Yazdırmak için tıklayın Eposta Olarak göndermek için tıklayın Yorum Eklemek için tıklayın
BESLEME, BESLEDİKÇE.
9 Nisan 2015, Av. Abdurrahman BAYRAMOĞLU
, Av. Abdurrahman BAYRAMOĞLU

31 Mart 2015 günü tüm Türkiye’de yaşanan elektrik kesintisi ve aynı gün İstanbul Adliyesi’nde gerçekleşen kanlı olayın artçı etkilerini yaşıyoruz bu günlerde.

Ülkede yaşanan her olayda olduğu gibi, bu süreçte de başından beri olayları yöneten veya istediği gibi yönlendiren güç olarak RTE öne çıkmaktadır.

31 Mart öncesi tabloya bakalım. Seçimler yaklaşırken AKP’nin büyük bir oy kaybı yaşayacağı yönünde somut belirtiler ortaya çıkmış, çözüm süreci değil ama AKP’nin çözülme süreci hızlanmış ve altına girdiği taş RTE’ye bile ağır gelmiştir.

Elektrik kesintisinin siyasi değil ama idari bir yetersizlikten kaynaklandığını düşünüyorum. Belki bir aç gözlülükten ya da…

İstanbul Adiyesi’nde gerçekleşen olayın ise tümüyle egemen otorite tarafından planlandığını düşünüyorum. En azından o güç tarafından istenen yöne yönlendirildiğini…

Nedenine gelince…

İlk olarak Berkin Elvan olayı kullanılarak, Gezi’den kalan son direniş halkası da etkisizleştirilmiştir. RTE’nin Gezi fobisi biraz olsun hafifletilmiştir.

17/25 Aralık sonrasında cephe daraltmak zorunda kaldığı için barıştığı askeriye ve vatan cephesinin artık zararsız hale gelmiş olduğu gerçeği karşısında, başlı başına bir olgu olan Kürt sorunu dışında, RTE için; bazı sol gruplar, kısmen Aleviler, meslek örgütleri ve her şeye rağmen CHP rahatsız ediciydi. Eylemi gerçekleştiren örgütün niteliği ile İstanbul Barosu Başkanı ve CHP’den bir milletvekilinin arabulucu olarak istenmiş olması birlikte değerlendirildiğinde, tam da bir taşla kaç kuş avlamak istendiği apaçık ortadadır.

CHP milletvekili doğru bir tutumla daveti kabul etmediği halde, eski Adalet Bakanı’nın kendisine verilen görevi ifa ederken bu gelişmeyi dikkate almadan TBB ile CHP’den birinin kapanması gerektiğini söylemesi planı deşifre eden bir gaf olmuştur.

Sıcağı sıcağına ve savcının bedeninin neresine kaç kurşun isabet ettiğinden tutun eylemcilerin içeri nasıl girdiğine dair detaylı açıklamalar ile eylemcilere ve savcıya kurşun yağdırarak “başarılı” bir operasyon gerçekleştiren polisi Romanya’dan kutlayan RTE’nin aceleciliği de tezgahın bir başka belirtisi olmuştur.

Nihayet; halkın gözünün içine baka baka her türlü yalanı söylemekte usta olan RTE’nin, apaçık bir cinayeti hala “kanıtın var mı” diye kabul etmemesi ve Türkiye’nin muhtarı ve imamı olarak verdiği haftalık olağan vaazında “ey baro başkanı! Gördün işte nasıl madara olduğunu. Bırak bu yargıyı temsil ediyorum havalarını…” mealinde söylemlerle olayın adeta keyfini çıkarması da yetmiyorsa anlamamıza, o da bizim saflığımız olsun.

Amaçlanan sonuç elde dilmiş midir? Kısmen evet.

Haziran hareketinin en etkin unsurlarından biri olan avukatların itibarsızlaştırılması için yaratılan ortam şehvetle kullanılmıştır. Avukatlık örgütlerinin açık faşizmin ayak seslerini tam olarak algılayamadığı söylenebilir…

İktidar sahiplerince güvenlik paketini meşrulaştırma yönünde ciddi kazanımlar elde edilmiştir. Yaklaşan 1 Mayıs için devlet şiddetine kapılar fora…

Yürütme karşısında zaten eli kolu bağlı olan yargının bu olay sonrasında kendi içlerinde bir kavgaya tutuşmuş olmaları da saray için adeta bir piyango olmuştur.

