Yazdırmak için tıklayın Eposta Olarak göndermek için tıklayın Yorum Eklemek için tıklayın
Bir karar verseniz iyi olacak
23 Mayıs 2011, Mehmet Y. YILMAZ
, Mehmet Y. YILMAZ

MHP’li siyasetçiler ile ilgili kasetli şantaj karşısında AKP’li siyasetçilerin tutumu tam anlamıyla bir “dağınıklık” tablosu gösteriyor.

Birinin dediği, öbürünün dediği ile tutmuyor.
Beni ilgilendirmez ama Başbakan hepsini bir araya toplayıp, bu konuda ne söyleyeceklerini iyice belletse partisi için yararlı olur.
MHP yöneticilerinin önemli bölümünün istifasıyla sonuçlanan kasetli şantajı CHP yaptırıyormuş.
AKP Grup Başkan Vekili Mustafa Elitaş böyle söylüyor.
“Kaset olayları, derin güçlerin Silivri-Ankara tünelini hızlı kazmak için yaptıkları operasyondur” diyor.
Bu iddialar sayesinde MHP oylarının CHP’ye kaydırılmak istendiğini iddia ediyor.
Belli ki hayal gücü geniş bir siyasetçi Mustafa Bey kardeşimiz. Ya da yandaş medyadaki abuk sabuk yorumların etkisi altında kalmış.
Diyelim ki bu doğru olsun, şantajı MHP oylarının CHP’ye kaymasını isteyen Ergenekoncular yapmış olsun.
Hani bu örgüt çökertilmişti? Bu nasıl bir örgüt ki dört senedir takip altında, mensupları hapishanede ama hâlâ kaset şantajı gibi zor bir işin üstesinden de gelebiliyor. İçişleri Bakanı, MİT uyuyor mu?
Öte yandan şu da var tabii: Başbakan Recep Tayyip Erdoğan da “İstifaları görüyorsunuz, bu ülkenin, edep ve adap timsali şairleri, şahsiyetleri varken, maalesef bunlardan nasibini alamayan bazı siyasetçileri de var. İşte MHP liderini görüyorsunuz” diye konuşuyor.
Hemen her mitinginde sözü döndürüp dolaştırıp bu işe getiriyor. MHP’lileri “beline sahip olmaya” davet ediyor, “Onlar ahlaksız, ben ahlaklıyım” diyerek MHP’ye verilecek oyları istiyor.
Mustafa Bey’in yaklaşımı doğruysa CHP’nin değirmenine su taşıyanlardan biri de Başbakan olmuyor mu? Bu konuyu gündemde tutarak Ergenekoncuların işini kolaylaştırmıyor mu?
Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç da şöyle diyor: “Kasetler konusunda doğrusu hiçbir şey söylememeye neredeyse yemin etmiş durumdayız.”
Arınç, kral ya da padişahlar gibi kendisinden söz ederken “biz” diyenlerden değilse “durumdayız” ifadesi ile genel olarak AKP’lileri tanımlıyor olmalı.
Bu konuda bir şey söylememeye “neredeyse yemin etmişler”, ama AKP’de önüne gelen bu konuyla ilgili demeç veriyor.
Bu kafa karışıklığı hayra alamet değil, ben söylemiş olayım!

Polis bu işi çözmez, çözemez

ŞANTAJ kasetlerinin doğuracağı siyasi sonuçlar bir yana benim asıl ilgilendiğim mesele bu işi kimin yapmış olabileceğidir.
Bir değil, iki değil. Tam on siyasetçiye tuzak kuruluyor. Bu şu anda bildiğimiz sayı elbette. Daha kaç kişiye bu tuzak kuruldu, bilemiyoruz. Evlerine, kaldıkları otel odalarına, sevgilileri ile buluştukları özel yerlere kameralar, mikrofonlar yerleştiriliyor.
Ciddi bir istihbarat çalışması yürütülmüş olmalı, bütün bu mekânların tespit edilmesi ve cihazları yerleştirmek için uygun zamanın kollanması için.
Yerleştirme işi bittikten sonra görüntülerin kaydedilmesi ve saklanması da gerekiyor.
Ve bulunma ihtimalini önlemek için yerleştirilmiş cihazların sökülüp, toplanması da!
Türkiye gibi herkesin boşboğazlık yapmayı sevdiği bir ülkede seçimden aylar önce böyle bir hazırlığın yapılması, kasetlerin çekilmesi ve sonra gizlilik içinde saklanması da önemli bir profesyonel deneyime işaret ediyor bence. Sonra da bunları bir düzen içinde yayınlamak geliyor ki bu konuda ele geçirilmiş durumda olan bir “kredi kartı sahibi” de mevcut.
Bütün bu süreç MHP içinde hesapları olan bir grup heyecanlı gencin işine hiç benzemiyor.
Bu işi yapmak için çok daha örgütlü ve “derin” bir organizasyon gerekli.
AKP’nin emrindeki polis ve MİT bu işi çözer mi diye soracak olursanız yanıtım şimdiden hazır: Çözemezler, çözmeyecekler!
Çünkü bu işte bu kadar hassas ve becerikli olabilselerdi Deniz Baykal’a yönelik şantajı yapanların kim olduklarını bir yıldır çoktan bulmuş olurlardı.

