Yazdırmak için tıklayın Eposta Olarak göndermek için tıklayın Yorum Eklemek için tıklayın
Fransa tepkileri
9 Ocak 2015, Aydemir GÜLER
, Aydemir GÜLER

2001'de İkiz Kuleler çöktüğünde kimi müslüman ülkelerde insanlar “al sana medeniyetler çatışması” dercesine mutlu olmuşlardı. 11 Eylül'ün ABD emperyalizminin doğrudan müdahale kampanyası için mazeret oluşturacağını algılamamışlardı kitleler. Bir başka düzeydeyse, belki de hedef, tam da o gerekçeyi perçinlemek, Batı kamuoyuna barbar doğu resmini iyice vermekti. Sonuç olarak anti-emperyalizm saptırılıyor veya istismar ediliyordu, insanlık dışı ve emperyalizmin evladı dinci gericilik tarafından.

Aradan bu kadar yıl geçtikten sonra bunun devam etmediğini, Fransa örneğinde marjinal kaldığını görüyoruz. Burada bir sorun olduğu açık. Zira aynı yıllar boyunca ABD savaşlar yarattı, AB'nin yaldızları sapır sapır döküldü, demokrasi şampiyonluğunun yerini neo-nazileri iktidara taşıyan operasyonlar aldı, kapitalist sistem tarihinin en ağır ekonomik krizine sahne olarak inandırıcılığını yitirdi... Bu durumda anti-emperyalizmin daha itibarlı, alanının daha geniş olması beklenmemeli miydi? Neredeyse emperyalist Fransa bir bütün olarak mazlum sayılacak!

Kuşkusuz insanlığın tüm kazanımlarını yok etmek için barbarlığın zirvesine tırmanan bir yobaz sürüsüyle karşı karşıyayız. Bunların bu kadar boşluk bulmalarının nedeni “çağdaş” emperyalist kapitalizmin insanlığın o kazanımlarını inkar noktasına çoktan gelmiş olması. Kapitalizm “genel olarak yıkıcı” olmanın da ötesine geçmiş bulunuyor. Emperyalizm genel olarak savaş üretiyor, ama ötesi var artık. Artık kalkınma, sanayileşme, ekonomik büyüme gibi kavramlar tarihin ileriye doğru dönen çarklarına denk düşmüyor... Yoksa bu insanlıktan çıkmış yaratıklar cürümleri kadar yer yakarlardı ancak!

On üç – on dört yıl önceki demagojik ve saptırılmış tezahürleriyle değil, daha sağlıklı biçimlerde gericilikle emperyalizm arasındaki bağa işaret eden bir tutum kendini hissettirmeliydi arada yaşananlardan sonra... Belli ki bizim Türkiye için işaret ettiğimiz açı dünyada da açılmış durumda. Gericiliğe karşı duyarlılık anti-emperyalist duyarlılığın çok önüne geçmiş durumda.

Fransız Komünist Partisi Paris'te Çarşamba akşamki buluşmanın en önemli çağrıcısıydı. Bu aktif ve hızlı tutum alışı not ederken parti açıklamasının Cumhuriyeti sahiplenmek ve ulusal birlik vurgularıyla sınırlı olduğunu da gözden kaçırmayalım. FKP uzun zamandır emperyalizm kavramına merkezi bir yer ayırmıyor...

Gericilikle emperyalizmin bir bütün oluşturdukları atlandığında, İslamofobi denen ve Batı toplumlarında içerde göçmenlere karşı ırkçı hareketleri, dışardaysa emperyalist saldırganlığı besleyen tehdit başıboş kalır. Solculuk bu sakil durumun parçası olmaz tabii ki. Lakin bakış açısında bütünlük eksikse barikat da kuramaz.

Şimdilik aynı partinin içinden başka sesler açığı kapatmayı deniyor. Bir kaynakta Fransa'nın 2011'de Libya'daki çeteleri silahlandırdığı, bu ülkenin İslamcı terörün merkez üssüne dönüşmesinde “hata”nın Fransa'ya ait olduğu manşete çıkıverdi (Anthony Crézégut).

O kadarla da kalmıyor. Ortadoğu'daki rolü belli olan Katar Fransa'nın yakın dostu. Haziran 2011'de Le Figaro gazetesi Fransa'nın Batı ve Güney Libya'ya hava yoluyla hafif silahlar verdiğini yazıyor. Bu silahların Mali müdahalesi sırasında Fransa'ya karşı kullanılmış olması da gericilerle emperyalistler arasındaki yasak aşkın bir cilvesi olsa gerek!

Sonuncu türden meseleler önemsiz aslında. İnsan hayatının sözünü ettiğimiz siyaset düzleminde nasıl bir değeri olabilir ki... Zaten bu tür cilveleşmelerin maliyeti ABD'nin ödedikleriyle karşılaştırılmaya hiç gelmez. Fransa kendine ait bir 11 Eylül'ü olabilecek ülke değil. Paris uzun zamandır emperyalist olmanın “sorumluluklarını” yerine getirmekte yaya kalıyor.