Faşizmin yükselme döneminde mücadelenin ön saflarında yer alan İstanbul Barosu Başkanı’nın son olaylardan sonra oldukça yorgun düştüğü gözlenmektedir. İyi niyetli çabalarının arzulanan sonucu doğurmaması ve yeterince desteklenmediği duygusuna kapılması bunda etkili olmuştur…

İlk yapılması gereken, RTE’nin bir strateji olarak benimsediği gerginlik politikası tuzağına düşmemektir. Çünkü o bu gerginlik ve atışmalardan besleniyor. Onu ayakta tutan duygu düşmanla savaş duygusudur. Onu ciddiye alma ve karşılık verme gayretinin RTE için yaşam kaynağı olduğunu unutmamalı, onu beslemekten vazgeçilmelidir.

Belki yeni tür bir pasif direniş modeli geliştirmeliyiz. Akrebe dokunmadan, onun kendi kendini sokması için olabildiğince izole etmeliyiz.

 

 

[Bu yazı 1184 kez okundu]
Av. Abdurrahman BAYRAMOĞLU

YAZARIN DİĞER YAZILARI: [66]
[7 Temmuz 2017] KOCA KOCA LAFLAR ETMEDEN ÖNCE. ... [6 Eylül 2016] SON KALENİN SEVİMLİ DİKTATÖRÜ ... [29 Mart 2016] KAHROLSUN TERÖRİSTLER ! ... [17 Ocak 2016] SUÇA ORTAK OLUYORUM ... [2 Kasım 2015] EĞİL EY KAFİR! ... [29 Ekim 2015] AKP'NİN ABSÜRT SEÇİM TAKTİKLERİ ... [22 Ekim 2015] İFADE ÖZGÜRLÜĞÜ ... [12 Ekim 2015] OSMANLIYA RAHMET OKUTAN YENİ OSMANLILAR ... [21 Eylül 2015] TANRI TÜRKÜ KORUSUN ... [14 Ağustos 2015] SARAY MİLLİ İRADEYİ TEHDİT EDİYOR ... [6 Haziran 2015] BÜYÜK PATLAMADAN KARAFATMAYA (*) ... [18 Mayıs 2015] TBB Genel Kurulunda Yapamadığım Konuşma ... [7 Mart 2015] KİM KORKAR BÖLÜNMEDEN ... [19 Mayıs 2014] "301" İÇİN YARDIM KAMPANYASI MI, HERKES İÇİN SOSYAL DEVLET Mİ? ... [12 Mayıs 2014] MAKBUL CÜBBE ... [22 Nisan 2014] DEVLETİN PARTİSİNDEN PARTİNİN DEVLETİNE ... [29 Mart 2014] İYİ ŞEYLER OLUYOR ... [24 Mart 2014] İKTİDAR GAYRİMEŞRUDUR ... [28 Şubat 2014] ŞEYHİ DÜŞÜREN MÜRİTLER ... [5 Şubat 2014] BİLMEMENİN DAYANILMAZ ÇEKİCİLİĞİ ... [20 Ocak 2014] "Milli irade", güçler ayrılığı ve HSYK ... [13 Ocak 2014] BOYALARI DÖKÜLÜRKEN ... [6 Ocak 2014] SUÇ ÖRGÜTÜ ... [20 Aralık 2013] ORTADA HIRSIZLIK VAR YANDAN GEÇ ... [13 Aralık 2013] KONUŞURSAM YER YERİNDEN OYNAR ... [27 Ekim 2013] Atatürk Orman'ı ODTÜ Orman'ı olmasın ... [23 Eylül 2013] PROVOKASYONU GÖRDÜM ... [17 Eylül 2013] İDDİALARA YANIT VERMEYECEĞİZ ... [5 Eylül 2013] ADALET BAKANLARI HUKUKÇU OLMALI ! ... [16 Ağustos 2013] AZALMAK ... [26 Temmuz 2013] ÇAPULCU İLE