Yazdırmak için tıklayın Eposta Olarak göndermek için tıklayın Yorum Eklemek için tıklayın
AVUKATLAR SINANAMAZ!
29 Nisan 2015, Av. Başar YALTI
, Av. Başar YALTI

Yargılama, hukukçuların üretim alanıdır.

Avukatlar, beceri ve işlevlerini yargılama sürecinde sergilerler. 

Yargılama süreci diyalektik bir özellik taşır.

Diyalektik, bir olgunun bütün yönlerinin bütünlük taşıdığı (zıtların birliği) düşüncesine dayanır. Her olgu, olumlu ve olumsuz yönleriyle çok boyutlu nitelikleri /çelişkileri içinde barındırır. Yargılamaya konu edilen davalar da böyledir. Her davanın ‘tez’ ve ‘anti tez’ olarak en az iki boyutu bulunur. Kendi içerisinde çarpışan bu iki boyuttan hangisinin üstün geleceğini yargılama süreci belirler. Süreç sonunda senteze (karar) ulaşılır. Onun içindir ki, yargılama; tez, anti tez ve sentez üçlemesi olarak tanımlanır.   

Yargılamanın diyalektik sürecinde avukatlar, hem tez, hem anti tezi savunabilir konumunda olabildiklerinden, karşı iddiayı çürütme çabası içinde olmak gibi doğal reflekslere sahip olurlar.

Yargılama sürecinin diyalektik özelliği, avukatlara “itiraz eden” bir karakter kazandırır.

Avukatlar, itirazlarının safsata olarak kalmaması için sorgulayan bir bilinç taşırlar. Avukatlar, özgür karakterlidirler. Merak eden ve araştıran bir özelliğe sahiptirler. Sorunlara ve olaylara başka açılardan bakmasını bilirler. Bilimsel kuşku ve akılcılık, avukatların temel nitelikleri arasındadır.

Avukatların, yargılama sırasında olumlu sonuç (adalete ulaşma) üreten bu yapısal özellikleri, hayat ilişkilerinde, toplumsal yaşamda birilerini rahatsız eder.

Bu nedenle, “kötüler avukatı sevmez.”

Siyasal iktidarlar avukatı sevmez.

Diktatörler avukatı hiç sevmez.

Napolyon, Çar Nikola avukatları sevmemiştir.

Günümüz diktatörleri de avukatları sevmiyorlar.

Ancak, onca güçlerine karşın tarihte de, günümüzde de diktatörler, dikta heveslisi iktidarlar, avukatları alt edemediler.

Bu Ülkenin darbecileri, Faik Türün’ler, Kenan Evren’ler de avukatları sevmediler.

Şimdi birileri, daha ileri giderek, avukatları sınamaya kalkışıyor. Toplumun hemen her kesimine kabul ettirdikleri hegemonyalarını avukatlara dayatmaya yelteniyor. Avukatları biat etmeye zorluyor.

Oysa boşuna!

Silivri kumpasından alnı ak çıkmış, demokratikleşme adı altında hukukun araçsallaştırılması oyununu bozmuş, iktidarın yargıyı bir silah olarak kullandığını açığa vurmuş, halkın hak arama özgürlüğünü korkusuzca sahiplenmiş, demokratik cumhuriyeti vazgeçilmez bir değer olarak benimsemiş, laik, sosyal hukuk devletinin bekçisi olmuş, herkesin, her şeyin sıradanlaştığı, dalkavukluğa soyunduğu bir ortamda saray soytarılarını deşifre etmiş, yargıçlar vicdanlarını polisleştirirken, özgürlük ve bağımsızlık ruhunu yitirmemiş, her koşulda dik durmuş avukatların sırtını hiçbir iktidar yere getiremeyecektir.

Avukatları terörle ilişkilendirmeye çalışarak, tutuklayarak, yerlerde sürükleyerek, adliye kapılarında bekleterek, üzerlerini aramaya kalkışarak itibarlarıyla oynamak isteyenler, kendilerine “yüksek” bir yer aramasınlar.

