Yazdırmak için tıklayın Eposta Olarak göndermek için tıklayın Yorum Eklemek için tıklayın
SEÇİMLERDEKİ VAADLER VE "CON AHMET"İN DEVRİ DAİM MAKİNESİ
6 Kasım 2015, Bülent SOYLAN
, Bülent SOYLAN

Seçim sonuçlarına bakılırsa memleketteki her iki kişiden biri “iktidar ne derse, ne yaparsa” her halükarda memnun. 
Geriye kalanın en az yarısı da sırf “onlara inat” ya da “çaresizlikten” diyerekten “muhalefete” oy veriyor.

İyi de, bu “her durumda AKP diyenlerle “ben hayatta bunlara oy vermem” deyip “mecburiyetten” ya da “inattan” dolayı oluşan “milli irade” acaba sonunda bizi buralardan kurtarıp “aklın ve fikrin” hakim olacağı yollara nasıl çıkaracak?
Memleketimiz, “hüloooooo” larla, “yeter ki onlara yaramasınlarla, inadına falana vereceğim”lerle Dünya’nın bu kritik döneminde, bir sürü sıkıntıyla cebelleşip adeta bıçak sırtında giderken o ihtiyacımız olan “gerçekçi” politikalara nasıl kavuşabilecek?

Soruyorsunuz yurttaşa:
-“Neden onlara oy verdin ?”
-“Dinime imanıma sahip çıkıyor, Osmanlıyı diriltiyor, bana örtünme hürriyetimi verdi, ama sizinkiler de seksen sene önce şekeri karneyle veriyorlardı, yürüyüşüne bayıldım…” falan.
-“Ama bak şurası yalan, burası yanlış, şaibeler diz boyu, ayrıca şunlar-bunlar…?”
-“Olsun, ben yine de ona oy veririm, ne yapmışlarsa da bize uyar.”

Berikine soruyorsunuz:
“Neden ille de senin parti?”
-“Benim partiye vermeyip bunlara mı verecektim ki?”
-“Peki senin partin bu işleri çözebilecek mi? kadrosu, eylemi, söylemi falan…?”
-“Yok yahu, söylenecek çok laf var ama şimdi sırası değil”
-“Peki beğendiğin başka birileri yok mu?”
-“Var şüphesiz ama onların da iktidara gelme ümidi yok, mecburuz yine bunlara vermeye”

“Manzara-i umumiye” budur maalesef canım memlekette.
*
Yurttaşın yarısı her şeyden memnun ve itirazsız, Allah'a emanet, baştankara gidiyor; diğer yarısının önemli bir kısmı “mecburiyetten” ya da “kerhen” yani istemeye istemeye oy kullanıyorsa nasıl çıkacağız bu sarmaldan peki?
Bilerek, inanarak, doğru olduğunu düşünerek, içe sinerek oy kullanıp iktidara gelecek kadar nasıl güçleneceğiz?
Türkiye bu bîçare durumundan nasıl kurtulup silkinecek?

Birileri ekonomiyi göçertip piyasayı ele geçirir, birileri düzeni tersyüz eder, başkaları sınırları dizayn ederken bu ülkenin gerçekten yurtseverleri, gerçekleri görenleri, bir şeyler yapmak isteyenleri ne yapmalı acaba?

“Benden bu kadar” deyip kenara mı çekilmeli? Çekilene yol mu vermeli?
“Bu iş düzelmez” deyip ümitsizliğe mi düşmeli?” 
“Memleketin adam olacağı yok, bari ben kendimi kurtarayım” diye düzene mi uymalı?
“Dur bakalım ne olacak” deyip 2019 seçimlerine kadar kulağının üzerine mi yatmalı?

Daha sandık sonuçları resmiyet kazanmadan bu konudaki ilk haberler gelmeye başladı bile.
“Ümit yok, benden paso” diyenler de var, bilmem kaçıncı defa patinaj yapmasına rağmen hâlâ “ En büyük başkan bizim başkan” deyip bir öz eleştiriye bile gerek görmeyenler de, “Bu millet adam olmaz, ne hali varsa görsünler” diyen de.

Kimsenin hakkını yememeli; şüphesiz bu tabloya isyan edip siyasette daha büyük sorumluluklar almaya talip olanlar, hırslananlar yok değil… 
Bunlardan hangilerinin gerçekten akılcı bir şeyler düşünüp yeni bir ümit yaratabileceği, hangilerinin “Şimdi tam da nöbeti devralma zamanıdır” deyip “durum”u değerlendirmeye niyetlendiği ancak daha sonraki günlerde belli olacak.

“İyi de ‘bu gün’ kimden medet umalım, gayretimizi kimlerle birleştirelim” gibi haklı bir sorunun yanıtını ise herkes ancak durumun vahametini kavrayıp; kendi bilgisi, deneyimi ve sezgisiyle bulacak.
*
Peki bu memlekette “Doğru politikaları benimseyen, yapılması gerekenleri bilen, örgütleyebilecek, güç birliği yapılacak olan var mı ki?” denirse hiç merak edilmesin, siyasetin içinde de, kenarında ya da dışında da çok değerli insanlara sahibiz. 
Osmanlı’nın külünden doğar, o günlerin batağından çıkarken bundan daha fazla mı yetişmişimiz vardı ki?

