Yazdırmak için tıklayın Eposta Olarak göndermek için tıklayın Yorum Eklemek için tıklayın
Hayatı Olmak
6 Haziran 2011, Prof. Dr. Hayrettin ÖKÇESİZ
, Prof. Dr. Hayrettin ÖKÇESİZ
Hayatı olmak istemeyen bir hayat sürmek toplumları, devletleri, insanı ve doğayı, acınası ve ölümcül noktaya getiriyor...

Halit Çelenk’in anısına…
Altı yıldan beri bu köşede, beş yüz sözcük çerçevesinden çoğun taşarak, içime dışıma bakmaya çalıştım. Buradaki yazılar benim hukuk felsefesi yazılarımdı. Hukuk felsefesi benim gözümde giderek farklı bir anlam taşımaya başlamıştı. Felsefeci ve hukukçu dostlarıma ona verdiğim anlamı her söyleyişimde, bakışlarında hafif bir kaygı gördüğümü sandığım bir dikkatle dinlediler. Hukukla felsefe arasında yersiz yurtsuz birinin bu sözlerine doğrusu ne demeliydi?
Hukukla felsefenin yalın halleri rahatsız ediciydi. Tüm felsefe, ne denli özgür olduğunu sanırsa sansın, bir kafesin içerisinde tutsak bulunduğunu ancak hukuk felsefesiyle anlayabilirdi. Hukuk felsefesinin sorularıyla, nelerin düşünülüp düşünülemeyeceğinin sınırlarını görebiliyorduk. Şu halde önce hukuk felsefesiyle başlamak daha özgürce, daha gerçek felsefe yapmanın ön koşulu gibi geliyordu bana. Hukuk da ancak bununla adaletinin hesabını vermeye çağrılabiliyordu.
Felsefeye de hukuka da hayata bakışın iki zıt yönünden yalnızca birine hizmet etmek görevi verildiğini görüyordum: Onlara “hayat sürme”nin anlam ve norm dünyasını kurmak işi yükleniyordu. Bunlar da çoğun bu yönde çaba harcıyorlardı. “Nasıl bir hayat?” temel soruydu. “Nasıl bir hayatım olsun?” ve “istediğim hayata nasıl kavuşabilirim?” sorularıyla; hayatı tüketmenin sorularıyla doğuyor, didiniyor ver ölüyorduk. Tüm alet edevat, devrimler, karşı devrimler bu sorularla biçimleniyor; onlar da hayata yeniden bu soruların sorulacağı başka sorunlar getiriyorlardı. Hayatı olmanın, başarıldığında, anlamı ve normu yoktu. Tek olan (olunan) şey onun kendisiydi. Olunduğunda ulaşılan bilincin hangi anlam ya da normla zapt edilebileceğini söylemek doğrusu çok zordu. Bu farklı kavrayış yeni bir dünyanın coşkusu ve bilinci olsa gerekti.
Zengin, bilgili, güçlü, muteber, mutlu, adaletli ve daha pek çok şey olmayı istemek; siyasal kuramların hedefine bunları koymak; ahlak ve hukuk normlarını bu hedeflere yöneltmek bu güne kadar felsefenin ve hukukun söyleye geldiği şeyler olmuştu. Hayatı olmayı isteyenin bir siyasal düzeni hiç olmamıştı. Ama şimdi tam da o noktaya gelmiştik: Hayatı olmak istemeyen bir hayat sürmek toplumları, devletleri, insanı ve doğayı bu acınası ve ölümcül noktaya getiriyordu.
Hayatı olmanın taşıyıcılarını biliyorduk. Atmamız gereken safranın ne olduğunu biliyorduk. Bu yolda, yoldan çıkaracak pek çok şey bulunduğunu biliyorduk. Geldiğimiz bu yerde, ancak hayatı olmakla insan olunabileceğini görüyor gibiydik. Tasavvuf ehliyle Marks’ı, Şeyh Bedreddin’le Nazım’ı zihnimizde buluşturan şeyin onların bencil mutlu bir hayat istenci olmayıp, hayatın kendisi olmak düşüncesi değil miydi?
Hayatı olmak çekirdeğin parçalanması gibi bir şeydi! Bu bilince ulaştıktan sonra hangi başka bir güç insanı bundan alıkoyabilirdi ki! Ama bu bilincin zihinlerde uyanmasını engellemek için insansız düzenlerin, düzeneklerin pek çok hüneri vardı. Doğal ve olağan gibi görünen pek çok yaşam koşulunun yaşamı ne denli zorladığını, onu büsbütün yabancılaştırdığını bilmek; bunlardan kurtulmakla yaşamanın ne denli temiz ve derin bir soluk gibi, benliğimizi saracağını duyumsamak hâlâ çok zordu. Bu yolda ilk adım korkularımızdan arınmaya başlamaktı. Savaşmak, direnmek gerekiyordu insansız, insafsız, sapı bizden kör baltalara karşı!
Heidegger’in “Düşünmek ne Demektir”de “Kaygı verici bu zamanda en çok kaygı veren şey, bizim henüz düşünmediğimizdir” dediği gibi, kaygı verici bu zamanda en çok kaygı veren şey aslında bizim henüz yaşamadığımızdı. Hayatı olmayı öğrenmek bir bakıma düşünmeyi öğrenmekti. Bağışlayabileceğimiz bir hukuk bunun için gereken özgürlüğün ve bilincin önüne duvar örmeyen bir hukuktu.
“Hayatı olmak” bundan böyle yeryüzü aklıyla düşünmek cesaretini göstermekti. Bu da bir Kant’ça ”sapere aude”ydi. Hayatın sürebilmesi için hayatı olmamız gerekiyordu.
***
Çıktı: Muharrem Kılıç, Özsellik ile Olgusallık Arasında Hukuk Kavramı. St. Thomas’ın Hukuk Kuramı Örnekleminde Doğal Hukuksal Bir Analiz, Ankara 2011; Kasım Akbaş, Avukatlık Mesleğinin Ekonomi Politiği, Ankara 2011