Geçtiğimiz süreçte barolar, hukukun üstünlüğünün, insan haklarının, evrensel hukuk değerlerinin, kamu hak ve hukukunun gerçek savunucuları olduklarını gösterdiler.

Hukuka, hukukun temel amacı olan adalete, sahip çıktılar.

Varoluşsal olarak zamana ve duruma göre değişen adaleti, sahte kurgulu davalarda yeniden ürettiler. 

Yanaşma olmadılar. Gericileşmediler.

Hukuk tarihine ihanet etmediler.

Şirketleşmediler.

Cübbelerini birilerinin özentilerine peşkeş çekmediler.

Tahakkümü reddettiler. Kimlik politikalarına alet olmadılar.

…..

Bir iktidarın, avukatları, baroları açıkça karşısına alması, stratejik bir yanlıştır.

Siyasal iktidar, şimdi bu yanlışı yapıyor. En zor koşullardan alnının akıyla çıkmış avukatları sınamaya kalkışıyor!

Hiçbir güç, avukatları yanlışa itiraz etmekten, hukuku savunmaktan, kamunun sözcüsü olmaktan alıkoyamaz, ürkütemez, “evet efendim” dedirtemez.

Çünkü ürken, korkan avukat karakterini yitirir. Artık ona, avukat denemez.

Hukuk sisteminin politik itici gücü avukatlar ve onların örgütü olan barolardır.

Barolar, hukukun taşeron örgütleri değildir.

Avukatlar ve barolar, hukuk sistemi diye dayatılan şimdiki sosyal anafor ortamını meşrulaştırıcı bir rol üstlenmeyecektir.

Tarihte ve günümüzde avukatlarla ters düşen iktidarlar uzun ömürlü olmamıştır.

Hayatın yaratıcı diyalektiği avukatları haklı çıkartacaktır.

Av. Başar YALTI

 

 

