Yazdırmak için tıklayın Eposta Olarak göndermek için tıklayın Yorum Eklemek için tıklayın
Haziran demir alırken
29 Aralık 2014, Aydemir GÜLER
, Aydemir GÜLER

Başlıktan devam edeyim: Haziran demir alırken... nelere dikkat etmeli?

İki gün süren ve sadece içeriğinin yoğunluğu nedeniyle değil, solda yaygın bazı alışkanlıkların da katkısıyla hayli yorucu geçen bir toplantıdan sonra bunu tartışmaya devam etmeliyiz. Cumartesi günü de kürsüde aşağı yukarı aynı çizgide uyarılar içeren bir konuşma yapmıştım. Ama aynı içeriği yazmayacağım. İki gün boşa geçmedi; yeni gözlemler var, tartışmalar var...

Birleşik Haziran Hareketi hakkında kafalardaki rivayetlerin bir ölçüde sadeleştiğini varsaymak durumundayız, bu gözlem ve tartışmaların sonunda. Bazı tartışmalar bağlanmaz öyle kolay kolay. Ama ortaya atılan görüşler ve yanıtlar önem taşıyarak kayda girer.

Örneğin BHH'yi basbayağı bir örgüt gibi tarif eden fikirlere verilen yanıtlar yeterlidir. Haziran hareketi yeni bir örgüt değil, AKP diktatörlüğüne karşı mücadeleye atılan milyonlarca insanın kendisini örgütlü hissedeceği, aidiyet hissedeceği bir direniş hareketidir. BHH “hangi kurallarla nasıl yapacağını” tartışmaktan ziyade “yapmalıdır.”

Yani tartışma ve onun şekillendireceği ortak akıl neyin yapılacağına odaklanmalıdır. Eğitimde gericileşmeye karşı alternatif eğitim programı hazırlamayacağız. Gericileşmenin toplumda en can alıcı unsurlarına, mümkünse en az sayıda unsuruna ve dolayısıyla en sade biçimde odaklanacak ve kavga edeceğiz. Odaklanma ve sadeleşme bu kavganın bir “öncü ataklığı” olmanın ötesinde “halk hareketi” biçimini alabilmesi için gerekiyor.

BHH içinde başka “akıllar” var. Partiler mesela. Bunlar kuşkusuz alternatif eğitim programlarını hazırlamalılar, kavramlarını inceltmeliler. Örneğin sosyalist devrimcilerin geleneğinde “demokratik özerk” kalıbı yoktur. Özerklik öyle aceleden atlanacak bir terim değil, basbayağı kapitalizm içi çözüm arayışının, aşamacılığın kavramlarından biridir. Geçelim... 

Ama bir üst paragrafda madem lafı geçti, açalım. “Halk hareketi” ile “öncü ataklığı” arasındaki fark devrimci gerçeklikle hayal dünyası arasındaki farktır aslında. Haziran direnişinden 2014 sonuna devrolan şey bir parmak şıkırdatmasıyla sokaklara dökülecek yüz binler değildir. Bir direnme güdüsüdür.

Devrolan ve canlılığını koruyan değerin, her bedeli göze alan kitlesel gözüpeklik olduğunu sanmayın. İnsanın cesareti, çocukları öldürüldüğünde, sürekli saldırıya uğradığında, karşı taraf başarı kazandığında, devlet terör estirdiğinde kırılabilir pekala. Örgütlüyse tersi de olur. Türkiye'de ne biri ne diğeri bence. Önemli de değil... Canlılığını koruyan ve bir kez yaşandığında geri kazınması için çok uzun süreler gereken deneyim Haziran 2013'ün halk aydınlanmasıdır.

Bu halk aydınlanmasının özü laiklik. Laikliğe indirgenemeyecek ve örneğin işsizliğin yarattığı sıkışmayı, hükümetin savaş kışkırtıcılığına, mezhepçi ve cinsiyetçi saldırganlığına duyulan tepkiyi, hatta yurtseverliği içeren Haziran'ı solun birliğine indirgemeye kalkmaksa, en olmadık iştir. BHH içinde laikliği elitizm, tepeden inmecilik falan diye düşünüp “solcular birleşmeli” naifliğine takılıp kalan varsa, yanlış adrese geldiğini anlamalı.

Velhasıl bir yeni girişim solun birliği ise, -cari veya eski- örgütlü solun aritmetik toplamı bile olamaz. Aklından “ama HDP de bir sol birlik” diye geçirenlere bir şey diyemem. 

Solda eskiden gelen kompleksleri aşamayan girişimler ölü doğar. Birleşik Haziran Hareketi bunlardan arınmış olamazdı elbette. Komplekslerden biri “laiklik deyince kemalist mi oluruz” çekingenliğiyle gericiliğin karşısına çıkamamak olabilir. Bir diğeri “biz de Kürt halkının özgürlük taleplerini destekliyoruz” diye kendi sözünü söyleyemez hale gelip kötürümleşmektir. Kürt, Türk, Rum veya Hemşinli, Arap veya Ermeni vb bütün halkımızın gericilikle ve şovenizmle sorunu var. Birleşik Haziran halkımızı oluşturan etnisite veya uluslardan birine, birkaçına dayanıyor olabilir mi, kendini böyle bir zeminde tanımlayabilir mi? Sol, kemalizm ve Kürt ulusal kurtuluşçuluğu karşısındaki komplekslerini aşmalıdır. Haziran Hareketi bunu sağlamalıdır. Biz laikliği de savunuyoruz, herkesin kendi anadilinde eğitim hakkını da. Biriyle kemalist diğeriyle Kürt tabanına sempatik görünmek için değil. İkisi birden halk aydınlanmasının ayrılmaz parçası oldukları için.