Arayan bulur…
Yeter ki toplumda onların işlerini hızlandıracak, çabalarının verimini arttıracak bir "seferberlik rüzgarı" esmeye, estirilmeye başlansın; boş vermeye, çekinmeye, çekilmeye, ümitsizleşmeye imkan verilmesin.
Bu iş sonunda bir heyecanla başlayacak; el birliği, güç birliği ile yürüyecek ve mutlaka başarıya ulaşacak.

Çünkü hiç kimse hem oy verip hem birilerini uzun süre tepesine bindirmek istemez. Dolayısıyla daha şimdiden “ne yapmalı, nasıl yapmalı, kimle yapmalı” konularını gündeme taşımakta yarar var.
*
İster bireysel, ister makro yani ülke ölçeğinde olsun, yapılan siyasetin alt yapısında her zaman “ekonomi” vardır.
Nitekim "siyasetin pazarlamacıları" diye de tanımlayabileceğimiz “siyaset kampanyacıları” Türkiye’nin geldiği bu ortamda en az terör kadar “ekonomi meselesi”nin de belirleyici olduğunu bildikleri için bu işe el attılar. Ama ürkütücü derinliğini görünce ekonominin o ağır sorunlarını gündeme getirmeye cesaret edemeyip dikkatleri biraz daha yüzeysel işlere “asgari ücreti arttırmak”, “ikramiye”, “yardım” gibi “bireysel çıkar”lara kaydırdılar.

Hatırlanacaktır; İktidar partisi “Bak sosyal destekler kesilir ha!” “işinizden olursunuz ha!” diye bir yandan “kaybedersiniz” mesajlarıyla, bir yandan da diğer partilerden aşağı kalmamak için asgari ücretten çeşitli yeni parasal desteklere kadar pek çok “bireysel kazanç” söylemiyle yoğun biçimde "dosdoğru" seçmenin ekonomisine hitabetmişlerdi.

O söylenenler, seçimden sonra “bunu komisyona havale edebiliriz” tavrında görüldüğü üzere işin “reklam tarafı” ve “yüzeysel kısmı” idi şüphesiz.
İktidar partisi, bunları “sonra lafımızın altında kalmayalım” tedirginliği ile onları bile “temkinli” biçimde anlatırken, muhalefet “nasıl olsa tek başına iktidar ümidi yok, koalisyon moalisyon olduğunda da tek başına gelmediğimiz için zaten mesele yok” deyip “sarfiyat”ta sınırları epeyce zorlamıştı.

Ama o “kısa reklam arası”ndan sonra, ekonomi alanında şimdi her şey kaldığı yerden devam edeceği gibi, doğru siyasete dönelim diyenlerin de bu konuda artık ayaklarının yere basması gerekiyor.
Örneğin:

1.Ekonomi, “Con Ahmet’in devri daim makinesi değildir. 
Yani onu çevirecek güç düşünülmeden bu işler kendi kendine dönemez. 
Ekonominin çarkı, devletin bütçesi falan öyle Osmanlı’nın deyimiyle “Zat-ül hareket” yani kendi kendine dönebilen bir makine değildir. 
Dönebilmek, tükettirebilmek için “ürettirip kazandırmayı” gerektirir.
Kazanç yoksa çark durur.

Hele üretiminiz halen oldukça geri ve çağdaşlarına göre giderek daha da gerilemekte iken siz –çok zor durumdakilere yapılabilecek kısa süreli yaşamsal destek hariç- hiç kimseye daha çok tüketim imkanı vaat edemezsiniz. Etseniz de arkasını getiremezsiniz.

Bütün partiler için söylüyorum; şu anda 10 milyona yakın insan işsiz ve dolayısıyla aç ya da yarı aç gezerken, onları çözümsüz bırakıp hasbelkader iş bulabilmiş insanlarınızın refahını yükseltme vaadinizin “hesaba uyan” hiç bir tarafı yoktur. 
İsteyen toplasın, çıkarsın, çarpsın bu ülke ekonomisinin kazanç artışını(!) dağıtsın adam başına, sonucu kendisi görsün.
Düşünsenize; milli geliri artmayan bir milletin adamlarından her biri başına geliri lafla, hükümet kararıyla artabilir mi?

Muhasebe yapanlar bilirler; dükkanın kasasında olmayan ya da kasaya girmeyen para çıkmaz. Olmayan parayı kağıt üzerinde sarfetmeye kalkarsanız da o “hesap” ters ya da kırmızı bakiye verir ki bu durum sadece kasa hesabınızın değil, aslında bütün hesaplarınızın sağlıksızlığının, güvenilmezliğinin işareti sayılır. 
Verdiğimiz bu örnek tabii ki bir küçük işletme için olduğu kadar bir milli ekonomi ve onun siyasetinde de geçerlidir.

Siyaseti “modellemek” iddia ve sorumluluğunda olanların olmazsa olmazı, bu ülke ekonomisinin öncelikle içte kendine yeterliliğini sağlamak; ardından dışarıya karşı ihracatını yani üretim fazlasını satacak pazarını genişletmektir. Çünkü ekonominin randımanını arttırmanın yolu içeride-dışarıda “toplam pazar”ı genişletmekten geçer.

2.Türkiye, içeride kendine yeterli üretim düzeyine kavuşabilmek için “hukuk”tan iç barışa, kur politikasından bürokratik yapısına, gümrüklerine (sınırlarına) sahip olmaktan rüşvet ve yolsuzlukların en azından "ayıp" sayılıp önüne geçilmesine kadar pek çok “sorun”unu ele almak ve hepsini de çözmek zorundadır.

