Yazdırmak için tıklayın Eposta Olarak göndermek için tıklayın Yorum Eklemek için tıklayın
Düzenin batağında barajı aşmak mı, ırmak yatağında selleşip taşmak mı?
1 Haziran 2011, Nihat BEHRAM
, Nihat BEHRAM
Gelme öncesinde sesleri kısılana kadar, “İlk işimiz barajı kaldırmak olacak!” diye bağıranlar geldikten sonra seçim taktiklerini geri vitese alıp, seçim deposuna ‘aptalmıyız ki kaldıralım’ yakıtı yükleyerek, “Biz gelirken de baraj vardı!” demeye başladılar! Bunun adı binyüzlülük (yani yüzsüzlük sağnağı) değilse nedir?
Sadece bu bile, yani şu yüzsüzlük sağanağında ıslanmak bile uslanmak için yetmez mi?
Yüzde on barajının tek bir anlam açılımı var: faşizm. Biri iktidar biri ana muhalefet, ülkenin iki büyük partisi, 12 Eylül faşizmince halkın karşısına kuruldu kurulalı bu baraja korumalık ettiler. Seçimler ve referanduma ‘12 Eylül ile hesaplaşma’ reklâmıyla giren AKP’nin bir de liberal patentli reklâm düdükleri vardı. Onlara ilişkin ağzıma düşen tanımları geçiyorum, çünkü tamamı suç kapsamında...
Şimdi yine bir seçim öncesindeyiz ve beni karşı saftakilerden çok saftakilerin ‘saflığı’ ilgilendiriyor. Hani şu “Elimiz CHP’ye bağlı!” diyenler. Sosyalist olduğunu söyleyen herkes gibi benim de, her konuda anlaştığım ama oy konusunda anlaşamadığım yani ‘oy konusunda ellerinin CHP ye bağlı olduğunu’ düşünen arkadaşlarım var. Böyle bir ‘bağ’ı, ‘bağlılık ve bağımlılığı’ anlayabilmem mümkün değil. İnsan umudunu bağsız beyninde, gemsiz yüreğinde mi taşır, bağlı ellerinde mi, esasen bunu da sormak isterim.
Yirmili yaşlarındaydım, büyüklerimiz, “Elimiz CHP’ye bağlı!” diyordu. ‘Bağ’lı olmak içimize yatmadı, ‘terörden’ yargılandık. Aradan kırk yıl geçti, yine aynı lakırdı. Kimse kusura bakmasın, ben sevdamı ‘elleri bağlı’ saramam! Ellerimin hareketi anlamını düşüncemden, duygumdan alır. Büyütmeyi düşündüğüm dalı yolamam, sevdiğimi boğamam!
“CHP’li değilim ama elimiz bağlı” diyorlar. Sevdasını elleri bağlı sarmak isteyene, geçmiş kırk yılın hesabını sormak isterim: emanetiniz işledi mi paslandı mı?
“Emenet ne?” demeyin! CHP’ye verilen oy, umudunuzu simgelemiyor mu? Eh, o zaman sosyalistin CHP’ye verdiği oy emeneten verilmiş umudunu simgelemiyor mu? Hemi de, emperyalizme ve sömürü sistemine karşı mücadele, bağımsızlık, özgürlük, mazlum emekçi halkın kurtuluşu için kavga, halkların kardeşliği, eşitlik, demokrasi isteğinin simgesi değil mi?
Yıllar ve yıllarca CHP’ye verilmiş bu emanetler CHP’de işleyip ışıldadı mı, paslandı mı? Bu emanetlerin işleyip ışıldaması için pek öyle iktidarda olmaya da gerek yok. Arzusunu içten ve içtenlikle taşımak da yeterli. Geçmiş kırk yıldan söz ediyorum. Birkaç gün sonraki seçime ilişkin kararımı, geçmiş kırk yılın hesabını tartmadan yapacak kadar ahmak değilim!
Sosyalistlerin, halk güçlerinin, gerçek anti emperyalist, anti kapitalist unsurların, kendini komünist olarak tanımlayanların ‘elimiz bağlı’ duygusuyla sistem partisine (yani sisteme) emanet ettikleri umut, emenetçi tarafından şimdiye dek işlendi mi ki pas tutmasın? CHP’ye verilmiş emanetin kat kat pas tuttuğunu görmemek için ruh ve beyin körü olmak gerekir. Sistemi hedef alan düşüncenin, umudun, sistemin denetiminde ışıldaması mümkün mü?
