Yazdırmak için tıklayın Eposta Olarak göndermek için tıklayın Yorum Eklemek için tıklayın
Hopa'ya inen Eşkıya
6 Haziran 2011, Av. Sabri KUŞKONMAZ
, Av. Sabri KUŞKONMAZ

Ülkenin başbakanı Hopa’da miting yapıyor diye, iktidar yandaşı olmayan herkese iktidarın polisi saldırdı.
 
Başbakan olaylar için buyurdu; “Eşkıya Hopa’ya inmiş!” 
 
Hopa’dakiler “Eşkıya dünyaya hâkim olmaz” diyerek haklı tepkilerini gösterdiler.  Başbakan her zamanki sığ, kolaycı, ucuz,  hamasi belagati kullanan usta hatip edasıyla “eşkıya” lakırdısını etti. En alt düzeyin en üst düzey olduğuna alıştırılmış zihinlere seslendi başbakan.
 
Çok şey de olduğu gibi, eşkıyalık meselesinde akıldan, eleştiriden uzak, oluşturulmuş/alıştırılmış bir söylemi kabule hazır kitleye “siyaset” yapıverdi başbakan. Arkasından hem ölen, hem de yaralanan kişilerin için de aynı etik dışı ve “gözden düşürme” söylemi ile politika yapmayı sürdürdü. “Normal” toplumsal koşullarda bu söylem en azından insanlık suçu olarak, gayri insani olarak değerlendirilir. Hele bir başbakanın kendi halkından bir kişiler için kullandığı ve sözde “itibarsızlaştırıcı” dili, bir patolojik sapma olarak derhal ağır eleştirilerle karşılanır.
 
Başbakan okuyacak olsaydı, ona Eric Hobsbawm’ın” Haydutlar “ adlı kitabını okumasını önerirdim. ( Haydutlar, Çev: Fadime Taşkent,Logos Y)
 
Eric Hobsbawm Başbakan’a yabancı gelebilir. Daha bizden birkaç, örnek; Sabri Yetkin, “Ege’de Eşkıyalar”, Halil Dural’ın “Bize Derler Çakırca”. Karen Barkey, (Çevri;Zeynep Altok) “Eşkıyalar ve Devlet”. Hepsi de Tarih Vakfı Yurt Yayınları’ndan. Daha ağır bir şey isterse, Mustafa  Akdağ’ın Türk Halkının Dirlik Düzenlik Kavgası, Celali İsyanları”… 
 
Eşkıyalık gibi bu toprağın önemli bir toplumsal, siyasal, kültürel olgusu konusunda aslında kitaplığımız çok zengin sayılmaz. Hoş, hangi konuda zengin bir kitap listemiz var ki? Yine de saydığımız kitapların tamamı birbirini hem tamamlayan hem de farklı değerlendirmeleri içeren bir niteliğe sahiptir. Konu hakkında asgari bir bilgi verebilir: 
 
Ancak, kitaplar içerik olarak ağır olsun, hafif olsun, istemeyen zihin için fark etmez; öyle zihinlere hepsi ağır gelir. Çünkü kitaptır, yazıdır. Kültüre ilişkindir. 
 
Eşkıyalık sadece bizim ülkemize özgü bir olgu değildir. Dünyanın her ülkesinde ve belli tarihsel dönemlerde daha baskın olmak üzere “eşkıyalık” hep yaşanmıştır.
 
Hosbsbawm kitabında ilginç bir saptamada bulunuyor; “Aslında çok uygun yerler olan  Tacna ve Moquequa’nın Peru’ya ait kısımlarında haydut yoktu. Neden? Çünkü konuyla ilgili  bir tarihçinin dediğine göre; burada, toprak ağaları, aracılar, işverenler, ustabaşılar ya da su kaynaklarını kayıtsız şartsız ellerinde tutan efendiler yoktu. Diğer bir deyişle köylünün hoşnutsuzluğu daha azdı.” Yani, eşitsizliğin olmadığı yerde eşkıyalık da olmaz!
 
Sınıf etkenli isyanlarda gizli ya da açık olarak iktidarın hedef alınması vardır. Osmanlı’ da ki eşkıyalık daha çok yerel mütegallibeye yöneliktir. Çünkü eşkıyalığı doğuran temel etkenlerden birisi olan ayanlar yerel mütegallibeyi oluşturmuştur. Ege eşkıyalığında bu özellik çok açık görülür. Pek çok eşkıyalık olayında yerele olan isyana rağmen, payitahtın gücüne mutlak bir itaat vardır. Ama Atçalı kel Mehmet gibi, payitahta karşı, adına para bastıracak denli görkemli isyanlar da vardır. Hopa’da ekonomik ve siyasal muktedirlere karşı verilen su mücadelesinde önde yer alan Metin Hoca’ya da Atçalı’nın bir selamı vardır; “Atçalı Kel Mehmet, Aydın ilini ele geçirip adına para bastırmıştır. Halkı için yaptırdığı çeşmenin üstüne de, ‘su elin çeşme elin, tekne Atçalı Kel’in” diye de yazdırmıştır”

El sonuç; Ey Başbakan, keşke o senin bildiğin eşkıya Hopa’ya inmiş olsaydı! O eşkıyayı devlet verdiği ödünlerle kendisine bağlayabilirdi. O ateşi söndürürdünüz. Hopa’daki ateş, halk ateşidir. Ey Başbakan eşkıyadan değil, halkın ateşinden ve taşından korkmalısın!