İçerideki üretim artışının en önemli desteği dış pazarlara ulaşabilmekten geçer. İç pazarını “peşkeş”ten kurtarıp dış pazarlara kadar geniş bir üretim planlayamayanın bu küresel ekonomide başarı şansı yoktur. 
Burada başaramazsanız, ne fakir fukaraya dağıtacak paranız, ne alınmış kredileri (borçlarınızı) döndürebilecek güç ve itibarınız olur.

Dış pazarın olmazsa olmaz şartı, komşu ülkelerden başlayarak Dünya ile iyi ilişkiler içinde olmanızdır. Siz nasıl ki tipini beğenmediğiniz mahalle bakkalından alış veriş etmezseniz, size sempatisi olmayan hiçbir ülke pazarına da mal sokamazsınız.

3. “Küresel ekonominin parçası olmak” kulağa hoş gelse de, bu alan aynı zamanda “küresel ekonomik güçlerin at oynattığı” bir alandır. 
Güçleri bu alandaki pazarların hakimi olmalarından; bu hakimiyetlerini Dünya Bankası, IMF, OECD gibi kurumlar eliyle sürdürmelerinden kaynaklanır.

Siz “ben bu işleri buralardan gelen ağabeylere ablalara bırakacağız, onların ilişkileri iyidir” derseniz, bu iyi ilişkiler –işin doğası gereği- tabiatındaki çıkar çatışması dolayısıyla aslında kendi ekonominizi bozar. 
Sonra da belki iyi niyetle ama, kendi halkınızı gider o adamlara müşteri olarak “teslim” edersiniz.
Tereddütü olanlar tarım ve hayvancılığı kimin “tavsiyesi” ile köreltip şimdi eti, samanı dışarıdan almak zorunda kaldığımızı, tekstilin ana maddesi pamuğu neden bitirip konfeksiyonu dışarıya kaptırdığımızı düşünsün. İthal tohum meselesini, hormonlu mısır işini, şeker pancarını düşünsün.

Bunlar düşünülmeden “Orta gelir tuzağı”ndan çıkacağız muhabbeti yapmanın bir anlamı yoktur. Önce sizi o tuzağa kimin, “hangi havalarda” ve nasıl düşürdüğünü düşünmek gerekir. 
Hani Orhan Veli der ya “Bizi bu havalar mahvetti, böyle havalarda istifa ettim evkaftaki memuriyetten…”

Bütün bunlar düşünülürken de yakın çevredekilerden kimlerin kimlerin kankası olduğunu fark etmek ve ilişkileri ona göre düzenlemek meselesi var tabii… 
İşte şimdi önümüzdeki "uzmanlık" derecesinde değerlendirilmesi gereken ilk konular bunlardır.. 
Ülkeyi refaha çıkartacak olanın ya da buna soyunacakların öncelikle bu konulara eğilmesi, tercihini ve çevresini bu yönde oluşturması, bu yönde kullanması gerekir.

 

