Yazdırmak için tıklayın Eposta Olarak göndermek için tıklayın Yorum Eklemek için tıklayın
'İkna Odaları'ndan 'İkna Meclisi'ne
30 Haziran 2011, Nuray MERT
, Nuray MERT

‘Otoriterlik’ sadece bir devlet veya rejim sorunu değildir. Otoriterlik, her şeyden önce veya her şey bir yana, bir zihniyet meselesidir. Öyle görünüyor ki, Türkiye’nin temel meselesi bu.
Türkiye’de halihazırda iktidar olanlar, otoriter bir devlet ve rejim anlayışının mağduru idiler. Özgürlük talep ettiklerinde, ‘önce biat edin!’ deniliyordu. Önce ‘irticacı olmadığınızı kanıtlayın’, ‘önce yasalara uyun’, ‘önce başınızı açın, sonra konuşun’ deniliyordu. Üniversiteye girmeye hak kazanmış öğrenciler ‘ikna odaları’nda, mevcut anlayışa, mevcut yasalara biat etmeye ‘davet’ ediliyordu. Oysa sorun mevcut yasalarda, ‘irtica tehdidi’ adına kısıtlanan özgürlük anlayışında idi. Hâlâ, bu eşiği bile tam aşmış değiliz. Bu kafada olanlar güçlerini yitirdiler, ama çoğunun kafası değişmiş değil.

Yeni bir ‘muktedirler dili’
Diğer taraftan, eski dayatmaların mağduru olanlar, haklı olduklarını düşündükleri oranda direndiler, iktidar oldular. Ne hazin bir tecelli, şimdi onlar karşılarına çıkana, ‘önce biat et!’ diyorlar. Meclis’te yemin etmeyenlere, özellikle de, Meclis’i boykot edenlere karşı özetle söyledikleri budur. Bu, iktidar, hatta devlet ve rejim anlayışı değişiyor ama otoriter zihniyet değişmiyor demektir.
Mevcut koşullar altında, ‘önce Meclis’e gelin, çözümü burada konuşalım’ teklifi, bir diyalog teklifi değil. Mantık, ‘ikna odası’ mantığı! Çünkü öncesinde ‘YSK’nın kararı demokrasiyi zorluyor’ denmemiş. Çünkü ‘jüritokrasi bir kez daha milletin iradesinin önünü kesiyor’ denmemiş. Çünkü ‘biz de bu yolardan geçtik, bu mantıktan çok çektik ama demokratik mücadele ile aştık, gelin birlikte bir kez daha aşalım’ denmemiş. Tam tersine, yeni bir ‘muktedirler dili’ kurulmuş, bu dilden konuşulmaya başlanmış, ‘önce yasalara uyun’ denmiş, ‘aday yapacak başkasını bulamadınız mı?’ denmiş, ‘siz de sağlam ayakkabı değilsiniz’ denmeye getirilmiş.

‘Uzlaşma’ başka, ‘biat’ başka
Bunları söylemenin, böyle hizalanmanın, zamanında Refah Partisi ve Fazilet Partisi kapatılırken, Erdoğan mahkûm edilirken, AKP’ye karşı kapanma davası açıldığında, ‘onlar da şunu yapmasaydı, bunu söylemeseydi’ demekten, diyenlerden ne farkı var? Biz tüm bunlara neden karşı çıktık? Neden ‘haksızlıktır, zulümdür’ dedik? Ben kendi adıma, o zaman da, mevcut yasaları otoriter buluyordum, meşruiyetini kaybetmiş görüyordum, şimdi de. Sizler için ne değişti?
Muhafazakârların özgürlük alanı, mevcut iktidar partisi, toplumsal meşruiyete dayanarak direndiği için, genişlemedi mi? ‘Sadece direnmedik, aynı zamanda uzlaştık’ diyebilirler. Doğrudur, demokrasi aynı zamanda müzakere ve uzlaşma zemininde hareket etmeyi gerektirir. Ama ‘uzlaşma’ başka, ‘biat etmek’ başkadır. Uzlaşmak; özgürlük alanını daraltmak değil, genişletmek adına karşılıklı taviz ve anlayış göstermek, bunun gereğini yapmaktır. Biat etmek ise, ya korkup tırsıldığı için ya da siyasal hesap uğruna doğru olduğuna inandığından vazgeçmektir.

Otoriter siyaset anlayışı hep diri
Şu anda, BDP öncülüğünde Bağımsız adaylara teklif edilen ‘uzlaşma’ değil, ‘biat’ etmektir. Biat, bir siyasal heyetin sadece ‘siyasal onuru’nu değil, ‘demokratik temsil’ kabiliyetini zedeler. O adaylar, Kürtler adına özgürlük taleplerini seslendirsinler diye seçildiler, ‘gel deyince gelsinler, git deyince gitsinler’ diye değil. Böyle davranırlarsa önce seçmenleri tepki gösterir, toplumsal meşruiyetleri zedelenir.
Hal böyleyken, bırakın iktidar partisini, kendini bağımsız demokrat diye tanımlayanların bile, demokratik bir tepki türü olan ‘boykot’a bin bir kulp bulmaya çalışmaları hem siyasi körlük, hem de büyük haksızlık. Aslında, şaşmamak gerek, çünkü burası devirlerin değiştiği ama otoriter siyaset anlayışının diri kaldığı bir ülke. Sonuçta, ‘ikna oda’larından, ‘ikna meclisi’ne giden yol kısa oldu. Ama belli ki, demokrasi yolu çok uzun ve engebeli olacak.

