Yazdırmak için tıklayın Eposta Olarak göndermek için tıklayın Yorum Eklemek için tıklayın
Reformizmin yeni nefesi
6 Temmuz 2015, Aydemir GÜLER
, Aydemir GÜLER

Pazar akşamı itibariyle Syrizacılık, aynı anlama gelmek üzere restorasyonculuk yeni bir ivme kazandı. Benim dikkatimi çeken ve burada dikkatinizi çekmek istediğim nokta, “düzenlenen” kutlamalarda devrimci mübalağaya pek az rastlanması.

Yani pek az kişi “Rojava’da devrim oluyor” söylemini Yunanistan’daki referandum sandığına uyarlamaya kalkıyor. Kimse emperyalizmin yenilgiye uğratıldığını, devrimin yükseldiğini, bunun sosyalizm doğrultusunda büyük bir adım olduğunu anlatmıyor.

Abartmanın yerine iler tutar tarafı olmayan bir reformizm parlatılmakta: Yunan halkı boyun eğmemiş; dayatmaları kabul etmemiş…

Bu kadarı yetmeyecektir. Çünkü yarısı, hakikaten doğrudur.

Yunan halkı hakikaten Avrupa egemenlerinin kurduğu baskıya tepki gösterdi. Komünistler hiç kuşkusuz emperyalizme teslim olma seçeneğini onaylayan bir güruh yerine, tepki veren bir halkı tercih edeceklerdir.

Peki, bu yeni bir şey midir? Yunan emekçileri krizin ardından kaç milyon olup sokaklara çıktılar? Kaç kez işçi sınıfı genel grev örgütledi? Bir halk boyun eğmezliğini kaç kere kanıtlamak zorundadır?

Ama bu kadar!

“Bu kadar” olduğunu söyleyince dünyanın bütün reformistleri sollarına dönüp sövmeye başlıyor: Kibirliymişiz! Olmadık duaya amin dememek, uydurmaya başlayıp kapitalizmi aklamamak kibir anlamına geliyorsa, canımız sağ olsun!

Reformizmin, bir tek Yunan halkının boyun eğmezliği kısmı hakiki bir yan içeriyor. Diğer yarısındaysa burjuva siyaseti ve onun organik parçası olarak rekabetçilik var. Syriza’yı AB emperyalizmiyle pazarlığında güçlü kılan tek faktör halkın oyu olmadı. Elde sadece bu olsaydı, oportünistlerin referandumu falan boş vereceklerine emin olabilirsiniz. Parlamentarizm ve burjuva demokrasisinin ortaya çıkarttığı veriler, kendi başlarına bir hiçtir.

Referandumdan Syriza’nın istediği sonucun çıkmasından önce ABD’den işaret geldi. ABD’ye göre Avrupa Yunanistan’a daha anlayışlı davranmalıydı. Bu arada Syriza-Anel koalisyonu Ege adası Karpatos’ta yeni NATO üssü için yeşil ışık yakmıştı bile. Yunan hükümeti Rusya-Batı dengelerine oynamayı da ihmal etmedi…

Emperyalizme bağımlılık, merkezle bağımlı ülke arasında rekabeti dışlamaz. Reformizmin diğer ve çok daha hakiki yarısında işte bu var.

Ancak hakikilik derecesi, reformizmin, içinde bulunduğumuz tarihsel dönemde iler tutar tarafı olmadığı durumunu değiştirmiyor. Syrizacılarımızın “Yunanistan’ın borçları silinsin” türünden dile getirdikleri talepleri, aklı evvel bir Troçkist strateji uzmanı çıkıp “geçiş talepleri” diye mi yutturmaya mı kalkar, yoksa aşamacılıktan, demokrasicilikten yılmamış bir eski solcu “önce demokratik devrim” diye mi güzellemeye tabi tutar; onu kestiremiyorum. Ama bildiğim bir şey var: 20. yüzyılın son çeyreğinde emperyalist kapitalist sistemin görülmemiş bir karşı-devrimci taarruzundan başka anlama gelmeyen neo-liberalizm, 2008 krizinden sonra sahiplerince terk edilmedi. Taarruza devam etmek için güç toplamaya çalışıyorlar. Güç toplamak için de karşı-devrimci taarruzu sürdürmeye…

Dolayısıyla, örneğin “borçların” iptal edileceği, uluslararası planda borçlu ülkelerin ve kapitalist toplumlarda ezilenlerin bir biçimde kendilerini parçası hissedecekleri uzlaşmaların inşa edileceği bir kurgu yok ortada.