Kendi gücüne güvenmenin, o emaneti emanetçiden geri almanın vakti geldi de geçti bile. TKP’nin “Hiç boyun eğer mi insan!” çağrısı, bu seçim döneminde halka ve halk güçlerine yapılmış anlamlı bir çağrıdır. Bu çağrının içinde, halka ve halk güçlerinin önüne örülen 12 Eylül faşizminin kalıtı kara, kanlı, karanlık duvara karşı “Bizim kuvvetimizdeki hız”ın duygusu, “O duvarınız bize vız gelir vız”ın kendine güveni, öfkesi gizlidir. ‘Yatağında selleşip taşmak’ derken, bu duygu ve bu bilinçle solumaktan söz ediyorum.
Halkın, halk güçlerinin sistem partilerini değil de kendi gerçek temsilcisini yani kendini seçmesi, sanıldığının aksine CHP’ye de yardım eder, onu da sosyalistlerin işlerini ağzına yüzüne bulaştırmaktan kurtarır. Tabiki sosyal demokratlık da, liberallik de hakiki olduğu, yani ‘soculuk, sosyalistlik gibi bir misyonları varmış’ maskesi takmadıkları zaman toplumsal yapıda bir yer ve anlam taşırlar. Yoksa, her sahte ve maskeli şey gibi zararlıdırlar, yanıltıcı, aldatıcı. Siyasetin sahtesi ilacın sahtesinden daha tehlikelidir, ahmaklaştırıp süründürür; öldürmekten beter eder!
Komünist hareketin gelişmesi önündeki irili ufaklı her köstek, bir biçimde antikomünizmin, halk düşmanlığının parçasıdır. Liberaller ve O. Pamuk türü ‘bilinçli’ gerici unsurların hainlikleri düzeyinde olmasa da, bilinçsiz aydın miyopluğu da gericiliğe hizmet eder. İşte seçim yaklaşıyor ve Pamuk’u yine öttürmeye başladılar. Amerikan PBS televizyonunda “Türkiye’nin uygar ülkeler topluluğunun bir üyesi olma doğrultusunda ilerlediğini; hakimlerin darbe iddialarını araştırmasını olumlu bulduğunu” falan söyleyerek o da ‘seçim havasına’ girip, görevi gereği ötmeye başladı! ‘Aydın’ katlardaki köstekliğin bir ucunda bu türden ‘görevinin bilincinde’ hareket eden hainler, diğer ucunda ise ‘umudu bir kez daha CHP emanetine bırakmaya’ çağıran ‘miyop’lar var.
Komünist partisinden yoksun ya da komünist örgütleri belli bir güce ulaşmamış ülkelerin fecaatini anlamak için, Arap ülkelerindeki gelişmelerin başsızlığı (daha doğrusu başı bozukluğuna) bakmak bile yeterlidir.
Yüzde iki, yüzde üç oranı, sistem partileri için bir şey ifade etmez ama bu oran halk güçleri, o ülkenin emekçi halkı için çok önemli bir güçtür. Beşyüzbin oy gücüne ulaşmış bir devrimci hareketi (yani militan dille söylenirse: ikiyüz bin kişilik mobil gücü olan) bir halkı kırağı çalmaz, yani faşizmin dişlemesi öyle kolay değildir. % 2 lik gerçek solun taşıdığı potansiyel ve mücadele gücü, % 20 lik sahtesinden kat kat fazladır. Bunu anlayan kişi ne elini solun sahtesine bağlar ne umudunu. Komünistleri örgütlü, devrimcileri güçbirliği sağlamış bir halk, korda su verilmiş demire benzer. Eğilip bükülmez. Boyun eğmez. ‘Aydın miyopluğu’nun göremediği budur. Ondan ki beni “% 60 ın aptallığı” ndan çok, % 40 ın miyopluk oranı ilgilendiriyor. ‘Aydınımız özürlü’ derken bu ‘körlüğü’ kastediyorum.
