir koalisyonu oluşturmaya yönelik çabalarını kat kat çoğaltıyor” diye yazdı. Gazete şöyle devam etti: “Yönetim yetkilileri, Türkiye ve İsrail’deki yetkililerle Suriye hükümetinin çöküşünün nasıl yönetileceğine ilişkin görüşmeler yapıyor. Savunma Bakanı Leon Baretta, İsrailli savunma muhataplarıyla kısmen Suriye krizini görüşmek üzere önümüzdeki birkaç gün içinde İsrail’e gidecek.”  http://dunya.milliyet.com.tr/nyt-abd-israil-ve-turkiye-ile-gorusuyor/dunya/dunyadetay/22.07.2012/1570327/default.htm
Suriye İhvan’ı parti kuruyor
İstanbul’da bir araya gelen Suriyeli Müslüman Kardeşler siyasi parti kurma kararı aldı. Suriye Müslüman Kardeşler Siyasi Büro Şefi Ali Sadreddin el-Beyanuni, Suriye’yi demokratik çok partili sivil yönetime taşımak için parti kurmayı hedeflediklerini söyledi. Suriye Müslüman Kardeşler Lideri Riyad   Şakfa, Suriye halkının özgürlük mücadelesini desteklediklerini, 2 gün süren konferansta Suriye’deki son gelişmelerin ve Esad sonrası Suriye’nin durumunun değerlendirildiğini ifade etti.
İran, ABD'yi uyardı
İran Devrim Muhafızları Deniz Kuvvetleri Komutanı Tuğamiral Ali Fedevi, Basra Körfezi’ne gelen yeni ABD gemilerinin İran’ın uyarılarına uyumamaları durumunda “kötü sonuçlarına” katlanmak mecburiyetinde kalacaklarını söyledi. Tuğamiral Fedevi, İran’ın güvenliğinin tehdit edilmesi durumunda Hürmüz Boğaz’ından bir damla petrol geçişine izin vermeyeceklerini ifade etti.

İran’ın tam şekilde Hürmüz Boğazı’nı kapatma kabiliyetine sahip olduğunu söyleyen İranlı komutan, “Hayati çıkarlarımız ve milli güvenliğimiz sağlandığı ve dikkate alındığı sürece bölge, herkes için güvenlikli olacak ancak İran’ın güvenliği tehlikeye girerse o zaman kimse güvende olmayacak” ifadesini kullandı.

Tuğamiral Fedevi, Basra Körfezi ve Hürmüz Boğazı’nda İran ve bölge dışı ülkeler arasında çatışma yaşanması olasılığı ile ilgili soruya karşılık, “Çatışma çıkması Batılı ülkelerin ‘ahmaklığına’ bağlıdır. İran olarak aralarında askeri seçeneğin de bulunduğu her türlü seçeneğe karşı hazırlıklıyız ” yanıtını verdi.
İran'a Hürmüz'de darbe
İran'ın Hürmüz Boğazı'nı petrol sevkiyatına kapatma tehdidi ABD'nin bölgeye askeri yığınak yapmasına neden olurken, Körfez ülkesi Birleşik Arap Emirlikleri alternatif bir adım attı. Hürmüz'ü devre dışı bırakan yeni bir boru hattı açıldı. Birleşik Arap Emirlikleri, Hürmüz Boğazı'na alternatif oluşturan yeni bir petrol boru hattını hizmete açtı.
370 km uzunluğundaki yeni boru hattı ise emirliklerin batısındaki sahalardan doğu kıyısındaki depolama tesislerinin bulunduğu Fuceyra'ya uzanıyor. İlk aşamada günde 1.5 milyon varil ham petrol taşıma kapasitesi olan boru hattı, ülkenin Hint Okyanusu'na doğrudan açılabilmesini sağlıyor.
