Yazdırmak için tıklayın Eposta Olarak göndermek için tıklayın Yorum Eklemek için tıklayın
Şeytana uymayalım
26 Haziran 2011, Nuray MERT
, Nuray MERT

Hiç uzatmadan hemen konuya girelim. ‘Şeytan detayda gizlidir’ derler. Biz şeytana uymayalım. Aslında bu tabir, ‘detayları atlamayalım, bazı olayların en önemli unsuru bazen detayda gizlidir’ anlamında kullanılır. Ancak, son YSK kararlarına ilişkin olarak, biz tam tersini yapmalıyız, çünkü artık hiçbir detayın anlamı ve önemi kalmadı, her şey gün gibi ortada. Bu durumda ‘detay’ apaçık olanın üstünü örtmek, ‘göz boyamak’ için devreye giriyor.
Meseleyi, ‘yasa-hukuk ayrımı’ yaparak izah etmek de zor. ‘Bir şey yasal olabilir ama hukuki olmayabilir’ iddiası, sıklıkla Türkiye’de ‘mevcut yasal çerçeve’nin ‘evrensel hukuk normlarına’ uymadığı hususuna işaret etmeyi hedefliyor. AB hukuki çerçevesine uyum yasalarını kabul etmiş, ayrıca birçok uluslararası anlaşmaya imza atmış bir ülkede, ulusal hukuki çerçevenin ötesinde, ‘evrensel hukuk’ normlarına uygunluktan pekala bahsedilebilir. Ancak, bu da Türkiye’de yaşananları izah etmeye ve çözmeye yetmez.
Türkiye’de temel sorun, ‘meşruiyet krizi’dir. Mevcut siyasal sistem ve onu tanımlayan hukuki veya yasal çerçeve, bazı toplumsal talepler açısından bir cendereye dönüşmüş ve aşınmış durumdadır. ‘Yeni bir Anayasa ihtiyacı’nın temel nedeni budur. Muhafazakâr kesimin din ve vicdan özgürlüğüne ilişkin talepleri ve Kürt siyasi hareketinin yükselttiği talepler mevcut sistem ve yasal çerçevenin dışına taşmış vaziyettedir. Evrensel hukuk normlarına müracaat dahi, sorunun tamamını çözmek açısından yeterli imkâna sahip değildir. Yeni Anayasa’nın düzenlemesi beklenen, yeni toplumsal özgürlük taleplerinin yer bulabildiği bir çerçevenin kurulmasıdır.
Bu durumda, milletvekilliği düşmüş sayılan Ergenekon davasından tutuklu milletvekilleri için söylenebilecek yegâne şey, bu ülkede tutukluluk tedbirinin infaza dönüştürülmüş olmasına ilişkin açık ve büyük haksızlık meselesidir. Diğer taraftan, Hatip Dicle ve KCK davasından tutuklu diğerler milletvekillerine ilişkin mesele, bundan ibaret değil, öncelikle kendilerine yöneltilen suçlamalara ilişkin daha çetrefil bir meseledir.

Bariz tutarsızlık var
Bir ülkede, ‘terör’ örgütü lideri olarak hüküm giymiş biri, ‘siyasi çözüm’ adına ‘muhatap’ alınırken, kendisi ile görüşmeler yapılır ve çözüm için ‘kilit rolü’ tanınırken, bu örgütü ‘övmek’ şeklinde bir suç isnadı yasal, hukuki, ne derseniz deyin her açıdan havada kalan, bariz bir tutarsızlıktır. Türkiye’de mevcut halin ‘fevkalade bir hal’ olduğu bir gerçektir. Bir ülkede, siyasal sisteme ilişkin ciddi bir meşruiyet krizi doğmuş, fevkalade bir hal söz konusu olmuş ise, bu krizi aşmak için son derece özenli ve zor bir siyasal sürecin göze alınması gerekir.
Hatip Dicle’ye ilişkin kriz, milletvekilliği koşullarına haiz olup olmamaya ilişkin sıradan bir konu değildir. Kürt siyasal hareketinin demokratik zemine taşınmasına ilişkin, mevcut yasaları ‘zorlayan’ fevkalade süreçlerin işletilebilmesine dair bir meseledir. Bazı zorlamaları göze almayı gerektiren fevkalade süreçlerde, öncelikle meselenin açık konuşulması, sonra bu süreçlerin işletilmesine ilişkin herkesin sorumluluk alması gerekir.

