Yazdırmak için tıklayın Eposta Olarak göndermek için tıklayın Yorum Eklemek için tıklayın
Oyun ve diyalektik
22 Mayıs 2011, Mustafa ÇEBİ
, Mustafa ÇEBİ

Gerçeği “Güvenli” ortamlarda ağırlarız… Korkularımızı törpüleyip sakinleştiren… Psikolojimiz ne kadar doğru çalışıyor; bu nasıl anlaşılabilir…
Ve zevk alınmasın diye çelişkilerinden
böylesine kanlı bir yaşamın.
 
B. Brecht
   
Toplumlar, hayatı düzenli ritmler, göstergelerde kolaylaştırır. Bu tür bir bağımlılık   herkes için geçerlidir. Düzen her koşulda yaşamı tarif eder ve teslim alır. Yaratıcılığın kaynağı, nefes almanın umudu “düzensizliktir” oysa.   Düzenli kalıplar içindeki çalışma, yeniyi aramakta ise; sanatçı, bilim insanı, kurumsal arge’ler; olasılık ve düzensizlikler içinden risk alır.  Bunu en iyi beceren çocuklardır. Gelenekleri, kalıp sınırları zorlar ve hayata yeni anlam yüklerler…  

BİLMEYE DEĞER OLAN, NEYİ BİLDİĞİNİZDİR
Değişim  diyalektiği konusunda  Brecht;
“İyi ve güzel bir düzen kurdunuz ve mutlusunuz öyle mi!  Çok iyi, şimdi aranızda anlaşın ve daha iyi bir düzenle değiştirin!.. Daha iyi bir düzen mi kurdunuz, iyi anlaşın şimdi, onu başka bir düzenle değiştirin”...
Değişim bir sonuç değildir.    Sürekli düzensizliğin etkisini anlamak için, uyumsuz bir çocuk enerjisinin çevreye yayılmasını gözlemleyebilirsiniz.  
İş hayatı düzeni ve çevre çatışma uyumsuzluğunu“egemen bir düzen”  süreci olarak kanıksadığımız bir zamandayız… İnsan merkezde değil ve bu normaldir!... Genel geçer düzenin bu algı beklentisine teslim olmak;  sanatçıyı en kısa varoluş yolu sanat iken“meta” üretici durumuna koyar! İçlerimizdeki  sonsuza açık “has insan” arayışı, çevre ile sürekli çaresiz bir değişim ve çatışma içindedir.
Ama insan kaderinin
gene insan olduğunu bilmeyen
tam anlamıyla göremez insanı.
   B. Brecht

Düzensiz arayışlar, bir düzen ile nihayetlense de;  yeni  yolculuklar zorunludur. Sürekli bir oyun  ve yükümlülükler cazibesi diyelim; kendimiz ve topluma karşı yükümlülüklerimiz.
Kendini ve farklılığını yaratabilme, yeniyi arama, inşa etme sarhoşluğudur bu ve sanatçı bu durumla sürekli bir yüzleşir. Ve esas olarak koşullu olandan sıyrılarak sonuca değil; sürece odaklıdır arayış…
Pazarın koşullarıyla düzensiz ilişkili bu süreç; toplumsal büyüsünü  bu aralıkta oluşturur…   Bu dinamikler interaktif de oluşturulabilir…   Sonuçta vitrine üretilmeyen bir  eylem, “ürün değer” olarak tüketime sunulur!…
 
TOPLUM düzenİ  
Çevresindeki  araçları biçimlere dönüştürür ve kimliklenir iken insan; çatışmaları içinde düzenlilik olarak algılanır ve kendisinden buna uygun davranması beklenilir; dayatılır.  İlgisi de, çevresinin biçimlenmesinde veri olur…
Profesyonel sanat uğraşısı olarak kastettiğim çerçeve; pazar koşulu, sipariş yarışı belirleyiciliği olmadan,  insanı temel alan “yaratıcı” öncelikli bir uğraş tutması gereğinin önemini ifade ettim. Düzensiz arayış ve risk alma; kuraldışı çocuk gelişimi için zorunlu olduğu kadar biz erişkinleri de besleyecek toplumsal yükümlülüğünün önemini vurguladım.    
Gerçekte sanat, profesyonel bir uğraş değildir; insanın kendisidir sanat.  Ve yaşamdaki tüm faaliyetler “insan sanatının” toplum farklılıklarıyla gelişmesine, özgürleşmesine hizmet eder, etmelidir…

Yaşadığımız reel dünya makro koşulları, “Bir oyun havuzu ortamı” değil.   İnsanın toplumsaldaki  arayışları bu seviyelerde karşılık  bulmaz.
Öngörülemez, belirsiz ve tehditkar ; çocuksu, sanatsal bir kadere terk edilemez nedir acaba!.  Gerçek bu mudur!.. Dünyanın rutin hayallerimizde kabul gören düzeni budur!
Ulusal ve uluslararası toplum yapıları ve ilişkilerini,  askeri, politik ve ekonomik küresel dayatma merkezlerinden yöneten  güçlerin tercihleri budur. Onların zemin oluşturdukları yapay sivil merkezler, halkla ilişkiler tasarım ve dönüştürücüler. İçgüdü  ve kimliklerimizi tüketim ile şekillendiren reklam mecra ortam baskılarının yansıttığı kendilerimiz ve kendiliğindenliklerimiz bundan farklı görünmektedir bizlere. Birbirlerimize yansımaları da böyle olmakta…  

