Yazdırmak için tıklayın Eposta Olarak göndermek için tıklayın Yorum Eklemek için tıklayın
Hukukçular 'tahliye' karmaşasını yorumladı: Adaletin cenaze namazı kılınabilir
27 Nisan 2015

İstanbul 32. Asliye Ceza Mahkemesi, 14 Aralık soruşturmasında tutuklanan ve aralarında Samanyolu TV (STV) Yayın Grubu Başkanı Hidayet Karaca ile eski polisler Ömer Köse, Yurt Atayün ve Ali Fuat Yılmazer’in de bulunduğu 75 şüphelinin tahliyesine karar verdi. Ancak Nöbetçi 10. Sulh Ceza Hâkimliği, kararı “mahkemenin yetkisiz olması” gerekçesiyle yok saydı ve tahliyeleri engelledi.

Demokrat Yargı Eşbaşkanı ve Antep Asliye Ceza Hâkimi Orhan Gazi Ertekin, "paralel yapı" soruşturmasında yaşanan yargı sürecini BirGün’e yorumladı. Sulh ceza hâkimliklerini, ordudaki operasyon ekiplerinden ‘mavi bereliler’e benzeten Ertekin, “Hükümet, yargı geneline hükmedemediği için küçük gruplarla operasyon yapabileceği bazı araçlar geliştirmiştir. Sulh Ceza Hâkimliği tam böyledir” dedi. Ertekin’in değerlendirmeleri şöyle:

‘SİSTEM KAPALI'
-Sulh ceza hâkimlikleri son derece kapalı bir sistemdir. Çok dar bir kadroyla geniş bir operasyon yapmaya uygun bir biçimde inşa edilmiştir. Daha önceden siyasi bir operasyon yapabilmek için çok geniş bir ağ oluşturmak, yargının tamamına hükmetmek gerekiyordu. Fakat Sulh Ceza Hâkimlikleri kurulduktan sonra küçük bir grupla “mavi bereliler”le siyasi operasyon yapmak kolaylaştı. Sulh ceza hâkimlikleri bir tür “mavi bereliler”dir.

‘BOŞLUK VAR'
-Hükümet, yargı geneline hükmedemediği için küçük gruplarla operasyon yapabileceği bazı araçlar geliştirmiştir. Sulh Ceza Hâkimliği tam böyledir. Çok alelacele yapıldığı için hukuksal boşluklar da ortaya çıkmıştır. Örneğin reddi hâkim meselesi düşünülmemiştir. Hükümet,  Sulh ceza hâkimliklerinin nasıl reddedileceğine ilişkin düzenlemeyi unuttuğu için kendi kurduğu tuzağa kendisi düştü. Cemaat bu boşluktan yararlanarak kendi adamlarını içeriden çıkartmak yolunu tercih etti. Hukuken burada bir sorun yok. Fakat 2010 yılından  itibaren Türkiye herkesin kurdu olduğu bir “doğal durum” içerisindedir. Böylesi bir sistem içerisinde tarafları hukuken değerlendirmeye çalışmak son derece anlamsızdır. Ortada bir güç savaşı yürütülüyor. 2013’ün Aralık ayından HSYK seçimlerinin olduğu 2014 Ekim ayına kadar bir iktidar krizi ve savaşı yaşandı. Şimdi Cemaat’in yaptığı şey kendi adamlarını hükümetin elinden alıp kaçırmaya çalışmaktır.

'UYGULANMALIYDI'
Ortada hukuken bazı sorunlar olsa da bunlar, kararların yok hükmünde sayılmasını gerektirecek sorunlar değil.  Hem tahliye hem de reddi hâkim talepleri kabul edilmiştir. Bu kararlar hukuken geçerlidir. Cumhuriyet Savcısı’nın bunları değerlendirme yetkisi yoktur.

