Yazdırmak için tıklayın Eposta Olarak göndermek için tıklayın Yorum Eklemek için tıklayın
Parlamento ne kadar önemli?
16 Nisan 2015, Aydemir GÜLER
, Aydemir GÜLER

Bu düzen değişmeli!

İhtiyacın bu olduğunu düşünüyorsak, çağrımız buysa, düzenin değişmesinden ne anlaşılması gerektiği konusunda içimiz dışımız birse, yani sorunların köklerine inmekten kaçmıyorsak… parlamentonun önemini, düzen değişikliği açısından değerlendirmemiz gerekir.

Düzen değişikliği parlamentoda sağlanabilir mi? Mutlak, kesin, açık bir yanıtla hayır!

Bunu komünistlerin söylüyor olması özellikle ilginçtir. Çünkü çoğunlukla sanılanın tersine parlamento ve onun ikizi olarak genel oy hakkı “Batı demokrasisi”nin insanlığa armağanı olmadı. Sadece 19. değil, 20. yüzyıl boyunca da birçok ülkede genel oy hakkı, mülk sahibi beyaz erkeklerin ayrıcalığıydı. Yurttaş ve insan hakları kavramlarının kapitalizmle birlikte yükselişe geçtiği doğrudur. Ama mantıksal sonuçlarına varması, yani mülksüz ve yoksullar dahil her ırktan ve her cinsiyetten insanların seçip seçilebilme hakkına sahip hale gelmeleri, üstü örtülemeyecek biçimde Ekim Devrimi'nin sağladığı itkiyle yaygınlaştı.

Günümüzde parlamento dendiğinde akla gelen fotoğrafta Ekim Devrimi’nin, komünistlerin, yani bizim emeğimiz var. Kendi emeğimize değer vermeyecek değiliz. Ama iki şeyi biliyoruz: Bir, parlamento düzenin egemenlik aygıtlarından biridir. İki, egemen güçlerin egemenliklerini sürdürmek için biriktirdikleri deneyim, her alanda olduğu gibi, parlamentoyla ilgili olarak da yeni önlemler geliştirmelerini sağlar.

Her şeyin özü ekonomik güçteyse, fabrikalara, bankalara, işletmelere sahip olmak iktidarın kaynağıysa, parlamento bu denklemde önemsiz ve bağımlı bir yere oturur.

Egemenlerin geliştirdikleri önlemlere gelince; seçim sisteminde, medyanın kontrolünde, paranın kullanımında bunları yeterince görebiliyoruz.

Yurttaşların hukuk önünde eşit sayılmalarını sağladık. Ama bu sadece bir adım. Gerçek hayatta eşit olmayanların hukuksal eşitliği palavra değilse nedir?

Buraya kadarı sömürünün hüküm sürdüğü ve düzenin değişmesinin gerektiği her yer için geçerli. 2015 Türkiyesi’nde dahası var.

Çağlayan operasyonunu, Ağrı provokasyonunu, Türkiye’ye sokulan kaynağı belirsiz dolarların rekor kırmasını, ülkenin tepesinde savaş tehditlerinin sallanıp durmasını 7 Haziran’da kullanılacak oylardan nasıl ayırabiliriz? AKP’nin seçim hilelerine gelene kadar “oyunu özgürce kullanan vatandaş” kalıyor mu ki!

Seçime giderken işin bu kısmının şiddetleneceğini rahatlıkla söyleyebiliriz. AKP Türkiye’yi iç ve dış savaşla tehdit edecek, özgür seçim kavramının üstünde ter ter tepinecek... Seçim, parlamento, oy dediğimiz, işte böyle bir oyundur.

Her oyun bozulabilir. Komünistler oyunu bozmak için halkı, emekçileri oy vermenin ötesine geçmeye, aktif siyasete, örgütlenmeye çağırırlar. Herhangi bir başka yol, örgütlü halkın yerini alamaz. Ancak örgütlü halkın bilinci egemenlerin genel ve özel önlemlerini boşa düşürebilecektir.

İyi de, Türkiye bunun uzağında olduğuna göre ne yapmalı? Yapılması gereken son şey, kitlelerin parlamentoya bel bağlamasına göz yummaktır. Halk örgütsüzse öncelikli görev örgütlenmektir. Halkın örgütsüzlüğünü veri olarak alıp kabul ettikten sonra, geriye oyunun parçası olmak kalır. 

