Yazdırmak için tıklayın Eposta Olarak göndermek için tıklayın Yorum Eklemek için tıklayın
Putları kırmak ya da iyimserliğin determinizmi
9 Mart 2015, Av. Sabri KUŞKONMAZ
, Av. Sabri KUŞKONMAZ
SABRİ KUŞKONMAZ

İyi olanla doğru olan her zaman aynı düzlemde buluşmuyor.

DAIŞ (IŞİD) üyeleri Mezopotamya’da heykelleri kırıyor, kitapları yakıp, camileri yıkıyor. Demek ki cami yıkmak sadece bizim memlekete özü değilmiş. Siyasal İslamcıların modernite eleştirisi adına çokça sakız ederler “cami yıkma” safsatasını. Bunu “gerçek”  Müslüman DAIŞ açıkça yapıyor şimdi. Tanık olunan bu gerçek, bir değer yargısı olarak iyi mi, doğru mu?

Dünya televizyonları yıkım haberlerini veriyor; yüzlerini ekşiterek. Dünya izleyicileri de yüzlerini ekşiterek ve lanetleyerek izliyor olanları. Yapılanlara bir açıdan, Doğu’yu ve İslam’ı, Batı merkezli bir aşağılama ile bakılıyor gibi. Dahası bu tablolar yaşandıkça, Batı dünyası kendisinin sömürgecilik dönemi boyunca yaptığı yağmacılığı haklı bulabiliyor. Çalınan sayısız zenginlikleri aslında barbarlardan “koruduğu” savını güçlendiriyor.

Batı dünyası, Irak işgalinde, Bağdat Müzesi yağmasına fazla üzülmemişti. Dönemin tanıklıkları, Amerikan askerlerinin yağmanın engellenmediğini kanıtlamıştı. Yağmacılara da “Ali Baba, alın bunları” denmişti. O zaman yapılmasına göz yumulan yağma, bir askeri hata değildi. İşgalin ideolojik ve psikolojik boyutunun resmiydi. İşgal edilen coğrafyadaki tüm değerlerin dağıtılarak, halkların tam anlamıyla teslim alınması amaçlanmıştı.

Batının müzeleri, asıl yerinden alınmış değerli nesnelerle yapıtlarla tıka basa dolu. En seçkin örnekler, çalınmış ve onların malı olmuş. Mezarlara kadar soyulmuş. Bu eserlerin yerinden edilmeleri, kırılmaları kadar acı ve yanlıştır.

Müzeciliğin günümüzdeki piyasa-mal-meta-ideoloji boyutuna hiç girmeyelim. Özellikle modern sanat müzelerinin olumlu/olumsuz işlevleri, meta-sanat estetiğinin ideolojik tapınakları olmasını.

DAIŞ tarafından heykellerin kırılması, yok edilmesi “öteki dünyaya” göre barbarlık. Ama onlar için doğru ve tutarlı. Onlar İslam’a uygun davranıyor. Peygamber, 11 Ocak 630 yılında Mekke’ye girdiğinde, doğruca Kâbe’ye gitmiştir. İsrâ Suresi’nin seksen birinci ayetini okuyarak orada bulunan üç yüz altmış tane putu devirmiştir. Kutsal olan Kâbe, “ötekinin kutsalı” olan putlar kırılarak kurtarılmıştır.

Bizde bazı zevat “ucube, içine tüküreyim sanatın” gibi örneklerle, yakın tarihimizde putlara karşı başarılı bir mücadele vermiştir. Bu anlayışın da DAIŞ’tan farkı yoktur. Yani, DAIŞ sadece sınırımızda değil, anlayış olarak da içimizdedir. Bu nedenle, bu DAIŞ nereden çıktı, diye şaşkın sorulara da hiç gerek yoktur.

Put kırıcılığı, bütün dünyada bir kavramsal karşılığa sahiptir. Yeni olanın eskiyi yok etmesi. Yeni iktidar yeni anlayış, yeni güç, kendi ideolojisi, anlayışı için eskiyi, eskinin temel kodlarını, argümanlarını, paradigmalarını yok eder.  Bu, bulunduğunuz yere göre doğru veya yanlış olabilir. DAIŞ’ın yaptığı da yanlıştır. İnsanları yok etmesi kadar kötüdür. Şu da var ki, nesnelerin temsil değeri hep aynı kalmaz. Heykelleri kırmak, klasik İslam anlayışı için de, modernitenin bir temsiline karşı olmak adına da, kendi içinde tutarlıdır. Ancak, değişen sadece nesnelerin temsil niteliği değildir. Kavramlar ve toplumlar da değişiyor. DAIŞ kendi anlayışı gereği putları kırıyor belki. Ama dünyada yeni putlar çoktan yaratılmıştır. Değer yargıları, inançlar ve ikonik kişiler gibi yeni putların yanında, asıl büyük put paradır. Her put kırıldığına göre, en büyük putun da kırılacağı zaman gelecektir. Bu da iyimserliğin determinizmi! Biz de kıracağız putları, zamanı gelecek.