[Bu yazı 737 kez okundu]
Bülent SOYLAN

YAZARIN DİĞER YAZILARI: [260]
[29 Eylül 2017] Vergide değişiklikler ve turbun büyüğü şimdilik torbada mı? ... [9 Haziran 2017] Durdurun şu dünyayı yahu inecekler var ... [8 Mayıs 2017] Bugün için ucuz dövize sevinmek yarın ekonomiyi zora sokmaktır ... [2 Mayıs 2017] HANİ DEVLET İŞLETMECİLİK YAPAMAZDI YA, PEKİ BAŞKALARINA YAPTIRMASINA NE DEMELİ? ... [10 Nisan 2017] Öğrenilmiş çaresizlik, öğretilmiş çaresizlik ya da öğretilmiş taraftarlık ... [28 Şubat 2017] "Kontrol itimada mani değil" ise neden kontrolsüz bir iktidar? ... [25 Ocak 2017] Özelleştirmek, güzelleştirmek sonra da arkasından ağlamak ... [17 Ocak 2017] "Telli sazdır bunun adı Venedik'ten gelir teli" ... [26 Aralık 2016] Kendi sesinden başkasına tahammülü olmayan para ve sessizliğin güzelliği ... [22 Aralık 2016] Bundan sonra "her şey bizim parayla" demek iyi hoş da, keşke öyle olabilse ... [12 Aralık 2016] Herkesin cambaza baktığı Türkiye ve yakında bizde de atları vururlar mı? ... [28 Kasım 2016] Dolarizasyon, yabancı paraya yönelme, ekonomimiz ve devlet ... [21 Kasım 2016] Dolar kuru yada "iki yiğit çıktı meydane ikisi de birbirinden merdane" ... [15 Kasım 2016] Benim dolarla ne işim olur demenin dayanılmaz aymazlığı üzerine ... [7 Kasım 2016] Sıkı durun, bu aralık ayında da "zam şampiyonu" sivri biber ... [1 Kasım 2016] Yoksulları nasıl vergilendiriyoruz, o ağır yüklerini nasıl yok edebiliriz? ... [24 Ekim 2016] Memleketin, denizini, güneşini, manzarasını bile satamıyorsak nasıl dönecek bu çark ? ... [17 Ekim 2016] Bu ara Türkiye ekonomisi için de bir olağanüstü hal ilanı gerekmez mi? ... [10 Ekim 2016] Ülke işsizlikle boğuşurken şu "üretimi" vergilendirmekten niye vazgeçmeyiz ki? ... [3 Ekim 2016] Bir ekonomi sınavına ne kadar hazırız? Haydi bilgilerimizi ölçelim bakalım ... [26 Eylül 2016] Türkiye ekonomisinde "dönülmez akşamın ufku" mu yaşanıyor? ... [20 Eylül 2016] Ver yapsınlar, işletsinler arabalar kısa yoldan gitsin de peki biz nereye doğru? ... [12 Eylül 2016] Ah şu Osmanlı hayranlığının neden sona ermediğini bir anlayabilsek ... [6 Eylül 2016] Siyasetin desteğindeki tarikatlar ve emperyalizme asker yetiştirmek ... [30 Ağustos 2016] "Biz neymişiz be abi" ya da "şimdi bu işin sırası mıydı?" ... [28 Ağustos 2016] Tekkeli zaviyeli demokrasimiz ile nereye kadar gidiliyorsa o kadar ... [15 Ağustos 2016] Meydanlardaki halkımız neyin teminatı o "teminat" neleri gözden kaçırmamalı ... [1 Ağustos 2016] "Vahşi batı" kanarya sevenler derneğini ne zaman sever? ... [26 Temmuz 2016] Uzun ince bir yolda politikacı ya da devlet adamı olmak ... [12 Temmuz 2016] Bu düzen mutlaka siyaset kurumuyla dalga geçiyor olmalı ... [20 Haziran 2016] Hani marş basmayınca "şu arabaya bi el atıverelim" derler ya... ... [12 Haziran 2016] Türkiye'nin asıl sorunu işsizlik mi, işverensizlik mi, politikasızlık mı? ... [7 Haziran 2016] Ne nikah bağlar bizi, ne mahkeme ayırır" ... [31 Mayıs 2016] BU DEVLETİN VATANDAŞI OLMAK YA DA ŞİRKET MÜŞTERİLİĞİNE RAZILIK ... [16 Mayıs 2016] "Kart kart" diyen halkımız ve altın yumurtlayan tavuk ... [10 Mayıs 2016] Muhalefet partileri "baskın bir iktidara" hazırlanmalı mı? ... [3 Mayıs 2016] Vize çıkacak, kuş çıkacak dense de sana bu işten bir şey çıkmayacak ... [26 Nisan 2016] Hesaba kitaba vurunca bir türlü akla yatmayan işlerimiz ... [20 Nisan 2016] Bu memleketteki kayıt dışılığı gerçekten bitirmek istiyor musunuz? ... [13 Nisan 2016] Üzerine çökmüş devlet yükü kaldırılmadan bu ülkede üretim artmaz ... [6 Nisan 2016] Türkiye'de tarımı kurtarmak için önce 'araziyi toplulaştırmak' ... [29 Mart 2016] Meclise torba sunmak, sonra içine her şeyi doldurmak ... [23 Mart 2016] 'Durum tespiti' ne zamana kadar felaket tellallığı sanılır? ... [17 Mart 2016] "Gelişmekte olan" ülkelerde dokunulmazlığa neden dokunulmamalı ... [10 Mart 2016] Sözün bittiği yerde yazının ne hükmü olabilir ki? ... [3 Mart 2016] Sular yavaş yavaş ısınırken kurbağa rahatlığında olmak ... [25 Şubat 2016] Endişeli yarınlar için bu günden bir şeyler yapabilmek ... [17 Şubat 2016] Et sütte şakası olmayan işler ve kızgın bakan ... [16 Şubat 2016] Memleketin en "hesapçı-kitapçı" kesimi batıyoruz derken ... [7 Şubat 2016] LASTİK NE ZAMAN PATLAR BİLİNMEZ AMA BU ARABA BİR YERE KADAR ... [1 Şubat 2016] İyileri birbirlerine düşman eylemek ve sonra iyi şeyler beklemek ... [25 Ocak 2016] Kovulmuş o yüz işçi eski işine hangi koşullarda döndürülebilir? ... [18 Ocak 2016] O gün atölyede 100 kişi birden nasıl işsiz kaldı? ... [12 Ocak 2016] Ciddi ciddi üzerinde düşünülmesi gereken bazı konular ... [5 Ocak 2016] Ekonomi "zam"a mahkumsa ben yapmam deme imkanı var mı? ... [29 Aralık 2015] SULAR YUKARI YÜKSELİRKEN YAĞAN YAĞMURDAN ŞİKAYET ETMEK ... [22 Aralık 2015] Dolar bizde neden düştü, herkes buna neden şaştı? ... [16 Aralık 2015] "Kapitalist" durup dururken neden "kapitalizm"e karşı çıkar? ... [9 Aralık 2015] Ekonomide "tezekten çözümler" ve çileye alışık halkımız ... [4 Aralık 2015] BIÇAK KEMİĞE DEĞİL AMA CÜZDANA DAYANINCA ... [27 Kasım 2015] Ceplerdeki liralar canlı mı? Ve "buyur buradan yak" ... [20 Kasım 2015] Müjdeler olsun; kapitalistler istihdamı arttırma konusunda anlaştılar(!) ... [14 Kasım 2015] Asgari ücret artışını komisyona teklif etmenin dayanılmaz fedakarlığı ... [2 Kasım 2015] Seçimden önce muhalefettik seçimden sonra da muhalefet ... [27 Ekim 2015] Dervişin fikriyle zikri ve "tanrı dualarınızı kabul etsin" ... [24 Ekim 2015] Zemheride kimsenin gülleri açmaz ama zeytin dalları öyle değil ... [16 Ekim 2015] "Milletin vekili" milletten daha yüksek refaha sahip olur mu? ... [10 Ekim 2015] AKP'nin asgari ücret vaadleri ve kuğunun son ötüşü ... [5 Ekim 2015] OECD: Dünya'daki gelir eşitsizliğinde Türkiye sondan üçüncü geliyor ... [28 Eylül 2015] Taksi plakalarından girip bir yerlerden çıkalım mı? ... [21 Eylül 2015] Hani şu işsizleri bir de aynı yerde toplayacak olsak. ... [18 Eylül 2015] Siyaset bazılarını neden sandığa çekemiyor? ... [14 Eylül 2015] Daha fazla borçlanmak, daha fazla faize katlanmak ... [8 Eylül 2015] Türk lirası düşerken "dolar yükseliyor" diye anlatmak... ... [1 Eylül 2015] "Dertleri zevk edindik" diye mutsuz sanıyor bizi dünya ... [26 Ağustos 2015] Toplum kendini tersine işleyen bir düzeneğe kaptırmışsa ... [19 Ağustos 2015] Nazım hikmet o şiiri bu günlerde yazsaydı ... [17 Ağustos 2015] Demek ki bilmediğimiz dualara amin demeyeceğiz ... [13 Ağustos 2015] Asacaksın o kasaplardan bir kaçını bak gör o zaman(!) ... [11 Ağustos 2015] Moody's kredi notunu yeniden değerlendirmedi ama. ... [6 Ağustos 2015] "Kayıt dışı"lık denen şey siyaset içi" mi siyaset dışı mı? ... [30 Temmuz 2015] Bir musibet, bin nasihat ve Timurlenk'in filleri ... [27 Temmuz 2015] Koalisyon pazarlıklarına ekonomi üzerinden başlamak ne getirir? ... [21 Temmuz 2015] Siyasette "para meselesi" demokrasiyi ne kadar kasar? ... [10 Temmuz 2015] Komşuda "boza" pişer, bize de düşer ... [3 Temmuz 2015] Sanki şimdi de seçim günleriymiş gibi siyaset yapmak ... [29 Haziran 2015] "Gordion" ya da demokrasilerde eğri oturup doğru iş yapmak ... [21 Haziran 2015] Bir ölünün ardından söylenmeyecek sözleri arındırdıktan sonra ... [15 Haziran 2015] Siyaset otomobilini dördüncü vitesle kaldırmaya kalkmayalım ... [8 Haziran 2015] Artık koalisyonlar dönemine hoş geldik desek ... [3 Haziran 2015] Siyaset tarlasında izi olanlar, seçim harmanında yüzü gülenler ... [1 Haziran 2015] Sınırsız milli irade(!) bazen frensiz araba mı sayılıyor? ... [25 Mayıs 2015] Doğrudan demokrasi yürümediğinde kitleler yürür ... [18 Mayıs 2015] Seçmen ekonomi konularına şimdi mi merak sardı? ... [11 Mayıs 2015] Birisi şu fitch'e mutlaka bir şeyler söylemeli ... [4 Mayıs 2015] Türkiye'nin "masraflı" adaylık sistemi ve yoksulların demokrasideki yeri ... [29 Nisan 2015] Bir "model"e dayanmayan vaadler ne kadar yeterlidir? ... [22 Nisan 2015] Siyasette yapıcı eleştiri, yıkıcı eleştiri ve Bektaşi'nin çözümü üzerine ... [10 Nisan 2015] Beğenilmeyeni seçmek, seçileni beğenmemek ve nasıl bir gidiş? ... [4 Mart 2015] Seçimler ve kredi kartıyla balık tutmak ... [23 