Yazdırmak için tıklayın Eposta Olarak göndermek için tıklayın Yorum Eklemek için tıklayın
Demokrasinin yüzölçümü
6 Temmuz 2015, Av. Sabri KUŞKONMAZ
, Av. Sabri KUŞKONMAZ

Seçimlerden önce, “yeni” AKP’li ve yeni yanaşma bir sahtekârı izledim bir televizyon kanalında. Kendisinin hukuk dünyasındaki sahtekârlık girişimlerini biliyordum. AKP’yi övecek, ama kıvranıyor. AKP’nin iktidara geldiğinden beri bazı şeyler söylenebilir oldu, diyor. Yanındaki iktidar dalkavukları “Alan açtı” deyince sahtekâr atlıyor; “Evet, alan açtı” oralardan kendisine alan açmaya çalışıyordu bu zat. Nitekim Meclis’te bir koltuğu var şimdi. Aslında konu bu sahtekâr değil. Ama sözünü ettikleri alanların suçu da boyunlarına borç.

Normal dünyada alan açmaktan kastedilen, demokratik bir genişlemedir. Ama siyasal İslam’ın normlarına göre alan açmak bir genişleme değil. Çünkü ortaya çıkan durum, demokratik alanların yüzölçümünün azalması. Bu demokratik alan hem daralıyor, hem de AKP’nin temsil ettiği anlayışa kaydırılıyor. Olan budur.

Alan kaydırması salt bir siyasal durum değişikliğine neden olmuyor. Kaydırmayı topoğrafik olarak modellediğimizde ortaya toplumsal deprem çıkıyor. Çünkü demokrasinin toplam yüzölçümünü fiziksel bir veri olarak kabul ettiğimizde, bu fiziksel yapının daralması ve sıkıştırılması, toplumsal zeminin kaydırılması ve kırılması demektir. Yaşanan şiddetli toplumsal sıkışmaların bir nedeni budur.
Bu tablo yeni değil. Mecburi modernitemizin tasfiye etmek istediği alanlar vardı. Siyasal İslam’ın temelleriyle ilgiliydi bunlar. Örneğin laiklik, eski anlayışın karşıtıydı. İşte modernite gerilerken, yani elde ettiği alan daralırken, açılan alan, siyasal İslam’ın alanıydı.

Siyasal İslam son yılların bir kavramı gibi kullanılsa da, aslında İslam baştan beri siyasaldı. Muhammed Peygamber, peygamberliğinin ve müminlerin emiri olmanın yanında ve aynı zamanda, yeni devletin devlet başkanıydı! O zamandan bu yana, dini İslam olan bir devlet değil, hep bir İslam devleti geleneği yaşandı. Bir inanç sistemi değil bir devlet/Sünni devlet sistemi öne çıktı. İşte, devlet bu yüzden iki inanç (Sünni-Alevi) arasına hiç girmedi. Çünkü ikinin biri kendisiydi.

Sivas Katliamı’nda da böyleydi durum. Öteki tarafta Alevi, solcu muhalif olanlar olduğu için, katliamı devlet seyretti. Çünkü 12 Eylül’den sonra, siyasal İslamcı altyapının oluşumu büyük oranda sağlanmıştı. Anavatan süreci de bunu devam ettirdi. Nitekim 1994’te Refah Partisi yerel seçimlerde, ‘95’te de genel seçimlerde iktidar oldu. Bu nokta bile oldukça önemli bir veridir: İslam adına insan yakılan bir ülkede, bir yıl sonra siyasal İslam’ı temel alan bir parti iktidar olabildi. İslam, kamusal alanın bürokratik altyapısında örgütlenmesini üst düzeye ulaştırmıştı çünkü.

Siyasal İslam sadece kamusal alanı değil, özel alanı, özel olanı da kendi normlarına/normallerine yüzde yüz uygun olsun ister, emreder. Kişinin bedeni de buna dahildir. Uymazsa, ortadan kaldırır. Demokratik olmayan bir siyasal tarz olarak, bu iktidar uygun “beden” yaratma sürecinde pek çok bedeni de yok eder. Sivas’ta olduğu gibi; yakar.

Daraltılan alanlarda, iktidarın kendi normları içinde, anormalin normal yapıldığı acı deneyimler yaşadık. Katliamların, soykırımların hesabının görüldüğü bir zamanda, muhafazakâr kesimin dalkavuk yazıcılarından Sivas Katliamı’nı “tel’in” eden bir yazıya pek rastlanılmaz. Çünkü yaşanan sadece alan kayması değil, zihin ve vicdan kaymasıdır; kötülük alanlarına bir kayma. Batı demokrasisinin yaşandığı ülkelerde soykırımı savunan marjinal olarak kabul edilir. Bizim faşistlerimiz anormal ve marjinal değil, “alan açıcıdır.” Katile, katliama, soyguna…

Haftaya dize; “bir kadın sütten başka nedir ki?”

