Yazdırmak için tıklayın Eposta Olarak göndermek için tıklayın Yorum Eklemek için tıklayın
İstanbul, Ankara, İzmir Baro Başkanlarına Açık Mektup
1 Haziran 2011, Av. İ. Güneş GÜRSELER
, Av. İ. Güneş GÜRSELER
Sayın Başkanlarım,
 
Sizler, ülkemizdeki avukatların yarısından fazlasının üye olduğu barolarımızın başkanlarısınız, üye sayınız her yıl yaklaşık ikibinbeşyüz artıyor. İstanbul Barosu, dünyanın en fazla üyeye sahip barosu. Bu konumunuzla sorumluluklarınız diğer yetmişbeş baro başkanımızınkinden daha da ağır.
 
Bu nedenle öncelikle size seslenmek istedim.
 
            Mesleğimizin tüm sorunlarını biliyor ve çözmek için de uğraşıyorsunuz. Bir bölümünü Türkiye Barolar Birliği’nin XXXI. Genel Kurulu’nda dile getirdiniz. Duyarlı meslektaşlarımız, baro başkanlarımız, Türkiye Barolar Birliği sorunlarımızı ve çözümlerimizi söylüyoruz. Ancak bütün bu dağınık söylemler sağırlar diyalogundan öteye geçemiyor.
 
            Kurullarımızın işlevli olamadığını, mesleğimizin sorunlarını çözebilecek etkin kararlar alınamadığını, alınan kararların uygulanmadığını son genel kurulumuz bir kez daha gösterdi. Yetmişbini aşan avukatın enerjisi bir araya getirilememekte, sorunları çözme mücadelesi yerine sorunlarla birlikte yaşama alışkanlığı kazandırılmaktadır. İşte bu alışkanlık ve rehavetten kurtulabilmek için şiddetli bir silkelenmeye gereksinim vardır.
 
            Bu silkelemeyi de ancak sizlerin birlikteliğinin gerçekleştirebileceği görülüyor. Sayısal varlığınızı etkin güce çevirerek öncü ve örnek olabilirsiniz. 
 
-          Hukuk fakültelerini ben açmıyorum, eğitim ve öğretimin kalitesizliği beni ilgilendirmez.” diyemezsiniz. Başka ülke barolarının uyguladığı akreditasyon sistemini uygulayabilirsiniz.
-          Ne yapalım, yasa böyle hukuk fakültesini bitiren herkes stajyer olabilir, sayının çok hızlı artması sorunlar yaratıyor ama sorumlusu ben değilim, elimden bir şey gelmez.” diyemezsiniz. Örneğin, Tekirdağ Barosu’nun yıllar önce yaptığı gibi stajyer sayısını sınırlayabilirsiniz.
-          Avukatlık sınavı için yasa değişikliği gerekiyor, beni aşar.” diyemezsiniz. Serbest muhasebeci ve mali müşavirlerin mesleklerine sahip çıkarak başlattıkları uygulamayı örnek alabilirsiniz.
-          Cumuk avukatlığı mesleğe zarar veriyor ama meslektaşlarımıza sabit gelir sağlandı, her yıl mesleğe başlayan binlerce genç avukata da hemen iş ve gelir oluyor.” diyerek büyüyen sorunu görmezden gelemezsiniz. Kendi bölgenizde soruşturma ve kovuşturmalarda atanmış müdafi oranının hangi boyutlara ulaştığını, vekaletli avukatların oranının nerelere düştüğünü küçük bir araştırma ile öğrenebilirsiniz.
-          Bankaların, telekominikasyon ve elektrik şirketleri gibi şirketlerin meslektaşlarımıza dayattıkları vekalet ücreti sözleşmeleri Avukatlık Yasası’na, Avukatlık Yasası Yönetmeliği’ne, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi’ne, TBB Meslek Kuralları’na aykırı ama arkadaşlarımız iyi kötü hallerinden memnun, binlercesi de olanak bekliyor, karışmayayım.” diyemezsiniz. Avukatlık Yasası Yönetmeliği’nin 73/A, 73/B, 73/C ve 73/D maddeleri doğrudan sizlere görev ve sorumluluk vermektedir. Yaşanan haksız rekabet ancak yönetmelik uygulanarak önlenebilir. Başlatacağınız bu uygulama ayrıca tüm vekalet ücret sözleşmelerinin barodan geçirilmesine de öncülük edebilecektir.
-          Yasamızda ücretli avukat olarak tanımlanan bir avukat çalışma şekli yok ama ne yapalım fiili durum var, binlerce genç avukat bu şekilde çalışıyor.” diyerek yaşanan sömürüyü ve de mesleğe aykırılığı görmezden gelemezsiniz. En azından bu şekilde çalışan ve çalıştıranların gerçek sayılarını saptamaya yönelik bir araştırma yaparak ne kadar büyük bir sorunun görmezden gelindiğini ortaya koyabilirsiniz.
 
