Yazdırmak için tıklayın Eposta Olarak göndermek için tıklayın Yorum Eklemek için tıklayın
Yeni durum, yeni dizilim
12 Ekim 2015, Aydemir GÜLER
, Aydemir GÜLER

10 Ekim yeni bir durumdur. Türkiye siyaseti büyük tarihsel dönemeçleri hiç sessiz sakin almadı. Kansız dönüşüm hatırlıyor musunuz?

Bu ülkede kanın boşa dökülmesi bireysel bir durum olabilir ancak. Kanı dökülen taraf farkında olsun olmasın, yaşadığımız şiddet mutlaka ve mutlaka bir anlama oturur. Böyle bir şiddet ülkesinde bu söylenenin örneklerini herkes kendisi bulabilir. Lafın bu kısmını uzatmayayım.

10 Ekim yeni bir durumdur. Dün Kemal’in (Okuyan) yazdığı gibi… Basit açıklamalar tarihselliğe en fazla teğet geçer. Bu sefer de öyle oluyor.

Erdoğan dahil olmak üzere AKP’nin sorumluluğu… bu genel geçer bir doğru. Ama teğet geçiyor.

“HDP’yi kriminalize etmek ve oylarını baskılamak.” Bombadan o sonuç alınamaz ki. AKP’liler hemen bu fikri sahiplendikleri için olup bitenle bir teğet durumu oluyor tabii…

Milliyetçi zırvalığın doruk noktası olarak “Türkiye’yi terörle mücadeleden vazgeçirmek.” Zırvalıktır, ama bir noktadan o bile teğet geçer tabii ki. Herkes biliyor, ABD’nin Ortadoğu’da Kürt faktörüne yatırım yaptığını. Daha doğrusu ta Birinci Körfez Savaşında Kürt faktörünü nüfuzuna geçirmek yönünde kritik bir adım attıktan yıllar sonra elinde neredeyse başka bir reel kazanım kalmadığını. Dolayısıyla onu da Ankara’daki meczuplara yedirecek değil. Yani teğet…

Bunu da uzatmayayım… Denir ki, olay kimin işine yarıyorsa zanlıyı orada aramalı… Doğru mantık. Ama bir teorik akıl yürütmeniz yoksa bu arayışta IŞİD’e takılıp kalabilirsiniz. Bölgede böyle bir kitle eylemi için canlı bomba ihalesi açsanız IŞİD kazanır! Ama orada takılmak tuzaktır. IŞİD ne ki?

O halde adım adım büyük resmi görmek üzere açı değiştirmelisiniz. 10 Ekim Türkiye’nin yönetilebilir olmadığının ilanıdır. AKP seçimde kutuplaştırma politikasıyla, baskıyla, hileyle, şunla bunla oylarını biraz artırıp yine hükümet kuracak hale gelir mi? Artık bir önemi yok. Yeni bir durum var, ilan verildi çünkü. Kanla…

Geçenlerde MHP bu kez seçimden sonra hükümet sorumluluğunu üstleneceğini açıkladı. Boş ve geç bir laf. MHP’yle mi Türkiye yönetilir hale gelecek? Faşizmin kapatacağı bir boşluk mu var, bu yönetememe krizinde?

Yönetememe krizine devrimciler bir devrimci imkan olarak bakarlar. Türk solu ve Kürt hareketi baktıkları yerden ancak seçim tarihini görebiliyorlar. O kapsamda KCK’nın çatışmasızlık kararı akıllıca bir taktik kuşkusuz. Ya sonra?

Sonrasında Kürt hareketi ve Türk solunun bir stratejisi var mı?

Stratejinin değilse de sürecin mantıksal çıktılarını bazen en cesurlar, bazen de en akılsızlar ifade etme fırsatı buluyor. Kürt hareketi-Türk solu için bu kişi 8 Ekim’de kendini belli etti: “Seçim sonuçlarına razı olun. O zaman ‘dikta’ ve ‘darbe’ ihtimalleri ortadan kalkar, Türkiye’yi selamete taşıyacak olan HDP’li bir ‘büyük koalisyonun’ yolu açılır.”

Bu satırları yazan ve cesur olmadığı açık olan Veysi Sarısözen’in 10 Ekim itibariyle bir daha insan içine çıkamaması gerekir. Göreceksiniz, hiç de öyle olmayacak; mutlak bir stratejisizlik içinde Kürt siyaseti, seçim hükümetine önce girip sonra çıktığı gibi yalpalayıp duracak. Sarkaç iki de bir “büyük koalisyon”u gösterecek. Büyük olsun da, AKP’yle mi CHP’yle mi, ikisiyle mi birden, fark etmeyecek!

10 Ekim yönetememe halinin ilanıdır ve 10 Ekim büyük bir dönüşümün habercisidir.

Ne zaman nerde bu kadar kan aksa, devrimcilerin dışında kimsenin karşı duramayacağı ultra-liberal bir dalga patlar: Siyaset tatil denir, şimdi “birlik” zamanı. Yani somut olarak, kapitalizmin çarklarının içinde hareket edemeyeceği kadar politize olan Türkiye’yi aptallaştırmanın zamanı.

