Yazdırmak için tıklayın Eposta Olarak göndermek için tıklayın Yorum Eklemek için tıklayın
Din mi yoksa devlet mi yozlaşır?
13 Nisan 2015, Av. Sabri KUŞKONMAZ
, Av. Sabri KUŞKONMAZ
SABRİ KUŞKONMAZ

Aslında bu soruda, din yerine “İslam” koyabilirdim.  Ancak, derdimizin İslam’ı yargılamak olduğunu düşünen, sanan peşin yargı sahipleri olabilir. Bu nedenle daha genel bir kavram olarak dini tercih ettik.

Devlet tüm kurumları ile muhafazakâr bir yapı kurmak ister. Hem kurumsal olarak hem de düşünsel olarak. Buna ister statüko diyelim, ister mevcudu korumak, aynı kapıya çıkar. Devlet, yani devletin sahibi olan siyasal iktidar, kendi varlığı ve devamı için her şeyi “sabitlemek” ister.

Devletin, sabitlemek istediği tüm kurumlar içinde din de vardır. Tüm kurumlar sabitlenince din de sabitlenir. Yani gelişmesi durur. Elbette dinin kesin, sabit değişmez kuralları vardır. Bunda şaşılacak bir yan yoktur. Ancak, felsefesi, metodolojisi ve düşünsel yorumları ve yaklaşımlarıyla dinin de canlılığını sürdürmesi gerekir. İçinde bulunduğumuz coğrafyada ve İslam kültüründe, on birinci yüz yıldan sonra düşünsel olarak İslam’ın duraklama dönemine girdiği genellikle kabul edilen bir görüştür. Bu konuda Mohammed Arkoun (İslam Üzerine Düşünceler, Metis), dinlerin gelişmeye açık simgeselliğinin, kanunlar, öğreti ve sürekli yapılan ibadetler sonucunda tahakküm ideolojilerine dönüşerek yozlaştığını söylüyor. Bu “yozlaşma”, olumsuz bir değer yargısından öte, başlangıçtaki ilahi simgeselliğin yitirilmesi anlamındadır. Burada, ulemanın devlete kapılanması da ayrı bir tartışmadır.

Devlet din ile yaptığı tangoda,  her zaman dansı yönetenin kendisi olmasını ister. Devletin konumu, tangoda erkeğin konumu gibidir bir bakıma. Tarihte, Bilge Kağan’ın veziri Tonyukuk’un din seçimi konusundaki tavrı öğreticidir; Bilge Kağan Türkler için Budizm’i din olarak kabul etmeyi düşünmüştür. Tonyukuk, Budizm’in Türkleri yumuşatıp, savaşçılıklarını zayıflatacağını söyleyerek, kağanı düşüncesinden caydırmıştır.

Din ile devletin tangosunda, belirleyici olan devlettir. Ağırlık noktasını da o belirler. Bu çerçevede, yeri geldiğinde devletin çıkarı için dinsel motif ve kurumlar kurban edilir. Osmanlılar Karamanlıları 1480’lerde kesin olarak yendiğinde, Karaman’daki pek çok cami, mescit, han ve hamam yerle bir edilmiştir. Çünkü Karamanoğlu iktidarının, o zamanki adıyla Larende’de yeniden yeşermemesi gerekiyordu. İslam’ın kılıcı olan Osmanlı, yeri geldiğinde o kılıcı camilere indirivermiştir.

Bu yazıyı hazırlarken, devlet-din ilişkisi ve AKP-din ilişkisi konusundaki yargılarımdan dolayı tereddüt  etmiştim. Çünkü AKP’nin milletvekili adayları için, dinsel ağırlıktan öte “yanaşma ve maraba” niteliğinin egemen olduğu sonucuna varmıştım. Bunu muhalif mahalleden yazmanın etkisi pek olmazdı. Ancak, Levent Gültekin, Diken’deki yazısında liste için “İslamsızlaşma” değerlendirmesinde bulunmuş. İlginç bir rastlantı. Gültekin, yazısında da yer verdiği gibi “İslami mahalleden” gelen biri olarak, içeriden yazmış.

Ağırlık merkezi, bir nesneyi dengede tutan noktadır. O ağırlık noktası değişirse, nesnenin dengesi bozulur. AKP için de ağrılık noktası din değil, devlet/iktidardır. Devleti elde tutmak asıl olduğu için günümüz koşullarında ağırlık merkezi İslam’dan kayınca, fiziksel olarak da, siyasal olarak da yıkılırsın. Bu nedenle Erdoğan yeni ağırlık noktası olarak başkanlık sistemini seçmiş, İslami ağırlıklı bir listeyi pas geçmiştir. İktidarların dini (İslam’ı) böyle kullanmalarının pek çok sonuçlarından biri de düşünsel yozlaşmadır; devletle birlikte onun enstrümanı da yozlaşır.