Şubat 2015] UCUNDAN İSTİHDAM, UCUZUNDAN HAYATLAR VE İŞSİZLİĞİN NERESİNDEYİZ? ... [18 Şubat 2015] Seçimler, ege denizinin iki yakası ve çipuralar ... [12 Şubat 2015] "Oynatmaya az kaldı doktorum nerde?" ... [6 Şubat 2015] İkide bir "yeniden yapılandırma" ve sosyal devlet ... [31 Ocak 2015] Baş danışmanlık baş kılavuzluksa eğer ... [26 Ocak 2015] "Kes-yapıştır" projeler ve idare-i maslahat ... [12 Ocak 2015] OTOBÜSTEKİ "YETERSİZ BAKİYE" SESLERİ NEYİ ANLATIYOR? ... [5 Ocak 2015] Denizi göreceksin sakın şaşırma ... [30 Aralık 2014] YİNE BİR YILBAŞI YİNE "GERİYE DÖN- İLERİYE MARŞ!" ... [23 Aralık 2014] Yolun sonu görünüyorsa muhalefet ne yapmalı? ... [17 Aralık 2014] Dostum makyavelli ile demokrasi ve popülizm üzerine ... [12 Aralık 2014] "TÜNEL-İ BAHRİ" KİMİN PROJESİYDİ? ... [8 Aralık 2014] Dar alanlarda mülkiyet, geniş topraklarda ziraat-2 ... [2 Aralık 2014] İktidarlar "nereden buldun" sorusunu neden sorduramazlar? ... [27 Kasım 2014] Lafı tersinden anlayana işi tersinden anlatmak ... [20 Kasım 2014] NAZIM HİKMET / NEYİ BİLDİRİR SAYILAR? ... [17 Kasım 2014] BİNDİK ALAMETE GİDİYORUZ KIYAMETE ... [7 Kasım 2014] Sosyal demokrasinin solculuğu ve "sehavetin endazesi" ... [31 Ekim 2014] İşçi ölümleri ve vahşi düzenin bileşik kapları ... [27 Ekim 2014] Bir şeylere hem karşı hem teşne olunca? ... [8 Ekim 2014] Devletin elini ekonomiden çektirmek üzerine bir "güzelleme" ... [29 Eylül 2014] SİYASETTE "ÇOK GÜZEL HAREKETLER BUNLAR" AMA ... [22 Eylül 2014] Önce üretip sonra paylaşmak mı? üretirken paylaşmak mı? ... [15 Eylül 2014] Türkiyenin asıl derdi ve ekonominin acı ilacı ... [9 Eylül 2014] Bilmem söylesem mi söylemesem mi? ... [1 Eylül 2014] Eski kafayla yeni Türkiye ya da başka bir düzen ... [25 Ağustos 2014] İflah olmayacak çocuk ve siyasetin yeni(lik)leri ... [21 Ağustos 2014] Güçlü parti nasıl olur, kavga ne zaman biter? ... [18 Ağustos 2014] Kötü siyasetçi iyi siyasetçiyi kovuyorsa ne yapmalı? ... [12 Ağustos 2014] Seçimler "geçim"lerden ne kadar ayrı düşünülebilir? ... [6 Ağustos 2014] Memleket dibe vurdu mu vurmadı mı? ... [31 Temmuz 2014] Dört duvar arasında muhalefet ve "Midas'ın kulakları" ... [22 Temmuz 2014] Her şey daha da kötüye giderken bir gün ansızın ... [14 Temmuz 2014] PARANIN ETRAFINDA DÖNEN SİYASET VE BU DENİZİN BALIKLARI ... [7 Temmuz 2014] Hızlı şehirleşme siyaseti nasıl kısırlaştırıyor? ... [27 Haziran 2014] "Din devlete, devlet dine karışmamalı" söylemi üzerine ... [23 Haziran 2014] Siyaset niçin yapılır, kötü siyaset kimin kesesinden yapılır? ... [15 Haziran 2014] Türkiye ekonomik çöküşe doğru giderken muhalefet ne yapmalı? ... [9 Haziran 2014] Siyaset pazarında kimin ne ürettiği önemli değilse ... [5 Haziran 2014] "VURUN TAŞERONLUĞA" DEMENİN DAYANILMAZ YANLIŞLIĞI ... [27 Mayıs 2014] Düzen içi siyaset mi? Düzen değiştirici siyaset mi? ... [23 Mayıs 2014] SOMA İŞİNİN GÖRÜNMEYEN YÜZÜNDE NE OLABİLİR? ... [19 Mayıs 2014] Soma'daki kömür madeni yangınını "mevzuat" mı çıkardı? ... [12 Mayıs 2014] Sağ iktidarları sağa göz kırparak sollamak mümkün mü? ... [5 Mayıs 2014] Adamlar yapıyorlar be kardeşim! ... [26 Nisan 2014] Aman petrol canım petrol ... [20 Nisan 2014] "Arasta" ya da siyaset çarşısının sıra dükkanları ... [14 Nisan 2014] Siyasetin ne kadarı memlekete hizmet işi, ne kadarı birilerinin mesleği? ... [7 Nisan 2014] Oyları sağdan say, soldan say yine bir şey değişmiyorsa ... [2 Nisan 2014] Sıkı tutunun uşaklar, hep beraber "tuu" diyeceğiz! ... [18 Mart 2014] Yok mudur şu idoyu geri alacağım diyecek babayiğit bir aday? ... [2 Mart 2014] DAMA ÇIKAN DELİ, KUYUYA TAŞ ATAN DELİ VE BİZİM MAHALLELİ ... [24 Şubat 2014] Dalından düşen ceviz ve tabandan gelen cazibeye rağmen siyaset ... [16 Şubat 2014] Çukurun içindeki Türkiye kurtarıcılarını nasıl seçecek? ... [3 Şubat 2014] Tüketim ekonomisi yolun sonuna geldi gelmesine de. ... [27 Ocak 2014] İktidara gelmenin dayanılmaz maliyetine hangi can dayanır? ... [13 Ocak 2014] Kefenin cebine sığmayacak kadar çok çalmanın muhtemel nedeni ... [6 Ocak 2014] Bakanlar ve "peki o zaman