Yazdırmak için tıklayın Eposta Olarak göndermek için tıklayın Yorum Eklemek için tıklayın
Toplum anlaşma kültürüne sahip değil
26 Mart 2015
Toplum anlaşma kültürüne sahip değil

Yargı, Bir Soluktur…

Bildiğiniz gibi, yıllardan beri televizyon programlarında yerel ve ülke gündemi ile ilgili yorumlar yaparım. Sık sık şunu söylemek zorunda kalmışımdır: “Ülkemiz STK ve Meslek Örgütleri mezarlığına dönmüştür. İstisna olarak da TMMOB’a bağlı odalar ile bazı illerin Barolarını sayarım.

Adana Barosu istisna olarak saydığım kurumlardan biridir. Ziya Yergök döneminde başladı Adana Barosu’na yakınlığım. Sırasıyla Necati Erdem (ki hala yakın dostluğumuz devam etmektedir.) İsmet Altuğ, İbrahim Gazioğlu, Aziz Erbek ve bugünlere gelindi…

Gittikçe yakınlığım artmaktadır. Hele son yıllarda Sayın Mengücek Gazi Çıtırık’ın, toplumla iç içe olması, toplumda rahatsızlık yaratan konulara duyarlı olması, tepki vermesi ve çözüm önermesi diğer odalara da örnek teşkil etmelidir.

20 Mart Cuma günü kendisini zirate ettiğimde bunları konuşmadık. Ama kırk yıldır tanışıyormuşuz gibi yan yana geldik.

Düşünce, inanç ve ideoloji kardeşliği mi yoksa kan kardeşliği mi?

Sayın Çıtırık ile kırk yıllık ahbap gibi görüşmeye başladık. Yanımızda çok sevdiğim ve kişiliğini her zaman takdir ettiğim Abdullah Yangın vardı.

Konumuz kısıtlıydı; arabuluculuk yasası ve uygulaması…

“Yargının işi bitmiyor. Neden?”

 

ADLİYELER: İNTİKAMIN ARACI DEĞİLDİR

 

“Maalesef toplumumuz uzlaşma kültürüne sahip değil. Gerçekte basit ve soğunkanlı düşünmekle kendi aralarında çözecekleri bir meseleyi dahi çözmüyorlar. Sanki çözmek istemiyorlar gibi. En küçük bir aksaklıkta adliyeye koşuyorlar. (Burada aklıma yönetmeliğini Zeki Ökten’in yaptığı; Kemal Sunal ile  Savaş Yurttaş’ın başrollerini paylaştığı Davacı filmi geldi. Ama dillendirmedim)

Ama bu koşma adliyede adalet arama değil, bir tehdit unsuru ve bir intikam alma olarak gerçekleşiyor. “Seni sürüm sürüm mahkeme kapılarında süründürürüm. Vatandaş, kendisinin de sürüneceğini bilerek, mahkemeye veriyor. Bu mahkemelerin süre yönünden uzamasının bir sonucu olmaktadır. Adliyeler intikamın değil, adalet dağıtan kurumlar olarak görülmelidir.”

Hemen hemen toplumun yarısı mahkemelik

Dışarıdan çıplak gözle bakılınca toplumun hemen hemen yarısı mahkemelik. Doğru mudur?

“Size bazı rakamlar vereyim. Yargıtay Hukuk ve Ceza Genel Kurullar ile dairelerine geçen yıl toplam 958 Bin 599 dosya geldi. 521 bin 490 dosya da önceki yıldan devretti. Yargıtay’da çıkarılan dosya sayısı ise 2014 yılında 884 bin 317 oldu.

 

Yargıtay Birinci başkanlık Kurulu’nun iş yüküne dair kararı geçtiğimiz günlerde Resmi Gazete’de yayınlandı. Buna göre; Yargıtay hukuk Genel Kurulu iledairelerine geçen yıl 561 bin 130 dosya gelirken 164 bin525 dosyada önceki yıldan devretti. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu ile 23 Hukuk dairesinde 2014 yılında çıkarılan dosya sayısı 522 bin 809 oldu. 2014’ten 2015’e devreden hukuk daireleri dosya sayısı ise 202 bin 828 olarak kayıtlara geçti.

 

Yargıtay Ceza Genel Kurulu ile 15 dairesine de geçen yıl 394 bin 73 dosya geldi.  Bir önceki yıldan geçen yıla devredilen dosya sayısı 355 bin 99 oldu. 2014 yılında Yargıtay Ceza Dairelerinden çıkan karar sayısı 361 bin 508 olarak kayıtlara geçerken 387 bin 637 dosya 2015 yılına devredildi.

Hukuk Genel Kurulu’na 2013 yılında bin 314 dosya devredilirken kuruldan geçen sene bin 125 dosya karara bağlandı.

13. Hukuk Dairesi 2014 yılında karar bağladığı 42 bin 246 dosya ile en çok karar çıkartan daire oldu.

Yargıtay 3. Ceza Dairesi de geçtiğimiz sene karara bağladığı 43 bin 301 dosya ile en çok karar çıkartan ceza dairesi oldu.

Yargıtay Ceza genel Kurulu da 554 dosyada son sözü söyledi.

Öte yandan Yargıtay’da 2009 yılında 553 bin dosya karara bağlanmıştı.”