(Cumhuriyet Bilim Teknik 03.06.2011)

[Bu yazı 1878 kez okundu]
Prof. Dr. Hayrettin ÖKÇESİZ

YAZARIN DİĞER YAZILARI: [40]
[23 Aralık 2013] Türkiye Barolar Birliği'ne "Müdafaa-i Hukuk" Çağrısı ... [6 Eylül 2013] Facebook'ta Gezi'nen Yazılarımdan - 1 ... [16 Ağustos 2013] Neresi Yanlıştı? ... [4 Mayıs 2013] Hangi Barış? ... [19 Nisan 2013] Yeniden Merhaba! ... [4 Ocak 2013] "Nikbinlik." ... [7 Aralık 2012] YÖK ve Karşıdevrim-2 ... [23 Kasım 2012] YÖK ve Karşıdevrim ... [29 Eylül 2012] Başkaldırmak, Başını Bir Güneşe Doğru Kaldırmaktır ... [4 Eylül 2012] Kara Mizah ... [20 Temmuz 2012] Üniversiteler Direnin, Çok Geç Kalmadan! ... [8 Temmuz 2012] Üniversite Hali ... [23 Haziran 2012] Atatürk Cumhuriyeti Sökülürken Direnemeyen Üniversitelerimiz ... [8 Haziran 2012] "Telgrafhane" ... [27 Mayıs 2012] Bir Kassandra Çağrısı (2) ... [13 Mayıs 2012] Bir Kassandra Çağrısı ... [28 Nisan 2012] Üniversiteler Hâlâ Susuyor ... [14 Nisan 2012] Ülke Toprağını Satmayacaksın, İşçiyi Sömürtmeyeceksin... ... [1 Nisan 2012] İçerdekiler ... [16 Mart 2012] "Gülümsemek Direnmektir" ... [3 Mart 2012] Direnen Ülke ... [17 Şubat 2012] Direnen İnsan ... [10 Aralık 2011] 'Romantik Direniş', 'Alakarga', 'Akademik Bilinç' ... [25 Kasım 2011] "Direnen Üniversite" Yankılanıyor! ... [7 Ekim 2011] Tek ve Son Çare! ... [23 Eylül 2011] Üniversite Nedir? ... [9 Eylül 2011] Bir Yargıç Nasıl Adil Olur? (*) ... [26 Ağustos 2011] Düşündüşleme (*) ... [12 Ağustos 2011] Bir Yargıç Nasıl Adil olur? ... [29 Temmuz 2011] "Bir Gün Şu Hastalıklı Vatan Canlanırsa..." (*) ... [3 Temmuz 2011] Ne Dersiniz? ... [17 Haziran 2011] Yine Hayatı Olmak ... [21 Mayıs 2011] Dikkat Bir Aydınlanma Erdemi ... [22 Nisan 2011] Yarın 23 Nisan ... [9 Nisan 2010] HUKUK POLİTİKASI ... [25 Mart 2010] "Freirechtsschule" ... [1 Mart 2010] Vaziyet ... [22 Şubat 2010] Elsa Türkiye ... [9 Şubat 2010] HUKUK POLİTİKASI ... [26 Ocak 2010] KARA KÖMÜRDEN ACI TÜTÜNE ...
Prof. Dr. Hayrettin ÖKÇESİZ
BU SITENIN ÖNCELIKLI AMACI Ülkede evrensel, çagdas ve toplumcu bir hukuk ve yönetim anlayisini egemen kilmak üzere,
HUKUKÇULAR VE SORUMLULUK DUYAN HERKES ortak akil üretebilecekleri, ortak tutum belirleyebilecekleri bir iletisim, paylasim ve tartisma ortaminda BULUSTURMAKTIR.
Yeni Yaklasimlar, ortak çalisma ürünüdür. Sitede yer alan yazilardan yazari sorumludur. Kaynak gösterilerek alinti yapilabilir.
Websitesi ile lgili sorulariniz için buraya tiklayin. Diger konularla ilgili sorulariniz için iletisim sayfasindan ilgili kisi ile irtibata geçebilirsiniz.
Yeni Yaklasimlar © 2016 - [ARENA YAZILIM] - E-Müvekkil Pro™