(Bu yazı 16 Nisan 2015 Perşembe tarihli Günlük soL'da yayınlanmıştır.)
[Bu yazı 842 kez okundu]
Aydemir GÜLER

YAZARIN DİĞER YAZILARI: [48]
[26 Aralık 2016] "Ah CHP vah CHP" ... [17 Mart 2016] 'HDP solu Güven Park'ta bitmiştir ... [14 Mart 2016] Dayanılmaz ... [4 Şubat 2016] Kürt sorununda ne bekleniyor? ... [1 Şubat 2016] Bir sınırı var. ... [28 Ocak 2016] AKP'nin kullanışlı efelenmesi ... [11 Ocak 2016] Korkacaksanız durmaktan korkun ... [4 Ocak 2016] AKP'nin dayanılmaz cazibesi ... [14 Aralık 2015] Taşları dökmek ... [7 Aralık 2015] Savaş hazırlığı ... [3 Aralık 2015] Tezek kadar akıl ... [19 Kasım 2015] Mükemmeli arayan komünist ... [16 Kasım 2015] 'Bu bir tesadüf mü, yoldaşlar?' ... [10 Kasım 2015] Boşluktan çıkış ... [2 Kasım 2015] Saygısız ve örgütlü ... [30 Ekim 2015] En büyük 'vaadin' sahibiyiz ... [19 Ekim 2015] İnançsız sol ... [15 Ekim 2015] Cenaze evinde kahkaha ... [12 Ekim 2015] Yeni durum, yeni dizilim ... [8 Ekim 2015] Zamanında bir uyarı denemesi ... [5 Ekim 2015] Hedefi daraltmak mı? ... [1 Ekim 2015] Anlamıyoruz ... [14 Eylül 2015] Sürprizler ülkesi ... [7 Eylül 2015] Komünistlik fazla ... [29 Ağustos 2015] Bakan olmak ... [27 Ağustos 2015] Eskiden olsa. ... [24 Ağustos 2015] AKP'yi yalnız mı zannediyorsunuz? ... [20 Ağustos 2015] Sıfıra sıfır, elde var kan ... [13 Ağustos 2015] Sosyalizm üzerindeki baskı ... [10 Ağustos 2015] AB, NATO, 'süreç'. ... [3 Ağustos 2015] Türkiye kontrolden çıktı mı? ... [27 Temmuz 2015] Sınıfını unutan sol ... [20 Temmuz 2015] Aman çözüm sürecine 'bi şi olmasın' ... [13 Temmuz 2015] Seçimden sonra bir ay ... [6 Temmuz 2015] Reformizmin yeni nefesi ... [2 Temmuz 2015] Popülist akılsızlık halleri ... [11 Haziran 2015] Rahatlayan Türkiye ... [26 Mayıs 2015] 'Proce'ye oy da yok ... [13 Nisan 2015] AKP'yi geriletmek ... [10 Mart 2015] Bir Çanakkale yazısı ... [9 Şubat 2015] Kaç yanlış kaç doğruyu götürür? ... [9 Ocak 2015] Fransa tepkileri ... [3 Ocak 2015] Artık 2015'teyiz... ... [29 Aralık 2014] Haziran demir alırken ... [27 Aralık 2014] AKP yılbaşına hazırlanıyor ... [22 Aralık 2014] Sosyal medya, Kürt sorunu ve düzey ... [10 Aralık 2014] Çirkin Süreç ... [28 Kasım 2014] Bir buçuk ay öncesine bakarsak ...
Aydemir GÜLER
BU SITENIN ÖNCELIKLI AMACI Ülkede evrensel, çagdas ve toplumcu bir hukuk ve yönetim anlayisini egemen kilmak üzere,
HUKUKÇULAR VE SORUMLULUK DUYAN HERKES ortak akil üretebilecekleri, ortak tutum belirleyebilecekleri bir iletisim, paylasim ve tartisma ortaminda BULUSTURMAKTIR.
Yeni Yaklasimlar, ortak çalisma ürünüdür. Sitede yer alan yazilardan yazari sorumludur. Kaynak gösterilerek alinti yapilabilir.
Websitesi ile lgili sorulariniz için buraya tiklayin. Diger konularla ilgili sorulariniz için iletisim sayfasindan ilgili kisi ile irtibata geçebilirsiniz.
Yeni Yaklasimlar © 2016 - [ARENA YAZILIM] - E-Müvekkil Pro™