Reformizm bu nedenle iler tutar tarafı olmamaya devam ediyor. Syriza reformizmi Yunan halkının önüne, Komünist Parti’nin gündeme getirdiği gibi emperyalizmden kopuşu değil, pazarlığı koyup oylattırdı. Bayram bir iki gün sürer. Sonra kırk katır mı kırk satır mı noktasına gelinir. NATO üsleriyle, geri ödeme planından kurtarılan paranın başka bir yolla acısının çıkartılmasıyla, sağcılar söylediğinde inandırıcılığı kalmayan kemer sıkmanın bu sefer solcular tarafından “ulusal görev” olarak sunulmasıyla…

Boyun eğmeyen emekçi komşumuz böyle bir noktada dengeye oturtulamayacaktır. Çağımızda reformizmin parlatılmasının sınırları çok geniş olamıyor. Reformizm, iltihak ettiği kapitalist sömürü gibi tık nefes kalmaya mahkûm.

Uzak olmayan geleceğimizde sosyalizm yazıyor.

 

Solhaber

[Bu yazı 707 kez okundu]
Aydemir GÜLER

YAZARIN DİĞER YAZILARI: [48]
[26 Aralık 2016] "Ah CHP vah CHP" ... [17 Mart 2016] 'HDP solu Güven Park'ta bitmiştir ... [14 Mart 2016] Dayanılmaz ... [4 Şubat 2016] Kürt sorununda ne bekleniyor? ... [1 Şubat 2016] Bir sınırı var. ... [28 Ocak 2016] AKP'nin kullanışlı efelenmesi ... [11 Ocak 2016] Korkacaksanız durmaktan korkun ... [4 Ocak 2016] AKP'nin dayanılmaz cazibesi ... [14 Aralık 2015] Taşları dökmek ... [7 Aralık 2015] Savaş hazırlığı ... [3 Aralık 2015] Tezek kadar akıl ... [19 Kasım 2015] Mükemmeli arayan komünist ... [16 Kasım 2015] 'Bu bir tesadüf mü, yoldaşlar?' ... [10 Kasım 2015] Boşluktan çıkış ... [2 Kasım 2015] Saygısız ve örgütlü ... [30 Ekim 2015] En büyük 'vaadin' sahibiyiz ... [19 Ekim 2015] İnançsız sol ... [15 Ekim 2015] Cenaze evinde kahkaha ... [12 Ekim 2015] Yeni durum, yeni dizilim ... [8 Ekim 2015] Zamanında bir uyarı denemesi ... [5 Ekim 2015] Hedefi daraltmak mı? ... [1 Ekim 2015] Anlamıyoruz ... [14 Eylül 2015] Sürprizler ülkesi ... [7 Eylül 2015] Komünistlik fazla ... [29 Ağustos 2015] Bakan olmak ... [27 Ağustos 2015] Eskiden olsa. ... [24 Ağustos 2015] AKP'yi yalnız mı zannediyorsunuz? ... [20 Ağustos 2015] Sıfıra sıfır, elde var kan ... [13 Ağustos 2015] Sosyalizm üzerindeki baskı ... [10 Ağustos 2015] AB, NATO, 'süreç'. ... [3 Ağustos 2015] Türkiye kontrolden çıktı mı? ... [27 Temmuz 2015] Sınıfını unutan sol ... [20 Temmuz 2015] Aman çözüm sürecine 'bi şi olmasın' ... [13 Temmuz 2015] Seçimden sonra bir ay ... [2 Temmuz 2015] Popülist akılsızlık halleri ... [11 Haziran 2015] Rahatlayan Türkiye ... [26 Mayıs 2015] 'Proce'ye oy da yok ... [16 Nisan 2015] Parlamento ne kadar önemli? ... [13 Nisan 2015] AKP'yi geriletmek ... [10 Mart 2015] Bir Çanakkale yazısı ... [9 Şubat 2015] Kaç yanlış kaç doğruyu götürür? ... [9 Ocak 2015] Fransa tepkileri ... [3 Ocak 2015] Artık 2015'teyiz... ... [29 Aralık 2014] Haziran demir alırken ... [27 Aralık 2014] AKP yılbaşına hazırlanıyor ... [22 Aralık 2014] Sosyal medya, Kürt sorunu ve düzey ... [10 Aralık 2014] Çirkin Süreç ... [28 Kasım 2014] Bir buçuk ay öncesine bakarsak ...
Aydemir GÜLER
BU SITENIN ÖNCELIKLI AMACI Ülkede evrensel, çagdas ve toplumcu bir hukuk ve yönetim anlayisini egemen kilmak üzere,
HUKUKÇULAR VE SORUMLULUK DUYAN HERKES ortak akil üretebilecekleri, ortak tutum belirleyebilecekleri bir iletisim, paylasim ve tartisma ortaminda BULUSTURMAKTIR.
Yeni Yaklasimlar, ortak çalisma ürünüdür. Sitede yer alan yazilardan yazari sorumludur. Kaynak gösterilerek alinti yapilabilir.
Websitesi ile lgili sorulariniz için buraya tiklayin. Diger konularla ilgili sorulariniz için iletisim sayfasindan ilgili kisi ile irtibata geçebilirsiniz.
Yeni Yaklasimlar © 2016 - [ARENA YAZILIM] - E-Müvekkil Pro™