Amerikan 11 Eylül'ü öyle değildi. Stratejik bir tasarımdı ve uluslararası siyasette yeni bir evrenin kurdelasını kesti. Diğer emperyalist ülke liderleri gibi sıradan bir savaş suçlusu olduğu kesin olan Hollande'ın ne makas ne kurdela bulacak hali yok.

Katliama ırkçılığın yelkenlerinin şişecek olması eşlik edecek. Kaçınılmaz. Faşizm, hele ekonomik krizin sonrasında ciddi bir tehlike Batıda.

Ama asıl kritik olan şu ki, Avrupa egemen sınıfları ABD belirlenimli Ortadoğu politikasında ABD'den daha fazla risk yüklendiler ve riski yönetme ehliyetleri bu ülkelerin çoğunda yok. Yani, “onlar” inisiyatif alamayacağına göre pekala “biz” adım atabiliriz...

Emperyalist olmaya kalkışan AKP Türkiye'si bu kategoriye girmek için çok çaba harcadı. AKP gerici yükselişin maliyetini ödeyecek iktidarların başında geliyor.

[Bu yazı 864 kez okundu]
Aydemir GÜLER

YAZARIN DİĞER YAZILARI: [48]
[26 Aralık 2016] "Ah CHP vah CHP" ... [17 Mart 2016] 'HDP solu Güven Park'ta bitmiştir ... [14 Mart 2016] Dayanılmaz ... [4 Şubat 2016] Kürt sorununda ne bekleniyor? ... [1 Şubat 2016] Bir sınırı var. ... [28 Ocak 2016] AKP'nin kullanışlı efelenmesi ... [11 Ocak 2016] Korkacaksanız durmaktan korkun ... [4 Ocak 2016] AKP'nin dayanılmaz cazibesi ... [14 Aralık 2015] Taşları dökmek ... [7 Aralık 2015] Savaş hazırlığı ... [3 Aralık 2015] Tezek kadar akıl ... [19 Kasım 2015] Mükemmeli arayan komünist ... [16 Kasım 2015] 'Bu bir tesadüf mü, yoldaşlar?' ... [10 Kasım 2015] Boşluktan çıkış ... [2 Kasım 2015] Saygısız ve örgütlü ... [30 Ekim 2015] En büyük 'vaadin' sahibiyiz ... [19 Ekim 2015] İnançsız sol ... [15 Ekim 2015] Cenaze evinde kahkaha ... [12 Ekim 2015] Yeni durum, yeni dizilim ... [8 Ekim 2015] Zamanında bir uyarı denemesi ... [5 Ekim 2015] Hedefi daraltmak mı? ... [1 Ekim 2015] Anlamıyoruz ... [14 Eylül 2015] Sürprizler ülkesi ... [7 Eylül 2015] Komünistlik fazla ... [29 Ağustos 2015] Bakan olmak ... [27 Ağustos 2015] Eskiden olsa. ... [24 Ağustos 2015] AKP'yi yalnız mı zannediyorsunuz? ... [20 Ağustos 2015] Sıfıra sıfır, elde var kan ... [13 Ağustos 2015] Sosyalizm üzerindeki baskı ... [10 Ağustos 2015] AB, NATO, 'süreç'. ... [3 Ağustos 2015] Türkiye kontrolden çıktı mı? ... [27 Temmuz 2015] Sınıfını unutan sol ... [20 Temmuz 2015] Aman çözüm sürecine 'bi şi olmasın' ... [13 Temmuz 2015] Seçimden sonra bir ay ... [6 Temmuz 2015] Reformizmin yeni nefesi ... [2 Temmuz 2015] Popülist akılsızlık halleri ... [11 Haziran 2015] Rahatlayan Türkiye ... [26 Mayıs 2015] 'Proce'ye oy da yok ... [16 Nisan 2015] Parlamento ne kadar önemli? ... [13 Nisan 2015] AKP'yi geriletmek ... [10 Mart 2015] Bir Çanakkale yazısı ... [9 Şubat 2015] Kaç yanlış kaç doğruyu götürür? ... [3 Ocak 2015] Artık 2015'teyiz... ... [29 Aralık 2014] Haziran demir alırken ... [27 Aralık 2014] AKP yılbaşına hazırlanıyor ... [22 Aralık 2014] Sosyal medya, Kürt sorunu ve düzey ... [10 Aralık 2014] Çirkin Süreç ... [28 Kasım 2014] Bir buçuk ay öncesine bakarsak ...
Aydemir GÜLER
BU SITENIN ÖNCELIKLI AMACI Ülkede evrensel, çagdas ve toplumcu bir hukuk ve yönetim anlayisini egemen kilmak üzere,
HUKUKÇULAR VE SORUMLULUK DUYAN HERKES ortak akil üretebilecekleri, ortak tutum belirleyebilecekleri bir iletisim, paylasim ve tartisma ortaminda BULUSTURMAKTIR.
Yeni Yaklasimlar, ortak çalisma ürünüdür. Sitede yer alan yazilardan yazari sorumludur. Kaynak gösterilerek alinti yapilabilir.
Websitesi ile lgili sorulariniz için buraya tiklayin. Diger konularla ilgili sorulariniz için iletisim sayfasindan ilgili kisi ile irtibata geçebilirsiniz.
Yeni Yaklasimlar © 2016 - [ARENA YAZILIM] - E-Müvekkil Pro™