Yazdırmak için tıklayın Eposta Olarak göndermek için tıklayın Yorum Eklemek için tıklayın
Yasal silahıyla bir devlet.
3 Ağustos 2015, Av. Sabri KUŞKONMAZ
, Av. Sabri KUŞKONMAZ

Ahmet Kaya’dan çok dinledik; “Yasal mermisiyle bir komiser yaklaşmakta” dizesiyle biten “Başım Belada” şarkısını. Şiir Yusuf Hayaloğlu’nun. Devletin şiddetle olan bağı bu denli bir naiflikle anlatılmış.

Silah bir şiddet aletidir. Devlet de bu aletin yasal sahibidir. Silahın kullanıldığı her yerde devlet vardır. Bu alet bir araçsallık ilişkisi içinde devletin bünyesinde ideolojik omurga gibi durur. Burada devletin baskı aygıtları ve devletin ideolojik aygıtları gibi bir ayrım rasyonel Batı demokrasileri için anlaşılır olabilir. Rasyonellik sistem için temel ilkedir Batı dünyasında. Bu nedenle her türlü şiddetin uygulanmasında da yine rasyonellik ön plandadır. Batı kendi ülkesinde ideolojisini de görünür şiddet içermeyen politikalarla uygulamaya koyar. Bir başka deyişle rıza üretimi sivil görünümlüdür. Düzen şiddetin estetize/politize edilmesidir.

Bizde ise devlet şiddet tekelini elinde bulundururken ideolojik aygıtlar için bir “sivil” maske kullanmaya gerek duymaz. Bizde ve bizim gibi ülkelerdeki demokratik süreç Batı olgunluğuna ulaşmamıştır. Şiddeti kullanan süjeler rasyonel bir “kafada” olmayıp, kirli bir politik düzlemde en kaba yöntemlerle ülke yönetmektedirler. Rasyonel olamayan yöneticilerin elinde devlet şiddeti ve silahlarının olumsuz etkisi üstel oranda artar; grafik yukarı fırlar. Yani en kaba faşizan tablo yaşanır. Ölüler bile baskı altına alınır!

İktidar şiddetin kaynağı ve ilk nedenidir. Burada mutlak bir karşılıklılık ilişkisi vardır. İktidar ve şiddet unsurları birbirinin varlık nedeni, yaratıcısı ve sonucudur. İktidarın görünümü olan devlet, kurumsal şiddet aygıtıdır.

Yasal şiddetiyle bir cumhurbaşkanı Uzakdoğu gezisinden sesleniyor, “Bu durumdan kurtulmak için erken seçim…” Bu durum dediği aslında nedir? Ülkenin hızla kana ve çatışmaya sürüklenmesi. Oysa nerede bir silah patlıyorsa orada öncelikle o silahın yasal, meşru sahibi sorumludur. O halde bu silahlar erken seçim için patlatılıyordur.

Yasal şiddetiyle bir başbakan gazeteleri suç makinesine benzetiyor. Aslında sadece bu tanımlama bile gazeteler için bir “terör” saldırısıdır. Bu saldırıyı da yasal şiddetiyle bir başbakan yapıyor.

Dünya egemenleri yasal şiddeti kirli bir biçimde kullanmak için El Kaide’yi kullandı. Yetmedi, IŞİD’i kullanmakta. Bu kirli şiddet politikaları uygar Batı dünyasının kirli ekonomik faaliyetleri geri bıraktırılmış ülkelere kaydırmasının bir benzeri. Bizde ise kaydırılacak bir başka yer olmadığı için devlet yasal ve kirli şiddetini bizzat kendi toprağında ve kendi insanına karşı uyguluyor. Silah üzerindeki tekel yetkisi tehlikeye girince yine silaha sarılıyor.

Sözün özü, devlet, şiddeti kendisi için bir ayrıcalık olarak kurumsallaştırır. Politik bir enstrüman olarak iktidarının varlığı ve sürekliliği için bunu düzenler ve kullanır. Bu tablonun varlığı devam ettiği sürece hepimiz “tehlikedeyiz.” Yani sadece sıcak çatışma olan yerlerde yaşayanlar ateş altında değildir. Bu tehlike atmosferinden kurtulmanın yolu da devletin şiddetini ve silahını tartışmaktan geçer. Karşıtların birliği ve çatışma diyalektiği, tehlike altındakilere karşı/şiddet hakkı verir. Çatışmanın savaşın sorumlusu bu açıdan devlettir.

