Yazdırmak için tıklayın Eposta Olarak göndermek için tıklayın Yorum Eklemek için tıklayın
Kürt meselesi CHP, BDP ve AKP
26 Mayıs 2011, Nuray MERT
, Nuray MERT

Seçimler yaklaşırken CHP, Kürt meselesine ilişkin olarak umulmadık bir hamle yaptı. Ama nedense, Türkiye’nin ‘demokrat’larının birçoğu, pek de sevinmiş gözükmüyor. Dahası, bazıları, muhalefet partisi, bu meselede iktidarın önüne geçti diye neredeyse üzülmüş gözüküyor.
Kılıçdaroğlu’nun ‘bir dediği diğerini tutmuyormuş’, Başbakan’ın bir dediği diğerini tutuyor mu? Hal böyle iken ona açılan kredi, neden muhalefet liderine çok görülüyor anlamak mümkün değil. Hem, kimin söylediğinin ne önemi var, bu meselenin çözümünde kim ileri bir adım atıyor ise desteklemek gerekmez mi? Bakıyorum, yıllarca CHP’yi, bu konuda, ‘sosyal demokrat bir partiye yakışır’ davranmamakla suçlayanların ağzından ‘olumlu’ kelimesi bile zor çıkıyor.

Gerilim hattı
Diğer taraftan, ‘artık Kürt meselesi yoktur’ diyen, BDP’ye ‘terör örgütünün uzantısı’ diye verip veriştiren, bölgeye ‘güvenlikçi’ aday atayarak yeni sınırını ilan eden, Başbakan ve iktidar partisine dişe dokunur bir eleştiri yapmak için bile bin bir yol dolaşılıyor. Oysa, bu ülkenin demokratları, daha eleştirel davransalar, belki de iktidar partisi ve Başbakan tutumunu gözden geçirmek ihtiyacı hissedecek. Bunu yapmak yerine, bir yandan kem küm etmek, diğer yandan iktidar çevresinin tedavüle sürdüğü ‘Ergenekon-Kandil’ bağlantısı gibi zırvalar üzerine destan döşenmek barış yolunda mayın hükmünde. Bunu görmek o kadar zor mu?
Ergenekon-Kandil bağlantısı şüphesi duyanlar varsa, söylesinler sevgili Başbakanlarına, operasyonların durması talimatını versin, böylece spekülasyona mahal bir durum kalmaz. Diğer taraftan, bıraksınlar her sesi çıkanı ‘terör örgütü’ bağlantısı ile içeri tıkmayı, BDP demokratik zeminde siyaset yapma imkânını kullansın. Öyle değil mi?
Oysa, Başbakan başta olmak üzere iktidar partisi, gerilim hattında eli giderek daha fazla yükseltiyor. İktidar partisi, sonuçta, doksanlı yılların anlayışına geri dönmüş vaziyette. Hatta, bazı noktalarda geriye bile düştüğü söylenebilir. Son olarak, Başbakan Şırnak mitinginde, kepenk kapatanların, bunu zorla yaptıklarını iddia etti. Çöpü toplamayan belediyelere rağmen neden ‘hâlâ BDP’ye oy verdiklerini anlamadığını’ söyledi.
Bu anlayış, geçmişte laik kesimin İslamcı-muhafazakâr kesime karşı tavrının neredeyse tıpkısı değil mi? Bu kesim de yıllarca, ‘birilerinin kızları başını örtmeye zorladığını’ söyleyip durmadı mı? Bu ülkede yaşayan milyonlarca insanın sıkıntılarını, özlemlerini, taleplerini anlamamakta ısrar edip, AKP’ye verilen oyların ardında bin bir desise ve bit yeniği arayıp durmadı mı?

Ne bu hırs, bu öfke!
Bunca sıkıntılı süreçlerin içinden geçmiş, en kötüsü taş gibi bir anlayışsızlıkla mücadele etmek zorunda kalmış bir liderin ve siyasi çevrenin benzer bir tavrı, bu kadar kısa süre sonra, bu kadar benzer bir şekilde başkalarına karşı göstermekte tereddüt etmemesi nasıl izah edilebilir?
Biliyoruz, ‘iktidar’ böyle bir oyun, sahibini zorluyor, savuruyor, körleştiriyor, ama bu savrulmaya, körleşmeye direnmek hiç mi mümkün değil? Değer mi, vicdanı, aklı, izanı kör kavgaya kurban etmeye. Hem de böyle bir zamanda, etrafımız yangın yerine dönmüşken? Bu yangınlardan, körükçülük yaparak ‘kazançlı’ çıkmak mümkün mü, olsa bile gönül buna razı olmalı mı? Başbakan’ın sıklıkla hatırlattığı gibi, vademiz ve gideceğimiz yer belli değil mi? İnanıyorsak, hesabımızı kolay vermeye, değilse geride temiz bir sicil bırakmaya değmez mi? Ne bu hırs, bu öfke, bu kavga müptelalığı? Her şey bir yana, durup işin bu tarafını düşünmeye değmez mi? İnanın, işin bu tarafını düşünmek, her şeyi bir yana itebilir, umutlu bir yolun başlangıcı olabilir.
Not: Sanal âlemde, twitter ya da facebook gibi yerlerde kendi adıma açılmış hiçbir adresim yoktur. Bana ait olmayan, beni çağrıştıran adresler alınıp, fotoğraflarım ekleniyor ve benmişim gibi notlar yazılıyor...