Hani, seslerine ‘çok bilmişliğin’ alaycı tınısını gizleyip “Solun tamamı yanyana gelse yüzde %1 eder mi?” diyenler var ya; hani o oturduğu yerden ‘tembel devrimciliği’ yapanlar; hani o 365x3+364=1459 gün ‘solculuk mangalı’nda kül üflediği halde 4 senede bir seçim günü gelince ‘elimiz bağlı’ diye sistem partilerini işaret edenler var ya; hani o, sosyalist örgütlenmelerin güçlenmesi yönünde maddi manevi hiçbir katkı koymayan ama devrimci örgütlenme üstüne bol kese ahkâm kesip, akıldanlık taslayanlar; hani o, yatağını bulsa akacak, köpürüp taşacak enerjiyi ‘eli bağlı’ girdiği barajda boğanlar var ya, biraz da onlar değil mi devrimci mücadelenin gelişmesi önüne takoz, çukur, tümsek, batak olanlar?
Hangi ülke komünisti, ‘Komünistlere verilen oy boşa gidecek, sosyal demokratlara verelim!” diye düşünür? Tabiki Türkiye’den başka! Hassaten merak ediyorum: düş, düşünce, umut miyopları, her dört yılda bir, dört yılın birikimini, sistemin sahte umut dağıtan siyasi tefecilerine yatırmaktan ne zaman ayıkacak?

(SolHaber 06.01.2011)

[Bu yazı 2455 kez okundu]
Nihat BEHRAM

YAZARIN DİĞER YAZILARI: [186]
[4 Mart 2016] Yurt Gazetesi patronunun hali tam bir 'Yavuz hırsız' misali.... ... [4 Ekim 2015] Doğu Perinçek'in 'vatan' anlayışı... ... [12 Mart 2015] Yobazlığı Karacaoğlan'la süpürmek! ... [20 Şubat 2015] Diren, ulaşırsın! ... [5 Ocak 2015] Giden yıla lânet, gelen yıla umut tazelemesi ... [24 Kasım 2014] Türbanın zulası ... [16 Nisan 2014] Ayrılığa dipnot ... [13 Nisan 2014] 30 Mart'ın 'artçı sarsıntıları' ... [9 Nisan 2014] Umut hırsızlığı ... [6 Nisan 2014] Faşizmin 'tamiri' olmaz, yıkımı gerekir! ... [2 Nisan 2014] Ülkenin 'zulüm sever' ahalisi ... [30 Mart 2014] Kızıldere'yi Anarken / Katil kim? ... [27 Mart 2014] Ne zengin memleketmiş! ... [19 Mart 2014] 'Guinness Rekorları'ndaki Eksiklerimiz ... [16 Mart 2014] Bari sus be adam! ... [12 Mart 2014] Faşizm, Sokak, Sandık ... [9 Mart 2014] Sanatçının Topluma Namus Borcu ... [5 Mart 2014] Sol Yelpaze ... [2 Mart 2014] Dindar mı, Sahtekâr mı? ... [26 Şubat 2014] AKP'nin Sanat ve Kültürü 'Kutulama' Hesabı: TÜSAK ... [19 Şubat 2014] Tutsaklığı Özgürlük Şarkılarıyla Göğüsleyenler ... [12 Şubat 2014] Omuz ver, Çamlıca Tepesi'ni kurtaralım! ... [9 Şubat 2014] Toplumda Hafıza Kaybının Kürekçileri ... [5 Şubat 2014] Yerel Seçimler ve Sol Cephe ... [3 Şubat 2014] Yasak Çiğneme Zamanı ... [29 Ocak 2014] Arsızlığın Bir Türü: 'Liberal Yanılmazlık' ... [27 Ocak 2014] İnsan mı, Hangi İnsan? ... [22 Ocak 2014] Solda cepheleşmek devrimcilerin acil ve tarihi görevidir ... [19 Ocak 2014] Herkesin Şeytanı Kendine ... [15 Ocak 2014] Olasılık - Kesinlik ... [12 Ocak 2014] Özgürlüğün 'Anlamsızlık' Boyutu! ... [8 Ocak 2014] 'Taylan Tanay'ların kollarındaki zincir ... [5 Ocak 2014] Geçen Yılın 'En'lerinden, Yeni Yılın 'Yön'lerine. ... [3 Ocak 2014] Çamlıca Tepesi insanlığı yardıma çağırıyor ... [2 Ocak 2014] Çamlıca Tepesi