Değerli Başkanlarım,
 
Bütün bunlar için sadece onaltı ayınız var.
 
Sıkıntılarınızı, ülkede yaşanan hukuksuzluklar ve ayrışmalar karşısındaki çırpınışlarınızı, Türkiye Barolar Birliği’nin kendi işlevini “sivil toplum örgütü” sınırlarına indirgeyerek özenle uyguladığı ülke gündeminden çıkma politikasının yarattığı yalnızlığınızı biliyorum. Ancak taşıdığınız ağır sorumluluk sorunlarımızın çözümünde öncü ve örnek olmanızı gerektiriyor.
 
Başarı ve esenlik dileklerimle saygılar sunuyorum.1.6.2011
 
[Bu yazı 2652 kez okundu]
Yorumlar -5-
Av.İhsan BERKHAN2 Haziran 2011 Perşembe 05:48:47

Baroların mücadele önceliğini ve aciliyetini özetleyen son derece yerinde bir yazı.Meslektaşımı kutluyorum.

Avukat Sami AKDAĞ3 Haziran 2011 Cuma 03:19:20

Değerli meslektaşımı bu tespitlerinden dolayı yürekten kutlarım. Ancak şahsen bu sorunlara çözüm getirilemeyişinin temelinde acaba bir yapılanma hatası yatıyor olmasın diye  düşünmekteyim. Malum vesayetten şikayet ediyoruz sürekli. Ama Avukatlar Baroların değilse de Barolar Barolar birliğinin,Barolar Birliği de adalet Bakanlığının vesayeti altında. Acaba Ana çatı olan Barolar birliği "Barolar ve Avukatlar Birliği" şeklinde düzenlenmiş olsaydı daha sağlıklı olmaz mıydı?  Malum Barolar Birliğine ancak barolar üye olabiliyor ama Barolar birliğinin tesir alanındaki (müessir olduğu) birimler barolar ve özellikle de avukatlar değil mi? Ama avukatlar kararlarından ve icraatlarından etkilendikleri Barolar Birliğine Baro yönetimleri dışında en küçük bir şekilde doğrudan tesir etme kudretini haiz değil. Barolar birliği Avukatlar karşısında adeta dokunulmazlık zırhı ile kaplı. Avukatlar Barolar Birliğinde doğrudan ve kişisel olarak kendi haklarını bizzat dile getiremedikleri  gibi, örneğin herhangi bir baroya kayıtlı olmayan kamu avukatlarının Barolar Birliği çatısı altında en küçük etkisinden ve varlığından, hatta söz hakkından  (salondaki bir elin parmağı kadar olan kamu avukatları adına konuşan Meslektaşım Süreyya hanımın konuşmalarının tesirsiz kalmasının altında yatan neden de budur bence) söz edilebilir mi? Öncelikle Avukatlık Kanunu'nun temelinden ve esaslı suretle ele alınmasından ve Barolar birliğinin yeniden yapılandırılmasından sonra sorunların çözümü mümkün olabilir diye düşünüyorum. Adı sadece "Barolar birliği "olan ancak sadece ve sadece baro tüzel kişiliklerini çatısı altında bulunduran bir kurum, belki üyesi bulunan baroların sorunlarına çözüm getirebilir ancak baro tüzel kişiliğinden (meslek kuralları yönünden değilse de) hukuken bağımsız kişiliği olan avukatların sorun ve günbegün değişen çağdaş beklentilerine köklü çözüm getirebilmesi bence beklenemez. Eğer Barolar Birliği, yasada "Barolar ve avukatlar birliği" olarak  ve buna göre düzenlenebilmiş olsaydı Barolar birliği nezdinde bizzat avukatlar birinci ağızdan sorunlarını ve beklentilerini dile getirebilir ve bu üst kurumun da (Baroların yanında) gerçekten avukatların sorunları ile de ilgilenebilmesi ve çözüm bulabilmesi  mümkün olabilirdi. Yoksa (biri avukatların delege seçimi, diğeri delegelerin Barolar birliği yönetimi seçimi olmak üzere) iki kez delege edilmiş olan ve Barolar birliği çatısı altında (dönüştürülerek) daha yüksek bir irade halini alan tek tek avukat meslektaşların bireysel iradesinin, kendi mesleki beklentilerine karşılık bulabilmesi ancak mucizeye ve sırf iyiniyetli tutum ve davranışlara bağlı kalmış demektir. Bu konuyu Son olağanüstü toplantıyı izlemiş bir meslektaş olarak dürekli düşünmekteyken,meslektaşımın bu konuyu açması sebebiyle bu düşüncelerimi paylaşma gereği duydum. Meslektaşımın her zaman olduğu gibi isabetli bu değerlendirmeleri ile bana bu konudaki görüşümü aktarma fırsatı verdiği için kendisine teşekkür ediyorum.