Ya ipe un sereceğiz...
Bu noktada, tüm sorumluluğu ‘Kürt siyasal hareketine’ ve/veya BDP’ye yüklemek, başa dönmekten başka anlam taşımaz. Ya hep birlikte zorlanacağız, bu zor işin içinden toplumsal barış daha fazla yarar almadan çıkacağız ya da kâğıt üzerinde ‘haklı’ olmaya sığınıp, ipi una sereceğiz, kriz büyüyecek. Seçim açık ve ortadadır.
Hal böyle iken, ‘demokrat aydın’ kimliği ile öne çıkanların bile, “BDP’liler içinden çıktıkları toplumun duygularına ve heyecanlarına kapılmadan devlet nizamını tehdit etmekten vazgeçip Meclis’e girsinler” diye tavsiyelerle ortaya çıktığı bir ülkede mesele hiç anlaşılmamış demektir. Kürt siyasal hareketi, mevcut siyasal sistemin ‘meşruiyetini’ sorgulayan toplumsal itiraz tabanını temsil ediyor. Başka bir ifade ile, Kürtlerin bir kısmı, mevcut siyasal sistemin kendi taleplerini karşılamadığını düşünüyor, bu nedenle siyasal mücadeleleri yasal çerçevenin dışına taşmış vaziyette. Yasal çerçevede ısrar ederseniz, birileri için ‘yasa dışılık’ tabileşir. Meşruiyet krizinin demokratik biçimde aşılmasının yolu, yasal çerçevenin, siyasal sistemi zorlayan toplumsal talepler doğrultusunda yeniden tanzim edilmesidir. Bu, ‘siyasal bir süreç’ olmak zorundadır. Bu tür siyasal süreçler, yasal çerçeveyi zaman zaman zorlayan siyasal müzakere ve esneklik gerektirir. Mesele budur, o nedenle YSK kararlarını detaylara boğarak tartışmanın anlamı yok. Laf ebeliğinde üste çıkmak adına detaylara sığınmanın anlamı yok. Asıl meseleyi konuşalım, detaylara takılmayalım, bu kez şeytana uymayalım.

(Milliyet 26.06.2011)