Sol bazı şeylerin lafını sakız eder, sakızın tadı giderek kaçar, içeriği değersizleşir, geriye manasız çenez hareketleri kalır! “Kadın-erkek eşitliği” de, konu kadınlarla erkekler arasında geçiyorsa, örneğin iki cinsiyetin dışını hastalık sayan Erdoğan kafasından çıkma bir saldırganlık söz konusuysa yerinde bir karşı çıkıştır. Ama kadınların ikinci sınıf olduğunu iddia eden yobazı durdurmanın ötesine geçtiğinizde aynı kavram LGBT gerçeğinin görmezden gelinmesi ve Haziran'ın bu dinamiğinin dışlanması demektir...

Gördüğünüz gibi iki gün yoğun ve yorucu geçti. Yukarıdaki başlıklar ve daha nicelerinde her tür boşvermişlikten sadece ortalamacılık çıkar. Ortalamacılıktansa bir şey çıkmaz. Sağlam, halkın kendini evsahibi hissedeceği, dolayısıyla kitlesel, sürekli, gözüpek bir direniş eylemi ancak vasatı aşmış bir derinlik temelinde bina edilir.

Birleşik Haziranın tabii ki eksikleri, zaafları var. Olmasaydı iki gün ne diye salonlara kapanacaktık ki zaten...

Umudu örgütlüyoruz dedik. Hazıra konduk demedik...

[Bu yazı 870 kez okundu]
Aydemir GÜLER

YAZARIN DİĞER YAZILARI: [48]
[26 Aralık 2016] "Ah CHP vah CHP" ... [17 Mart 2016] 'HDP solu Güven Park'ta bitmiştir ... [14 Mart 2016] Dayanılmaz ... [4 Şubat 2016] Kürt sorununda ne bekleniyor? ... [1 Şubat 2016] Bir sınırı var. ... [28 Ocak 2016] AKP'nin kullanışlı efelenmesi ... [11 Ocak 2016] Korkacaksanız durmaktan korkun ... [4 Ocak 2016] AKP'nin dayanılmaz cazibesi ... [14 Aralık 2015] Taşları dökmek ... [7 Aralık 2015] Savaş hazırlığı ... [3 Aralık 2015] Tezek kadar akıl ... [19 Kasım 2015] Mükemmeli arayan komünist ... [16 Kasım 2015] 'Bu bir tesadüf mü, yoldaşlar?' ... [10 Kasım 2015] Boşluktan çıkış ... [2 Kasım 2015] Saygısız ve örgütlü ... [30 Ekim 2015] En büyük 'vaadin' sahibiyiz ... [19 Ekim 2015] İnançsız sol ... [15 Ekim 2015] Cenaze evinde kahkaha ... [12 Ekim 2015] Yeni durum, yeni dizilim ... [8 Ekim 2015] Zamanında bir uyarı denemesi ... [5 Ekim 2015] Hedefi daraltmak mı? ... [1 Ekim 2015] Anlamıyoruz ... [14 Eylül 2015] Sürprizler ülkesi ... [7 Eylül 2015] Komünistlik fazla ... [29 Ağustos 2015] Bakan olmak ... [27 Ağustos 2015] Eskiden olsa. ... [24 Ağustos 2015] AKP'yi yalnız mı zannediyorsunuz? ... [20 Ağustos 2015] Sıfıra sıfır, elde var kan ... [13 Ağustos 2015] Sosyalizm üzerindeki baskı ... [10 Ağustos 2015] AB, NATO, 'süreç'. ... [3 Ağustos 2015] Türkiye kontrolden çıktı mı? ... [27 Temmuz 2015] Sınıfını unutan sol ... [20 Temmuz 2015] Aman çözüm sürecine 'bi şi olmasın' ... [13 Temmuz 2015] Seçimden sonra bir ay ... [6 Temmuz 2015] Reformizmin yeni nefesi ... [2 Temmuz 2015] Popülist akılsızlık halleri ... [11 Haziran 2015] Rahatlayan Türkiye ... [26 Mayıs 2015] 'Proce'ye oy da yok ... [16 Nisan 2015] Parlamento ne kadar önemli? ... [13 Nisan 2015] AKP'yi geriletmek ... [10 Mart 2015] Bir Çanakkale yazısı ... [9 Şubat 2015] Kaç yanlış kaç doğruyu götürür? ... [9 Ocak 2015] Fransa tepkileri ... [3 Ocak 2015] Artık 2015'teyiz... ... [27 Aralık 2014] AKP yılbaşına hazırlanıyor ... [22 Aralık 2014] Sosyal medya, Kürt sorunu ve düzey ... [10 Aralık 2014] Çirkin Süreç ... [28 Kasım 2014] Bir buçuk ay öncesine bakarsak ...
Aydemir GÜLER
BU SITENIN ÖNCELIKLI AMACI Ülkede evrensel, çagdas ve toplumcu bir hukuk ve yönetim anlayisini egemen kilmak üzere,
HUKUKÇULAR VE SORUMLULUK DUYAN HERKES ortak akil üretebilecekleri, ortak tutum belirleyebilecekleri bir iletisim, paylasim ve tartisma ortaminda BULUSTURMAKTIR.
Yeni Yaklasimlar, ortak çalisma ürünüdür. Sitede yer alan yazilardan yazari sorumludur. Kaynak gösterilerek alinti yapilabilir.
Websitesi ile lgili sorulariniz için buraya tiklayin. Diger konularla ilgili sorulariniz için iletisim sayfasindan ilgili kisi ile irtibata geçebilirsiniz.
Yeni Yaklasimlar © 2016 - [ARENA YAZILIM] - E-Müvekkil Pro™