***
AKP hukuk devleti!


BirGün yazarı Avukat Hüseyin Aygün’ün yaşananlar hakkında görüşü şöyle: “Hükümet, sulh ceza mahkemelerini geçmişten günümüze özellikle mevzuu  siyasi suçlular olunca kendi istek ve taleplerine göre yönlendirebileceği bir kumpas yeri haline getirdi. 75 tutuklunun avukatları ‘reddi hâkim’ talebinde bulundular ve bu talep kabul edilmesine karşın Cumhuriyet Başsavcısı ‘Biz tahliye’ edemeyeceğiz’ diyor. Bu durum Erdoğan diktatörlüğünün çok açık bir kanıtıdır.

Resmen Türkiye’yi  AKP adı verilen bir çete ele geçirmiştir ve yargıda kaos ortamı mevcuttur. Açık açık tahliye kararını uygulamıyorlar. Aslında bu işin sonucu açık ve net. Yapacakları şey sulh ceza mahkemesine yeni bir karar verdirecekler ve tahliye kararını iptal ettirecekler. Çünkü AKP’nin hukuk devleti, savcısı, hakimi, memuru var.”

***

Süreç nasıl gelişti?

17-25 Aralık yolsuzluk ve rüşvet soruşturmalarının ardından, AKP iktidarı tarafından tasfiye edilen polisler, kısa bir süre sonra ‘paralel yapı’ iddiasıyla açılan soruşturmalar kapsamında tutuklanmıştı. Daha sonra, “paralel yapının medya ayağını” oluşturdukları iddiasıyla Samanyolu TV ve Zaman gazetesine yapılan operasyonlarda, STV Yayın Grubu Başkanı Hidayet Karaca tutuklandı. Şüpheliler hakkındaki soruşturma İstanbul 10. Sulh Ceza Hâkimliği tarafından yürütülüyordu. Şüphelilerin avukatları geçtiğimiz hafta, AKP iktidarının etkisinde olduğunu savundukları nöbetçi sulh ceza hâkimliği yerine, İstanbul 29. Asliye Ceza Mahkemesi’ne başvurdu. Bu mahkemenin hâkimi Metin Özçelik, polislerin, tarafsızlığını yitirdiği için ‘reddi hâkim’ talebinde bulundukları 10. Sulh Ceza hâkiminin reddi yönündeki karara imza attı. Özçelik, tahliye taleplerinin yapılması üzerine, soruşturma savcılarından şüphelilerle ilgili dosyayı istedi. Ancak soruşturma savcılığı, “yetkinin Sulh Ceza Hâkimliği’nde olduğunu” ifade ederek dosyaları Özçelik’e göndermedi. Özçelik, tahliye taleplerini değerlendirmesi için dosyayı İstanbul 32. Asliye Ceza Hâkimliği’ne iletti. Bu mahkemenin hâkimi Mustafa Başer, cumartesi gecesi dosyaları inceleyemeden karar vererek; STV Yayın Kurulu Üyesi Hidayet Karaca ile eski polisler Yurt Atayün, Ali Fuat Yılmazer ve Ömer Köse gibi isimlerin de aralarında bulunduğu 75 şüphelinin tahliyesine karar verdi.

 

Birgün

http://www.birgun.net/news/view/hukukcular-tahliye-karmasasini-yorumladi-adaletin-cenaze-namazi-kilinilabilir/17147

 

[Bu yazı 445 kez okundu]
BU SITENIN ÖNCELIKLI AMACI Ülkede evrensel, çagdas ve toplumcu bir hukuk ve yönetim anlayisini egemen kilmak üzere,
HUKUKÇULAR VE SORUMLULUK DUYAN HERKES ortak akil üretebilecekleri, ortak tutum belirleyebilecekleri bir iletisim, paylasim ve tartisma ortaminda BULUSTURMAKTIR.
Yeni Yaklasimlar, ortak çalisma ürünüdür. Sitede yer alan yazilardan yazari sorumludur. Kaynak gösterilerek alinti yapilabilir.
Websitesi ile lgili sorulariniz için buraya tiklayin. Diger konularla ilgili sorulariniz için iletisim sayfasindan ilgili kisi ile irtibata geçebilirsiniz.
Yeni Yaklasimlar © 2016 - [ARENA YAZILIM] - E-Müvekkil Pro™