Bu verilere göre bir şiir kurmaya girişip, “kışın gülüşünde üşümedim/ gülüşün kışında buz oldum” desek, iki farklı anlamı ele almış oluruz. Oysa benzer biçimde devletin şiddeti…/ şiddetin devleti… gibi bir tersinlemeli cümle kursak, ortada yine tek anlam vardır; devlet ve şiddet. Ve para. Silah ve para arasındaki mutlak ilişkiyi de bu arada unutmayalım. Her savaşta duyulan silah seslerinin arasında duyulmayan ses, paranınkidir…

Haftaya dize;“Yüreğime koyduğun elin tadı her şey” (Emine Çakır, Yüreğimin Bir/Yanı, Akdeniz Y.)

[Bu yazı 783 kez okundu]
Av. Sabri KUŞKONMAZ

YAZARIN DİĞER YAZILARI: [44]
[11 Ocak 2016] Anlam boşalması ... [14 Aralık 2015] Sanatçının gölgesi ya da insanın boyu ... [7 Aralık 2015] İntihar bombacılığın dönüşümü-II ... [2 Kasım 2015] Bienal'e yetişememek ... [26 Ekim 2015] Yüksekova'da olağan bir gün ... [19 Ekim 2015] Anaakımın tersinde bir hayat ... [12 Ekim 2015] Sizlere kelepçe yetmeyecek ... [5 Ekim 2015] Bizde Kafkaesk var mıdır? ... [21 Eylül 2015] Sanatla eğlenmek ... [14 Eylül 2015] Eşitlik etiği ... [7 Eylül 2015] Müzik Köyü ve Ramazan Güngör dersi ... [17 Ağustos 2015] Anormal olan normal olunca ... [27 Temmuz 2015] İslam hukuk ve insan ... [20 Temmuz 2015] Sanat alanında ekonomi politik ... [13 Temmuz 2015] Kelepçeli iki kitap ... [6 Temmuz 2015] Demokrasinin yüzölçümü ... [27 Nisan 2015] Slogan şiir solgun şiir ... [20 Nisan 2015] Çorbanın tadı tuzu ... [13 Nisan 2015] Din mi yoksa devlet mi yozlaşır? ... [6 Nisan 2015] Örtülerimiz, vasatımız ... [30 Mart 2015] Hayal gücü güzeldir ... [9 Mart 2015] Putları kırmak ya da iyimserliğin determinizmi ... [29 Aralık 2014] Sinemanın 100. yılından görüntüler-I ... [15 Aralık 2014] Belgeselciler ne yapar? ... [1 Aralık 2014] Demokrasiye takla attırmak ... [10 Kasım 2014] Vizörden bakmak ... [3 Kasım 2014] Abdullah Baştürk İşçi Edebiyatı Ödülleri'ne ne oldu? ... [27 Ekim 2014] Karmaşık olanı karıştırmak ... [20 Ekim 2014] Dağlarca'nın yalnızlığı ... [29 Eylül 2014] Muhafazakâr ahlaksızlığa devam ... [22 Eylül 2014] Çıplak Leydi ya da muhafazakâr ahlaksızlığa giriş ... [25 Ağustos 2014] Yeni her zaman iyi midir? ... [14 Temmuz 2014] Post hukuk ya da hukukun postu ... [7 Temmuz 2014] Avrupa'nın hukuk ve yargı kültürü ... [16 Haziran 2014] İlmiye sınıfı ve cehalet ... [31 Mart 2014] Başbakanın mahremi devletin mahremi ... [3 Mart 2014] Montaj bir demokrasi ... [6 Ocak 2014] Hukukta yumuşak 'g' yoktur ... [23 Nisan 2013] Öküze döndürülmek... ... [2 Nisan 2013] Sözü tüketmek ... [7 Kasım 2011] Erzurum'da şiir okuyamamak ... [6 Haziran 2011] Hopa'ya inen Eşkıya ... [28 Nisan 2010] Emek Sinemasında Anayasa Filmi ... [21 Nisan 2010] Kargının İçindeki Rüzgar ...
Av. Sabri KUŞKONMAZ
BU SITENIN ÖNCELIKLI AMACI Ülkede evrensel, çagdas ve toplumcu bir hukuk ve yönetim anlayisini egemen kilmak üzere,
HUKUKÇULAR VE SORUMLULUK DUYAN HERKES ortak akil üretebilecekleri, ortak tutum belirleyebilecekleri bir iletisim, paylasim ve tartisma ortaminda BULUSTURMAKTIR.
Yeni Yaklasimlar, ortak çalisma ürünüdür. Sitede yer alan yazilardan yazari sorumludur. Kaynak gösterilerek alinti yapilabilir.
Websitesi ile lgili sorulariniz için buraya tiklayin. Diger konularla ilgili sorulariniz için iletisim sayfasindan ilgili kisi ile irtibata geçebilirsiniz.
Yeni Yaklasimlar © 2016 - [ARENA YAZILIM] - E-Müvekkil Pro™