[Bu yazı 1695 kez okundu]
Nuray MERT

YAZARIN DİĞER YAZILARI: [54]
[9 Haziran 2017] Katar'ın başına gelenler ... [15 Ocak 2016] Linç kampanyasına nefer yazılanlar asıl siz kendinizden utanın! ... [31 Ağustos 2015] Merak etmeyin, istedikleri düzeni kuramayacaklar ... [27 Temmuz 2015] Lanetli çözüm, ahmakların seferi ... [13 Nisan 2015] Ülkede Karanlık Bir Sabaha Uyanmak ... [15 Mayıs 2014] Soma Katliamı. Ayrı dünyaların insanlarıyız ... [17 Nisan 2014] Kulak asmayın düşünce tacirlerine! ... [9 Kasım 2013] 'Otoriter muhafazakarlık' ve demokrasi ... [25 Ekim 2013] Muhafazakarların 'Bağımsız Türkiye'si ... [18 Ekim 2013] Bayramda Barış Süreci ... [16 Temmuz 2013] Bu çirkin tablonun ardındakiler ... [17 Mayıs 2013] Suriye politikasının ağır bedeli ... [3 Mayıs 2013] Burası işte böyle bir ülke! ... [10 Nisan 2013] Kuş katliamı ... [9 Şubat 2013] Karanlık Bir Tünelden Çıkış ... [1 Şubat 2013] Masum değilsiniz hiçbiriniz ... [15 Ocak 2012] Sadece cesur insanlar özgür olabilir ... [12 Ocak 2012] Muammalı bir hesaplaşma devri ... [5 Ocak 2012] Muhafazakâr cumhuriyet ... [25 Aralık 2011] Fransa, Türkiye, Suriye ve Ortadoğu ... [18 Aralık 2011] Ortadoğu'da yeni dönem ... [20 Kasım 2011] Herkes fikrini bozmuş! ... [13 Kasım 2011] Bir büyük kompozisyon yarışması ... [25 Ekim 2011] Demokratik 'zihniyet' meselesi ... [13 Ekim 2011] 'Görevimiz tehlike' ... [6 Ekim 2011] 'Bu hal', 'OHAL' mi? ... [4 Ekim 2011] Zizek'in 'yeni oryantalizmi' ... [25 Eylül 2011] Kürt meselesi ve yurtta savaş cihanda savaş ... [22 Eylül 2011] Yeni laiklik tartışmaları ... [20 Eylül 2011] Erdoğan ve Nasır ... [11 Eylül 2011] 'Libya özel sayısı' ... [8 Eylül 2011] İsrail ve Kürt meselesi ... [1 Eylül 2011] İslam Emperyalizmi, Neo-Osmanlıcılık ... [23 Ağustos 2011] 'İslam ve Sosyalizm' ... [16 Ağustos 2011] 'Londra isyanı' ve insanlığın çözülüşü ... [9 Ağustos 2011] Suriye'ye giden 'mesaj' ... [24 Temmuz 2011] Türkiye'nin 'Değerler'i ... [5 Temmuz 2011] Maslahatçı demokrasi ... [30 Haziran 2011] 'İkna Odaları'ndan 'İkna Meclisi'ne ... [19 Haziran 2011] 'Kimliğe oy' ve 'yeni statüko' ... [26 Mayıs 2011] Kürt meselesi CHP, BDP ve AKP ... [13 Mayıs 2011] Dere geçilirken değişmeyen at ... [10 Mayıs 2011] Bu hale nasıl geldik? ... [26 Nisan 2011] 'Sol' garezi ... [15 Nisan 2011] Yeni engizisyonlar, yeni cadı avları ... [14 Nisan 2011] İktidar ... [7 Nisan 2011] Devlet için 'demokrasi', devlet için anayasa! ... [22 Şubat 2011] 'Organizma' ve tecavüz! ... [18 Şubat 2011] Tasasız 'demokrat'lar! ... [16 Şubat 2011] Mısır'da 'Post-Devrim', 'Post-demokrasi' ... [10 Şubat 2011] Yeni statüko, Kıbrıs ve demokrasi ... [25 Ocak 2011] 'Tefrika'yı savunmak! ... [11 Aralık 2010] 'Öğrenci eylemleri' krizi ... [23 Ekim 2010] Laikliğin teminatı ...
Nuray MERT
BU SITENIN ÖNCELIKLI AMACI Ülkede evrensel, çagdas ve toplumcu bir hukuk ve yönetim anlayisini egemen kilmak üzere,
HUKUKÇULAR VE SORUMLULUK DUYAN HERKES ortak akil üretebilecekleri, ortak tutum belirleyebilecekleri bir iletisim, paylasim ve tartisma ortaminda BULUSTURMAKTIR.
Yeni Yaklasimlar, ortak çalisma ürünüdür. Sitede yer alan yazilardan yazari sorumludur. Kaynak gösterilerek alinti yapilabilir.
Websitesi ile lgili sorulariniz için buraya tiklayin. Diger konularla ilgili sorulariniz için iletisim sayfasindan ilgili kisi ile irtibata geçebilirsiniz.
Yeni Yaklasimlar © 2016 - [ARENA YAZILIM] - E-Müvekkil Pro™