[Bu yazı 706 kez okundu]
Av. Sabri KUŞKONMAZ

YAZARIN DİĞER YAZILARI: [44]
[11 Ocak 2016] Anlam boşalması ... [14 Aralık 2015] Sanatçının gölgesi ya da insanın boyu ... [7 Aralık 2015] İntihar bombacılığın dönüşümü-II ... [2 Kasım 2015] Bienal'e yetişememek ... [26 Ekim 2015] Yüksekova'da olağan bir gün ... [19 Ekim 2015] Anaakımın tersinde bir hayat ... [12 Ekim 2015] Sizlere kelepçe yetmeyecek ... [5 Ekim 2015] Bizde Kafkaesk var mıdır? ... [21 Eylül 2015] Sanatla eğlenmek ... [14 Eylül 2015] Eşitlik etiği ... [7 Eylül 2015] Müzik Köyü ve Ramazan Güngör dersi ... [17 Ağustos 2015] Anormal olan normal olunca ... [3 Ağustos 2015] Yasal silahıyla bir devlet. ... [27 Temmuz 2015] İslam hukuk ve insan ... [20 Temmuz 2015] Sanat alanında ekonomi politik ... [13 Temmuz 2015] Kelepçeli iki kitap ... [27 Nisan 2015] Slogan şiir solgun şiir ... [20 Nisan 2015] Çorbanın tadı tuzu ... [13 Nisan 2015] Din mi yoksa devlet mi yozlaşır? ... [6 Nisan 2015] Örtülerimiz, vasatımız ... [30 Mart 2015] Hayal gücü güzeldir ... [9 Mart 2015] Putları kırmak ya da iyimserliğin determinizmi ... [29 Aralık 2014] Sinemanın 100. yılından görüntüler-I ... [15 Aralık 2014] Belgeselciler ne yapar? ... [1 Aralık 2014] Demokrasiye takla attırmak ... [10 Kasım 2014] Vizörden bakmak ... [3 Kasım 2014] Abdullah Baştürk İşçi Edebiyatı Ödülleri'ne ne oldu? ... [27 Ekim 2014] Karmaşık olanı karıştırmak ... [20 Ekim 2014] Dağlarca'nın yalnızlığı ... [29 Eylül 2014] Muhafazakâr ahlaksızlığa devam ... [22 Eylül 2014] Çıplak Leydi ya da muhafazakâr ahlaksızlığa giriş ... [25 Ağustos 2014] Yeni her zaman iyi midir? ... [14 Temmuz 2014] Post hukuk ya da hukukun postu ... [7 Temmuz 2014] Avrupa'nın hukuk ve yargı kültürü ... [16 Haziran 2014] İlmiye sınıfı ve cehalet ... [31 Mart 2014] Başbakanın mahremi devletin mahremi ... [3 Mart 2014] Montaj bir demokrasi ... [6 Ocak 2014] Hukukta yumuşak 'g' yoktur ... [23 Nisan 2013] Öküze döndürülmek... ... [2 Nisan 2013] Sözü tüketmek ... [7 Kasım 2011] Erzurum'da şiir okuyamamak ... [6 Haziran 2011] Hopa'ya inen Eşkıya ... [28 Nisan 2010] Emek Sinemasında Anayasa Filmi ... [21 Nisan 2010] Kargının İçindeki Rüzgar ...
Av. Sabri KUŞKONMAZ
BU SITENIN ÖNCELIKLI AMACI Ülkede evrensel, çagdas ve toplumcu bir hukuk ve yönetim anlayisini egemen kilmak üzere,
HUKUKÇULAR VE SORUMLULUK DUYAN HERKES ortak akil üretebilecekleri, ortak tutum belirleyebilecekleri bir iletisim, paylasim ve tartisma ortaminda BULUSTURMAKTIR.
Yeni Yaklasimlar, ortak çalisma ürünüdür. Sitede yer alan yazilardan yazari sorumludur. Kaynak gösterilerek alinti yapilabilir.
Websitesi ile lgili sorulariniz için buraya tiklayin. Diger konularla ilgili sorulariniz için iletisim sayfasindan ilgili kisi ile irtibata geçebilirsiniz.
Yeni Yaklasimlar © 2016 - [ARENA YAZILIM] - E-Müvekkil Pro™