Yazdırmak için tıklayın Eposta Olarak göndermek için tıklayın Yorum Eklemek için tıklayın
Gerçeği konuşalım Ümit Hanım, gerçeği
31 Mayıs 2011, Enver AYSEVER
, Enver AYSEVER

Ümit Boyner TÜSİAD başkanı. Kendi zevk aldıkları biçimde söylersek ‘Patronlar kulübünün patronu!’ Geçen gün çok önemli bir açıklamada bulunmuş hanımefendi. Demiş ki:

“İleride çocuklarımız Cumhuriyet tarihinin en yakıcı günlerini geçiriyorken ‘siz ne yaptınız?’ diye sorduklarında bizler daha çok mağaza açmak, AVM’lerde en iyi yerleri kapmak için çalışıyorduk mu diyeceğiz? Bir kere geldiğimiz hayat bundan ibaret olmamalı”

Bu bir itiraf! Uzunca bir konuşmadan alıntıladığım küçük ve can alıcı bölüm. Bugüne dek büyük sermaye sahipleri salt kendi kâr oranlarını düşünerek, toplumsal sorunlarda ‘bana dokunmayan yılan bin yaşasın’ mantığını güttüler ve bugün artık varlıkları tehdit altına girdiği için yalandan yakarışlarla, göstermelik ya da çaresizlikten ses çıkarmaya başladılar. Ders aldıkları için kutlayalım mı onları yoksa acı acı gülelim mi?

Söz ettiğimiz sivil toplum kuruluşunun(!) tüm dönemlerine bakmaya gerek yok. 12 Eylül askeri darbesinin açık kalan tek kurumundan söz ediyoruz. Darbenin ardından o zamanki başkanları “Şimdiye dek işçiler gülüyordu, şimdi sıra bizde” demedi mi?

Yurtseverler darağacında can verirken, işkencehanelerde insanlık onuru çiğnenip, kişilikler ayakaltına alındığında, onarılmaz yaralar açılıp, aslında bugünler kurgulandığında dönemin tek açık kurumu TÜSİAD üç maymunu oynamadı mı? Darbe gelsin diye kurgulanan 24 Ocak kararlarının tontonu Özal’la ve darbenin paşası Evren’le ve pek tabii asıl kurguyu yapan ABD’yle güle oynaya, kol kola girip işbirliği yapmadı mı? Komünizm tehlikesine karşı ortaya atılan Türk-İslam sentezinin mimarları arasında yer alıp, papatya kılığında dönemin ne idüğü belirsiz iktidarının koltuk değneği olmadı mı?

“Benim memurum işini bilir”, “Anayasayı bir kez delmekle bir şey olmaz” denirken, akıllarından itiraz etmek geçti mi acaba? Ya da DGM’lerde yıllarca süren davalarda insanlar can çekişirken, bunun bir insanlık suçu olduğunu düşünen oldu mu aralarında? Ülkenin emekçileri ölüm kalım savaşı verdiğinde, meydanlarda dayak yediklerinde, pıtrak gibi dört yanda imam hatipler açılıp, toplum topyekûn muhafazakârlaştığında ne düşündüler acep?

Memurlar, emekliler, işçiler ve tüm yoksullar iktidarların kapısında eziyet çekerken, Kürt sorunu büyüyüp de önümüzde dev bir enkaz haline geldiğinde, sesini duyuramayan insanlar acı içinde kıvranıp, çaresizlikten intiharlar, çatışmalar olduğunda ellerinde bulunan medyalarından, iktidar sahiplerinin ziyaret etmeye bayıldığı kulüplerinde vicdan azabı duydukları oldu mu hiç?

AKP iktidara geldikten sonra ‘Özgürlükçü, yenilikçi, AB sürecine bağlı’ diye alkış tutan, övgüler düzen kim? Ucube AB’den müzakere için gün alma sürecinde, gündüz havai fişek atılan Ankara’da kutlamalara katılan kim? Liberal gazetecilerle AKP’yi yeni anayasanın mimarı ilan eden ve her türlü destek açıklaması yapan TÜSİAD değil mi?

Devlet ihaleleri kapan, özelleştirmelerle yolunu bulan kim? Bugün ortaklık bozulmuş gibi görünüyor. AKP haklı olarak artık kendi sermayesini yaratma güveni, kapitalistleşmesini tamamlamış olma umursamazlığıyla salvolara başladı. Yeni dönem yine aynı oy oranıyla iktidar olurlarsa ilk hedef TÜSİAD üyeleri, belli oldu. Bu feryat onun için.

Daha başbakan TÜSİAD’ı yeni ziyaret etti, patronlar kulübünün anlı şanlı para babalarının ne halde olduğunu hep birlikte gördük.

Gerçeği konuşalım.

Darbe; ülkede düşünen, yazan, çizen, itiraz eden, örgütlü adam bırakmadı. Sosyolojik bir saptamadır; bir askeri müdahalenin sonuçları ortalama yirmi yılda görünür. Yani birkaç kuşak geçmesi gerekir. Şimdi ortaya çıkan gamsız, bireyci, hazcı, yanındakinin acısını işitmeyen, gördüklerine kafayı çevirip işine devam eden, kapağı bir başka ülkeye atıp keyfine bakmayı düşünen çocuklar nerden çıktı diye şaşıranlara, kuşkusuz ben de şaşırıyorum!

Koyu milliyetçilik yapan, alevi çocuklarının hakkını görmezden gelen, kadın hakları noktasında pederşahi tavrını koruyan, önüne gelen herkesle kavga eden bir başbakana ne zaman ilk defa itiraz etmek aklınıza geldi sayın Boyner?

Kitaplar tutuklanırken, gazeteciler çürürken, f tipi tecrit uygulamaları insanlara görülmemiş acılar yaşatırken, soruyorum nerdeydiniz sayın Boyner?

Elbette kurumunuzun tüm tarihini size mal ediyor değilim. Geç de olsa olup biteni fark etmiş olmanıza saygı da duyuyorum. Ama dünyayı kendinden ibaret sayan patronların her gün değişebilen haleti ruhiyesine göre bir demokrasi, özgürlük tarifi yapmamız mümkün değil.

Ben de çok merak ediyorum; ülkeyi getirdiğiniz bu yeri, ilerde çocuklarınıza nasıl açıklayacaksınız?

(Birgün 31.05.2011)

[Bu yazı 1313 kez okundu]
BU SITENIN ÖNCELIKLI AMACI Ülkede evrensel, çagdas ve toplumcu bir hukuk ve yönetim anlayisini egemen kilmak üzere,
HUKUKÇULAR VE SORUMLULUK DUYAN HERKES ortak akil üretebilecekleri, ortak tutum belirleyebilecekleri bir iletisim, paylasim ve tartisma ortaminda BULUSTURMAKTIR.
Yeni Yaklasimlar, ortak çalisma ürünüdür. Sitede yer alan yazilardan yazari sorumludur. Kaynak gösterilerek alinti yapilabilir.
Websitesi ile lgili sorulariniz için buraya tiklayin. Diger konularla ilgili sorulariniz için iletisim sayfasindan ilgili kisi ile irtibata geçebilirsiniz.
Yeni Yaklasimlar © 2016 - [ARENA YAZILIM] - E-Müvekkil Pro™