İlk ihraç dün yapıldı 
Uluslararası haber ajansı Associated Press ajansı, BAE yönetimine bağlı Uluslararası Petrol Yatırım Şirketi'ne dayanarak hattan taşınan ilk petrolün Pazar günü ihraç edilmek üzere bir tankere yüklendiğini duyurdu. Boru hattının açılış törenine BAE yetkilileri yanında, ExxonMobil, Shell ve Total şirketlerinin temsilcileri katıldı. BAE, günde 2.4 milyon varil ham petrol ihraç ediyor.
Boru hattı tam kapasiteye ulaştığında, bunun üçte ikisinin yeni hat üzerinden taşınması hedefleniyor. Hâlihazırda dünya piyasalarına giden petrolün beşte biri Hürmüz Boğazı'ndan geçiyor.
Hürmüz'e alternatif aranıyor 
Şimdiye dek, Katar ve Kuveyt gibi Birleşik Arap Emirlikleri de dünya pazarlarına açılabilmek için Hürmüz Boğazı'na bağımlı durumdaydı. Şimdi ise Umman gibi BAE de petrolünü doğrudan Hint Okyanusu'na ulaştırabilecek. Suudi Arabistan da teoride petrolünü Kızıldeniz kıyısına sevk ederek Hürmüz'e bağımlı olmaktan kurtulabilir. Ancak bunun için önce altyapısının geliştirilmesi gerektiği kaydediliyor.
İsrail'den İngiltere'ye saldırı uyarısı
Londra Olimpiyatları'na katılacak olan İsrailli sporculara İranlı teröristlerce saldırı düzenlenebileğinden endişe duyan İsrail, İngiliz hükümetini güvenlik önlemlerinin arttırılması yönünde uyardı. Olimpiyat oyunları sırasında 17 binden fazla asker, 7 bin özel güvenlik görevlisinin yanı sıra 12 bin 500 polis görev yapacak.
Avrupa ordularını Müslümanlara emanet etti
Avrupa’da zorunlu askerliği kaldıran ülkeler yeterli asker sayısına ulaşmak için Müslümanlara umut bağladı. Zorunlu askerliği kaldıran Avrupa ülkeleri, gerekli asker sayısına ulaşmak için Müslüman azınlıklara yöneldi. Almanya’da Müslüman asker sayısı yüzde 26’ya, Fransa’da yüzde 15’e çıktı. Yüzde 9 oranında Müslüman askere sahip İngiltere ise 2020’de bu oranı yüzde 25’e çıkaracak.
Zorunlu askerliği 1 Temmuz 2011’de kaldırdıktan sonra 180 bin olan asker sayısını tamamlamakta zorlanan Almanya, 3.5 milyon nüfuslu Türk azınlığa yöneldi. ‘Çok kültürlü’ ordu kurmak istediklerini söyleyen Savunma Bakanı Thomas de Maiziere, Türkiye Savunma Bakanı İsmet Yılmaz ile görüşmesinde Almanya’da 15 ay askerlik yapan Türklerin, Türkiye’de zorunlu askerliğini yapmış sayılmasını teklif etti. Maiziere, Müslüman askerlere helal yemek verildiğini ve ölmeleri durumunda İslama uygun gömüldükleri güvencesi verdi. Ancak Yılmaz kabul etmedi.
Myanmar'daki katliam AB'nin gündeminde
Avrupa Birliği, Myanmar'daki Rohingya Müslümanlarına yönelik katliamın durması için diplomatik girişimlerini yoğunlaştırdı. AB Dışişleri Yüksek Temsilcisi Catherine Ashton'ın sözcüsü Michael Mann, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Myanmar'da azınlıktaki Müslümanları hedef alan şiddet olaylarını yakından takip ettiklerini belirtti.
Sünnet yasağı halkı ikiye böldü
Almanya’da yapılan bir kamuoyu yoklaması, halkın sünnetin yasaklanıp yasaklanmaması konusunda bölünmüş olduğunu ortaya koydu. Alman Haber Ajansı (DPA) tarafından yapılan kamuoyu yoklamasında, ankete katılanların yüzde 45’i sünnetin yasaklanmasından yana tutum alırken, yüzde 42’si ise yasağa karşı olduğunu, yüzde 13’ü ise konuyla ilgili bir görüşü olmadığını söyledi.