Haftaya dize; “yaşam hep kocaman da arzu ve sevmek hep azıcık işte” (Hüseyin Alemdar, Şifalı Taşlar Kitabı, Noktürn Y.)

[Bu yazı 793 kez okundu]
Av. Sabri KUŞKONMAZ

YAZARIN DİĞER YAZILARI: [44]
[11 Ocak 2016] Anlam boşalması ... [14 Aralık 2015] Sanatçının gölgesi ya da insanın boyu ... [7 Aralık 2015] İntihar bombacılığın dönüşümü-II ... [2 Kasım 2015] Bienal'e yetişememek ... [26 Ekim 2015] Yüksekova'da olağan bir gün ... [19 Ekim 2015] Anaakımın tersinde bir hayat ... [12 Ekim 2015] Sizlere kelepçe yetmeyecek ... [5 Ekim 2015] Bizde Kafkaesk var mıdır? ... [21 Eylül 2015] Sanatla eğlenmek ... [14 Eylül 2015] Eşitlik etiği ... [7 Eylül 2015] Müzik Köyü ve Ramazan Güngör dersi ... [17 Ağustos 2015] Anormal olan normal olunca ... [3 Ağustos 2015] Yasal silahıyla bir devlet. ... [27 Temmuz 2015] İslam hukuk ve insan ... [20 Temmuz 2015] Sanat alanında ekonomi politik ... [13 Temmuz 2015] Kelepçeli iki kitap ... [6 Temmuz 2015] Demokrasinin yüzölçümü ... [27 Nisan 2015] Slogan şiir solgun şiir ... [20 Nisan 2015] Çorbanın tadı tuzu ... [6 Nisan 2015] Örtülerimiz, vasatımız ... [30 Mart 2015] Hayal gücü güzeldir ... [9 Mart 2015] Putları kırmak ya da iyimserliğin determinizmi ... [29 Aralık 2014] Sinemanın 100. yılından görüntüler-I ... [15 Aralık 2014] Belgeselciler ne yapar? ... [1 Aralık 2014] Demokrasiye takla attırmak ... [10 Kasım 2014] Vizörden bakmak ... [3 Kasım 2014] Abdullah Baştürk İşçi Edebiyatı Ödülleri'ne ne oldu? ... [27 Ekim 2014] Karmaşık olanı karıştırmak ... [20 Ekim 2014] Dağlarca'nın yalnızlığı ... [29 Eylül 2014] Muhafazakâr ahlaksızlığa devam ... [22 Eylül 2014] Çıplak Leydi ya da muhafazakâr ahlaksızlığa giriş ... [25 Ağustos 2014] Yeni her zaman iyi midir? ... [14 Temmuz 2014] Post hukuk ya da hukukun postu ... [7 Temmuz 2014] Avrupa'nın hukuk ve yargı kültürü ... [16 Haziran 2014] İlmiye sınıfı ve cehalet ... [31 Mart 2014] Başbakanın mahremi devletin mahremi ... [3 Mart 2014] Montaj bir demokrasi ... [6 Ocak 2014] Hukukta yumuşak 'g' yoktur ... [23 Nisan 2013] Öküze döndürülmek... ... [2 Nisan 2013] Sözü tüketmek ... [7 Kasım 2011] Erzurum'da şiir okuyamamak ... [6 Haziran 2011] Hopa'ya inen Eşkıya ... [28 Nisan 2010] Emek Sinemasında Anayasa Filmi ... [21 Nisan 2010] Kargının İçindeki Rüzgar ...
Av. Sabri KUŞKONMAZ
BU SITENIN ÖNCELIKLI AMACI Ülkede evrensel, çagdas ve toplumcu bir hukuk ve yönetim anlayisini egemen kilmak üzere,
HUKUKÇULAR VE SORUMLULUK DUYAN HERKES ortak akil üretebilecekleri, ortak tutum belirleyebilecekleri bir iletisim, paylasim ve tartisma ortaminda BULUSTURMAKTIR.
Yeni Yaklasimlar, ortak çalisma ürünüdür. Sitede yer alan yazilardan yazari sorumludur. Kaynak gösterilerek alinti yapilabilir.
Websitesi ile lgili sorulariniz için buraya tiklayin. Diger konularla ilgili sorulariniz için iletisim sayfasindan ilgili kisi ile irtibata geçebilirsiniz.
Yeni Yaklasimlar © 2016 - [ARENA YAZILIM] - E-Müvekkil Pro™