[Bu yazı 1354 kez okundu]
Av. Başar YALTI

YAZARIN DİĞER YAZILARI: [58]
[18 Temmuz 2017] ADALET YÜRÜYÜŞÜ YENİ BİR UMUT DOĞURMUŞTUR. ... [10 Nisan 2017] HALKOYLAMASI VE OYLAMANIN GÜVENLİĞİ ... [4 Mart 2017] PARADİGMA DEĞİŞİYOR! ... [19 Ocak 2017] CEHALETİN TAHAKKÜMÜ ... [24 Ekim 2016] BAROLAR VE AVUKATLAR NEDEN İLGİSİZLER? ... [11 Eylül 2016] 'HUKUK DEVLETİNİN SONU' ... [9 Mayıs 2016] TÜRBANLI YARGIÇ OLUR MU? ... [8 Şubat 2016] YARGI BAĞIMSIZLIĞI VE TOPLUMSAL BARIŞ ... [20 Ocak 2016] YUMURTAYI BALYOZLA KIRMAK! ... [23 Kasım 2015] CUMHURİYET ... [19 Ekim 2015] İKTİDAR VE HUKUK ... [19 Ağustos 2015] Bir Yöntem Önerisi: Beyin Fırtınası Ve Kürt Sorunu ... [9 Temmuz 2015] ANAYASA MAHKEMESİ NEREYE? ... [1 Haziran 2015] SEÇİMLER VE GÜVENLİK ... [1 Mayıs 2015] YARGIÇLARIN TUTUKLANMASI ÜZERİNE ... [16 Mart 2015] BİLGİNİN DEMOKRATİKLEŞMESİ YA DA BİLGİYİ SİYASALLAŞTIRMAK ... [9 Şubat 2015] "AYDINLANMA" NEYE YARAR? ... [1 Ocak 2015] 2015 YILI BAŞLARKEN. ... [15 Aralık 2014] AVUKATLAR SEÇİMİNİ YAPTI ... [10 Kasım 2014] NASIL BİR CUMHURİYET ... [28 Ağustos 2014] DEVLET BENİM ... [6 Nisan 2014] AVUKAT ... [2 Mart 2014] POLİSLEŞEN YARGIÇ ANLAYIŞI ... [12 Ocak 2014] NE DEĞİŞECEK? ... [25 Aralık 2013] DURUŞMA SALONLARI BÜYÜDÜKÇE... ... [11 Kasım 2013] ATATÜRK YAŞIYOR! ... [13 Eylül 2013] Yeni adli yıl başlarken ... [16 Mayıs 2013] Desteklediğimiz adayın kazanması halinde biz ancak mutlu oluruz ... [12 Nisan 2013] BÜYÜK GREV YA DA BÜYÜK BARO! ... [2 Kasım 2012] BAROLAR SEÇİMİNİ YAPTI! ... [24 Eylül 2012] BALYOZLA DEMOKRASİ KURULMAZ! ... [31 Ağustos 2012] Bir Yöntem Önerisi: Beyin Fırtınası Ve Kürt Sorunu ... [11 Temmuz 2012] BAROLARI ELE GEÇİRMEK YA DA "AHLAKSIZ TEKLİF" ... [11 Haziran 2012] KENTSEL DÖNÜŞÜM VE YOL AÇACAĞI SORUNLAR ... [3 Haziran 2012] İSTANBUL BAROSU NE YAPMALI? ... [13 Mayıs 2012] YARGIYI, YARGIÇTAN KORUMAK! ... [4 Nisan 2012] 12 EYLÜL YARGILAMASI BİR ALDATMACADIR ... [14 Şubat 2012] YARGI VE MİT KAVGASININ NERESİNDEYİZ? ... [1 Şubat 2012] YENİ YAKLAŞIMLAR NASIL DOĞDU, NEREYE GİDİYOR? ... [13 Ocak 2012] YARGIÇ VE VİCDAN ... [30 Aralık 2011] 2012 YE GİRERKEN YARGI VE ADALET ... [29 Ağustos 2011] AVUKATIN ADI YOK ... [5 Ağustos 2011] TSK YANLIŞLARININ BEDELİNİ ÖDÜYOR! ... [4 Temmuz 2011] SON SAHNE ... [20 Haziran 2011] YİNE BANA HÜSRAN, BANA YİNE HASRET VAR. ... [30 Mayıs 2011] YEREL YÖNETİMLER ÖZERKLİK ŞARTI ... [20 Nisan 2011] AVUKAT * ... [21 Mart 2011] TANI BUNLARI TANI DA BÜYÜ! ... [5 Mart 2011] Yargının Özelleştirilmesi Ve Çok Hukukluluk ... [17 Şubat 2011] NEREYE KADAR? ... [2 Şubat 2011] SAYGINLIK ... [4 Kasım 2010] BAROLARIN İŞLEVİ ... [27 Mart 2010] DEMOKRATİK KURNAZLIK!.. ... [25 Şubat 2010] AVUKATIN DOSYA İNCELEME YETKİSİ ... [9 Şubat 2010] BAROLAR VE DEMOKRATİK YÖNETİM ANLAYIŞI ... [4 Aralık 2009] KÖRLÜK ... [18 Kasım 2009] İRTİCAYA GÜL BAHÇESİ ... [17 Kasım 2009] AÇILIMIN HUKUKA ETKİSİ ...
Av. Başar YALTI
BU SITENIN ÖNCELIKLI AMACI Ülkede evrensel, çagdas ve toplumcu bir hukuk ve yönetim anlayisini egemen kilmak üzere,
HUKUKÇULAR VE SORUMLULUK DUYAN HERKES ortak akil üretebilecekleri, ortak tutum belirleyebilecekleri bir iletisim, paylasim ve tartisma ortaminda BULUSTURMAKTIR.
Yeni Yaklasimlar, ortak çalisma ürünüdür. Sitede yer alan yazilardan yazari sorumludur. Kaynak gösterilerek alinti yapilabilir.
Websitesi ile lgili sorulariniz için buraya tiklayin. Diger konularla ilgili sorulariniz için iletisim sayfasindan ilgili kisi ile irtibata geçebilirsiniz.
Yeni Yaklasimlar © 2016 - [ARENA YAZILIM] - E-Müvekkil Pro™