Yazdırmak için tıklayın Eposta Olarak göndermek için tıklayın Yorum Eklemek için tıklayın
Artık şurası anlaşıldı: Kasetler profesyonel işi
23 Mayıs 2011, Ahmet HAKAN
, Ahmet HAKAN

Profesyonel işi çünkü: MHP’nin üst düzey yöneticilerini aylarca takip etmişler.

Profesyonel bir sabırla, profesyonel bir inatla... Acemiler, bu denli sabırlı ve inatçı olamaz.
Profesyonel işi çünkü: Hangi MHP yöneticisinin kiminle ve nerede birlikte olduğuna dair çok geniş bir istihbarat toplamışlar. İşin içinde teknik takip, izleme ve telefon dinleme olguları olduğu muhakkak.
Profesyonel işi çünkü: Operasyonda istihbaratçılar dışında saha timleri de görev almış. Saha timleri, elde edilen bilgiler çerçevesinde son derece zor ve tehlikeli bir görevi yerine getirmiş: Evlere ve ofislere gizli kameralar yerleştirmiş.
Profesyonel işi çünkü: Görüntülerin montajı, kurgusu mükemmel... Görüntülerin belli bir süreç ve taktik içerisinde kamuoyuna sunulması kusursuz... Özellikle zamanlamadaki mükemmellik dikkat çekici... Bu denli mükemmel bir zamanlamayı, acemilerin becermesi mümkün değil.
Profesyonel işi çünkü: Önce “dört kelle” alma, ardından Bahçeli’ye meydan okuma ve en sonunda yeniden “kelle alma”... Yani süper bir strateji... Daha da önemlisi bütün bu adımları, “Biz daha ülkücüyüz” yaklaşımıyla gerçekleştirme... Nereden bakarsanız bakın bütün bunlar, çok esaslı bir politik stratejiye işaret ediyor.
Profesyonel işi çünkü: İşin içinde kimlerin olduğuna dair en küçük bir açık yok ortada... Hiç kimse doğru dürüst bir şüpheliden bile söz edemiyor. Yani ortada en küçük bir açık vermeyen ve süreci korkusuzca, gayet bilinçli bir şekilde yöneten bir karanlık odak var.

Başbakan kasetten vurmayı terk etti

BAŞBAKAN Tayyip Erdoğan, kasetten vurmayı terk etti.
Hayır, hayır...
Terk etmesinin arka planında...
“Kasetten vurmak yanlıştır” anlayışı yok.
Ahlak yaklaşımında bir değişiklik yok.
“Tecessüs etmeyiniz” ayetinin sırrına vakıf olma durumu yok.
Bir Başbakan’ın “kaset çakalları”na cesaret vermesinin vahametini fark etme yok.
Peki ne varŞu var:
Başbakan Erdoğan, kaset olayını meydanlarda dillendirdikçe şu iki şeye yol açtığını fark etti:
BİR: MHP’yi mazlum ve mağdur konumuna ittiğini fark etti.
İKİ: Olup bitenlerin sorumluluğunun kendi üzerine kalabileceğini fark etti.
İşte bu yüzden kasetten vurmayı terk etti.
G G G
Hayır, hayır.
Niyet falan okumuyorum.
Sadece önceki gün verdiği mesajların satır aralarına baktığımda...
“Kasetten vurmak” için can attığının izlerini bulabiliyorum, o kadar.

Neden ‘MHP içi’ olamaz?

SEBEBİ gayet basit:
Eğer MHP içinde Devlet Bahçeli ve ekibinden hoşnut olmayan muhalif bir grup, bu kadar sistematik, bu kadar kusursuz, bu kadar süper ötesi bir planı uygulamaya sokabiliyor ve sonuç alabiliyorsa...
Muhalifi bile bu denli mükemmel çalışan bir partinin... Bırakın “Baraj altı / Baraj üstü” tartışmalarının konusu olmayı... Şimdiye çoktan tek başına iktidara gelmesi gerekirdi.

Gazete yığınından kişisel izlenimler

HÜRRİYET: Elime ilk aldığım gazete. (Şundan eminim: Kendi gazetem olmasa da elime ilk aldığım gazete olurdu). Önce dördüncü sayfaya şöyle bir bakış. Sonra sindirerek okuma süreci. Kelebek’le birlikte elimde en uzun süre onu tutuyorum.

MİLLİYET: Adı çıkmış bir kere, “çok sıkıcı bir gazete” diye... Oysa benim açımdan hiç de öyle değil. Birinci sayfasında beni en fazla oyalayan gazete... Tek sorun: Cadde ekinin ilk çıktığı dönemdeki heyecanını kaybetmesi.