Haftaya dize; “Doğacak sabahlar kıvranıyor ufukta” (Ayten Mutlu, Afrodisyas Sanat, Sayı 49)

[Bu yazı 792 kez okundu]
Av. Sabri KUŞKONMAZ

YAZARIN DİĞER YAZILARI: [44]
[11 Ocak 2016] Anlam boşalması ... [14 Aralık 2015] Sanatçının gölgesi ya da insanın boyu ... [7 Aralık 2015] İntihar bombacılığın dönüşümü-II ... [2 Kasım 2015] Bienal'e yetişememek ... [26 Ekim 2015] Yüksekova'da olağan bir gün ... [19 Ekim 2015] Anaakımın tersinde bir hayat ... [12 Ekim 2015] Sizlere kelepçe yetmeyecek ... [5 Ekim 2015] Bizde Kafkaesk var mıdır? ... [21 Eylül 2015] Sanatla eğlenmek ... [14 Eylül 2015] Eşitlik etiği ... [7 Eylül 2015] Müzik Köyü ve Ramazan Güngör dersi ... [17 Ağustos 2015] Anormal olan normal olunca ... [3 Ağustos 2015] Yasal silahıyla bir devlet. ... [27 Temmuz 2015] İslam hukuk ve insan ... [20 Temmuz 2015] Sanat alanında ekonomi politik ... [13 Temmuz 2015] Kelepçeli iki kitap ... [6 Temmuz 2015] Demokrasinin yüzölçümü ... [27 Nisan 2015] Slogan şiir solgun şiir ... [20 Nisan 2015] Çorbanın tadı tuzu ... [13 Nisan 2015] Din mi yoksa devlet mi yozlaşır? ... [6 Nisan 2015] Örtülerimiz, vasatımız ... [30 Mart 2015] Hayal gücü güzeldir ... [29 Aralık 2014] Sinemanın 100. yılından görüntüler-I ... [15 Aralık 2014] Belgeselciler ne yapar? ... [1 Aralık 2014] Demokrasiye takla attırmak ... [10 Kasım 2014] Vizörden bakmak ... [3 Kasım 2014] Abdullah Baştürk İşçi Edebiyatı Ödülleri'ne ne oldu? ... [27 Ekim 2014] Karmaşık olanı karıştırmak ... [20 Ekim 2014] Dağlarca'nın yalnızlığı ... [29 Eylül 2014] Muhafazakâr ahlaksızlığa devam ... [22 Eylül 2014] Çıplak Leydi ya da muhafazakâr ahlaksızlığa giriş ... [25 Ağustos 2014] Yeni her zaman iyi midir? ... [14 Temmuz 2014] Post hukuk ya da hukukun postu ... [7 Temmuz 2014] Avrupa'nın hukuk ve yargı kültürü ... [16 Haziran 2014] İlmiye sınıfı ve cehalet ... [31 Mart 2014] Başbakanın mahremi devletin mahremi ... [3 Mart 2014] Montaj bir demokrasi ... [6 Ocak 2014] Hukukta yumuşak 'g' yoktur ... [23 Nisan 2013] Öküze döndürülmek... ... [2 Nisan 2013] Sözü tüketmek ... [7 Kasım 2011] Erzurum'da şiir okuyamamak ... [6 Haziran 2011] Hopa'ya inen Eşkıya ... [28 Nisan 2010] Emek Sinemasında Anayasa Filmi ... [21 Nisan 2010] Kargının İçindeki Rüzgar ...
Av. Sabri KUŞKONMAZ
BU SITENIN ÖNCELIKLI AMACI Ülkede evrensel, çagdas ve toplumcu bir hukuk ve yönetim anlayisini egemen kilmak üzere,
HUKUKÇULAR VE SORUMLULUK DUYAN HERKES ortak akil üretebilecekleri, ortak tutum belirleyebilecekleri bir iletisim, paylasim ve tartisma ortaminda BULUSTURMAKTIR.
Yeni Yaklasimlar, ortak çalisma ürünüdür. Sitede yer alan yazilardan yazari sorumludur. Kaynak gösterilerek alinti yapilabilir.
Websitesi ile lgili sorulariniz için buraya tiklayin. Diger konularla ilgili sorulariniz için iletisim sayfasindan ilgili kisi ile irtibata geçebilirsiniz.
Yeni Yaklasimlar © 2016 - [ARENA YAZILIM] - E-Müvekkil Pro™