Yazdırmak için tıklayın Eposta Olarak göndermek için tıklayın Yorum Eklemek için tıklayın
ABD'nin ittifak sistemi dağılırken...
29 Nisan 2015, Kemal OKUYAN
, Kemal OKUYAN

İç gündem bu kadar yoğunken, nereden çıktı bu Amerika demeyin. İçimiz dışımız bir nasılsa...

ABD makineyi fena dağıttı, toparlaması güç ya da zaman alacak. Belki de toparlayamayacak.

Türkiye’yi de ilgilendiriyor bu durum. Türkiye’yi, bölgeyi, hatta AKP’nin geleceğini...

Sovyetler Birliği’nin dağılmasından sonra neyi denemişti ABD? Başta NATO olmak üzere, denetimindeki bazı kanalları kullanarak kendi hegemonyasının sorgulanmadığı bir dünya hiyerarşisi oluşturacak, buna uyumsuz irili-ufaklı unsurlar tasfiye edilecek, hiyerarşiyi zorlayan büyük aktörlere ayar çekilecekti...

ABD yönetimi, o sıralar kimilerince “çok kutuplu dünya”nın kanıtı olarak çok önemsenen Japonya ve Almanya’nın yükselişini pek ciddiye almıyordu. Hızla büyüyen Çin ekonomisi tarafından bölgesel iddiaları sınırlanan Japonya İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra bir Amerikan uçak gemisine dönüşmüştü ve bağımsız bir dünya gücü olmak için Sony yetmiyordu.

ABD’nin hesabı tuttu. Japonya bugün bir piyon olmasa da, ABD’nin Çin Halk Cumhuriyeti ve Rusya’ya karşı elinde tuttuğu tahkim edilmiş bir kale olmanın ötesine geçemiyor.

Almanya ise sosyalizmin çözülüşünden sonra Demokratik Almanya’yı yuttu, Orta Avrupa’daki ekonomik ağırlığını artırdı oyun alanı Avrupa Birliği’nin aynı zamanda kendisini zayıflatmasını engelleyemedi. Üstüne, korkak ve aşırı temkinli dış politika hamlelerinin neredeyse tamamının ABD’nin askeri zorlamalarıyla boşa çıktığını gördü.

ABD’nin öngöremediğiyse, bir dönem neredeyse NATO’ya üyeliği bile tartışılan Sovyetler sonrası Rusya ve Çin Halk Cumhuriyeti’nin hızla artan etkisi oldu.

Herkese boyun eğdirdiği tek dünya hiyerarşisi bu iki ülke tarafından bozuldu; bozuldukça diğer aktörler de başına buyruk davranmaya başladı.

Gelinen noktada “Washington’un müttefiki” tanımı bile anlamsız hale geldi. ABD dünya gerçekliği ile bağdaşmayan ve ekonomisinin yetmeyeceği bir “herkesle müttefiklik” (bunu herkesi belirleme diye okuyabilirsiniz) denemesinin ardından bugün ittifak sistemi bayağı sarsılmış bir süper güçtür.

Eskiden ABD’nin yakın müttefikleri dendiğinde, Asya’da ilk akla gelen İsrail, Suudi Arabistan, Türkiye, Pakistan, Güney Kore olurdu. Sonuncusu dışında hemen hepsiyle ilişkilerinde soru işaretleri var ABD’nin.

Tamam her yere, her ata oynayarak üstünlüğünü sürdürmeye çalışıyor ABD emperyalizmi ama bu karmaşada kendine bağlı sandığı aktörlerin arayışa girmesine de engel olamıyor.
Çin Halk Cumhuriyeti, Pakistan’ın askeri ve siyasi açıdan ABD’ye bağımlılığını bayağı azalttı örneğin. İsrail’in şahinleri, ABD’nin canını sıkan işler çevirip duruyor. Bitmiş Erdoğan’a hâlâ hayat hakkı tanıyan, biraz da Washington’da yaşanan karmaşa.

ABD yönetimi yeni bir ittifak sistemi kuramıyor, alternatif ittifakları bozmaya dayanan savunmacı bir strateji geliştiriyor. Küba’ya dönük düşmanlığın bir kısmından vazgeçmesi, bir açıdan Rusya’nın Latin Amerika’daki ağırlığının artmasından duyulan kaygının ürünü olarak görülebilir.

Şimdi soru şu: ABD’nin merkezinde durduğu ittifak sistemi sarsılıyorsa, bir dünya sistemi olarak kapitalizm nereye gidiyor?

