Yazdırmak için tıklayın Eposta Olarak göndermek için tıklayın Yorum Eklemek için tıklayın
Seks kasetleri: Nereden biliyorsun?
26 Mayıs 2011, Kadri GÜRSEL
, Kadri GÜRSEL

Başlıktaki soruyu dün yazıları gözüme takılan iki kişiye soruyorum. Birincisi, Milliyet’in ilgiyle takip ettiğim değerli yazarı Metin Münir...
Baykal’ı ve MHP Başkanlık Divanı üyelerini hedef alan kaset olaylarının birbirinden “gece ve gündüz kadar farklı” olduğunu yazmış. Birincisinin hedefi Baykal’ı saf dışı bırakıp CHP’nin önünü açmakmış, dolayısıyla bu AKP’nin zararına bir gelişmeymiş. İkincisi hakkında ise “Amacı MHP’nin önünü kapatmak, seçim şansını azaltmaktır. Bu bakımdan AKP’nin kârına bir gelişmedir” diye yazmış.
İkincisine itirazım yok; birincisine var.
Baykal kasetçilerinin “CHP’nin önünü açmak” amacıyla bu suçu işlediğini nereden biliyorsunuz? Sonuca bakarak mı? Kılıçdaroğlu geldi, Baykalcı vesayet son buldu, Önder Sav kliği temizlendi, CHP’nin önü açıldı diye mi?
“Siyaset mühendisliği”nin sonucu garantili bir mekaniği yoktur. Siyasi teşekkülün altına konulan “bomba” patlatıldığında yıkıcıların hayal gücünü aşan, sonsuz çeşitlilikte sonuçlar meydana çıkabilir. Dolayısıyla, röntgenci siyaset mühendisleri çetesinin Baykal kasetini “patlatarak” yol açtıkları sonuca bakıp, “Bu en çok kimin işine yaradı?” sorusunun rehberliğinde tahlil yapmak, komplo teorisyenlerinin uzak durulması gereken tipik mantığıdır.
Madem Baykal kaseti “CHP’nin önünü açmak isteyenler”in işidir ve bundan en çok AKP zarar görmektedir, o halde bu olayı devletin bütün imkânlarını seferber ederek çözmek için AKP iktidarının birden çok nedeni vardır.
Önce vatandaşların anayasal haklarını ve siyaset kurumunun meşruiyetini korumak ve sonra da CHP’nin yükselişine karşı AKP’yi sağlama almak gibi...
Öyle görünüyor ki AKP+Cemaat koalisyonunun bu bahiste ne vatandaşların, ne kurumların ne de kendilerinin menfaatlerini korumak gibi bir derdi vardır. Çünkü üzerinden bir yılı aşkın zaman geçmesine rağmen skandalın muamması çözülebilmiş değil.
Elinde muazzam bir kadro havuzu ve teknik imkânlar bulunan, bunları kullanarak eski Türkiye’nin askeri ve bürokratik vesayeti ile statükosunu tuzla buz etmiş olan iktidar koalisyonunun Baykal kaseti soruşturmasındaki tuhaf etkisizliği izaha muhtaç bir çelişkidir.
Başlıktaki soruyu yöneltmek istediğim ikinci kişi de Zaman yazarı Hüseyin Gülerce... “CHP’ye bunu kim yaptı?” sorusuna kendisinin verdiği cevabın lafzı olmasa da ruhu, Metin Münir’inkiyle aynı adresi işaret ediyor: “Vesayetçiler...” Gülerce’ye göre AKP ile yarışabilecek bir CHP dizayn edilmek istenmiş.
Gülerce, “CHP’nin güçlendirileceği yeni denklemde MHP’nin yeri yok” diyor. Peki, bu iki partili sistem AKP’nin ilelebet iktidarda kalmasına hizmet etmeyecek mi? Eski vesayetçilerin bunu istemesi için bir intihar psikozu içinde, akıllarını peynir ekmekle yemiş olmaları lazım.
“CHP’yi kimler dizayn ediyorsa, MHP operasyonunu da onlar yapıyor” diye yazmış Gülerce.
Nereden biliyor?
CHP ve MHP’ye karşı yürütülen bu denli büyük çapta siyaset mühendisliği operasyonları devletin içinde yuvalanmış odaklar tarafından yürütüldüyse devlet bitmiş demektir. Bu operasyon devletin dışındaki bir odaktan, devlete rağmen sevk ve idare edilmişse devlet yine bitmiş demektir.
Ne olduysa oldu; birkaç gün öncesine kadar MHP seks kasetlerinin tadını çıkaran AKP, Cemaat ve medyası birden uyandı. Şimdi “Vallahi billahi biz yapmadık; yapan şerefsizdir” minvalli konuşuyorlar.
Belki de gördüler ki rezil seks kaseti temaşası ters tepiyor. Röntgenci mundar bel altının, MHP’yi baraj altına düşürememesi ihtimali artıyor.
Ama düşürürse, meydanlarda Kılıçdaroğlu’na “CD operasyonuyla geldi” diyenler hakkında da “Seks kasetleriyle geldiler” denecek.
Dışarıdan seks kasetleriyle müdahale edilerek kurulmuş bir meclisin de, siyasetin de, o meclisten geçirilecek anayasanın da meşruiyeti tartışmalı olacak.
Gülerce, “(Kaset operasyonunu) ‘Okyanus ötesi’ (Cemaat) ve AKP yapsa devletin başka kurumlarındaki odaklar, teknoloji, istihbarat ve imkânları sayesinde bunu hemen ortaya dökerdi” diyor.
Biz ise iktidarın tam kontrolü altında olduğunu sandığımız MİT, Emniyet ve hatta Yargı’ya rağmen Baykal kaseti faillerinin meçhul kalmasının ve MHP’ye bu devasa operasyonun bu kadar rahatlıkla yürütülebilmiş olmasının nedenlerini merak ediyoruz.
Bu kadar çok şey bilen Gülerce eminim bu soruların cevabını da biliyordur.