kim yapıyor bu yenilikleri?" ... [23 Aralık 2013] Hava paralarıyla havalandırılan paralar üzerine ... [13 Kasım 2013] Asgari ücretin vergi yükü haksızdır ve bu ekonominin yüküdür ... [7 Ekim 2013] Kadın başına üç çocuk projesi kime yarar kime zarar? ... [13 Eylül 2013] Seçimlerde Amaç, Araç Ve Büyük Şehir Belediyeleri ... [3 Eylül 2013] Düşerken Kimin İttiğine Ve Kimin Tutmadığına Dikkat Etmek ... [12 Ağustos 2013] Belediye seçiminin adayları ve siyasette takım kurarken ... [24 Temmuz 2013] Peki ne olacak şimdi? Ya da hangi sath-ı maildeyiz? ... [25 Mayıs 2013] "Cebir"in çok gerekli olduğu haller ve siyasi denge üzerine ... [4 Mayıs 2013] Bu bir mayıs bize neleri düşündürdü? ... [18 Mart 2013] "Hey Corç versene borç"dan, "Gel Corc al sana borç"a mı? ... [13 Mart 2013] Bu millet bir de üç çocuk yapmaya başlarsa emekli ne yapar? ... [5 Mart 2013] Sosyalistler, ulusalcılar ve sosyal demokratlar ... [21 Şubat 2013] Buğdayın sapı samanı ve halkın ekmeği konusunda nereye doğru? ... [15 Şubat 2013] Sağdan giderek kurulu düzene karşı çıkmak ... [9 Şubat 2013] Siyasette ayağı sağlam yere basmanın yolu "halk" ve "örgüt" ... [30 Ocak 2013] Bu siyasi karmaşa en çok kime yarıyorsa ... [21 Aralık 2012] Devletin uçurduğu talih kuşu kimin başına konar? ... [10 Aralık 2012] Kitle partisi, siyasi çizgi ve işin ucunun varabileceği yer ... [5 Aralık 2012] Şimdi sana bu ülkede yoksulluk azalıyor diyorlar ya ... [12 Kasım 2012] Demokrasinin aşağıdan veya yukarıdan olanı üzerine çok basit düşünceler ... [2 Kasım 2012] Türkiye ekonomisi ya bu konut stokunu daha fazla taşıyamazsa? ... [23 Ekim 2012] Bu ayıp bize yeter de, birine ne kadarı yeter bilemiyorum? ... [11 Ekim 2012] Ekonomi maçının ortasında zam yapıp kural değiştirmek ... [28 Eylül 2012] Artık iyice anlaşıldı; kim neyi kullandıysa bedelini ödeyecek ama... ... [24 Eylül 2012] Oynamaya niyeti olmayan gelin ve asgari ücretin vergisini anayasaya bağlamak ... [17 Eylül 2012] Küçük Balıklar, Büyük Balıklar Ve Daha Büyük Balıklar ... [9 Eylül 2012] Siyaset tek başına yapılmıyorsa... ... [29 Ağustos 2012] Özel sektör daha iyi yapar deyip gelecek neslin gelirini yeme üzerine ... [12 Ağustos 2012] Mustafa Kemal'in siyasi çizgisi ne idi, ne değildi? ... [4 Ağustos 2012] Sosyal demokrasi, Teşkilat ya da pilav üstü salata ... [19 Temmuz 2012] İbrahim Tatlıses neden "oğlumun adı İDO değil" açıklaması yaptı? ... [8 Temmuz 2012] İDO'ya kızıp direnme adına körfezi dolanmak ve belki de... ... [3 Temmuz 2012] İDO konusunda yapılmış 10 ciddi yanlış... ... [25 Haziran 2012] İDO'nun Bağdattan dönecek yanlış hesabı ... ... [18 Haziran 2012] En iyisi televizyon haberlerini eller cepte iken dinlemek ... [3 Haziran 2012] Çok çocuk, kürtaj ve sezaryen bir büyük düşüncenin sonucu mu? ... [24 Mayıs 2012] İş yoğunluğu dolayısıyla mahkemeye gelememek... ... [21 Mayıs 2012] Sanat, siyaset ve particilik üzerine kısa bir gezinti ... [16 Mayıs 2012] Şimdi gerçekten yeni bir şeyler yapmak lazım cancağızım ... [11 Mayıs 2012] Yeteri kadar üretemeyen bir ülkede "vergiyi kim versin" kavgası üzerine ... [7 Mayıs 2012] Yağ satarım bal satarım ustam ölmüş ben satarım ... [30 Nisan 2012] Konusu açılmışken bir kere daha Ali Sami Yen üzerine ... [16 Nisan 2012] Şu belediyenin işlerine bakıp "buna da çok şükür" mü desek? ... [9 Nisan 2012] Belediyelerde, bütçecilik finansman ve denetim işi ne durumda? ... [6 Nisan 2012] Devletin yükünü niye bu güne kadar hep tüketici çekti? ... [2 Nisan 2012] "Açken sen sen değilsin" diyorlar ya peki oy kullanırken ne oluyor? ... [28 Mart 2012] Toplu taşımacılık ve parası olan öne çıksın çarpıklığı ... [24 Mart 2012] Sosyal Güvenlikte Kara Delik Var Diyenler Ve Sosyal Devlet ... [22 Mart 2012] Arabası yeni olana az, eski olana çok vergi salarak "hangi adalet?" ... [19 Mart 2012] Siyasal partiler ne zaman birer seçim şirketi olurlar? ... [5 Mart 2012] Bu düzene iktidar da muhalifse muhalefet nelere muhalefet etmeli? ... [29 Şubat 2012] Sosyal demokrasi deyince kim neyi anlamalı? ... [20 Şubat 2012] El alemin