Yazdırmak için tıklayın Eposta Olarak göndermek için tıklayın Yorum Eklemek için tıklayın
Belgeselciler ne yapar?
15 Aralık 2014, Av. Sabri KUŞKONMAZ
, Av. Sabri KUŞKONMAZ

Belgesel Sinemacılar Meslek Birliği (BSB) 8-9 Aralık’ta bir etkinlik gerçekleştirdi; “Dağıtmadan dağılmaz.” Belgesel çekmek koca bir derttir. Filmi bitirdikten sonra dağıtıma sokabilmekse derdin katmerlisidir. BSB yetkilileri, yabancı dağıtımcı kuruluş yetkilileriyle belgeselcileri bir araya getirdi; tartışıldı, konuşuldu.

Bu tür etkinliğe “Pitching” deniyor; pişirme demek. Birileri gelir, tartışılır, şöyle, şöyle yapın derler. Sonra yine herkes bildiğini yapar. Çünkü dışarıdan, “modernitenin modern dünyasından” gelenlerin bağlamı ile biz “yerlilerin” bağlamı uyuşmaz.

BSB Başkanı Nazlı Sakızlı ve koordinatör Peri Johnson ile diğer görevliler yoğun bir emek harcamışlar. Onlar bu etkinliğe harcadıkları zaman ve enerji ile az buçuk bir belgesel çekebilirlerdi.

Etkinliğe dışarıdan gelenler “Gezi dahil, niye geçmişe bu kadar bağlısınız, niye geçmişle ilgili filmler çekiyorsunuz?” diyorlar. Onlar, işin Batı rasyonelliği boyutundan bakıyor ve böyle sorular soruyorlar. Konularında uzmanlar ama bu ülkedeki belgeselcinin dilini, derdini çözemiyorlar. Çünkü onların geçmişi derlenmiş, toplanmış, arşivlere dizilmiş. Yani belgelenmiş. Belge demek bilgi, birikim, kültür, tarih, her şey demek… Bu noktada Osmanlıca tartışmasına bakınca, bilgi ve belge eksikliği ile sözde “akademya” mensuplarının martavallarına tanık oluyoruz.

Bir tartışmada ele alınan model/bağlam birbirinden farklıysa, tartışmadan nesnel sonuç çıkmaz. Modernite eleştirisinde ve bir modernite deneyimi olan Latin harfi meselesinde de böyle bir yanlışlık var. Sunulan tekçi önerme, aslında birden çıkar karşımıza, çıkan faşizan bir yöntemdir; elma ile armudun yanlış toplamıdır. Oysa elma ile armudu toplamak yerine “Beş elma, beş armut on meyve eder” tarzında kavramsal ve analitik düşünce kapasitemiz olması gerekir. Bunun için de bilgiye ve belgeye sahip olmak…

Hep aynı yöntemle gündeme yeni sorunsallar sürülüyor: Önce sorunsalı kendi kafana göre tasarla. Sonra kendi tasarladığın üzerinden eleştir ve yanlışlığını ortaya ser! Gerçek ve gerçeklik ilişkisini kır böyle. Latin harf konusunda da aynı yalan hap yapılıp yutturulmak isteniyor. Sanki her şey bir günde, bir gecede yapılmış gibi. Tarihsel, kültürel bağlamından da soyularak... Ve “Türk kültürü” sadece “İslam” ile var olmuş gibi. Arap alfabesine geçişten önceki dönemlerle gerçekleşmiş olan tarihsel kültürel kopukluğu, diğer kültürleri ve ulusları ne yapacağız? Ama dert sadece “Türk- İslam” hatta sadece “İslam” olunca bize kurgusal iktidar hapları gerçek diye yutturulmak isteniyor. Bir sinemacı olan Herzog; “Hali hazırda gerçeklik algımız çok ciddi bir saldırı altında. Buna karşı ortaçağ şövalyeleri gibi savaşmalıyız” diyor. (D. Saunders, çev. Ali Necat Kanıyaş, Kolektif Y.)

H. Şirin User, Latin alfabesi tartışmasının tarihinin 1860’larda başladığını yazmış. Yazardan öğrendiğimize göre II. Abdülhamit Latin alfabesi kullanılmasından yanadır. “Abdülhamit’in ‘Halkımızın okuma yazma bilmemesinde şaşılacak bir şey yoktur. Çünkü bizim yazımızın sırlarına alışmak kolay değildir. Latin alfabesini almakla belki halkımızın işini kolaylaştırabiliriz’ şeklindeki sözleri bazı araştırmacılar tarafından padişahın Arnavut hafiyelerinden esinlenmesine” bağlanmış (Türk Yazı Sistemleri, Hatice Şirin User, Akçağ Y.). Yeniyi yerli yerine oturtabilmek için eskileri bulmaya devam. Eskiye dair yalanlarla şövalyece savaşmak için. Belgeseller bizde hâlâ ceza olarak gösterim şansı bulsa da. Yalana karşı belge gerek! Alıp raftan koymak için yalancının önüne…

Haftaya dize; “bıraktığın ırmakların sularında boğuldum” (Kirkor Yeteroğlu, kırık çan, Kıyı Y.)