Av. Ender DEDEAĞAÇ3 Haziran 2011 Cuma 14:57:17

Sayın Av. Güneş Gürseler
Doğru yada yanlış,benim hukuk görüşüme göre, eğer iptale konu yasa
maddesinden önce bir yasa maddes varsa,diğer bir anlatımla, iptal
istemi yasayı değiştiren madde için yapılmış ise, Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararı ile birlikte, iptalden önceki metin yürürlüğe girmelidir.
Aksi takdirde, Anayasa Mahkemesi'ne başvurmanın bir anlamı
kalmayacaktır. İptal kararından sonra yeni bir yasa beklemek,
yasamanın hatta pratik anlamda yürütmenin kuvvetler ayrılığı ilkesini
zedelemesine yol açar. Staj olayında olduğu gibi yasama Organı,yeni
bir yasa maddesi kabul etmediği takdirde, Anayasa Mahkemesi'nin kararı uygulanamaz hale gelecekitr. Halbuki bilindiği gibi, tüm kararların
icra-i kabliyeti olması hukukun temel kuralıdır. Bu kuralı yok saymak
kuvvetler ayrımını hatta hukuk devleti ilkesini görmezden gelmekdir.

Yukarıda da söylediğim gibi doğru yada yanlış benim görüşüm budur.

Bu görüş nedeniyle, bu kurala uygun davranmayan tüm barolar dan
şikayetçiyim. Bu şikayetimi yazının dışında nasıl dile getirmem
gerektiğini düşünüyor, kol kırılır yen içinde kalır kuralı ile okulda
ve stajda yetişmeyen kişiyi meslektaşım olarak kabul edip ekmeğimi
haksız yere paylaşmanın açısı arasında gidip geliyorum.

Bu arada stajyerlere bunca kolaylığı gösteren barolara soruyorum.
Sizler stajyer avukatların ve avukatların mı meslek kuruluşusunuz
yoksa hukuk fakültesi öğrencilerinin mi ?

Şahsınızda size ve tüm meslektaşlarıma saygılarımı sunarım
 

Hande Atay3 Haziran 2011 Cuma 15:02:02

Güneş Bey,
Yazınız için teşekkürler. Meslekte yeni bir avukat olarak, avukatlık sınavının bir çözüm olarak sunulmasına itirazım olduğunu söylemek isterim. Bence meslekte dönüşüme işaret etmek sınava karşı çıkmayı da doğal olarak kapsıyor. Çünkü yeni bir sınav demek, yeni engeller demek; yeni engeller demek bu engelleri aşmak için özel eğitim kurumlarının sermayelerini beslemek zorunda kalmak demek. Örneğin hakimlik hazırlık kursları bugün en az 2500-3000 TL gibi ücretlerle kayıt yapıyor. Ve yazılı sınavı geçip mülakatı geçemeyen arkadaşlarımız en az 2 sene bu kurslara giderek hazırlanmaya devam ediyor. Hiçbir gelirleri olmaksızın üstelik. Avukatlık sınavına ilişkin değişiklik henüz yürürlüğe bile girmeden mezun olduğum fakülte, inanılmaz yüksek rakamlarla avukatlık sınavına hazırlık kursları reklamları yapmaya başlamıştı mesela.