Haftanın sözü; “Su elin çeşme elin, tekne Atçalı Kel’in” (Etem Oruç, Çakıcı Dağdan İnmiyor, Berfin Y.)

(Birgün 06.06.2011)

[Bu yazı 2112 kez okundu]
Av. Sabri KUŞKONMAZ

YAZARIN DİĞER YAZILARI: [44]
[11 Ocak 2016] Anlam boşalması ... [14 Aralık 2015] Sanatçının gölgesi ya da insanın boyu ... [7 Aralık 2015] İntihar bombacılığın dönüşümü-II ... [2 Kasım 2015] Bienal'e yetişememek ... [26 Ekim 2015] Yüksekova'da olağan bir gün ... [19 Ekim 2015] Anaakımın tersinde bir hayat ... [12 Ekim 2015] Sizlere kelepçe yetmeyecek ... [5 Ekim 2015] Bizde Kafkaesk var mıdır? ... [21 Eylül 2015] Sanatla eğlenmek ... [14 Eylül 2015] Eşitlik etiği ... [7 Eylül 2015] Müzik Köyü ve Ramazan Güngör dersi ... [17 Ağustos 2015] Anormal olan normal olunca ... [3 Ağustos 2015] Yasal silahıyla bir devlet. ... [27 Temmuz 2015] İslam hukuk ve insan ... [20 Temmuz 2015] Sanat alanında ekonomi politik ... [13 Temmuz 2015] Kelepçeli iki kitap ... [6 Temmuz 2015] Demokrasinin yüzölçümü ... [27 Nisan 2015] Slogan şiir solgun şiir ... [20 Nisan 2015] Çorbanın tadı tuzu ... [13 Nisan 2015] Din mi yoksa devlet mi yozlaşır? ... [6 Nisan 2015] Örtülerimiz, vasatımız ... [30 Mart 2015] Hayal gücü güzeldir ... [9 Mart 2015] Putları kırmak ya da iyimserliğin determinizmi ... [29 Aralık 2014] Sinemanın 100. yılından görüntüler-I ... [15 Aralık 2014] Belgeselciler ne yapar? ... [1 Aralık 2014] Demokrasiye takla attırmak ... [10 Kasım 2014] Vizörden bakmak ... [3 Kasım 2014] Abdullah Baştürk İşçi Edebiyatı Ödülleri'ne ne oldu? ... [27 Ekim 2014] Karmaşık olanı karıştırmak ... [20 Ekim 2014] Dağlarca'nın yalnızlığı ... [29 Eylül 2014] Muhafazakâr ahlaksızlığa devam ... [22 Eylül 2014] Çıplak Leydi ya da muhafazakâr ahlaksızlığa giriş ... [25 Ağustos 2014] Yeni her zaman iyi midir? ... [14 Temmuz 2014] Post hukuk ya da hukukun postu ... [7 Temmuz 2014] Avrupa'nın hukuk ve yargı kültürü ... [16 Haziran 2014] İlmiye sınıfı ve cehalet ... [31 Mart 2014] Başbakanın mahremi devletin mahremi ... [3 Mart 2014] Montaj bir demokrasi ... [6 Ocak 2014] Hukukta yumuşak 'g' yoktur ... [23 Nisan 2013] Öküze döndürülmek... ... [2 Nisan 2013] Sözü tüketmek ... [7 Kasım 2011] Erzurum'da şiir okuyamamak ... [28 Nisan 2010] Emek Sinemasında Anayasa Filmi ... [21 Nisan 2010] Kargının İçindeki Rüzgar ...
Av. Sabri KUŞKONMAZ
BU SITENIN ÖNCELIKLI AMACI Ülkede evrensel, çagdas ve toplumcu bir hukuk ve yönetim anlayisini egemen kilmak üzere,
HUKUKÇULAR VE SORUMLULUK DUYAN HERKES ortak akil üretebilecekleri, ortak tutum belirleyebilecekleri bir iletisim, paylasim ve tartisma ortaminda BULUSTURMAKTIR.
Yeni Yaklasimlar, ortak çalisma ürünüdür. Sitede yer alan yazilardan yazari sorumludur. Kaynak gösterilerek alinti yapilabilir.
Websitesi ile lgili sorulariniz için buraya tiklayin. Diger konularla ilgili sorulariniz için iletisim sayfasindan ilgili kisi ile irtibata geçebilirsiniz.
Yeni Yaklasimlar © 2016 - [ARENA YAZILIM] - E-Müvekkil Pro™