Düzen soruyor: Nasıl yaparız da AKP’li yılların kazanımlarına dokundurmadan çarkları döndürürüz? Emperyalizm soruyor: Nasıl ederiz de Türkiye’nin barındırdığı ve AKP’nin açtığı imkanları koruyarak toprağı biraz soğutabiliriz? İcabında yeniden ortalığı yangın yerine çevirtmek için…

Birlikçi, sınıf işbirlikçi, liberal, akılsız mı akılsız, kandan ürkmüş ve sinmiş, ama kendisini dönüşümün parçası addederek zevahiri kurtarmış bir “şey”e ihtiyaçları var. Sol böyle bir şey olsun istiyorlar. Bu isteğin gerçekçi sayılması için elde çok veri var. Sosyalist bilinen vekilleri, gazetecileri, sendikacıları falan geçirin hafızanızdan, anlayacaksınız ne kast ettiğimi!

Yeni bir durum var ve ciddi olunursa bu dalgadan sola doğru bir çıkış yakalanabilir. Yeni durum bir düğümden geçerek şekillenmek zorunda. O düğüm ciddi ve cesur bir işçi sınıfı devrimciliğinin yeniden sağlam koordinatlara yerleştirilmesi için de elverişli bir uğrak anlamına gelecektir.

İşimiz bu anlamı örgütlemektir. Türkiye’de yönetilemeyen şu veya bu detay değil, sömürü düzeninin ta kendisi. Solun koordinatlarını sosyalist bir geleceğe yerleştiren, solda yeni bir dizilimi hazırlayan, yeni duruma da zannedilenden çok daha güçlü girecektir.

 

solhaber

[Bu yazı 666 kez okundu]
Aydemir GÜLER

YAZARIN DİĞER YAZILARI: [48]
[26 Aralık 2016] "Ah CHP vah CHP" ... [17 Mart 2016] 'HDP solu Güven Park'ta bitmiştir ... [14 Mart 2016] Dayanılmaz ... [4 Şubat 2016] Kürt sorununda ne bekleniyor? ... [1 Şubat 2016] Bir sınırı var. ... [28 Ocak 2016] AKP'nin kullanışlı efelenmesi ... [11 Ocak 2016] Korkacaksanız durmaktan korkun ... [4 Ocak 2016] AKP'nin dayanılmaz cazibesi ... [14 Aralık 2015] Taşları dökmek ... [7 Aralık 2015] Savaş hazırlığı ... [3 Aralık 2015] Tezek kadar akıl ... [19 Kasım 2015] Mükemmeli arayan komünist ... [16 Kasım 2015] 'Bu bir tesadüf mü, yoldaşlar?' ... [10 Kasım 2015] Boşluktan çıkış ... [2 Kasım 2015] Saygısız ve örgütlü ... [30 Ekim 2015] En büyük 'vaadin' sahibiyiz ... [19 Ekim 2015] İnançsız sol ... [15 Ekim 2015] Cenaze evinde kahkaha ... [8 Ekim 2015] Zamanında bir uyarı denemesi ... [5 Ekim 2015] Hedefi daraltmak mı? ... [1 Ekim 2015] Anlamıyoruz ... [14 Eylül 2015] Sürprizler ülkesi ... [7 Eylül 2015] Komünistlik fazla ... [29 Ağustos 2015] Bakan olmak ... [27 Ağustos 2015] Eskiden olsa. ... [24 Ağustos 2015] AKP'yi yalnız mı zannediyorsunuz? ... [20 Ağustos 2015] Sıfıra sıfır, elde var kan ... [13 Ağustos 2015] Sosyalizm üzerindeki baskı ... [10 Ağustos 2015] AB, NATO, 'süreç'. ... [3 Ağustos 2015] Türkiye kontrolden çıktı mı? ... [27 Temmuz 2015] Sınıfını unutan sol ... [20 Temmuz 2015] Aman çözüm sürecine 'bi şi olmasın' ... [13 Temmuz 2015] Seçimden sonra bir ay ... [6 Temmuz 2015] Reformizmin yeni nefesi ... [2 Temmuz 2015] Popülist akılsızlık halleri ... [11 Haziran 2015] Rahatlayan Türkiye ... [26 Mayıs 2015] 'Proce'ye oy da yok ... [16 Nisan 2015] Parlamento ne kadar önemli? ... [13 Nisan 2015] AKP'yi geriletmek ... [10 Mart 2015] Bir Çanakkale yazısı ... [9 Şubat 2015] Kaç yanlış kaç doğruyu götürür? ... [9 Ocak 2015] Fransa tepkileri ... [3 Ocak 2015] Artık 2015'teyiz... ... [29 Aralık 2014] Haziran demir alırken ... [27 Aralık 2014] AKP yılbaşına hazırlanıyor ... [22 Aralık 2014] Sosyal medya, Kürt sorunu ve düzey ... [10 Aralık 2014] Çirkin Süreç ... [28 Kasım 2014] Bir buçuk ay öncesine bakarsak ...
Aydemir GÜLER
BU SITENIN ÖNCELIKLI AMACI Ülkede evrensel, çagdas ve toplumcu bir hukuk ve yönetim anlayisini egemen kilmak üzere,
HUKUKÇULAR VE SORUMLULUK DUYAN HERKES ortak akil üretebilecekleri, ortak tutum belirleyebilecekleri bir iletisim, paylasim ve tartisma ortaminda BULUSTURMAKTIR.
Yeni Yaklasimlar, ortak çalisma ürünüdür. Sitede yer alan yazilardan yazari sorumludur. Kaynak gösterilerek alinti yapilabilir.
Websitesi ile lgili sorulariniz için buraya tiklayin. Diger konularla ilgili sorulariniz için iletisim sayfasindan ilgili kisi ile irtibata geçebilirsiniz.
Yeni Yaklasimlar © 2016 - [ARENA YAZILIM] - E-Müvekkil Pro™