Silivri’de yer açın, yeni adaylar var!

BAŞBAKAN Recep Tayyip Erdoğan üniversite sınavındaki şifreleme ve arkasından gelen yanlış değerlendirme skandallarında sorumlunun kim olduğunu şöyle açıkladı:
“İşi gücü zaten o kişinin bu. Sürekli mensubu olduğu yayın organının televizyonunda, köşesinde bu işi tahrik etti.”
Ve şöyle devam ediyor: “Etrafında bir grubu daha var. Yazılı medya mensubu! Ondan sonra dalga dalga bu illegal örgütlere kadar uzandı.”
Başbakan televizyonda bunu söyledikten sonra kendisine şu soru soruluyor:
“Bir medya mensubu bunu niye yapar?”
“Diyorum ya görevlendirme var. Görevlendirenler de belli.”
Başbakan neredeyse “Ergenekoncular yaptı” diyecek ama diyemiyor.
İlginç bir ruh durumu! Başaramadığı bir iş için başkalarını suçlamak, bir günah keçisi icat edip bütün sorumluluğu onun sırtına yıkmak diye özetleyebiliriz bunu.
ÖSYM Başkanı’nı atayan “görevlendirilmiş medya mensubu” değildi. ÖSYM Başkanı “bir acemiliktir oldu” derken onu böyle söylemeye zorlayan da “görevlendirilmiş medya mensubu” değildi. ÖSYM’nin 20 küsur bin çocuğun kâğıdını yanlış okumaya sevk eden de “görevlendirilmiş medya mensubu” değildi.
Acemi ve beceriksiz birini ÖSYM’nin başına atayan kararnamenin altında Başbakan’ın imzası var.
“Bir hata yaptık, bizdendir diye adamı o makama getirdik ama işi yüzüne gözüne bulaştırdı” deyip rahatlamak yerine, suçu “görevlendirilmiş medya mensubuna” yıkmak daha kolay tabii.
Yakında Başbakan’ın kastettiği gazetecinin de Nedim Şener ve Ahmet Şık gibi uydurma gerekçelerle tutuklandığını duyarsanız, hiç şaşırmayın!

(Hürriyet 23.05.2011)