(Milliyet 26.05.2011)

[Bu yazı 1759 kez okundu]
Nuray MERT

YAZARIN DİĞER YAZILARI: [54]
[9 Haziran 2017] Katar'ın başına gelenler ... [15 Ocak 2016] Linç kampanyasına nefer yazılanlar asıl siz kendinizden utanın! ... [31 Ağustos 2015] Merak etmeyin, istedikleri düzeni kuramayacaklar ... [27 Temmuz 2015] Lanetli çözüm, ahmakların seferi ... [13 Nisan 2015] Ülkede Karanlık Bir Sabaha Uyanmak ... [15 Mayıs 2014] Soma Katliamı. Ayrı dünyaların insanlarıyız ... [17 Nisan 2014] Kulak asmayın düşünce tacirlerine! ... [9 Kasım 2013] 'Otoriter muhafazakarlık' ve demokrasi ... [25 Ekim 2013] Muhafazakarların 'Bağımsız Türkiye'si ... [18 Ekim 2013] Bayramda Barış Süreci ... [16 Temmuz 2013] Bu çirkin tablonun ardındakiler ... [17 Mayıs 2013] Suriye politikasının ağır bedeli ... [3 Mayıs 2013] Burası işte böyle bir ülke! ... [10 Nisan 2013] Kuş katliamı ... [9 Şubat 2013] Karanlık Bir Tünelden Çıkış ... [1 Şubat 2013] Masum değilsiniz hiçbiriniz ... [15 Ocak 2012] Sadece cesur insanlar özgür olabilir ... [12 Ocak 2012] Muammalı bir hesaplaşma devri ... [5 Ocak 2012] Muhafazakâr cumhuriyet ... [25 Aralık 2011] Fransa, Türkiye, Suriye ve Ortadoğu ... [18 Aralık 2011] Ortadoğu'da yeni dönem ... [20 Kasım 2011] Herkes fikrini bozmuş! ... [13 Kasım 2011] Bir büyük kompozisyon yarışması ... [25 Ekim 2011] Demokratik 'zihniyet' meselesi ... [13 Ekim 2011] 'Görevimiz tehlike' ... [6 Ekim 2011] 'Bu hal', 'OHAL' mi? ... [4 Ekim 2011] Zizek'in 'yeni oryantalizmi' ... [25 Eylül 2011] Kürt meselesi ve yurtta savaş cihanda savaş ... [22 Eylül 2011] Yeni laiklik tartışmaları ... [20 Eylül 2011] Erdoğan ve Nasır ... [11 Eylül 2011] 'Libya özel sayısı' ... [8 Eylül 2011] İsrail ve Kürt meselesi ... [1 Eylül 2011] İslam Emperyalizmi, Neo-Osmanlıcılık ... [23 Ağustos 2011] 'İslam ve Sosyalizm' ... [16 Ağustos 2011] 'Londra isyanı' ve insanlığın çözülüşü ... [9 Ağustos 2011] Suriye'ye giden 'mesaj' ... [24 Temmuz 2011] Türkiye'nin 'Değerler'i ... [5 Temmuz 2011] Maslahatçı demokrasi ... [30 Haziran 2011] 'İkna Odaları'ndan 'İkna Meclisi'ne ... [26 Haziran 2011] Şeytana uymayalım ... [19 Haziran 2011] 'Kimliğe oy' ve 'yeni statüko' ... [13 Mayıs 2011] Dere geçilirken değişmeyen at ... [10 Mayıs 2011] Bu hale nasıl geldik? ... [26 Nisan 2011] 'Sol' garezi ... [15 Nisan 2011] Yeni engizisyonlar, yeni cadı avları ... [14 Nisan 2011] İktidar ... [7 Nisan 2011] Devlet için 'demokrasi', devlet için anayasa! ... [22 Şubat 2011] 'Organizma' ve tecavüz! ... [18 Şubat 2011] Tasasız 'demokrat'lar! ... [16 Şubat 2011] Mısır'da 'Post-Devrim', 'Post-demokrasi' ... [10 Şubat 2011] Yeni statüko, Kıbrıs ve demokrasi ... [25 Ocak 2011] 'Tefrika'yı savunmak! ... [11 Aralık 2010] 'Öğrenci eylemleri' krizi ... [23 Ekim 2010] Laikliğin teminatı ...
Nuray MERT
BU SITENIN ÖNCELIKLI AMACI Ülkede evrensel, çagdas ve toplumcu bir hukuk ve yönetim anlayisini egemen kilmak üzere,
HUKUKÇULAR VE SORUMLULUK DUYAN HERKES ortak akil üretebilecekleri, ortak tutum belirleyebilecekleri bir iletisim, paylasim ve tartisma ortaminda BULUSTURMAKTIR.
Yeni Yaklasimlar, ortak çalisma ürünüdür. Sitede yer alan yazilardan yazari sorumludur. Kaynak gösterilerek alinti yapilabilir.
Websitesi ile lgili sorulariniz için buraya tiklayin. Diger konularla ilgili sorulariniz için iletisim sayfasindan ilgili kisi ile irtibata geçebilirsiniz.
Yeni Yaklasimlar © 2016 - [ARENA YAZILIM] - E-Müvekkil Pro™