paraları ve el alemin dertleri üzerine laflama ... [10 Şubat 2012] İktidarla polemiğe girmek mi durumu halka anlatmak mı? ... [1 Şubat 2012] Resmi rakamlarda "Olacak o kadar" anlayışı ile nereye? ... [26 Ocak 2012] Köprü üstünde kolaylık şehir içinde kördüğüm ... [23 Ocak 2012] Madem herkes anayasa istiyor da neden kimse konuşmuyor? ... [19 Ocak 2012] Kayıp eşeği bulunan emeklinin gözü aydın olsun ... [13 Ocak 2012] Devlet babanın yoksul çocukları ve paralı sigorta ... [8 Ocak 2012] Kalitesiz mallara yönelen bir ülkede refah artar mı? ... [27 Aralık 2011] Hoş geldin yeni yıl boşa geçtin eski yıl ... [22 Aralık 2011] Fransız malını kullanıp bir bakıma Fransız olmuşsanız ... [17 Aralık 2011] Soğuk savaş yıllarının yeniden ısınan fıkrası ... [12 Aralık 2011] Almanya AB krizinin faturasını niye üstleniyor? ... [7 Aralık 2011] Yalancı baharda açan çiçek meyve verir mi? ... [21 Kasım 2011] Hani ameliyat başarılı ama hastayı kaybettik derler ya ... [9 Kasım 2011] Bir bayram tatili sonrasında önümüze gelen gündem ... [3 Kasım 2011] Deprem vergisinin artçı sarsıntısı hiç bitmiyorsa ... [25 Ekim 2011] Devletler ve bu gün başka yarın başka politikalar ... [19 Ekim 2011] Cari açık, kriz, zamlar ve Türkiye ekonomisi ... [15 Ekim 2011] Adam Adama Benzer De Ülkeler Benzemez Mi? ... [6 Ekim 2011] Emekten yana siyaset yapanlar niye kolayca anlaşamaz? ... [3 Ekim 2011] "Demos" buysa "demos kratos" da böyle olmak durumunda değil mi? ... [25 Eylül 2011] Demokratik seçimler aslında ne kadar demokratik olabiliyor? ... [21 Eylül 2011] GİTES:"Yurt dışında üret, gümrüksüz getir" projesine dikkat! ... [11 Eylül 2011] Kriz bir gün göbekten geçecekse sosyal demokratlar ne yapmalı? ... [7 Eylül 2011] Evin işi dururken başka işlerle uğraşmak kime ne kazandırır? ... [29 Ağustos 2011] Haydi yine iyisiniz, yollar köprüler sizin bugün ... [19 Ağustos 2011] Hani bu anayasa olmaz yenisini yapalım derler ya ... [12 Ağustos 2011] Sıkı tutunun uşaklar tu diyeceğum. ... [7 Ağustos 2011] Konjonktür getirmişse yine konjonktür götürür mü? ... [29 Temmuz 2011] Krizin göbeğinde iken nereden geçeceğini konuşmak ... [20 Temmuz 2011] Kıdem tazminatı üzerine niyetler ve bazı hesaplar ... [12 Temmuz 2011] İnsan odaklı anayasa insana ne kadar güvenecek? ... [4 Temmuz 2011] Büyüyen ekonomi mi yoksa ekonominin sıkıntıları mı? ... [23 Haziran 2011] Bir bayram sabahında Barbaros Heykelinin gölgesinde ... [13 Haziran 2011] Homo ekonomikus, homo politikus ve yoksulluk ... [7 Haziran 2011] Tanrı Patagonyalıları korusun mu? ... [21 Mayıs 2011] Sapla saman ve o ihale neden yenilendi? ... [16 Mayıs 2011] İki gemi yan yana, biri olmadı öbürü mü? ... [5 Mayıs 2011] AVM'lerin önlenemez yükselişi ile esnafın önlenemez batışı ... [28 Nisan 2011] Hangi çılgınlık? ... [26 Nisan 2011] Sana bir gün evinin değeri düşecek deseler ... [18 Nisan 2011] Yeni saraylılar ve ah şu İstanbul'un lale zamanları ... [14 Nisan 2011] "Haydi artık geçmiş olsun" diyelim mi? ... [26 Mart 2011] Topbaş ve çok manidar bir belgenin takdimi ... [21 Mart 2011] En pahalı benzin neden kaderimiz? ... [17 Mart 2011] Kıt kaynakları iyi kullanmak ve ekonomiyi yönetmek ... [5 Mart 2011] "Tünel-i Bahri" ve Yeni Boğaz Geçişi ... [28 Şubat 2011] Ortada çömlek varsa yandan mı geçelim? ... [21 Şubat 2011] Devletten bir kuruş para çıkmadan icraat ... [13 Şubat 2011] Ateşe koşan kelebekler ve itfaiyeci başvuruları ...
Bülent SOYLAN
BU SITENIN ÖNCELIKLI AMACI Ülkede evrensel, çagdas ve toplumcu bir hukuk ve yönetim anlayisini egemen kilmak üzere,
HUKUKÇULAR VE SORUMLULUK DUYAN HERKES ortak akil üretebilecekleri, ortak tutum belirleyebilecekleri bir iletisim, paylasim ve tartisma ortaminda BULUSTURMAKTIR.
Yeni Yaklasimlar, ortak çalisma ürünüdür. Sitede yer alan yazilardan yazari sorumludur. Kaynak gösterilerek alinti yapilabilir.
Websitesi ile lgili sorulariniz için buraya tiklayin. Diger konularla ilgili sorulariniz için iletisim sayfasindan ilgili kisi ile irtibata geçebilirsiniz.
Yeni Yaklasimlar © 2016 - [ARENA YAZILIM] - E-Müvekkil Pro™