insanlığı yardıma çağırıyor ... [29 Aralık 2013] Yalaka ölçer ... [25 Aralık 2013] Şimdilik 'cin' çarptı, sırada 'halay çarpması' var! ... [22 Aralık 2013] Hayatın aynasında: 'Ya Tayyip... Men dakka dukka!' ... [18 Aralık 2013] Sol Cephe' duyarlılığı, 'Haziran İsyanı'nın çiçeğidir ... [15 Aralık 2013] Mülkümü sordular, 'Yurdum' dedim! ... [12 Aralık 2013] 'Başbakan'ın suç işleme özgürlüğü mü var? ... [8 Aralık 2013] 'Allah'ı alet etmedikleri konu kalmadı! ... [4 Aralık 2013] Sedat Selim Ay 'işkenceci' değilmiş! ... [2 Aralık 2013] İğrençsiniz! ... [28 Kasım 2013] Yöneticiden utanç duymak ... [24 Kasım 2013] Felâket senaryosu, komplo teorisi, suni gündem ... [13 Kasım 2013] İkili Oynamak ... [6 Kasım 2013] Türkiye Solunun 'Yurtseverlik' Sınavı ... [30 Ekim 2013] 'Hukuk Komedisi' değil, 'Hukuk Cinayeti' ... [27 Ekim 2013] Zindan Mektuplarından Kıvılcımlar ... [23 Ekim 2013] Pişkinlik ... [16 Ekim 2013] 'AK Terfi' dedikleri bu olmalı!.. ... [13 Ekim 2013] "Bu ülke hepimizin" diyene bak! ... [9 Ekim 2013] AK Hacılar Dönemi'nin popüler seviye simgeleri ... [2 Ekim 2013] Kendi kendini sansür, onura kelepçedir ... [29 Eylül 2013] Yobazlığın 'Ahmet Hakan'cası! ... [22 Eylül 2013] Derin' Devlete 'Derin' Hizmet! ... [18 Eylül 2013] Siyaset siyaset olarak kalmalıdır, din din olarak ... [15 Eylül 2013] Acil görev 'Yurtsever Halk Cephesi'ni oluşturmaktır ... [11 Eylül 2013] Savaş çalgısına barış akordu ... [9 Eylül 2013] AKP'den beklentinin Kürt siyasetçilerde doğurduğu zikzaklar ... [4 Eylül 2013] Alçaklık ve seviyesizliğin dibinde olmak ... [1 Eylül 2013] AK Vampirler ... [28 Ağustos 2013] Ölümcül hastaları zindanda zincirlemek insanlık mı? ... [25 Ağustos 2013] Merdan Yanardağ'a mektup ... [21 Ağustos 2013] Şiir kir tutar mı? ... [11 Ağustos 2013] Hayatın da bir yargısı var! ... [31 Temmuz 2013] AKP'nin darbe karşıtlığı da sahte! ... [29 Temmuz 2013] "Simit sat onurunla yaşa!" ... [24 Temmuz 2013] 'İktidar gasbı'nın 'darbe'den farkı ne? ... [17 Temmuz 2013] Affın sınırı ne? ... [10 Temmuz 2013] Acı çeşitlemesi ... [8 Temmuz 2013] Vergiyi haram etme hakkı ... [30 Haziran 2013] Altan Tan denen şu şeriatçı yobaza bak! ... [27 Haziran 2013] Yurdun pazarlamacısı ve halk gerçekliği ... [24 Haziran 2013] Gül'ün yorumuna gel de gülme! ... [19 Haziran 2013] Faşist barbarlığın mazereti mi olurmuş! ... [12 Haziran 2013] Zalimlerden zulümlerinin hesabı bir bir sorulacak ... [9 Haziran 2013] Diktatör ve piyonları ... [5 Haziran 2013] Dinci faşist diktacılar defolup gidecektir ... [26 Mayıs 2013] Ülkeyi haramilerden kurtarmak için Yurtsever Halk Cephesi ... [6 Mayıs 2013] DENİZLER korkutmaya devam ediyor! ... [24 Nisan 2013] 'Açılım'ın kapısı ... [17 Nisan 2013] "İleri demokrat"lık virüsü ... [10 Nisan 2013] Neruda'nın kemikleri ... [27 Mart 2013] Toplumsal aptallaşma ... [18 Mart 2013] Sanatçı saflaşması ... [10 Mart 2013] Kalemini de al git! ... [6 Mart 2013] Cinayet, cinnet