Yazdırmak için tıklayın Eposta Olarak göndermek için tıklayın Yorum Eklemek için tıklayın
İnançsız sol
19 Ekim 2015, Aydemir GÜLER
, Aydemir GÜLER

1970’lerde Türkiye’de politizasyon sol açısından sorunluydu. Temel olarak da sol, kitlesel politizasyonu iktidar perspektifiyle karşılayamadığı için… Önceki on yılda sosyalist devrimci TİP iktidarı düşünüyordu. Asker-sivil aydın zümre diyen MDD’ciler de bir biçimde iktidarı düşlüyorlardı.

Bir bütün olarak sol 12 Mart’tan sonra iktidar misyonunu CHP’ye havale etti. Bunun adı ha faşizme direniş olmuş, ha demokratik cepheler…

1960’larda hayata değen bir teorik tartışma vardı. Türkiye’de sivil toplumun on fırın ekmek mi yemesi lazımdı, seçimle iktidara gelinmesi mümkün müydü, sol bir darbe olur muydu, işçi sınıfı kitapta yazdığı gibi öncü devrimci rol alabilir miydi… Bunlar hangi derinlikte yapıldıklarından bağımsız olarak ciddi tartışmalardır. İktidarı düşünen nitelikli bir tartışma yapar.

1970’lerde MDD’nin millisini ulusal diye değiştirmek veya halk sözcüğünü eklemenin ötesinde ne var? Kır gerillası mı kent gerillası mı tartışması, idamlardan, Kızıldere’den sonra bir anlam taşıyabilmiş midir? CHP ister küçük burjuva olsun, ister ulusal burjuvazinin sol kanadı, sol adına onun iktidarı özlenecekse, tartışma boş değil midir? En acayibi de “patron-ağa devleti” ile “ağa-patron devleti” kavramları arasındakiydi. Hangi sözcük öne gelirse gelsin, sosyalizmi belirsiz bir geleceğe ertelemekte anlaşan taraflar vardı çünkü…

Haksızlık olmasın, derinlik ve gerçeklikle temas arayışına ara sıra rastlanabiliyordu. Yeni solda Birikim ve geleneksel solda Yürüyüş dergilerinde görece rafine tartışmalar yürütüldü. Ama Birikimcilik de, Yürüyüş’ün yayın organı olduğu TİP de solun marjinalleriydi.

1970’lerde iktidar perspektifi olmayan ve bu nedenle hızla düzey kaybeden sol, yine de inanarak tartışıyordu! Saçma görünebilir, ama sözcüklerin yerini değiştirmenin çok önemli olduğuna inanan ve bu tartışmalardaki konumlara örgütlenen on binlerden söz ediyoruz. Bu insanlar gözü pek militanlardı. Birbirleriyle akla ve sola sığmayacak yöntemlerle çatıştıklarında bile inanıyorlardı.

İnanmak…

Solun bu en temel insani özelliği yitirmesi nasıl bir iştir?

İnanmak dürüstlüktür, özveridir, devrimciliği bir yaşam biçimi olarak kavramaktır. O zamanlar iktidar perspektifini bırakmış kadrolar devrimcilik adına CHP’ye “inanıyorlardı.” Her şeye inançsızlık salgılayan Birikimcilik bile bu salgıladığı şeye inanç besliyordu!

Bunca tarih hatırlatması bugüne gelmek için...

***

Bana sorarsanız, Türkiye solu hiç bu kadar dejenere olmamıştır!

1920’lerde Ankara’daki Sovyet temsilcisi Aralov Moskova’ya raporlar gönderiyor. Lafı, belli ki, Kemalistlerle ittifaka bağlamak için, Moskova’nın Türk komünistlerini sorup durmasının anlamsız olduğunu yazıyor. Çünkü ortada komünist denecek kimse yoktur! Somut örneklerle yozluklar, beceriksizlikler tarif eder. Sonuçta haksızlık eder, ayıp eder.

Ama anlattıklarının hepsinin doğru olduğunu varsaysak bile, 2015 itibariyle durum bundan beterdir!

Türkiye solunda iktidar perspektifinin hiç bu denli parlamentoya havale edildiği görülmemiştir.

Üstelik parlamentarizmin adresi de önemsiz. İsteyene CHP isteyene HDP! Yanlarına AKP’yi veya ondan parçaları alarak veya değil; ikisi de oluyor, fark etmiyor.

Doğrusu ben, 1970’lerde “milli değil ulusal”, “ağa değil patron” diye birbirlerini boğazlarcasına tartışan gençleri “insan”a daha yakın buluyorum… Her şey bir yana, inanıyorlardı.

İnsan elbette korkar. Ama insanın korkusu hayvanınkinden farklı olmalı. Korku, kural olarak, aklı egemenliği altına alsaydı, toplum nasıl değişirdi ki? Solcu da korkar, ama solcu asıl halkın siyaseten teslim alınmasından korkar. 2015’te halktan önce solcu teslim olacağı “büyük cephe” arıyor. Bomba patlar patlamaz koalisyona koşuluyor.