SÖZCÜ: Hınzır bir zekâ, birinci sayfayla çelik çomak oynar gibi oynuyor. Bazen cuk oturtuyor, bazen fazla zorluyor. Ama birinci sayfasına mutlaka baktırıyor.

SABAH: Büyük kitle gazetesi olmak ile hükümet yanlısı duruş sergilemek arasında bir sıkışmışlık içinde... En çok orta sayfadan sonra çok hızlı geçiyor oluşuma şaşırıyorum. Çünkü orta sayfadan sonra durmamı gerektiren iki durak, Nazlı Ilıcak ile Yavuz Donat durağı...

ZAMAN: Tavırlı haberleri belli bir dikkatle yapmak gibi zor bir misyonu yerine getiriyor. Bunu da iyi yapıyor. Yalnız bir sorun var: Köşe yazarlarını öldürüyor. Fehmi Koru’yu da, Taha Kıvanç’ı da katletti.

STAR: Zaman kadar ağırbaşlı oldu ama tavırlı haberleri Zaman kadar profesyonelce veremiyor. Desteklemek ve kösteklemek amacını bazen fazla belli ediyor.
HABERTÜRK: Ana gazete, magazin eki ve hakikaten basının en eğlenceli başlıklarını atan İstanbul eki... Bu gazetedeki duraklarım bunlar.

BUGÜN: Habertürk kıvamına gelmesiyle birlikte daha oyuncaklı bir hal aldı. Bence gayet hoş oldu. Ahmet Taşgetiren, Gülay Göktürk ve Nuh Gönültaş... Bu üç yazarı hiç kaçırmam.

YENİ ŞAFAK: Muhafazakâr gazetelerin de kendi aralarında bir yarışı oluyor. “Kim daha çok iktidara sahip çıkacak / Kim daha çok muhalefete sataşacak” yarışı... Bu yarışta en atak ve en enerjik gazete Yeni Şafak... Keşke Fehmi Koru ve Taha Kıvanç’ı kaybetmeseydi.

BİRGÜN: Hem solcu, hem hükümet karşıtı, hem emekten yana, hem Kürt sorununa duyarlı...

MİLLİ GAZETE: Benim açımdan nostaljik bir değeri var Milli Gazete’nin... Bir ara çıkarmıştım gazete yığınından... Erbakan Hoca’nın vefatıyla yeniden girdi yığına... Yeniden benimsedim bu gazeteyi... Dünyayı Saadet Partisi’nin etrafında döndürme girişimine anlayışlı bir tebessümle yaklaşıyorum.

AKŞAM: Seviyorum bu gazeteyi... Çünkü sürprizli bir gazete... Hem birinci sayfasıyla, hem de yazarlarıyla öngörülemez. Bu açıdan elime iştahla alırım Akşam’ı...

CUMHURİYET: Şartlar dikkat çekmesi için çok müsait... Fakat sanki bir gizli el, bu gazeteyi, “aman fazla ileri gitme” diye tutuyor. Ben bu gazetede en çok Ali Sirmen’in “sevgili” diye başlayan politik yazıları ile Hikmet Çetinkaya’nın coşkulu şiirselliğini sevimli buluyorum.

VATAN: Birinci sayfası eskiden daha devrimciydi. Devrimci ruhunu kaybetmedi ama biraz enerjisini kaybetti. Tek kusuru var bu gazetenin: Reha Muhtar’ı filozof sanmak.

YENİÇAĞ: MHP’nin resmi sözcüsü Ortadoğu gazetesi ise, gayriresmi sözcüsü Yeniçağ... Köşe yazarlarına epey zaman ayırıyorum.

RADİKAL: Radikal’i hep en sona bırakırım. Çünkü gazete okuma işinin son bölümünde, oturuş şeklimi Radikal’in boyutuna göre değiştirmek isterim.