NATO’yu izlemek gerekiyor, çünkü ellerinde temel düzenleyici olarak bu var ve hâlâ en azından Avrupa’da iyi işliyor. Fabrika ayarlarına gerdi döndürüldü; düşman Sovyetler Birliği değil ama aynı coğrafyada Rusya. Sistemin dağılmasını böyle bir taraflaşmayla durdurmaya çalışıyorlar.

Ancak NATO-Varşova Paktı kamplaşması her açıdan gerçekti; iki farklı toplumsal sistem, iki karşıt sınıfın, emekle sermayenin düşmanlığıydı. Şimdi ise, her yeri istila eden piyasanın iç çelişkilerinden beslenmekte bu düşmanlık. Yine gerçek ama...

Dağıtıcı. Hem de fena dağıtıcı.

Bunun tek tek ülkelerin iç politikasındaki anlamı şudur: Mevcut güç dengelerine bakmadan düzen değişikliği için örgütlenin, harekete geçin, her yerde...

Alternatifi, kapitalizmin iç çelişkilerinde sahne alan fillerin tepişmesinin altında ezilmek.

[Bu yazı 886 kez okundu]
Kemal OKUYAN

YAZARIN DİĞER YAZILARI: [100]
[2 Mayıs 2016] Aydınlanma davası devrim davasıdır ... [14 Nisan 2016] Erdoğan, Erdogan, Erdovan. ... [21 Mart 2016] Bombalar neyi anlatıyor, Türkiye patlamalarla nereye gidiyor? ... [14 Mart 2016] Ankara'da patlama ve kaos planı ... [24 Şubat 2016] Ey Obama söyle bakalım Erdoğan ılımlı mı değil mi? ... [21 Şubat 2016] Gericilikle mücadele nereye bağlanacak? ... [18 Şubat 2016] Ankara patlaması. Kim yaptı ve sabır neden taşıyor? ... [3 Şubat 2016] Erdoğan neden yeni Anayasa diye tutturuyor? ... [1 Şubat 2016] Zalim, canavar Esed gitmeden olmaz. ... [27 Ocak 2016] Şamar oğlanına döndürülen diktatör ... [16 Ocak 2016] Davutoğlu 15 aylık bebeyken ve aydınımızın hâli. ... [11 Ocak 2016] Sen kime alçak diyorsun Bekir Efendi? ... [4 Ocak 2016] Kimlikleriniz batsın demiyorum, zaten batıyor! ... [7 Aralık 2015] Venezuela "devrimi"nin sonu mu? ... [3 Aralık 2015] Barış süreci olmadı size dünya savaşı verelim ... [1 Aralık 2015] Avrupa'ya vize yok: Davutoğlu niye sırıtıyor? ... [25 Kasım 2015] Uçağı düşürdüler, şimdi cevaplasınlar bakalım! ... [20 Kasım 2015] Kim kimi ıslıklıyor? ... [15 Kasım 2015] Paris fırsatçılarına izin vermeyelim ... [13 Kasım 2015] Milli irade... ... [2 Kasım 2015] Seçim gecesi notları. ... [3 Ekim 2015] Ayağa kalk. Otur. Rahat! ... [1 Ekim 2015] Kahraman ırkımın... ... [29 Temmuz 2015] Bir manyağa teslim mi oldu ülke? ... [30 Haziran 2015] Japon kale! ... [25 Haziran 2015] Bir kez daha meşruiyet ... [2 Haziran 2015] Dindarlar ve solculuk... ... [26 Mayıs 2015] Türkiye'nin Erdoğan sorunu ... [15 Nisan 2015] Devrim nerede kaldı? ... [17 Şubat 2015] Kaç kere söyledik, zamanı değil diye! ... [9 Şubat 2015] Biz buraya ne için gelmiştik? ... [15 Ocak 2015] Rengarenk. ... [6 Ocak 2015] Tayyip bizim iyiliğimizi ister elbet. ... [30 Aralık 2014] Yılbaşı bedduası ... [23 Aralık 2014] Sizin özlemlerinizi seveyim ... [27 Kasım 2014] Emperyalizm çağında solculuk ... [16 Ekim 2014] Sorumluluk. ... [16 Eylül 2014] Kadrolaşma ve kitleselleşme ... [6 Eylül 2014] Cumhuriyet Halk Partisi'nin açmazı ... [30 Ağustos 2014] İslami Devlet'ten Davutoğlu'na. ... [20 Ağustos 2014] İstikrar yoksa. ... [18 Ağustos 2014] IŞİD yeni bir 11 Eylül'dür ... [7 Ağustos 2014] Umut hırsızları ... [3 Haziran 2014] Beyaz