http://dunya.milliyet.com.tr/sunnet-yasagi-halki-ikiye-boldu/dunya/dunyadetay/19.07.2012/1569117/default.htm
Almanya'dan Yunanistan'a kötü haber
Almanya Dışişleri Bakanı Guido Westerwelle, Yunan hükümetine, Avrupa ülkelerinden aldığı yardımlarla ilgili olarak sorumluluklarını yerine getirme çağrısında bulundu.
Westerwelle, "Hamburger Abendblatt" gazetesinde yayımlanan röportajında, Yunanistan’dan tasarruf programıyla ilgili olarak "konuları tümüyle yeniden görüşme ve reform sorumluluklarını tümüyle sorgulama" yönünde istekler geldiğini belirterek, "Bu konuda sadece şunu söyleyebilirim: Bu olmaz. Bu, aşmayacağımız bir sınırdır" dedi. Yunan hükümetiyle, daha önce varılan anlaşmalar konusunda kesinlikle yeniden görüşmeyeceklerini ifade eden Westerwelle, "Varılan anlaşmaların değiştirilmesini kabul etmeyeceğiz. Yunan hükümetinden ricam, bunu çok ciddiye almasıdır" diye konuştu.
"Türk gemisi neden Yunan bayrağı çekmedi?"
Altın Şafak milletvekilleri Nikolaos Kuzilos ile Yiannis Lagos, Dışişleri Bakanı Dimitris Avrumopulos’un cevaplaması istemiyle parlamentoya verdikleri soru önergesinde 10 Temmuz’da NATO gücü çerçevesinde Pire limanını ziyaret eden Türk fırkateyni “Gediz”in Yunan bayrağı çekmemesini gündeme getirdiler.
Yunan adası başka bir ülkeye bağlanmak istiyor
Ege'deki Yunan adalarından biri olan İkaria, Atina yönetimiyle imzaladıkları 100 yıllık anlaşmanın bittiğini belirterek, "Yunan yöneticiler bizi unuttu, Avusturya'ya bağlanmak istiyoruz" açıklamasında bulundu
İsrail'den çok sert tehdit!
Bulgaristan'ın Burgaz kentindeki havaalanında İsrailli turistleri taşıyan otobüse yönelik bombalı saldırıda 8 kişi öldü. Bulgar devlet televizyon kanalı BTV, saldırının, turistleri taşıyan otobüse yönelik yapıldığını bildirdi.
İsrail istihbaratı turistlerin katilinin peşine düştü
Bulgaristan’da 5’i İsrailli 7 kişinin ölümüne neden olan intihar saldırısından sonra ABD, İsrail ve Bulgaristan yoğun bir çalışma yürüterek saldırganın kimliğini tespit etmeye çalışıyor.
Bulgaristan’ın ‘Bulgar’ olmadığını açıkladığı saldırganın iddia edildiği gibi eski Guantanamo tutuklusu Mehdi Ghezali olmadığı da kesinleşti. ABD’li yetkililer, Jacque Felipe Martin adına sahte bir ABD kimliğine sahip olan saldırganın arkasında Lübnan Hizbullah’ının bulunduğunu açıkladı.
İran İsrail'in terör suçlamasını reddetti
Bulgaristan'da İsrailli turistlerin otobüsüne yapılan intihar saldırısında İsrail Başbakanı Netanyahu İran'ı suçlamıştı. İran'ın Sofya Büyükelçiliği'nden yapılan açıklamada, İsrail'in iddiaları reddedildi. İran Dışişleri Bakanlığı da, "her türlü terörist saldırıyı" şiddetle kınadığını açıkladı.
'Türkiye terör koalisyonunda'
İsrail basınında Türkiye'nin de içinde olduğu bir 'terör koalisyonu'nun hazırladığı kanlı eylemin son anda önlendiği iddia edildi.  İddianın temelinde, Güney Kıbrıs'a tatile giden İsrail vatandaşlarına yönelik eylem hazırlığında bulunan bir Hizbullah militanının yakalanması yatıyor. Limasol'da yakalanan militanın, turistler uçağı terk ettikleri sırada saldırıya geçeceği belirtildi.
