Yazdırmak için tıklayın Eposta Olarak göndermek için tıklayın Yorum Eklemek için tıklayın
'Kimliğe oy' ve 'yeni statüko'
19 Haziran 2011, Nuray MERT
, Nuray MERT

Batmanlı Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, ‘Güneydoğu Seçim Analizi’ yapmış, Akşam gazetesi de; özellikle Batman için söylediklerini ‘Hizmete Değil, Kimliğe Oy’ başlığı ile cuma günü manşet yapmış.
Buradan hareketle biz de bir ‘Türkiye Seçim Analizi’ yapalım, seçim sonrası Türkiye tablosunu anlamaya çalışalım. Şimşek, belli ki, seçim bölgesinde, bir ‘gerçeği’ görmüş, ama eksik görmüş.
Aslında, tüm Türkiye ölçeğinde insanlar, belirleyici ölçüde ‘kimliğe’ oy veriyor. Ama, genelde, ‘kimlik’ vurgusu yapanlar Kürtler olduğu için, bu ülkede ‘kimlik’ ve kimlik siyaseti denilince sadece Kürt siyasetleri anlaşılıyor. Oysa, insanlar, özellikle de bu ülkede öteden beri ‘kimlik’ diye özetlediğimiz, ‘kendini belli bir çerçevede tanımlama’ anlayışı içinde oy verirler. Siyasetin dilini ‘sağ’ ve ‘sol’ siyaset jargonunun belirlediği zaman dahi, kültürel, etnik, dini kimlikler önemliydi. Sağ ve sol siyaset dili tükendiğinde, kimliklerin belirleyici etkisi daha fazla öne çıktı.
Halihazırda, Türkiye’de insanlar öncelikle ‘kim daha iyi yönetiyor veya hizmet sunuyor’ diye değil, dünya görüşleri, inançları ve bunlara dayalı ‘gelecek tasavvurları’ çerçevesinde siyasi tercih yapıyorlar. Bu, insanların körü körüne bir kimlik temsiline yöneldiği anlamına gelmiyor. Nitekim, muhafazakâr kesimi temsil etme iddiasında birden fazla temsil ve bir o kadar da temsil çabası var, ancak tüm bunlar muhafazakâr oyların AKP’ye akmasını engellemiyor. İnsanlar bu noktada, bu temsil iddiaları içindeki seçenekler arasında, ‘kimin daha iyi yönetebileceği’ tercihini yapıyorlar.
Ancak sonuçta, muhafazakâr insanlar da, laikliği dünya görüşlerinin merkezine oturtanlar da, tıpkı Kürtlerin birçoğu gibi ‘kimlik’ eksenli siyasal tercih yapıyorlar. Bu kimlikler tabii ki, ayrıştığı gibi, zaman zaman örtüşen kimliklerdir. AKP’ye oy veren Sünni Kürtler ve CHP’ye oy veren Alevi Kürtler, kendilerini öncelikle nasıl tanımladıklarına göre tercih yapıyorlar.
Alevilerin büyük ölçüde CHP seçmeni olması da böyle bir durumdur. Sünni Müslüman çoğunluk karşısında, laikliği merkeze alan CHP; Aleviler için, her zaman en korunaklı yer olmuştur. Bunda yadırganacak bir şey yoktur. Son seçimlerde, CHP’nin laik kimliğini merkeze yerleştiren bir söyleme itibar etmemesi son derece olumlu bir adımdır. Bu süreçte, CHP’nin ‘katı laiklik’ anlayışını demokratikleştirmesi için bir fırsat doğmuştur. Ben bu hususu çok önemsiyorum. Ancak, bu CHP’ye akan oyların, öncelikli olarak laik kimlik veya muhafazakârlığa karşı bir kaygı temelli bir tercih olduğu gerçeğini değiştirmez.
İktidar partisine gelince, AKP seçmeninin asıl mayasını teşkil eden muhafazakâr sağ dünya görüşüdür. Bu dünya görüşü, Türkiye’de, AKP seçmenini bile aşan, toplumun ezici çoğunluğunu tarif edebilir. Diğer taraftan, AKP’nin muhafazakârlığı dönüştürme başarısı göstermiş olması, başarısının ölçüsünde ve devamlılığında en önemli etken oldu. Ancak bu dönüşümün, Türkiye siyaset tablosunun geneline yansıttığı renk, daha demokratik bir Türkiye değildir. Muhafazakâr demokrasinin sınırları, bazılarının korktuğu gibi dindar-muhafazakârlığın baskısı ile değil, sağ otoriter siyaset ve toplum algısı istikametinde belirlendi.
Halihazırda, Türkiye’nin son on yılda yaşadığı değişimin geldiği nokta, sağ-muhafazakâr siyasi temsilin toplum desteği ile tahkim etmeyi başardığı ‘yeni statüko’nun tescillenmesidir. Daha demokratik bir Türkiye hayal edenlerin, en az eskisi kadar güçlü ve en az eskisi kadar kırılgan bir yeni statüko ile karşı karşıya olduğunu kavraması ve daha fazla demokrasi talebinde ısrarlı olması, geleceğimiz açısından hayati önem taşıyor.
Daha fazla demokrasi talebini yeni statükoya ‘dilekçe’ yazarak gerçekleştirmeyi ummanın anlamsızlığı ve faydasızlığı apaçık ortada. Daha fazla demokrasi, dünyanın her yerinde ve tarihin her anında, daha fazla özgürlük isteyenlerin, taleplerinde eğilip bükülmeden ısrarcı olması ile mümkün olur. Büyük Türk demokratlarının, demokratikleşme konusunda iktidara tam vekâlet vermelerinin sonucunu gördük, vekâleten demokrasinin bu kadar olacağını artık anlasalar iyi olur. 
‘Kimlik’ dediğimiz şey değişmeyen, dönüşmeyen bir şey değil, ancak tüm kimlikler veya daha genel bir ifade ile ‘siyasal-toplumsal kategoriler’ değişim ve dönüşüm süreçleri içinde kendilerini yeniden üretiyorlar. İsterseniz sözü uzatmadan Türkiye’ye getireyim; Türkiye’de, ulus devlet projesinin baskıladığı dinsel ve etnik kimlikler, bu proje zayıfladığında ve baskı hafifleyince ilk biçimleri ile su yüzüne çıkmış değil.