Sınav aynı zamanda dönüşen avukatlık mesleğine de yeni bir sömürü alanı yaratma tehlikesi taşıyor. Senelerdir stajyer avukatlar ya da hukuk öğrencileri ayda en fazla 500 TL gibi asgari ücretin bile altında rakamlarla, sigortasız olarak fazla fazla çalıştırılıyor. Bu durumda sınavı geçebilmek için, özel bir kursa kaydolmak tıpkı ÖSS'yi ya da Hakimlik sınavını kazanmak için dersaneye/kursa gitmek gibi doğallaşacağından güvencesiz ve hakkaniyetsiz bu iş koşullarına bizleri mecbur kılacaktır.

Aynı doğrultuda bugün, ayda 1000-1500 TL arasında, günde 10-12 saatlik çalışmalarla, cumartesi günleri de çalışarak, yıllık izin olmaksızın, resmi tatil olmaksızın, asgari ücret üzerinden yapılan sigortalarla, iş seçme şansımız olmadan, hukuksal olarak dahi bağımlı olarak, artık gelenekselleşmiş mobbinglerin gölgesinde, fazla çalışma ücretlerimiz dahil diğer işçilik alacaklarımızı almamızın söz konusu dahi olmadığı bir iş ilişkisi içerisinde işçi avukatlık yapmaya  mecbur kalmamız da, sorunların, serbest piyasa koşullarında dönüştürülen avukatlık mesleği odaklı bir bütün olarak ele alınmasını zorunlu kılıyor.

Bu sebeple "işçi avukatlık" müessesinin yaratıcısı, yalnızca çok sayıda yeni hukuk fakültesinin açılması değil aynı zamanda altında 10-20 avukat çalıştırarak şirketleşen avukatlar, ya da şirketleşmese dahi iş kanununa aykırı her türlü eylemini doğallaştıran avukatlar veya sendika üyesi olmaya çalışan işçi avukatını işten çıkaran "patron" avukatlardır bence.

Dolayısıyla diğer bütün sorunların tek muhatabı yine bu dönüşümü sorunsallaştırmaktan geri duran avukatlardır. Yalnızca "işçi avukat" tanımını dahi kabul etmeyen barolar değil, düşük ücretlerle insani çalışma koşullarının üzerinde avukat çalıştıran avukat arkadaşlarına sesini çıkarmayan diğer avukatlar da bu gayriinsani şartların sorumlusudur. Bu anlamda baroların işçi avukatların sayısını istatistiksel olarak verilendirmekten daha fazlasını yapmasına ihtiyacımız var. Tip sözleşmeden, işçi avukat kanuni tanımına ve hatta bu kuralların dolanılmasını engelleyebilecek sıkı bir denetim mekanizmasına kadar. Sizin iyiniyetinizden şüphem yok elbette.

Yeri de belki burası değil ama böylesi çetrefilli bir konu geçince naçizhane düşüncelerimi eklemeden duramadım.
Sevgi ve selamlarımla...

Av. İ. Güneş Gürseler3 Haziran 2011 Cuma 15:04:11

Sayın Atay,
İlginize teşekkürler.

TBB Yönetim Kurulu'nun Adana'da yapılan genel kurula sunduğu çalışma raporunda son iki yılda yeni ruhsat verilen avukat sayısının 8887 olduğu belirtiliyor. Hukuk fakültelerimizin her yıl artan sayılarla ortalama 4000 mezun verdiğini de dikkate alırsak, hemen tüm mezunlar avukat ruhsatı alıyor.

Benim itirazım burada, avukatlık sadece hukuk fakültesi diploması ile kazanılabilmeli mi?
Ya da sadece Türkiye'de böyle olmaya devam etmeli mi?
Niceliksel bozulma nitelik kaybına da yol açmıyor mu?
Başka ülkelerin düzenleyebildiği avukatlık mesleğine girişi biz neden düzenleyemiyoruz?

"Ücretli avukat" konusunda da Avukatlık Yasasının 12/c maddesinin bu hizmeti "avukatlıkla birleşebilen işler" arasında saydığını hatırlatarak, gerçek avukatlık olarak kabul edilecek bir düzenlemenin yapılmasını ve sömürünün önlenmesini yıllardır söylüyorum. Bugün barolarımız bu tür hizmet veren avukatların ne kadar büyük sayılara ulaştığını bilmiyor çünkü böyle bir kayıt tutulamıyor.