Türkiye'ye uyarı: Petrolümüzü satmayın
Irak hükümet sözcüsü ve Devlet Bakanı Ali Debbağ yaptığı yazılı açıklamada, petrol ve gazın tüm Iraklıların mülkü olduğunu ve bundan elde edilecek gelirlerin de tüm Iraklıların temsilcisi olan merkezi hükümetin kasasına girmesi gerektiğini belirtti. Açıklamada, "Türkiye'nin toprakları üzerinden ruhsatlı olmayan Irak petrolünün ihracatına izin vermemesi gerektiği" iddia edildi. Kürt bölgesinden Türkiye'ye petrol ihraç edilmesinin yasal olmadığını ifade eden Debbağ, Türkiye'nin tutumunun, iki ülke arasındaki ilişkileri olumsuz etkileyeceğini ve ülkeler arasındaki iktisadi ilişkilerin zarar göreceğini belirtti.
Kıbrıs açıklarında 'soğuk savaş'
Rus donanmasına bağlı 3 savaş gemisinin Kıbrıs-Suriye arasında bulunduğu, bir fırkateynin dün Rum kesimindeki Limasol limanından ikmal yaptığı belirtildi. Rum basını, Türkiye’nin İsrail’in Doğu Akdeniz’deki faaliyetlerini yakından izlediğini, hareketliliğe Rusların da katılmasıyla bölgede tansiyonun arttığı yorumunu yaptı. Rus donanmasına bağlı firkateynin ilk kez Limasol limanına geldiğini ve yaklaşık 200 askerin karaya çıktığını bildiren Rum gazeteleri, 3 Rus savaş gemisinin Kıbrıs’la Suriye arasında görev yaptığını belirtti.
Kıbrıs’ta barış istiyoruz
Rum Haravgi gazetesi, Hristofyas'ın dün makamında kabul ettiği ABD'de yaşayan Rum çocuklardan oluşan bir heyete hitaben söylediklerine yer verdi.  Hristofyas, "Kıbrıs içerisinde birliğimiz olmasa dahi, dış Rumların da yardımıyla adalete erme mücadelemizi sürdürüyoruz." ifadesini kullandı. Hristofyas, "Kıbrıs'ın işgal altındaki bölümünü kurtarmak, vatanımızı yeniden birleştirmek ve Kıbrıslı Türklerle barış içinde yaşamak için mücadele ediyoruz." dedi.
Rum müsteşara Türk asıllı senatörden ders
Belçika Parlamentosu’nda konuşma yapan Kıbrıs Rum Yönetimi’nin AB Müsteşarı Andreas Mavroyiannis, Türkiye kökenli senatör Fatma Pehlivan’ın “Kıbrıs Türk halkını katliamlardan kurtaran, barış ve özgürlüğe kavuşturan 20 Temmuz 1974 Barış Harekâtı kutlu olsun” sözleriyle neye uğradığını şaşırdı.
Çin malı Amerikan üniforması çıldırttı
ABD’nin olimpiyat törenleri açılış kıyafetlerinin Çin’de üretilmesi tepki çekti. Milletvekilleri üniformaların yakılıp yeniden yapılmasını istedi
Dünyaca ünlü moda tasarımcısı Ralph Lauren’in ABD’li sporcuların Londra’da gerçekleşecek Yaz Olimpiyatları’nın açılış töreninde giymeleri için tasarladığı kıyafetlerin Çin’de üretildiği ortaya çıkınca kıyamet koptu. Hem Demokrat hem de Cumhuriyetçi Parti’nin Kong-re üyeleri, ABD’yi temsil edecek sporcuların ülkenin en büyük ekonomik rakibi olan Çin’de üretilen üniformaları giymesine karşı çıktı.
Her yönden bunaltıcı sıcakların baskısı altındaki Ülkemiz ve halkımız için serin ve daha iç açıcı bir Dünya gündeminde görüşmek umuduyla saygılarımızı sunarız.
Hits: 2619