(Milliyet 19.06.2011)

[Bu yazı 1766 kez okundu]
Nuray MERT

YAZARIN DİĞER YAZILARI: [54]
[9 Haziran 2017] Katar'ın başına gelenler ... [15 Ocak 2016] Linç kampanyasına nefer yazılanlar asıl siz kendinizden utanın! ... [31 Ağustos 2015] Merak etmeyin, istedikleri düzeni kuramayacaklar ... [27 Temmuz 2015] Lanetli çözüm, ahmakların seferi ... [13 Nisan 2015] Ülkede Karanlık Bir Sabaha Uyanmak ... [15 Mayıs 2014] Soma Katliamı. Ayrı dünyaların insanlarıyız ... [17 Nisan 2014] Kulak asmayın düşünce tacirlerine! ... [9 Kasım 2013] 'Otoriter muhafazakarlık' ve demokrasi ... [25 Ekim 2013] Muhafazakarların 'Bağımsız Türkiye'si ... [18 Ekim 2013] Bayramda Barış Süreci ... [16 Temmuz 2013] Bu çirkin tablonun ardındakiler ... [17 Mayıs 2013] Suriye politikasının ağır bedeli ... [3 Mayıs 2013] Burası işte böyle bir ülke! ... [10 Nisan 2013] Kuş katliamı ... [9 Şubat 2013] Karanlık Bir Tünelden Çıkış ... [1 Şubat 2013] Masum değilsiniz hiçbiriniz ... [15 Ocak 2012] Sadece cesur insanlar özgür olabilir ... [12 Ocak 2012] Muammalı bir hesaplaşma devri ... [5 Ocak 2012] Muhafazakâr cumhuriyet ... [25 Aralık 2011] Fransa, Türkiye, Suriye ve Ortadoğu ... [18 Aralık 2011] Ortadoğu'da yeni dönem ... [20 Kasım 2011] Herkes fikrini bozmuş! ... [13 Kasım 2011] Bir büyük kompozisyon yarışması ... [25 Ekim 2011] Demokratik 'zihniyet' meselesi ... [13 Ekim 2011] 'Görevimiz tehlike' ... [6 Ekim 2011] 'Bu hal', 'OHAL' mi? ... [4 Ekim 2011] Zizek'in 'yeni oryantalizmi' ... [25 Eylül 2011] Kürt meselesi ve yurtta savaş cihanda savaş ... [22 Eylül 2011] Yeni laiklik tartışmaları ... [20 Eylül 2011] Erdoğan ve Nasır ... [11 Eylül 2011] 'Libya özel sayısı' ... [8 Eylül 2011] İsrail ve Kürt meselesi ... [1 Eylül 2011] İslam Emperyalizmi, Neo-Osmanlıcılık ... [23 Ağustos 2011] 'İslam ve Sosyalizm' ... [16 Ağustos 2011] 'Londra isyanı' ve insanlığın çözülüşü ... [9 Ağustos 2011] Suriye'ye giden 'mesaj' ... [24 Temmuz 2011] Türkiye'nin 'Değerler'i ... [5 Temmuz 2011] Maslahatçı demokrasi ... [30 Haziran 2011] 'İkna Odaları'ndan 'İkna Meclisi'ne ... [26 Haziran 2011] Şeytana uymayalım ... [26 Mayıs 2011] Kürt meselesi CHP, BDP ve AKP ... [13 Mayıs 2011] Dere geçilirken değişmeyen at ... [10 Mayıs 2011] Bu hale nasıl geldik? ... [26 Nisan 2011] 'Sol' garezi ... [15 Nisan 2011] Yeni engizisyonlar, yeni cadı avları ... [14 Nisan 2011] İktidar ... [7 Nisan 2011] Devlet için 'demokrasi', devlet için anayasa! ... [22 Şubat 2011] 'Organizma' ve tecavüz! ... [18 Şubat 2011] Tasasız 'demokrat'lar! ... [16 Şubat 2011] Mısır'da 'Post-Devrim', 'Post-demokrasi' ... [10 Şubat 2011] Yeni statüko, Kıbrıs ve demokrasi ... [25 Ocak 2011] 'Tefrika'yı savunmak! ... [11 Aralık 2010] 'Öğrenci eylemleri' krizi ... [23 Ekim 2010] Laikliğin teminatı ...
Nuray MERT
BU SITENIN ÖNCELIKLI AMACI Ülkede evrensel, çagdas ve toplumcu bir hukuk ve yönetim anlayisini egemen kilmak üzere,
HUKUKÇULAR VE SORUMLULUK DUYAN HERKES ortak akil üretebilecekleri, ortak tutum belirleyebilecekleri bir iletisim, paylasim ve tartisma ortaminda BULUSTURMAKTIR.
Yeni Yaklasimlar, ortak çalisma ürünüdür. Sitede yer alan yazilardan yazari sorumludur. Kaynak gösterilerek alinti yapilabilir.
Websitesi ile lgili sorulariniz için buraya tiklayin. Diger konularla ilgili sorulariniz için iletisim sayfasindan ilgili kisi ile irtibata geçebilirsiniz.
Yeni Yaklasimlar © 2016 - [ARENA YAZILIM] - E-Müvekkil Pro™