Yazdırmak için tıklayın Eposta Olarak göndermek için tıklayın Yorum Eklemek için tıklayın
Cumhurbaşkanı Erdoğan Bakanlar Kuruluna Başkanlık edebilir mi?
17 Aralık 2014, Av.Feyzi Çelik
, Av.Feyzi Çelik

Ulaştırma Eski Bakanı Binali Yıldırım, , Recep Tayyip Erdoğan'ın Cumhurbaşkanı olmasıyla birlikte paralel bir başbakan gibi Cumhurbaşkanlığı sarayında çalışmaya başladı. Bilindiği gibi, henüz Recep Tayyip Erdoğan'ın Cumhurbaşkanlığının konuşulmaya başladığı dönemde, "halkın seçtiğ" cumhurbaşkanı olmasından hareketle Erdoğan'ın fiili başkan/yarı başkan olacağı Burhan Kuzu ve Bekir Bozdağ tarafından ifade edilmişti. Erdoğan'ın bu görüşü hayata geçireceği Binali Yıldırım'ın birkaç gün önce Erdoğan'ın 2015'ten itibaren Bakanlar Kuruluna başkanlık yapacağını söyledi. TC Anayasasına göre Cumhurbaşkanı Bakanlar Kuruluna başkanlık edebilir mi? Edebilirse hangi hallerde edebilir sorularına cevap verilmesi gerekmektedir. Her şeyden önce bu hususun vurgulanması gerekir o da: "Anayasa'nın 101/son maddesine göre cumhurbaşkanının partili olması mümkün değildir. Çünkü cumhurbaşkanı seçilen kişinin partisi ile ilişiği kesilir, milletvekili ise milletvekilliği düşer." Hükmüdür. Bu hükme göre, partili nitelikleri açık olan Başbakan ve bakanlara başkanlık yapması mümkün değildir.  

Anayasanın 110. Maddesine göre Bakanlar kurulu başbakan ve bakanlardan oluşur. Başbakanın milletvekili olması da zorunludur. Bu açıdan bakıldığında cumhurbaşkanının Bakanlar Kuruluna başkanlık etmesi hukuken mümkün değildir. Kaldı ki, Cumhurbaşkanının Bakanlar Kuruluna dahil olmadığı da bu madde ile açıktır.

Anayasanın 104. Maddesinde yer alan "cumhurbaşkanı gerektiğinde Bakanlar kuruluna başkanlık eder" hükmü istisnai bir hükümdür. Seçilen cumhurbaşkanı bu hükmü gerekçe göstererek sürekli olarak bakanlar kuruluna başkanlık yapması mümkün değildir. Cumhurbaşkanının siyasal yönden sorumsuzluğu buna engeldir. Bu maddede yer alan "gerektiğinde" ibaresi, cumhurbaşkanına tanınan takdir yetkisi anlamına gelen bir ibare değildir. Bu ibare Anayasaya göre Cumhurbaşkanının Bakanlar Kuruluna başkanlık edebileceği durumları belirtmek içindir. Yine, başbakan ve bakanlar siyasi olarak sorumludurlar. Gensoru ve güven oylaması yoluyla düşürülebilmektedir. Diyelim ki sürekli olarak bakanlar kuruluna başkanlık eden cumhurbaşkanı ise ona karşı gensoru ve güven oylaması nasıl yapılacaktır? Erdoğan ve yakın çevresi manipülasyon yaparak Anayasanın ruhuna aykırı olarak olmayan bir yetki peşinde koşuyor. 2007'de yapılan değişiklik sadece cumhurbaşkanının seçilme sistemini değiştirdi. Cumhurbaşkanının yetki ve görevlerinde değişiklik yapmadı. Halk tarafından seçildi diye başkanlık ya da yarı başkanlık sistemi kendiliğinden gelmez.

Yine Erdoğan henüz cumhurbaşkanı olmadan sanki cumhurbaşkanı olmuş gibi yeni yetkilerle donatıldı. Oysa cumhurbaşkanının bütün yetki ve görevleri Anayasa'da belirlenmiştir. Özellikle cumhurbaşkanının tek başına yapacağı işlemler bellidir. MİT Müsteşarı hakkındaki soruşturma izninin başbakandan alınıp cumhurbaşkanına verilmesi, bu konudaki kararı yargı denetiminin dışına taşımak amaçlıdır. Bu açıdan bakıldığında Erdoğan'ın fiili başkan olduğu kuşkusuzdur. Erdoğan, Anayasa'nın 104.maddesinde yazılı hükmü kendisine göre yorumlayarak fiili başkanlığını hukukileştirme çabası içindedir.

Cumhurbaşkanının Bakanlar Kuruluna başkanlık etmesi ancak olağanüstü hal veya sıkıyönetim ilan edilirse mümkündür. 104.maddede zikredilen "gerektiğinde" ibaresi bu durumu işaret etmektedir. Olağan durumlarda Cumhurbaşkanının Bakanlar Kuruluna başkanlık etmesi mümkün değildir. 1982 Anayasasının en tehlikeli hükmü 91/5. Maddesinde yer alan "olağanüstü ve sıkıyönetim hallerinde cumhurbaşkanlığının başkanlığında toplanan bakanlar kurulunun kanun hükmünde kararname çıkarma yetkisidir. Anayasa'nın 148/1-3.cümlesindeki "olağanüstü hal, sıkıyönetim ve savaş halinde çıkarılan Kanun hükmünde kararnamelerin(KHK) Anayasaya şekil ve esas bakımından Anayasaya aykırı olsa bile bu KHK'lere karşı iptal davası açılmasının yolu kapatılmıştır. Sıkıyönetim, olağanüstü halin ilanı konusundaki geniş takdir yetkisi de dikkate alındığında toplumsal olaylar bahane edilerek ilan edilecek bir olağanüstü halle otoriterliğin yolu sonuna kadar açılabilir. Cumhurbaşkanının Bakanlar Kuruluna başkanlık etme hevesi, onun olağanüstü hal etme arzusunu dile getirmek için mi? Sorusu ister istemez insanın aklına geliyor. Ortadoğu'daki diktatörlüklerin durumu da ülkelerini sürekli olarak olağanüstü hal şeklinde gösterip emir ve kararnamelerle yönetmeleri değil mi?

Olağan durumda yetki ve görevleri geniş olsa bile cumhurbaşkanına sürekli bakanlar kuruluna başkanlık etmesi Anayasaya göre mümkün değildir. Erdoğan, mevcut anayasal durum karşısında tüm yetkilerimi kullanacağım diyerek Türkiye'yi olağanüstü yönetimlerin sunduğu KHK'lerle yönetme arzusunu ortaya koymaktan başka bir anlamı olabilir mi?

 

radikal

 

[Bu yazı 1027 kez okundu]
BU SITENIN ÖNCELIKLI AMACI Ülkede evrensel, çagdas ve toplumcu bir hukuk ve yönetim anlayisini egemen kilmak üzere,
HUKUKÇULAR VE SORUMLULUK DUYAN HERKES ortak akil üretebilecekleri, ortak tutum belirleyebilecekleri bir iletisim, paylasim ve tartisma ortaminda BULUSTURMAKTIR.
Yeni Yaklasimlar, ortak çalisma ürünüdür. Sitede yer alan yazilardan yazari sorumludur. Kaynak gösterilerek alinti yapilabilir.
Websitesi ile lgili sorulariniz için buraya tiklayin. Diger konularla ilgili sorulariniz için iletisim sayfasindan ilgili kisi ile irtibata geçebilirsiniz.
Yeni Yaklasimlar © 2016 - [ARENA YAZILIM] - E-Müvekkil Pro™