(Hürriyet 23.05.2011)

[Bu yazı 1797 kez okundu]
Ahmet HAKAN

YAZARIN DİĞER YAZILARI: [51]
[24 Mart 2014] Korkuyor ... [17 Mart 2014] Önüne gelene bin tekme ... [7 Mart 2014] Günah işleme özgürlüğü ... [1 Mart 2014] Sadece uçkura odaklı muhafazakâr ahlak ... [28 Şubat 2014] Biz köşe yazarları korkak ve ikiyüzlüyüz ... [21 Şubat 2014] İstihbaratı çok seven dindarlar ... [27 Ocak 2014] Ve tekfir başladı ... [19 Mart 2013] Bir müebbet yazısı ... [18 Mart 2013] Ne istiyorsun birader ... [15 Mart 2013] Yalakalıkta zirve diye bir şey olmazmış ... [9 Şubat 2013] Pardon ama yargı zaten ele geçmiş değil miydi? ... [25 Ocak 2013] CHP'nin ulusalcıları faşizmi hortlatıyor ... [31 Aralık 2012] Makbul vatandaş olmak için tüyolar ... [25 Aralık 2012] Yuh olsun sana Levent Kırca ... [3 Aralık 2012] İmam hatipte öğrendim ben bu haylazlığı ... [1 Aralık 2012] Neden 'İyi ki Abdullah Gül var' diyemiyorum ... [23 Kasım 2012] 'Kazan kazan'dan 'kaybet kaybet'e ... [30 Ekim 2012] Çöktü bir şeyler ... [12 Ekim 2012] Namı büyük Necdet Paşa ... [6 Ekim 2012] Eğri oturdum doğru konuşacağım ... [15 Eylül 2012] Bir fotoğrafın anatomisi ... [11 Eylül 2012] Demokrasiye saygılı paşa eleştirilemez mi? ... [28 Ağustos 2012] Yeni başlayanlar için El Kaide kılavuzu ... [27 Ağustos 2012] Cihatçıları gerçekten de ayet mi motive ediyor? ... [18 Ağustos 2012] Bir de buradan bakın: Aygün neden kaçırıldı? ... [16 Ağustos 2012] Cüppeli Ahmet Hoca'yı Metris'te ziyaret ettim ... [7 Ağustos 2012] Başbakan'ın Alevi politikasını açıklıyorum ... [27 Temmuz 2012] Tüzüklerle çarpışarak mağlup olanlar: Aleviler ... [16 Temmuz 2012] Miting yasakçısını düşünmeye davet ... [28 Haziran 2012] Fethullah Gülen'in ağlama müdafaası ... [26 Haziran 2012] Son 10 günün bilançosu: Hangi bünye buna dayanır? ... [14 Haziran 2012] 'Cemaat'e dair bir muamma ... [11 Haziran 2012] Goygoycuların yaman günleri ... [1 Haziran 2012] İslam'da kürtaj ... [15 Mayıs 2012] 'Poşu davası' diyemezmişiz ... [4 Mayıs 2012] Muhafazakârlar için tüyo Tiyatro nasıl ele geçirilir? ... [15 Nisan 2012] İyi bir insan iyi bir lider olabilir mi ... [17 Mart 2012] Yeni başlayanlar için katliamla hesaplaşma ... [15 Mart 2012] Neden? Neden? Neden? ... [5 Mart 2012] Çullan babam çullan ... [23 Şubat 2012] Aziz Yıldırım'ın Atatürk vurgusu ... [18 Şubat 2012] Yemişim AİHM kararını ... [10 Şubat 2012] İleri demokrasinin bir cilvesi daha ... [6 Şubat 2012] Al sana Ergenekon'un işine gelecek bir yazı ... [27 Ocak 2012] Pişmiş aşa su katan sorular soruyorum ... [17 Ocak 2012] Anlayana... ... [29 Aralık 2011] İdris Naim Bey'e dair sorular ve cevaplar ... [20 Kasım 2011] Neden CHP'ye vuruyorum ... [11 Kasım 2011] Atatürk yaşasaydı Sözcü'ye ne derdi ... [4 Kasım 2011] Herkes kendine tutuklu ... [9 Ağustos 2011] Süper tehlikeli bir yazı ...
Ahmet HAKAN
BU SITENIN ÖNCELIKLI AMACI Ülkede evrensel, çagdas ve toplumcu bir hukuk ve yönetim anlayisini egemen kilmak üzere,
HUKUKÇULAR VE SORUMLULUK DUYAN HERKES ortak akil üretebilecekleri, ortak tutum belirleyebilecekleri bir iletisim, paylasim ve tartisma ortaminda BULUSTURMAKTIR.
Yeni Yaklasimlar, ortak çalisma ürünüdür. Sitede yer alan yazilardan yazari sorumludur. Kaynak gösterilerek alinti yapilabilir.
Websitesi ile lgili sorulariniz için buraya tiklayin. Diger konularla ilgili sorulariniz için iletisim sayfasindan ilgili kisi ile irtibata geçebilirsiniz.
Yeni Yaklasimlar © 2016 - [ARENA YAZILIM] - E-Müvekkil Pro™