Bu konulardaki görüşlerimi www.gurselertufan.av.tr adresinde de bulabilirsiniz.
Tekrar teşekkür eder, esenlik ve başarılar dilerim.

Av. İ. Güneş GÜRSELER

YAZARIN DİĞER YAZILARI: [62]
[21 Kasım 2017] HUKUK FAKÜLTELERİNİN AKREDİTASYONU UYGULAMASINDA İKİNCİ AŞAMAYA GEÇİLMELİDİR. ... [27 Ekim 2017] İNGİLİZ CEZA AVUKATINDAN TAVSİYELER ... [25 Eylül 2017] AVUKATA SALDIRMANIN DAYANILMAZ HAFİFLİĞİ ... [21 Ağustos 2017] İNGİLİZ CEZA AVUKATINDAN TAVSİYELER (II) ... [18 Temmuz 2017] İNGİLİZ CEZA AVUKATINDAN TAVSİYELER ... [3 Mart 2016] GENÇ AVUKATLARA GÜNCEL ÖNERİLER ... [4 Mayıs 2015] SİYASETİN YARGISALLAŞMASI ... [18 Ağustos 2014] 223 GÜNDE 308 YASA DEĞİŞTİ, "HAYIRLI BAŞARILAR". ... [28 Nisan 2013] TÜRKİYE BAROLAR BİRLİĞİ GÜNDEMİNİ DEĞİŞTİREMEDİ... ... [5 Şubat 2013] AVUKAT CÜBBESİNİN ANLAMI KALDI MI? ... [31 Ocak 2013] Türkiye Barolar Birliği Genel Kurulu'ndan Beklentiler ... [17 Ocak 2013] TÜRKİYE BAROLAR BİRLİĞİ'NİN "KANUN TEKLİFİ ÖNERİSİ" ... [18 Aralık 2012] AVUKAT İNTİHARLARI... ... [12 Kasım 2012] BU YAZILAR ESKİDİ Mİ DERSİNİZ? ... [9 Eylül 2012] UTANDIM... ... [31 Temmuz 2012] ÖZÜR DİLERİM, GÖREMEMİŞİM! ... [23 Temmuz 2012] Barolarımız Bir Kongre Dönemini Daha Tamamlıyor ... [8 Temmuz 2012] Müjde, Avukatlık Yasası'nın İki Maddesi Daha Değişiyor!!! ... [30 Haziran 2012] BİR "İRONİ" ... [18 Haziran 2012] BARO SEÇİMLERİNDE NİSPİ TEMSİL Mİ ÇARŞAF LİSTE Mİ? ... [25 Mayıs 2012] HAYALİ İHBARCININ GÜCÜ ... [8 Mayıs 2012] TBB Avukatlık Kanunu değişiklik önerisi çalışma metni değerlendirmesi VI ... [4 Mayıs 2012] TBB Avukatlık Kanunu değişiklik önerisi çalışma metni değerlendirmesi V ... [21 Nisan 2012] TBB Avukatlık Kanunu değişiklik önerisi çalışma metni değerlendirmesi IV ... [13 Nisan 2012] TBB Avukatlık Kanunu değişiklik önerisi çalışma metni değerlendirmesi III ... [7 Nisan 2012] TBB Avukatlık Kanunu değişiklik önerisi çalışma metni değerlendirmesi II ... [25 Mart 2012] TBB Avukatlık Kanunu değişiklik önerisi çalışma metni değerlendirmesi ... [11 Mart 2012] "NİTELİKLİ YARGILANMA HAKKI"(*) ... [1 Mart 2012] Tecrit ve işkence ... [8 Şubat 2012] TBB 'yi Yüksek Yargı Organlarından Saymama Anlayışı Sürüyor ... [17 Ocak 2012] YENİ AVUKATLIK YASASI KORKUSU... ... [8 Ocak 2012] AFYONKARAHİSAR BAROSU'NUN EYLEMİ ... [29 Aralık 2011] İzmir Barosu Anketinin Düşündürdükleri ... [16 Aralık 2011] Türkiye Barolar Birliği'nin 2011/79 Numaralı Duyurusu ... [9 Aralık 2011] "Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Tasarısı" ... [29 Kasım 2011] YENİ AVUKATLIK YASASI'NA GEREK VAR MI? ... [20 