(Milliyet 26.05.2011)

[Bu yazı 1839 kez okundu]
Kadri GÜRSEL

YAZARIN DİĞER YAZILARI: [44]
[1 Eylül 2013] Katile 'katil' deyin, beladan da uzak durun ... [24 Haziran 2013] 'AKP'nin Yükselişi ve Düşüşü' ... [31 Aralık 2012] Devletin ve milletin arkasına saklanmayın ... [24 Aralık 2012] Meşru gücünün sınırlarında ... [6 Eylül 2012] Haber adem, Türkiye badem ... [3 Eylül 2012] 'Son'a kadar Davutoğlu'yla ... [30 Ağustos 2012] Bir ülke işte böyle parçalanır ... [27 Ağustos 2012] PKK'nın stratejik derinliği ... [16 Temmuz 2012] Basın özgür değilse, kimse özgür değil ... [9 Temmuz 2012] Laik Türkler daha iyisini hak edebilir ... [2 Temmuz 2012] Kürt taleplerine, Türklerin cevabı ... [28 Haziran 2012] Milletin meselesi, nasıl 'milli mesele' olur? ... [14 Haziran 2012] Seçmeli Kürtçe: Çok az, çok geç ... [28 Mayıs 2012] Başkanlık sistemi zararlı ve tehlikeli ... [27 Mayıs 2012] Zombiler karşısında gergin ve endişeli ... [17 Mayıs 2012] Cemaat Fener'i ele geçirmek istemiyor ... [6 Mayıs 2012] Video komplosu: Kim kazandı, kim kaybetti? ... [29 Nisan 2012] Olmayan demokrasi ihraç edilemez ... [26 Nisan 2012] Ankara'nın tek ortağı Barzani ... [25 Mart 2012] Emzik planı ... [19 Mart 2012] Türkiye'nin imajını bozanlar kimlerdir? ... [15 Mart 2012] O gazeteciler dışarıda, gazetecilik hâlâ hapiste ... [8 Ocak 2012] İran için vakit çok geç (Davutoğlu için de...) ... [22 Aralık 2011] 'Soykırım Yasası'na AB kalkanı ... [1 Aralık 2011] Böyle özür dilenmez ... [20 Kasım 2011] Türkiye-İsrail Yeniden düşünmek -1- ... [13 Kasım 2011] Kürt cinini şişeye tıkmak ... [3 Kasım 2011] ABD Irak'tan çekilirken... ... [15 Eylül 2011] Savaştan söz etmenin dayanılmaz hafifliği ... [11 Eylül 2011] Gazze 'milli dava' değildir ... [11 Ağustos 2011] Hakikaten, polisin dağda ne işi var? ... [4 Ağustos 2011] Askerin 'dönüş bileti' yok mu sanıyorsunuz? ... [17 Temmuz 2011] Anlamsız savaş, popülist siyaset ... [7 Temmuz 2011] 'Üç Büyükler' düzenine operasyon ... [26 Haziran 2011] Meclis, 17 yıllık hatasını telafi etmeli ... [23 Haziran 2011] 'Sıfır sorun': Halep oradaysa arşın burada ... [19 Haziran 2011] Alevi'yse ne var bunda? ... [6 Haziran 2011] 'Müslüman demokrasi' palavrasının sonu ... [23 Mayıs 2011] Demokrasi için, 'gücü azaltılmış Erdoğan' ... [21 Nisan 2011] 'Yüzde 10' barajı, istikrarın düşmanı ... [11 Nisan 2011] Arap baharı, Kürt yazı ... [3 Nisan 2011] Türkiye Cemaat'e büyük geldi ... [28 Şubat 2011] Müslüman demokrasi iş başında ... [31 Ocak 2011] 'Mısır İslam Cumhuriyeti' ...
Kadri GÜRSEL
BU SITENIN ÖNCELIKLI AMACI Ülkede evrensel, çagdas ve toplumcu bir hukuk ve yönetim anlayisini egemen kilmak üzere,
HUKUKÇULAR VE SORUMLULUK DUYAN HERKES ortak akil üretebilecekleri, ortak tutum belirleyebilecekleri bir iletisim, paylasim ve tartisma ortaminda BULUSTURMAKTIR.
Yeni Yaklasimlar, ortak çalisma ürünüdür. Sitede yer alan yazilardan yazari sorumludur. Kaynak gösterilerek alinti yapilabilir.
Websitesi ile lgili sorulariniz için buraya tiklayin. Diger konularla ilgili sorulariniz için iletisim sayfasindan ilgili kisi ile irtibata geçebilirsiniz.
Yeni Yaklasimlar © 2016 - [ARENA YAZILIM] - E-Müvekkil Pro™