çağı! ... [3 Mart 2013] Zehrin besin değeri! ... [27 Şubat 2013] Ektiğini biçersin ... [25 Şubat 2013] Faşizmin "zaman ayarlı" operasyonları ... [21 Şubat 2013] Hasta ziyaretine cenaze levazımatıyla gitmek ... [17 Şubat 2013] Aydın olmanın mayası ... [14 Şubat 2013] Yurt'un "Gökçek'e Çakma Ödül" öfkesi ... [10 Şubat 2013] Yalanın İktidarı ... [6 Şubat 2013] Halk düşmanlığı: "Kültür Operasyonları" ... [27 Ocak 2013] "Entelektüel" Yobazlar ... [23 Ocak 2013] Ülke zindan, bunlar zindancıbaşı! ... [20 Ocak 2013] Faşizmin köpürüşü! ... [9 Ocak 2013] Hocaefendi'nin 'Şair, Şiir Hutbesi' ve Necip Fazıl ... [6 Ocak 2013] Büyük Buluşma, Levent Kırca ve küçük adamlar ... [2 Ocak 2013] Yunus'un, Kaygusuz'un yanında Padişah neyin nesi? ... [31 Aralık 2012] "Keşke"li yeni yıl dilekleri ... [27 Aralık 2012] Suça iştirak ... [24 Aralık 2012] "Karanlık Zamanlarda" ... [9 Aralık 2012] "Sesimiz sesinizle buluşsun!" ... [27 Kasım 2012] Yoksa Aleviler 'korkunun ecele faydası'na mı inanıyor? ... [15 Kasım 2012] Hainler Sıralaması ... [12 Kasım 2012] Darbeleri Araştırma Komisyonu'nun darbe yerleştirme misyonu! ... [7 Kasım 2012] Bir yanda canlarını dişleyerek direnenler, bir yanda 'Hak katı'nın Çöpçübaşı ... [4 Kasım 2012] Kılıçdaroğlu ne söylediğini biliyor mu? ... [28 Ekim 2012] Cumhuriyet mi kalmış ki 'bayramı' olsun? ... [22 Ekim 2012] Sosyalistlerin Meclisi 'Toplantı Bildirgesi'ni okurken ... [17 Ekim 2012] MHP: İktidarın emniyet sibobu! ... [16 Ekim 2012] Bir bu eksikti: 'Çocuk tecavüzcüsü'ne 'şehit'lik! ... [12 Ekim 2012] Kavramlara 'yeni anlamlar' yüklenirken ... [8 Ekim 2012] Başbakan'ın "Yavuz" iştahı ve Aleviler ... [3 Ekim 2012] "Ulemâ-yı bâtın" uluması! ... [30 Eylül 2012] Bu da 'İleri Demokrasi'nin cenaze gaspı! ... [26 Eylül 2012] 'Adalet' buysa, 'adaletsizlik' acaba ne? ... [24 Eylül 2012] 'Kelleci Santrafor'un 'Refleksiz Kaleci'si ... [19 Eylül 2012] Eleştiriye tahammülsüz Polis yasa tanır mı? ... [17 Eylül 2012] Halkın polisi mi, hükümet milisi mi? ... [11 Eylül 2012] Yoksa çete reisi ben miyim? ... [5 Eylül 2012] İnsanın varlık nedenine saldırı ... [29 Ağustos 2012] Başbakan'ın Arkadaşları ... [23 Ağustos 2012] İmamın cetveli! ... [8 Ağustos 2012] Olmayan şeyi tanımak! ... [1 Ağustos 2012] "Zihinsel şiddete uğramak!" ve Prof. Büşra Ersanlı ... [29 Temmuz 2012] "Gelmiş geçmiş en demokratik hükümet" miş! ... [25 Temmuz 2012] Ölümle değil, imamla belalıyım! ... [18 Temmuz 2012] Cezaevlerine duyarsızlık ... [15 Temmuz 2012] Başınıza Mor Gabriel Manastırı kadar taş düşsün! ... [12 Temmuz 2012] Gel de anla! ... [8 Temmuz 2012] Aydın kavramı ve boşa edilen küfür ... [2 Temmuz 2012] Yangını söndürecek güç ... [27 Haziran 2012] Suç ve ceza ... [24 Haziran 2012] "Demokratik" Faşizm ... [20 Haziran 2012] Edip Akbayram'la "Mayıs" ta kucaklaşmak ... [13 Haziran 2012] Umut Odakları ... [13 Haziran 2012] Bu ne hâl Adalet Hanım? ... [6 Haziran 2012] BDP