Kasım 2011] Marmara Denizi Çevre Sorunlarına Küresel ve Hukuksal Bakış ... [11 Kasım 2011] VESAYETÇİ ANAYASA İSTİYORUM... ... [16 Ekim 2011] "PABUÇÇU MUŞTASI" ... [9 Ekim 2011] Gençler Bu Yıl Da Hukuk Fakültelerini Tercih Etti. ... [28 Eylül 2011] Baro Yönetimlerimiz Birinci Yıllarını Doldururken... ... [3 Eylül 2011] AVUKATLIK MESLEĞİNİN EKONOMİ POLİTİĞİ ... [18 Ağustos 2011] Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu'nun Uyarısı ... [7 Ağustos 2011] Kim Kiminle Anılmalıdır, Avukat Mı Müvekkille, Müvekkil Mi Avukatla? ... [31 Temmuz 2011] Bahçeşehir Hukuk Mezunları New York'ta Avukatlık Yapabilecek ... [19 Temmuz 2011] Avukatların Ekonomik Sorunlarının Çözümüne Promosyon Katkısı Ya Da ... [25 Haziran 2011] Adalet Bakanlığı'na Avukat Bakan Yardımcısı Atanmalıdır ... [13 Mayıs 2011] TBB 31. Olağan Genel Kurulu; İşlevsizliğe Bir Örnek Daha! ... [1 Nisan 2011] Türkiye Bankalar Birliğinden "Hassasiyet" Beklemek. ... [21 Mart 2011] TBB'DE YENİDEN SEÇİLEMEYENLERİN HUKUKİ DURUMU ... [13 Şubat 2011] YENİDEN BAŞLAYAN "Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Tasarısı" TARTIŞMALARINA KATKI ... [17 Ocak 2011] TÜRKİYE BAROLAR BİRLİĞİ'NİN HUKUK FAKÜLTESİ MEZUNLARINA SOSYAL GÜVENLİK DESTEĞİ! ... [6 Ocak 2011] CMK DEĞİŞİKLİĞİ KAMUOYUNDAN NASIL KAÇIRILDI? ... [26 Aralık 2010] BAROLARIMIZ GENEL KURULLARINI TAMAMLADI, ŞİMDİ NE YAPACAKLAR? ... [17 Kasım 2010] ADIM ADIM "KARŞI DEVRİM"! ... [8 Kasım 2010] BARO GENEL KURULLARINDA ÇOĞUNLUK NEDEN SAĞLANAMIYOR? ... [16 Ekim 2010] "DÜNYANIN EN BÜYÜK BAROSU" OLMAK. ... [9 Ekim 2010] BARO BAŞKANLARI SINAVI GEÇEMEDİ ... [30 Haziran 2010] TÜRKİYE BAROLAR BİRLİĞİ "STK" DEĞİLDİR! ... [15 Mart 2010] BİR ÖZELEŞTİRİ; BİZ AVUKATLAR, SORUNLARIMIZI NEDEN ÇÖZEMİYORUZ? ... [5 Mart 2010] ?SAVUNMA?NIN ÖRGÜTÜNÜ İÇERMEYEN ?YÜKSEK YARGI? TANIMI EKSİKTİR. ... [11 Ocak 2010] ANAYASA MAHKEMESİ?NİN AVUKATLIK MESLEĞİNE BAKIŞI ...
Av. İ. Güneş GÜRSELER
BU SITENIN ÖNCELIKLI AMACI Ülkede evrensel, çagdas ve toplumcu bir hukuk ve yönetim anlayisini egemen kilmak üzere,
HUKUKÇULAR VE SORUMLULUK DUYAN HERKES ortak akil üretebilecekleri, ortak tutum belirleyebilecekleri bir iletisim, paylasim ve tartisma ortaminda BULUSTURMAKTIR.
Yeni Yaklasimlar, ortak çalisma ürünüdür. Sitede yer alan yazilardan yazari sorumludur. Kaynak gösterilerek alinti yapilabilir.
Websitesi ile lgili sorulariniz için buraya tiklayin. Diger konularla ilgili sorulariniz için iletisim sayfasindan ilgili kisi ile irtibata geçebilirsiniz.
Yeni Yaklasimlar © 2016 - [ARENA YAZILIM] - E-Müvekkil Pro™