Zihnimden kendi kendime şöyle bir hesap geçirdim, Baro Başkanı Sayın Mengücek Gazi Çıtırık’ın verdiği rakamlara göre, her davanın iki tarafını düşününce 18 yaşından büyük kişilerin yarısından fazlasının davalık olduğunu tahmin ettim. Tabi bunu paylaşmadım.

“Bu nedenle mi arabuluculuk kurumuna ihtiyaç duyuluyor?”

“Bizim hukuk sistemimizde anlaçma amaçlı çözüm yolları

Uzlaşma, Tahkim ve Arabuluculuktur. Baktığınız zaman kültürümüzde de bu vardır.”

Burada Sayın Çıtıtrk’ın sözünü keserek, filmlerimiz ve ve yeni dizi filmlerde, kahramanlar içinden çıkamadıkları sorunlar için kütüphaneye değil de karate kurslarına gidiyor veya silaha baş vuruyorlar” diyerek gülüştük.

“Arabuluculuk Yargılama Değildir...”

Sayın Çıtırık: “ Arabuluculuk sistemi 161 ülkede sistem aksamadan yürüyor. Örneğin İngiltere’de hemen hemen uyuşmazlıkların %90’dan fazlası arabulucular tarafından çözümleniyor. Arabuluculuk  bir yargılama mıdır diye tereddütler oluşmuştu. Hayır! Kesinlikle arabuluculuk bir yargılama değildir.”

Sayın Çıtırık bu konuda hukuki terimlerle geniş bir açıklama yaptı. Ancak sadeleştirerek ve ana başlıkları ile aktarıyorum.

“Bırakın arabuluculuğun bir yargılama olmasını, yargılamanın alternatifi bile değildir.

Arabuluculukta bir yargı makamı yoktur; bu açıdan, yargı makamının yargı devri söz konusu değildir. Ayrıca arabulucular, karar veren mecii de değildir.

Yargılama Kurumları’nda ‘yargının aleniyeti’ ilkesi vardır; arabuluculuk sisteminde, taraflar ile arabulucudan başka kimse bulunmaz. Aleniyet diye bir durum söz konusu değildir.

Yargıda tarafların yargı makamını seçme hakları yoktur. Ancak Arabuluculuk Sitami’nde böyle değil. Arabulucuyu seçersiniz, görüşmeleri sürdürürsünüz ve hoşunuza gitmezse başka bir arabulucuya gidebilirsiniz.

Yargılama sürecinde sizin süreci etkileme şansınız yoktur. Örneğin artık bu davayı bitirelim ben sıkıldım deme gibi bir lüksünüz yoktur. Sürecin sonuna kadar tarafsınız.

Arabuluculukta, her an taraflar anlaşabilir. Alınan kararlar, kamu düzenini bozucu veya genel ahlak kurallarına aykırı olmamak kaydıyla alınabilir.

Olaya bu açıdan baktığınız zaman yargılama süreci uzun ve maliyetlidir. Hatta bazen dava açma giderini karşılayamadığı için dava açamayan çok kişiye rastlanır.

Arabuluculuk Sistemi genel olarak esnektir, gönüllülük üzerine dayanır. Belgeler gizlidir ve güvenilirlik esası vardır.”

Yargı, iktidarın aracı olmuştur…

“Son zamanlarda yargı ve siyaset ilişkisi üzerine birkaç cümle?”

“Biliyorsunuz ‘Yargının Bağımsızlığı’ hem modern toplumların hem demokratik sistemin olmazsa olmazlarındandır. Tarihimizde Yargının, siyasetin bir aracı haline getirilmesi ancak bu iktidar sayesinde mümkün olmuştur.

Zaten iç güvenlik yasası, arzuladıkları yönetim biçiminin bir fotoğrafıdır.”

Baro Başkanı, - hani derler ya – başını kaşımaya vakti yok. Gerçekten bu denli yoğun olabileceğini bilmiyordum. Bize zaman ayırdı kendisine teşekkür ettim.

“Ben de sizin şahsınızda Adana Medya Gazetesi’ne teşekkür ederim” dedi.

Kapıdan çıkarken, İktidarın yargıyı rahat bırakması zorunludur diye düşündüm. Yargı bir soluktur… Temizse yaşarız, kirliyse zehirleniriz… 

http://www.adanamedya.com/toplum-anlasma-kulturune-sahip-degil-64717h.htm

 

[Bu yazı 881 kez okundu]
BU SITENIN ÖNCELIKLI AMACI Ülkede evrensel, çagdas ve toplumcu bir hukuk ve yönetim anlayisini egemen kilmak üzere,
HUKUKÇULAR VE SORUMLULUK DUYAN HERKES ortak akil üretebilecekleri, ortak tutum belirleyebilecekleri bir iletisim, paylasim ve tartisma ortaminda BULUSTURMAKTIR.
Yeni Yaklasimlar, ortak çalisma ürünüdür. Sitede yer alan yazilardan yazari sorumludur. Kaynak gösterilerek alinti yapilabilir.
Websitesi ile lgili sorulariniz için buraya tiklayin. Diger konularla ilgili sorulariniz için iletisim sayfasindan ilgili kisi ile irtibata geçebilirsiniz.
Yeni Yaklasimlar © 2016 - [ARENA YAZILIM] - E-Müvekkil Pro™