Yazdırmak için tıklayın Eposta Olarak göndermek için tıklayın Yorum Eklemek için tıklayın
Bizde Kafkaesk var mıdır?
5 Ekim 2015, Av. Sabri KUŞKONMAZ
, Av. Sabri KUŞKONMAZ

Bizim ülkede Kafka yetişmez yargısında bulunduk daha önce. Kendimizi otorite olarak görmüyoruz. Kafka, yaşadığı dönemdeki ve gelecekteki büyük yabancılaşmayı mikroskopta görür gibi görebilmiştir. O denli incelikli, ayrıntılı ve çıplak gözle görülmez olanı görüp, bu da yazı dehası ile birleşince ortaya Kafka çıkmıştır.

“Kendisinden önce kimsenin yapmadığı biçimde, yabancılaşmayı en uç noktasına kadar betimledi”(F. Kafka, E. Fischer, Çeviri, Ahmet Cemal, BFS ya.) Kişi, emek ve üretim sürecinden uzaklaşmış ve parçalanmıştır. Oteldeki asansörcü çocuğun altı ay boyunca asansörün düğmesine basmaktan başka iş yapmamasını “Amerika” adlı yapıtta okuruz.

Yabancılaşmanın nesneler dünyasında, tüm insanların da birer elverişli nesneye nasıl dönüştürdüğünü çok yalın bir dille anlatmıştır. Bu yalınlık neredeyse, sıradan bir dildir. Anlatılanlar; kişiler, tuhaf canlılar, çürüyen bir dünya, karanlık ve anlaşılmaz dev mekânlar son derece sıradan bir şey gibi, günlük bir olay anlatılıyormuş gibi sunulur. Kapitalizmin insanı “canlıdan çok bir nesne” haline getirdiğinin farkındadır. İşte onun nesneler, olaylar, özneler dünyası tuhaf, abartılı, insanüstü ve doğaüstünün karışımıdır. Ama tüm bu özellikler bu dünyanın güçlü olduğunu göstermez, tam tersine, bozulan, çürüyen, sağlıklı olmayan bir sistemin çözümlenmesi yapılmıştır.

Kafkaesk anlatım tarzının yanında, metinlerde yer alan tüm grotesk kişilikler, tepedeki ulaşılmaz şato, gerçeklik dışı kişiler nesneler, olay ve canlılar da Kafkaesk tanımı içindedir. Hemen söyleyelim ki, bizde Kafka olmasa bile bu anlamda, çok fazla Kafkaesk vardır.

İlk akla gelen tepedeki şatonun çok ama çok benzeri Beştepe’deki Kaçaksaray. Binlerce odası, içerdeki binlerce çalışanın oluşturduğu karışık bürokratik ağ, danışmanlar, tuhaf kostümlerle yapılan tuhaf gösteriler… İşte, saymakla bitmeyecek Kafkaesk özellikler ve Kafkaesk bir mekân.

Sadece mekânla bitmiyor benzerlik. İçerdeki şahsın eylemleri de Kafkaesk bir karanlık ve korkutuculukta. Cumhurbaşkanı, ülkedeki en büyük kamusal makamdır. Her şeyin başıdır. Kamusal konumlar temsiliyet makamıdır. Yani sorumluluk makamıdır. Ülkede cinayet işleniyorsa bunu kamu erki önlemelidir. Önlenemiyorsa, bir bakıma bu cinayet onun önleyememesi yüzünden işlenmiş sayılır. En azından ihmali fiiliyle! Bu yüzden bu makamdakilere “katil” diyerek eleştirilir. Ama eleştirenler Kafkaesk bir süreçle kendilerini tutuklanmış olarak bulurlar. Kendi hukukunu bile bilmeyen-tanımayan zihniyet, eleştiriyi hakaret sayar. “İktidar araçları ile bilinç arasında bir uyumsuzluk” olduğunda, bir düğmeye basılarak bir kent ortadan kaldırılabildiği gibi, sadece kendi çıkarı için ülkeye savaşa sokulur.

Şato’da anlatılan iki görevli vardır. Yüzleri aynıdır. “İki yılan gibi benziyorsunuz birbirinize” der onlara K. Sadece adları farklıdır. Varlıkları sadece bir işlev içindir, o kadar sığ bir kişilik! Bu iki kişi bile nasıl da şimdiki zamanı çağrıştırıyor. Ama bir farkla; iki görevli değil birbirine yılan gibi benzeyen. Sayısız yandaş bir yılan gibi birbirlerine benzeyerek aynı Kafkaesk işlevi yerine getiriyorlar: Aklı, ahlakı, adaleti ve hukuku bir yana bırakıp, sadece iktidara yamanmak ve yaranmak. İktidardakiler de tüm ülkeyi tek yüzlü tek kişilikli bir toplama dönüştürmek istiyor. Bu nedenle farklı olana derhal Kafkaesk bir saldırı yapılıyor.