[Bu yazı 1595 kez okundu]
Mehmet Y. YILMAZ

YAZARIN DİĞER YAZILARI: [63]
[17 Nisan 2014] Başbakan Başsavcı Başyargıç! ... [21 Şubat 2014] Alaturka Baas rejimine bir adım daha! ... [31 Ağustos 2013] Nasıl bir kalp bıraktın, bilir misin ardında? ... [25 Haziran 2013] Yüzleri kızarmadan asla anlatamazlar ... [24 Haziran 2013] Halkı ikiye bölme suçu! ... [8 Haziran 2013] Kişi başı terörist sayısında dünya birincisiyiz! ... [6 Mayıs 2013] 'Hukuk' siyasetin elinde 'guguk' olunca ... [15 Nisan 2013] Paket paket adalet! ... [9 Nisan 2013] Hainleri Belirleme Enstitüsü! ... [20 Mart 2013] Ergenekon'un kolları nereye kadar uzanıyor? ... [11 Mart 2013] Gerçekten anayasa hukuku okumuş olabilir mi? ... [26 Şubat 2013] Bir torba dava daha mı geliyor? ... [25 Şubat 2013] Paket paket adalet! ... [15 Şubat 2013] Bu memlekette 'kâğıt' asla kaybolmaz ... [15 Ocak 2013] MİT bu ihbarları neden bugüne kadar sakladı? ... [7 Ocak 2013] Gördük ki yer yerinden oynamıyor! ... [2 Ocak 2013] Siyasi irade yoksa çözüm de olmaz ... [28 Aralık 2012] Gulyabanilerden sarmısakla mı korunacağız? ... [20 Kasım 2012] Erdoğan'a bu soruyu sorarlar mı? ... [15 Kasım 2012] Örtülü ödenekte rekor artış ... [24 Ekim 2012] Allah müstahakını versin ... [23 Ekim 2012] Başbakan özür dilemelidir ... [16 Ekim 2012] 'Fire' değil özgür irade! ... [12 Ekim 2012] Filmin eğrisi doğrusuna denk gelmiş ... [21 Eylül 2012] İktidar ve muhalefete birer sorum var ... [15 Eylül 2012] Bırakın da aranızdan biraz rüzgâr geçsin ... [11 Eylül 2012] Bağımsız yargımızın 'vesikalık' bir fotoğrafı ... [31 Ağustos 2012] Dışişleri Bakanlığı TBMM'nin amiri mi? ... [27 Ağustos 2012] Milletin vekilinden saklanan nedir? ... [22 Ağustos 2012] Amaç gerçeği öğrenmekse ... [16 Ağustos 2012] Bu günahın hesabını veremezsiniz ... [14 Ağustos 2012] Kaç Mehmet ölse yeterli olurdu? ... [31 Temmuz 2012] Mutlak iktidar mutlaka bozar ... [20 Temmuz 2012] Arkanda böyle bir hukukçu olunca! ... [16 Temmuz 2012] Onlar beğenmiyorsa her şey yasak! ... [13 Temmuz 2012] İstanbul yıkıldıktan sonra! ... [9 Temmuz 2012] Şu tutanakları açıklasanız da öğrensek ... [28 Haziran 2012] Türkiye'nin Dobuları ... [25 Haziran 2012] 'Sakin ve etkili güç politikası' ne demek? ... [22 Haziran 2012] PKK'ya silah bıraktırmak için yönteminiz nedir? ... [4 Haziran 2012] Herkesin her gün işlediği 'suç'! ... [1 Haziran 2012] Acaba bugün aklına ne gelecek? ... [15 Mayıs 2012] Bakan 'cilasız teftişe' çıkmalı ... [11 Mayıs 2012] Yeni 'dekoderimiz' Hüseyin Çelik oldu ... [26 Nisan 2012] Dünü bırakın bugünden söz edin ... [17 Nisan 2012] 'Aydınlık için bir dakika karanlık' meselesi ... [6 Nisan 2012] Dış politika ideolojik körlük ile malul ... [29 Mart 2012] Davayla ilgisi olmayan bir soru ... [20 Mart 2012] Adalette standart sorununu da unutmayalım ... [19 Mart 2012] Erbakan'ın serveti Akbil ve Deniz Feneri ... [7 Mart 2012] Bedeli küçücük çocuklara ödettirmeyin ... [14 Şubat 2012] 'Hukuk da bir yere kadar' anlayışı! ... [27 Ocak 2012] Başbakan 'kuzey'i neden bu kadar çok istiyor? ... [22 Aralık 2011] Bir demokraside böyle bir suç olmaz ... [7 Aralık 2011] Bu davayı hep birlikte izleyelim ... [1 Aralık 2011] Devlet yapamayınca çeteler devreye girer ... [25 Ekim 2011] Etnik kökenlerimizin ne önemi var? ... [6 Ekim 2011] Yargı saygı duyulmayı hak etmeli ... [1 Eylül 2011] Sap ile saman karıştırma uzmanları ... [30 Ağustos 2011] Yaşasın Adalet Bakanlığı! ... [5 Ağustos 2011] Bir, iki, üç de yetmez. Dört, beş, altı olsun! ... [4 Mayıs 2011] 10 milyar dolar da benden olsun! ... [20 Nisan 2011] Bu sorunu yüzde 10 barajı yarattı! ...
Mehmet Y. YILMAZ
BU SITENIN ÖNCELIKLI AMACI Ülkede evrensel, çagdas ve toplumcu bir hukuk ve yönetim anlayisini egemen kilmak üzere,
HUKUKÇULAR VE SORUMLULUK DUYAN HERKES ortak akil üretebilecekleri, ortak tutum belirleyebilecekleri bir iletisim, paylasim ve tartisma ortaminda BULUSTURMAKTIR.
Yeni Yaklasimlar, ortak çalisma ürünüdür. Sitede yer alan yazilardan yazari sorumludur. Kaynak gösterilerek alinti yapilabilir.
Websitesi ile lgili sorulariniz için buraya tiklayin. Diger konularla ilgili sorulariniz için iletisim sayfasindan ilgili kisi ile irtibata geçebilirsiniz.
Yeni Yaklasimlar © 2016 - [ARENA YAZILIM] - E-Müvekkil Pro™