BEZİRGAN ... [15 Temmuz 2013] TERMAL HAFIZA ... [7 Haziran 2013] TENCERENİN DÜDÜĞÜ... ... [15 Nisan 2013] Gelişmemiş Demokrasilerin Boğulma Noktası: %51 ... [11 Şubat 2013] DEVLETİN SAVCISINA YARDIMCI OLALIM ! ... [30 Ekim 2012] BUNLAR DA GİDER ... [14 Eylül 2012] BİLMEK ACI VERİYOR ... [3 Nisan 2012] HER ÇOCUKTAN BİR YIL ... [24 Şubat 2012] DİNDAR, KİNDAR VE TİNERCİ ... [23 Şubat 2012] KÖŞE YAZARARINA SAHİP ÇIK. YOKSA... SON HALKA: NURAY MERT ... [15 Şubat 2012] ANAYASA KİMİN İRADESİ ... [2 Şubat 2012] YÜRÜYÜŞ... ... [6 Ocak 2012] İNSANSIZ... ... [23 Aralık 2011] YALANLAR ... [15 Kasım 2011] KURBANLAR GÜLÜMSEDİKÇE... ... [18 Ekim 2011] KUŞ ARAYAN KAFESLER! ... [9 Eylül 2011] Bir Ustalık Hikayesi: Torbacılıktan Köprücülüğe! ... [29 Temmuz 2011] NE SAĞCIYIM NE SOLCU. ... [15 Temmuz 2011] BİR EMPATİ DENEMESİ: "BEN OLSAYDIM..." ... [24 Haziran 2011] ESKİ OYUNUN YENİ OYUNCULARI ... [1 Haziran 2011] SOLCU OLMAK ... [6 Mayıs 2011] MEYDANDAKİ ÖLÜLER ... [18 Nisan 2011] BÜYÜK PATLAMADAN KARAFATMAYA ... [30 Mart 2011] HOMO SAPİENS ÇAĞI SONA ERİYOR ... [18 Mart 2011] HERKES MERSİN'DEN DÖNERKEN... ... [10 Mart 2011] SUÇLULUK KARİNESİ ... [4 Mart 2011] 500 Milyar Dolarlık Pazar ve Sahibinin Sesi Liberaller ... [18 Ocak 2011] Allahın Kuruşları ... [3 Ocak 2011] Öyle Bir Geçti Ki Zaman. ... [10 Aralık 2010] VURUN KAHPEYE ! ... [8 Aralık 2010] İSTANBUL BAROSU SEÇİM SONUÇLARI-3 ... [25 Kasım 2010] İSTANBUL BAROSU SEÇİM SONUÇLARI-2 ... [17 Kasım 2010] İSTANBUL BAROSU SEÇİM SONUÇLARI-1 ... [19 Nisan 2010] NİSAN TATİL OLMALI ... [12 Haziran 2009] Durduğumuz Yerden. ... [11 Haziran 2009] Barolar Birliği ve Birliği Savunmak ...
Av. Abdurrahman BAYRAMOĞLU
BU SITENIN ÖNCELIKLI AMACI Ülkede evrensel, çagdas ve toplumcu bir hukuk ve yönetim anlayisini egemen kilmak üzere,
HUKUKÇULAR VE SORUMLULUK DUYAN HERKES ortak akil üretebilecekleri, ortak tutum belirleyebilecekleri bir iletisim, paylasim ve tartisma ortaminda BULUSTURMAKTIR.
Yeni Yaklasimlar, ortak çalisma ürünüdür. Sitede yer alan yazilardan yazari sorumludur. Kaynak gösterilerek alinti yapilabilir.
Websitesi ile lgili sorulariniz için buraya tiklayin. Diger konularla ilgili sorulariniz için iletisim sayfasindan ilgili kisi ile irtibata geçebilirsiniz.
Yeni Yaklasimlar © 2016 - [ARENA YAZILIM] - E-Müvekkil Pro™