Kafkaesk olanda karanlık, sıkıntı, çürüme, çözülme başat gider. Bizde Kafkaesk varsa, demek ki, sorun değil. Çünkü tüm Kafkaesk figürler sonludur. En azından biliyoruz ki, bir sabah hamamböceğine dönüşeceklerdir.

Haftaya dize; “Rüzgârın açtığı yaralarla uçup gidiyor.” (Asım Öztürk, Berfin Bahar, Eylül 2015)

[Bu yazı 568 kez okundu]
Av. Sabri KUŞKONMAZ

YAZARIN DİĞER YAZILARI: [44]
[11 Ocak 2016] Anlam boşalması ... [14 Aralık 2015] Sanatçının gölgesi ya da insanın boyu ... [7 Aralık 2015] İntihar bombacılığın dönüşümü-II ... [2 Kasım 2015] Bienal'e yetişememek ... [26 Ekim 2015] Yüksekova'da olağan bir gün ... [19 Ekim 2015] Anaakımın tersinde bir hayat ... [12 Ekim 2015] Sizlere kelepçe yetmeyecek ... [21 Eylül 2015] Sanatla eğlenmek ... [14 Eylül 2015] Eşitlik etiği ... [7 Eylül 2015] Müzik Köyü ve Ramazan Güngör dersi ... [17 Ağustos 2015] Anormal olan normal olunca ... [3 Ağustos 2015] Yasal silahıyla bir devlet. ... [27 Temmuz 2015] İslam hukuk ve insan ... [20 Temmuz 2015] Sanat alanında ekonomi politik ... [13 Temmuz 2015] Kelepçeli iki kitap ... [6 Temmuz 2015] Demokrasinin yüzölçümü ... [27 Nisan 2015] Slogan şiir solgun şiir ... [20 Nisan 2015] Çorbanın tadı tuzu ... [13 Nisan 2015] Din mi yoksa devlet mi yozlaşır? ... [6 Nisan 2015] Örtülerimiz, vasatımız ... [30 Mart 2015] Hayal gücü güzeldir ... [9 Mart 2015] Putları kırmak ya da iyimserliğin determinizmi ... [29 Aralık 2014] Sinemanın 100. yılından görüntüler-I ... [15 Aralık 2014] Belgeselciler ne yapar? ... [1 Aralık 2014] Demokrasiye takla attırmak ... [10 Kasım 2014] Vizörden bakmak ... [3 Kasım 2014] Abdullah Baştürk İşçi Edebiyatı Ödülleri'ne ne oldu? ... [27 Ekim 2014] Karmaşık olanı karıştırmak ... [20 Ekim 2014] Dağlarca'nın yalnızlığı ... [29 Eylül 2014] Muhafazakâr ahlaksızlığa devam ... [22 Eylül 2014] Çıplak Leydi ya da muhafazakâr ahlaksızlığa giriş ... [25 Ağustos 2014] Yeni her zaman iyi midir? ... [14 Temmuz 2014] Post hukuk ya da hukukun postu ... [7 Temmuz 2014] Avrupa'nın hukuk ve yargı kültürü ... [16 Haziran 2014] İlmiye sınıfı ve cehalet ... [31 Mart 2014] Başbakanın mahremi devletin mahremi ... [3 Mart 2014] Montaj bir demokrasi ... [6 Ocak 2014] Hukukta yumuşak 'g' yoktur ... [23 Nisan 2013] Öküze döndürülmek... ... [2 Nisan 2013] Sözü tüketmek ... [7 Kasım 2011] Erzurum'da şiir okuyamamak ... [6 Haziran 2011] Hopa'ya inen Eşkıya ... [28 Nisan 2010] Emek Sinemasında Anayasa Filmi ... [21 Nisan 2010] Kargının İçindeki Rüzgar ...
Av. Sabri KUŞKONMAZ
BU SITENIN ÖNCELIKLI AMACI Ülkede evrensel, çagdas ve toplumcu bir hukuk ve yönetim anlayisini egemen kilmak üzere,
HUKUKÇULAR VE SORUMLULUK DUYAN HERKES ortak akil üretebilecekleri, ortak tutum belirleyebilecekleri bir iletisim, paylasim ve tartisma ortaminda BULUSTURMAKTIR.
Yeni Yaklasimlar, ortak çalisma ürünüdür. Sitede yer alan yazilardan yazari sorumludur. Kaynak gösterilerek alinti yapilabilir.
Websitesi ile lgili sorulariniz için buraya tiklayin. Diger konularla ilgili sorulariniz için iletisim sayfasindan ilgili kisi ile irtibata geçebilirsiniz.
Yeni Yaklasimlar © 2016 - [ARENA YAZILIM] - E-Müvekkil Pro™