[Bu yazı 917 kez okundu]
Av. Sabri KUŞKONMAZ

YAZARIN DİĞER YAZILARI: [44]
[11 Ocak 2016] Anlam boşalması ... [14 Aralık 2015] Sanatçının gölgesi ya da insanın boyu ... [7 Aralık 2015] İntihar bombacılığın dönüşümü-II ... [2 Kasım 2015] Bienal'e yetişememek ... [26 Ekim 2015] Yüksekova'da olağan bir gün ... [19 Ekim 2015] Anaakımın tersinde bir hayat ... [12 Ekim 2015] Sizlere kelepçe yetmeyecek ... [5 Ekim 2015] Bizde Kafkaesk var mıdır? ... [21 Eylül 2015] Sanatla eğlenmek ... [14 Eylül 2015] Eşitlik etiği ... [7 Eylül 2015] Müzik Köyü ve Ramazan Güngör dersi ... [17 Ağustos 2015] Anormal olan normal olunca ... [3 Ağustos 2015] Yasal silahıyla bir devlet. ... [27 Temmuz 2015] İslam hukuk ve insan ... [20 Temmuz 2015] Sanat alanında ekonomi politik ... [13 Temmuz 2015] Kelepçeli iki kitap ... [6 Temmuz 2015] Demokrasinin yüzölçümü ... [27 Nisan 2015] Slogan şiir solgun şiir ... [20 Nisan 2015] Çorbanın tadı tuzu ... [13 Nisan 2015] Din mi yoksa devlet mi yozlaşır? ... [6 Nisan 2015] Örtülerimiz, vasatımız ... [30 Mart 2015] Hayal gücü güzeldir ... [9 Mart 2015] Putları kırmak ya da iyimserliğin determinizmi ... [29 Aralık 2014] Sinemanın 100. yılından görüntüler-I ... [1 Aralık 2014] Demokrasiye takla attırmak ... [10 Kasım 2014] Vizörden bakmak ... [3 Kasım 2014] Abdullah Baştürk İşçi Edebiyatı Ödülleri'ne ne oldu? ... [27 Ekim 2014] Karmaşık olanı karıştırmak ... [20 Ekim 2014] Dağlarca'nın yalnızlığı ... [29 Eylül 2014] Muhafazakâr ahlaksızlığa devam ... [22 Eylül 2014] Çıplak Leydi ya da muhafazakâr ahlaksızlığa giriş ... [25 Ağustos 2014] Yeni her zaman iyi midir? ... [14 Temmuz 2014] Post hukuk ya da hukukun postu ... [7 Temmuz 2014] Avrupa'nın hukuk ve yargı kültürü ... [16 Haziran 2014] İlmiye sınıfı ve cehalet ... [31 Mart 2014] Başbakanın mahremi devletin mahremi ... [3 Mart 2014] Montaj bir demokrasi ... [6 Ocak 2014] Hukukta yumuşak 'g' yoktur ... [23 Nisan 2013] Öküze döndürülmek... ... [2 Nisan 2013] Sözü tüketmek ... [7 Kasım 2011] Erzurum'da şiir okuyamamak ... [6 Haziran 2011] Hopa'ya inen Eşkıya ... [28 Nisan 2010] Emek Sinemasında Anayasa Filmi ... [21 Nisan 2010] Kargının İçindeki Rüzgar ...
Av. Sabri KUŞKONMAZ
BU SITENIN ÖNCELIKLI AMACI Ülkede evrensel, çagdas ve toplumcu bir hukuk ve yönetim anlayisini egemen kilmak üzere,
HUKUKÇULAR VE SORUMLULUK DUYAN HERKES ortak akil üretebilecekleri, ortak tutum belirleyebilecekleri bir iletisim, paylasim ve tartisma ortaminda BULUSTURMAKTIR.
Yeni Yaklasimlar, ortak çalisma ürünüdür. Sitede yer alan yazilardan yazari sorumludur. Kaynak gösterilerek alinti yapilabilir.
Websitesi ile lgili sorulariniz için buraya tiklayin. Diger konularla ilgili sorulariniz için iletisim sayfasindan ilgili kisi ile irtibata geçebilirsiniz.
Yeni Yaklasimlar © 2016 - [ARENA YAZILIM] - E-Müvekkil Pro™