İktidar perspektifi mi? Eğer NATO ile AB’ye, veya son haftalarda çıkan yeni versiyon itibariyle Rusya’ya bel bağlanmayacaksa iktidar düşüncesinin i’sinden söz edemeyiz.

Eskiden insanlar sosyalizme, devrime, siyasal mücadeleye inançlarını yitirdiklerinde “bu işleri” bırakırlardı. Bugünse facebook sayfasında yazdığını silmek, yeni bir tweet atmak yetiyor. Tartışma dediğiniz şey, 140 karaktere sığıyor. Bu sol, söylediğine, yaptığına, iddia ettiğine inanmıyor…

***

Bunun böyle gideceğini düşünüyor musunuz?

Mümkün değil.

Biz değiştireceğimize inanıyoruz.

 

solhaber

[Bu yazı 592 kez okundu]
Aydemir GÜLER

YAZARIN DİĞER YAZILARI: [48]
[26 Aralık 2016] "Ah CHP vah CHP" ... [17 Mart 2016] 'HDP solu Güven Park'ta bitmiştir ... [14 Mart 2016] Dayanılmaz ... [4 Şubat 2016] Kürt sorununda ne bekleniyor? ... [1 Şubat 2016] Bir sınırı var. ... [28 Ocak 2016] AKP'nin kullanışlı efelenmesi ... [11 Ocak 2016] Korkacaksanız durmaktan korkun ... [4 Ocak 2016] AKP'nin dayanılmaz cazibesi ... [14 Aralık 2015] Taşları dökmek ... [7 Aralık 2015] Savaş hazırlığı ... [3 Aralık 2015] Tezek kadar akıl ... [19 Kasım 2015] Mükemmeli arayan komünist ... [16 Kasım 2015] 'Bu bir tesadüf mü, yoldaşlar?' ... [10 Kasım 2015] Boşluktan çıkış ... [2 Kasım 2015] Saygısız ve örgütlü ... [30 Ekim 2015] En büyük 'vaadin' sahibiyiz ... [15 Ekim 2015] Cenaze evinde kahkaha ... [12 Ekim 2015] Yeni durum, yeni dizilim ... [8 Ekim 2015] Zamanında bir uyarı denemesi ... [5 Ekim 2015] Hedefi daraltmak mı? ... [1 Ekim 2015] Anlamıyoruz ... [14 Eylül 2015] Sürprizler ülkesi ... [7 Eylül 2015] Komünistlik fazla ... [29 Ağustos 2015] Bakan olmak ... [27 Ağustos 2015] Eskiden olsa. ... [24 Ağustos 2015] AKP'yi yalnız mı zannediyorsunuz? ... [20 Ağustos 2015] Sıfıra sıfır, elde var kan ... [13 Ağustos 2015] Sosyalizm üzerindeki baskı ... [10 Ağustos 2015] AB, NATO, 'süreç'. ... [3 Ağustos 2015] Türkiye kontrolden çıktı mı? ... [27 Temmuz 2015] Sınıfını unutan sol ... [20 Temmuz 2015] Aman çözüm sürecine 'bi şi olmasın' ... [13 Temmuz 2015] Seçimden sonra bir ay ... [6 Temmuz 2015] Reformizmin yeni nefesi ... [2 Temmuz 2015] Popülist akılsızlık halleri ... [11 Haziran 2015] Rahatlayan Türkiye ... [26 Mayıs 2015] 'Proce'ye oy da yok ... [16 Nisan 2015] Parlamento ne kadar önemli? ... [13 Nisan 2015] AKP'yi geriletmek ... [10 Mart 2015] Bir Çanakkale yazısı ... [9 Şubat 2015] Kaç yanlış kaç doğruyu götürür? ... [9 Ocak 2015] Fransa tepkileri ... [3 Ocak 2015] Artık 2015'teyiz... ... [29 Aralık 2014] Haziran demir alırken ... [27 Aralık 2014] AKP yılbaşına hazırlanıyor ... [22 Aralık 2014] Sosyal medya, Kürt sorunu ve düzey ... [10 Aralık 2014] Çirkin Süreç ... [28 Kasım 2014] Bir buçuk ay öncesine bakarsak ...
Aydemir GÜLER
BU SITENIN ÖNCELIKLI AMACI Ülkede evrensel, çagdas ve toplumcu bir hukuk ve yönetim anlayisini egemen kilmak üzere,
HUKUKÇULAR VE SORUMLULUK DUYAN HERKES ortak akil üretebilecekleri, ortak tutum belirleyebilecekleri bir iletisim, paylasim ve tartisma ortaminda BULUSTURMAKTIR.
Yeni Yaklasimlar, ortak çalisma ürünüdür. Sitede yer alan yazilardan yazari sorumludur. Kaynak gösterilerek alinti yapilabilir.
Websitesi ile lgili sorulariniz için buraya tiklayin. Diger konularla ilgili sorulariniz için iletisim sayfasindan ilgili kisi ile irtibata geçebilirsiniz.
Yeni Yaklasimlar © 2016 - [ARENA YAZILIM] - E-Müvekkil Pro™