mi kalleş, AKP mi? ... [30 Mayıs 2012] "HES" diye hırlayanı "Höst!" diye hoştlamalı! ... [23 Mayıs 2012] Savaş kışkırtıcılığı, barış militanlığı ... [14 Mayıs 2012] Cüreti cehaletten mi azametten mi? ... [10 Mayıs 2012] Alçaklığın bu derecesi kan dondurur! ... [8 Mayıs 2012] 12 Eylül Darbesi'nin 'COO'su kim, 'CEO'su kim? ... [2 Mayıs 2012] Bulandırılmış muhalif kimlik ... [26 Nisan 2012] Eyvah, Kültür Bakanı yine 'sahne'de! ... [18 Nisan 2012] El insaf Ahmet Altan! ... [4 Nisan 2012] Yaşasın hayat! ... [1 Nisan 2012] AKP'nin Prof. Dr. 'Hoca'ları ... [22 Mart 2012] Sahtekârlık sınırsız ... [19 Mart 2012] "Ilımlı İslam" yumurtasının "Uyumlu İslam" civcivi ... [15 Mart 2012] Sonunda AKP bize terörü sevdirecek! ... [12 Mart 2012] "Kürt Açılımı"ndan rekor çıktı! ... [10 Mart 2012] Zor günler ... [7 Mart 2012] Ya 'devrimci örgüte üye'lik, ya 'sürgit güve'lik ... [4 Mart 2012] İktidar yandaşı muhalefet ... [29 Şubat 2012] "Terörün arka bahçesi"nde olmak ... [22 Şubat 2012] Haber ve görüntü dili ... [19 Şubat 2012] Arap Buharı ... [12 Şubat 2012] Düşüş... ... [8 Şubat 2012] Halk düşmanları halkların kardeşliğine hizmet eder mi? ... [8 Şubat 2012] Kendi Coğrafyası Kendine Zindan, Halkının Sesi Bir Ozan: Mahmud Derviş ... [25 Ocak 2012] Bu gün acımasızlığım tuttu! ... [17 Ocak 2012] "Gurur" gurultusu ... [11 Ocak 2012] 'Şiirden anlamam!' sözünün anlamını anlayan var mı? ... [28 Aralık 2011] Dersim'i Unutma ... [14 Aralık 2011] Köklerden kopukluk 'vazo kültürü'dür! ... [30 Kasım 2011] Seni.... CHE ... [2 Kasım 2011] Acı Sargısı ... [19 Ekim 2011] Örgütsüz aydının örgütlenme çağrısı! ... [5 Ekim 2011] Bunlar kendilerini ne sanıyor? ... [21 Eylül 2011] İnsan hâlleri, insani hâller ... [7 Eylül 2011] Hayata Düşmanlık Yelpazesi ... [24 Ağustos 2011] Yobazlık jandarması Ramazan magandaları ... [10 Ağustos 2011] Sistemin Kirletme ve Körletme Aygıtı ... [28 Temmuz 2011] Sonuçta bu işi kim çözecek, uzaylılar mı? ... [13 Temmuz 2011] Ölüm de çiçek açar... Ve ölümsüzlük o çiçeğin balıdır ... [29 Haziran 2011] "Şu 500 bin meselesi..!" ... [15 Haziran 2011] Sarıdır, ama sararmamıştır... ... [19 Mayıs 2011] "Davutoğlu'nun Mevlâna Çıkışı"na Giriş! ... [4 Mayıs 2011] İmamın domuzu ... [7 Nisan 2010] Bataklıklı Yolda Tepeye Doğru Yürürken ...
Nihat BEHRAM
BU SITENIN ÖNCELIKLI AMACI Ülkede evrensel, çagdas ve toplumcu bir hukuk ve yönetim anlayisini egemen kilmak üzere,
HUKUKÇULAR VE SORUMLULUK DUYAN HERKES ortak akil üretebilecekleri, ortak tutum belirleyebilecekleri bir iletisim, paylasim ve tartisma ortaminda BULUSTURMAKTIR.
Yeni Yaklasimlar, ortak çalisma ürünüdür. Sitede yer alan yazilardan yazari sorumludur. Kaynak gösterilerek alinti yapilabilir.
Websitesi ile lgili sorulariniz için buraya tiklayin. Diger konularla ilgili sorulariniz için iletisim sayfasindan ilgili kisi ile irtibata geçebilirsiniz.
Yeni Yaklasimlar © 2016 - [ARENA YAZILIM] - E-Müvekkil Pro™