(Milliyet 30.06.2011)

[Bu yazı 1515 kez okundu]
Nuray MERT

YAZARIN DİĞER YAZILARI: [54]
[9 Haziran 2017] Katar'ın başına gelenler ... [15 Ocak 2016] Linç kampanyasına nefer yazılanlar asıl siz kendinizden utanın! ... [31 Ağustos 2015] Merak etmeyin, istedikleri düzeni kuramayacaklar ... [27 Temmuz 2015] Lanetli çözüm, ahmakların seferi ... [13 Nisan 2015] Ülkede Karanlık Bir Sabaha Uyanmak ... [15 Mayıs 2014] Soma Katliamı. Ayrı dünyaların insanlarıyız ... [17 Nisan 2014] Kulak asmayın düşünce tacirlerine! ... [9 Kasım 2013] 'Otoriter muhafazakarlık' ve demokrasi ... [25 Ekim 2013] Muhafazakarların 'Bağımsız Türkiye'si ... [18 Ekim 2013] Bayramda Barış Süreci ... [16 Temmuz 2013] Bu çirkin tablonun ardındakiler ... [17 Mayıs 2013] Suriye politikasının ağır bedeli ... [3 Mayıs 2013] Burası işte böyle bir ülke! ... [10 Nisan 2013] Kuş katliamı ... [9 Şubat 2013] Karanlık Bir Tünelden Çıkış ... [1 Şubat 2013] Masum değilsiniz hiçbiriniz ... [15 Ocak 2012] Sadece cesur insanlar özgür olabilir ... [12 Ocak 2012] Muammalı bir hesaplaşma devri ... [5 Ocak 2012] Muhafazakâr cumhuriyet ... [25 Aralık 2011] Fransa, Türkiye, Suriye ve Ortadoğu ... [18 Aralık 2011] Ortadoğu'da yeni dönem ... [20 Kasım 2011] Herkes fikrini bozmuş! ... [13 Kasım 2011] Bir büyük kompozisyon yarışması ... [25 Ekim 2011] Demokratik 'zihniyet' meselesi ... [13 Ekim 2011] 'Görevimiz tehlike' ... [6 Ekim 2011] 'Bu hal', 'OHAL' mi? ... [4 Ekim 2011] Zizek'in 'yeni oryantalizmi' ... [25 Eylül 2011] Kürt meselesi ve yurtta savaş cihanda savaş ... [22 Eylül 2011] Yeni laiklik tartışmaları ... [20 Eylül 2011] Erdoğan ve Nasır ... [11 Eylül 2011] 'Libya özel sayısı' ... [8 Eylül 2011] İsrail ve Kürt meselesi ... [1 Eylül 2011] İslam Emperyalizmi, Neo-Osmanlıcılık ... [23 Ağustos 2011] 'İslam ve Sosyalizm' ... [16 Ağustos 2011] 'Londra isyanı' ve insanlığın çözülüşü ... [9 Ağustos 2011] Suriye'ye giden 'mesaj' ... [24 Temmuz 2011] Türkiye'nin 'Değerler'i ... [5 Temmuz 2011] Maslahatçı demokrasi ... [26 Haziran 2011] Şeytana uymayalım ... [19 Haziran 2011] 'Kimliğe oy' ve 'yeni statüko' ... [26 Mayıs 2011] Kürt meselesi CHP, BDP ve AKP ... [13 Mayıs 2011] Dere geçilirken değişmeyen at ... [10 Mayıs 2011] Bu hale nasıl geldik? ... [26 Nisan 2011] 'Sol' garezi ... [15 Nisan 2011] Yeni engizisyonlar, yeni cadı avları ... [14 Nisan 2011] İktidar ... [7 Nisan 2011] Devlet için 'demokrasi', devlet için anayasa! ... [22 Şubat 2011] 'Organizma' ve tecavüz! ... [18 Şubat 2011] Tasasız 'demokrat'lar! ... [16 Şubat 2011] Mısır'da 'Post-Devrim', 'Post-demokrasi' ... [10 Şubat 2011] Yeni statüko, Kıbrıs ve demokrasi ... [25 Ocak 2011] 'Tefrika'yı savunmak! ... [11 Aralık 2010] 'Öğrenci eylemleri' krizi ... [23 Ekim 2010] Laikliğin teminatı ...
Nuray MERT
BU SITENIN ÖNCELIKLI AMACI Ülkede evrensel, çagdas ve toplumcu bir hukuk ve yönetim anlayisini egemen kilmak üzere,
HUKUKÇULAR VE SORUMLULUK DUYAN HERKES ortak akil üretebilecekleri, ortak tutum belirleyebilecekleri bir iletisim, paylasim ve tartisma ortaminda BULUSTURMAKTIR.
Yeni Yaklasimlar, ortak çalisma ürünüdür. Sitede yer alan yazilardan yazari sorumludur. Kaynak gösterilerek alinti yapilabilir.
Websitesi ile lgili sorulariniz için buraya tiklayin. Diger konularla ilgili sorulariniz için iletisim sayfasindan ilgili kisi ile irtibata geçebilirsiniz.
Yeni Yaklasimlar © 2016 - [ARENA YAZILIM] - E-Müvekkil Pro™