Yazdırmak için tıklayın Eposta Olarak göndermek için tıklayın Yorum Eklemek için tıklayın
Başganlık sistemi!
15 Nisan 2015, İlhan CİHANER
, İlhan CİHANER
İLHAN CİHANER

Hiç şaşmaz bunlar eğer bir gruba ya da herhangi bir soruna dair “düzelteceğiz, çözeceğiz, açılım yapacağız” diyorlarsa bilin ki tam tersini planlıyorlar.

Mesela kentsel dönüşüm yapıp sizi gecekondudan kurtaracağız diyorlarsa, bilin ki asıl amaçları sizin mülklerinize el koyup, ortaya çıkan rantı çocuklarına ve yandaşlarına aktarmaktır. Size kalan uyduruk ve ucube TOKİ evleridir. Ortaya çıkan rant ise çete mensuplarına kalır. İşte Hamamönü , Sulukule, Tarlabaşı…

Mesela Kürt Sorunu, Alevi Sorunu... Bunu birçok iddialarına uygulayabilirsiniz.

Bir diğer yöntemleri ise hangi kurumu veya kavramı yağmalamak istiyorlarsa önce bozuyor ya da bozuk gösteriyorlar. Sonra sanki o durumdan başkası sorumluymuş gibi “muhalif” şapkalarını takıp düzeltiyoruz diye iyice rezil hale getiriyorlar. Yargıyı öyle yaptılar. ÖSYM’yi öyle yaptılar. Üniversiteleri ve eğitimi öyle yaptılar. TRT’yi öyle yaptılar. TÜBİTAK’ı öyle yaptılar. HSYK ve Anayasa Mahkemesi’ni öyle yaptılar.

Her bir kurum iyice bozulup, mızrak çuvala sığmaz hale gelince hoop bir kez daha muhalif şapkalarını giyip bir daha “düzeltiyorlar.”

En güzel örneklerinden birisi de Anayasa değişikliği. 2011 seçimlerinde en büyük siyasi taahhütleri yeni bir anayasaydı. Propagandayı yaparken tüm sorunların kaynağına Anayasayı koydular. Anayasa değişirse, Kürt Sorunu çözülecekti mesela. Gelinen noktada öğrendik ki Kürt Sorunu yokmuş! Teknik tartışmaları bir tarafa, diğer partiler ‘başkanlık sistemi Anayasaya girerse biz yokuz’ dedikleri halde göstermelik bir komisyon kurdular. Hiçbir zaman Anayasa dertleri olmadı. “Anayasayı takmıyorum” diyen bir zihniyet niye yeni Anayasa istesin ki? Planları muhalefetin masayı devirmesiydi. Ama muhalefet tuzağa düşmeyince kendileri vazgeçtiler.

Şimdi bu yöntemi tüm sistem için kullanıyorlar. Seçim propagandalarını, kendilerinin iyice işlemez hale getirdikleri güçler ayrımına dayalı parlamenter sistem yerine, Başkanlık sistemini getirmek üzerine kuruyorlar.

Ne diyorlar? Çok başlılık var. Seçilmiş Cumhurbaşkanı ile hükümeti kastediyorlar. İyi de kim getirdi çok başlılığı? Birçok kimse “bu sistemde seçilmiş Cumhurbaşkanlığı olmaz, çok başlılık olur” derken,  seçimi getiren sizdiniz. Bazı okumuş olanları da Cumhurbaşkanı’nın yetkilerinin çok olduğunu iddia ediyor.

Diğer yandan ne diyor Başkan olmak isteyen Cumhurbaşbakanımsı? “…Bizde yargı engelliyor. Böyle ülke yönetilmez ki... Benim için parlamenter sistemin en büyük eksikliğidir.” Yani?

Derdi parlamentonun çıkardığı engeller ya da parlamentonun denetimi değil ki. O kısmı sayısal güçleriyle ve ahlaki olandan istifa ederek aştılar zaten.

Siz önce bir karar verin. Başkanlığı, gücünüz denetlensin diye mi istiyorsunuz? Yoksa engellendiğiniz için mi istiyorsunuz? Yani tutarlı bir kara propaganda açısından soruyorum bunu!

Tabii ki dertleri başkanlık değil. Tüm bu çelişkili laf salatasını propaganda olarak kullanıyorlar. Yağma ve katliam düzenleri devam etsin diye böyle bir hedefe ihtiyaçları vardı. “Ne söyleseler gittiğini” defalarca test ettikleri için tutarlılık, mantık, bilim kaygısı duymuyorlar.

İktidar medyasıyla, sermayesiyle bu büyük yalanı propaganda ediyor. Daha da edecekler.

En iyi bildikleri şey olan yalanı, tuzağı, kumpası, düşman siyasetini kullanacaklar. Tıkandıkları anda gelsin çay dökülmüş sarı sayfalar, gelsin CHP/terör/cemaat, gelsin Masonlar, darbe yaygarası…

İktidar elitlerinin bu durumu anlaşılabilir. Çünkü iktidar değiştiğinde sokağa çıkamayacaklarını biliyorlar. Ama bunlar gittiğinde, bunların değirmenine bu kadar ahlaksızca su taşıyanlar ne yapacak, ne yüzle insan içine çıkacaklar merak ediyorum.

Bu kez “kandırıldık, kullanıldık” demek kurtarır mı bilmem.

Tam bitirirken Cumhurbaşbakanımsının “lan” mı dediği ya da “yav” mı dediği aslında pek de anlaşılmayan konuşmasını öğrendim. Hepimizin gözleri önünde olan Ağrı vakasının aslında öyle olmadığını anlatıyordu. “Yaralı askerleri HDP’lilerin taşıdığı yalan, elimizde görüntüler var” diyordu. Siyaseten cevap verilemez buna. Genelkurmay’ın açıklamasını falan boş verin.  Hepimizin izlediği görüntülerin aksine başka bir hikâye anlattı. Tek bir kişi ayağa kalkıp önceki yalanlarını hatırlatmadı. Tam tersi alkışladılar.

Anlatır. Ergenekon, Balyoz, Odatv  masalını anlattı, “göreceksiniz ne deliller var” dedi, dinlediniz. Kabataş yalanını anlattı, dinlediniz. Suçüstü yakalandı “montaj” dedi, dinlediniz. Akışladınız, o da her seferinde elini yükselti.

Siz dinledikçe o yalan söyleyecek! Siz alkışladıkça etrafınızdaki çember daralacak!

[Bu yazı 710 kez okundu]
BU SITENIN ÖNCELIKLI AMACI Ülkede evrensel, çagdas ve toplumcu bir hukuk ve yönetim anlayisini egemen kilmak üzere,
HUKUKÇULAR VE SORUMLULUK DUYAN HERKES ortak akil üretebilecekleri, ortak tutum belirleyebilecekleri bir iletisim, paylasim ve tartisma ortaminda BULUSTURMAKTIR.
Yeni Yaklasimlar, ortak çalisma ürünüdür. Sitede yer alan yazilardan yazari sorumludur. Kaynak gösterilerek alinti yapilabilir.
Websitesi ile lgili sorulariniz için buraya tiklayin. Diger konularla ilgili sorulariniz için iletisim sayfasindan ilgili kisi ile irtibata geçebilirsiniz.
Yeni Yaklasimlar © 2016 - [ARENA YAZILIM] - E-Müvekkil Pro™