atlı prens ... [28 Mayıs 2014] Türkiye ... [23 Mayıs 2014] Erdoğan'ın kitlesi... ... [21 Mayıs 2014] İstifa çağrısı... ... [19 Mayıs 2014] Diktatörü ?ayakta tutan ne? ... [16 Mayıs 2014] Öteki Türkiye yok ... [12 Mayıs 2014] Dışa doğru örgütlenme... ... [9 Mayıs 2014] Kazananlar, kaybedenler ... [7 Mayıs 2014] ABD'ye karşı yeni cephe ... [5 Mayıs 2014] Sosyalizmin ?toplumsal ajanları ... [28 Nisan 2014] Sistem işliyor, halk. ... [5 Nisan 2014] Seçimler, Haziran ve sol ... [30 Mart 2014] Başlığı buraya yazın. ... [28 Mart 2014] Savaş, seçim, normalleşme. ... [27 Mart 2014] Oyları bölmek... ... [25 Mart 2014] Diktatör giderken aklımızı da götürmesin ... [24 Mart 2014] Provokatör diktatör ... [20 Mart 2014] Oyun bitti ... [19 Mart 2014] Aklı korumak, yarına hazırlanmak... ... [18 Mart 2014] Suçlu psikolojisi. ... [14 Mart 2014] Berkin'i uğurlarken... ... [11 Mart 2014] Ergenekon çökerken... ... [10 Mart 2014] Saldırılar ... [9 Mart 2014] Diktatör dönse! Mesela... ... [7 Mart 2014] Ne güzel uyuttuk sizi... ... [6 Mart 2014] Açık, ilkeli, ?dürüst siyaset... ... [4 Mart 2014] Ukrayna notları. ... [3 Mart 2014] Sokak... ... [1 Mart 2014] Erdoğan, 1980 ve 1997'nin çocuğudur ... [28 Şubat 2014] Dokunmayın, düşer, başa bela olur! ... [27 Şubat 2014] Aptal ... [26 Şubat 2014] Cemaat mi kazandı? ... [24 Şubat 2014] Küçükken mandolin çaldım, yetmez mi? ... [22 Şubat 2014] Kemal Okuyan'la haftaya bakış: Siyaseti yok ediyorlar ... [21 Şubat 2014] Ukrayna olmamak için... ... [17 Şubat 2014] İnsanlar ve partiler... ... [15 Şubat 2014] Kemal Okuyan'la haftaya bakış: 'Yalan söyleme hakkım var' ... [12 Şubat 2014] İnsan ... [7 Şubat 2014] Bilgi de neymiş canım! ... [6 Şubat 2014] Vurun Habertürk'e! ... [5 Şubat 2014] Kılavuzu karga olanın... ... [29 Ocak 2014] Anmak ... [22 Ocak 2014] Çok özel bir halk düşmanı. ... [21 Ocak 2014] Seçimi kazanayım derken. ... [20 Ocak 2014] Yurtseverlere özgürlük! ... [18 Ocak 2014] Örgütsüz bir halkı bitik diktatör bile yener ... [17 Ocak 2014] Kısa yazı. Mağduriyetten! ... [15 Ocak 2014] İnsanlık testi ... [14 Ocak 2014] Teşekkürler Akşener! ... [11 Ocak 2014] Tayyip senin için ne diyorlar öyle? ... [10 Ocak 2014] Paralel devlet kavramı neye hizmet ediyor? ... [9 Ocak 2014] Kemal Okuyan yazdı: Erdoğan nasıl biridir? ... [8 Ocak 2014] Ceset ... [5 Ocak 2014] Normalleşme, çözüm, sulh... Keşke! ... [3 Ocak 2014] 1997-2014 ... [2 Ocak 2014] Bu şebeke dağılır ya da dağıtılır ... [30 Aralık 2013] Sesli düşünelim... ...
Kemal OKUYAN
BU SITENIN ÖNCELIKLI AMACI Ülkede evrensel, çagdas ve toplumcu bir hukuk ve yönetim anlayisini egemen kilmak üzere,
HUKUKÇULAR VE SORUMLULUK DUYAN HERKES ortak akil üretebilecekleri, ortak tutum belirleyebilecekleri bir iletisim, paylasim ve tartisma ortaminda BULUSTURMAKTIR.
Yeni Yaklasimlar, ortak çalisma ürünüdür. Sitede yer alan yazilardan yazari sorumludur. Kaynak gösterilerek alinti yapilabilir.
Websitesi ile lgili sorulariniz için buraya tiklayin. Diger konularla ilgili sorulariniz için iletisim sayfasindan ilgili kisi ile irtibata geçebilirsiniz.
Yeni Yaklasimlar © 2016 - [ARENA YAZILIM] - E-Müvekkil Pro™