Sürekli kendimizi kandırmayı kavramlarla yönettiğimiz “iç ses”li psikolojik bir seyir halindeyiz. Tüm çevre yanılsama ve çözümsüzlüklerine “umutla”  tahammül etme aracımızın içini istediğimiz gibi doldurabiliyoruz.  Ne acı bir umut! ve“İyi ki” vardır!
Canlı organizmamızın sürekli değişim ve tükeniş yolculuğunu; “bir yok oluş” süreci olarak izlemeyiz.  Yaşadığımız süreci  “derin ve saydam” gerçekliği içinde algılamamaya özen gösteririz.  Ölümle başa çıkmışızdır nasılsa kolayca. Çok kolay!...
Toplumsal korunma ihtiyaçlı yaşam ve kültürümüz üzerinden üretilen format devamlılığını; “korku” içindeki “mutlu son”u; inanç sığınaklarında üretiriz.

SEÇİM SÜREÇLERİ
Seçimler; öngörülebilir, sürdürülebilir “güvenli” limanlar hazırlarlar… Ne liman ama!
Derin ve düzenli nefesler alınır limanlarda.  
Seçilen hükümetler “halkın karşısına dikilmiştir”…
Kötünün iyileri , kötülük süreçlerine başlayabilir artık!

İnsan güvenir.  Kendini aldatır… Başka tür yaşam yoktur.

[Bu yazı 2272 kez okundu]
Mustafa ÇEBİ

YAZARIN DİĞER YAZILARI: [57]
[15 Eylül 2014] Batakta Eleştiri ... [20 Ağustos 2014] 'Eşitin Dili'... ... [18 Haziran 2013] Hadi bakalım ... [12 Mayıs 2013] Mantıklı Şaşkınlık... ... [5 Mayıs 2013] Hayat ve Sanat... ... [25 Nisan 2013] Romantizm ... [17 Nisan 2013] Sömürü Cenneti ... [8 Nisan 2013] Can suyu ... [25 Mart 2013] Yardımlaşma Batağı... ... [15 Mart 2013] Aşşa.lık İktidar! ... [24 Ekim 2012] Yaşama Övgü ... [10 Eylül 2012] Eti ile Kemiği ... [3 Eylül 2012] Güç ve Nedensellik... ... [21 Haziran 2012] Çocukça Şeyler... ... [11 Haziran 2012] İnsan ve Hakları ... [5 Haziran 2012] Kürtaj Fikirler ... [16 Mayıs 2012] Tiyatrodan Sövgüler... ... [7 Mayıs 2012] Sanat ve devlet ... [26 Nisan 2012] İlişki-ler... ... [19 Nisan 2012] Düşler ve Hayat! ... [8 Nisan 2012] Özgürlük... ... [28 Mart 2012] Ucube Ustam! ... [22 Mart 2012] Sosyal Piyasa! ... [5 Mart 2012] Son ötekim ... ... [27 Şubat 2012] Öteki ... [20 Şubat 2012] Belirsizler... ... [6 Şubat 2012] Hayata dönüş ... [31 Ocak 2012] Küçük gruplar... ... [6 Ocak 2012] Devlet ve İnsan! ... [23 Aralık 2011] Hayata ve geleceğe. ... [22 Kasım 2011] Sokaktan... ... [11 Kasım 2011] İsyana davet! ... [11 Ekim 2011] Korkudan Korunmak. ... [22 Eylül 2011] Kavramsal elegeçirilmişlik. ... [6 Eylül 2011] Başbakan olsam ... [22 Ağustos 2011] Küçük insan. ... [8 Ağustos 2011] DÜŞÜNCE EYLEMİ! ... [29 Temmuz 2011] HALKLARI KIRDIRAN!.. ... [13 Temmuz 2011] Yeni yaşam ve Anayasa ... [5 Temmuz 2011] Küresele Karşı Evrensel.(2) ... [22 Haziran 2011] Küresele Karşı Evrensel.(1) ... [11 Haziran 2011] Korkma ey halkım! ... [1 Haziran 2011] İtaat, isyan ve arayışlar! ... [6 Mayıs 2011] Promosyon "CENNET" ... [22 Nisan 2011] "İtaat" ve Seçimler... ... [15 Nisan 2011] Sümeyye ötelenince, kültür höt'ledi!... ... [13 Nisan 2011] Seçim "Hiç sorun değil!" ... [6 Nisan 2011] Demokrasi ve Vicdan ... [28 Mart 2011] Kim öldürüyor bebekleri ... [21 Mart 2011] Sevgilim Fukuşima ... [28 Şubat 2011] "ABD Büyükelçi eleştirisine" çözümlemeler! ... [12 Ocak 2011] Ucube değil; "insandır sanat". ... [5 Ocak 2011] Sonuç baskılı süreçler. ... [27 Aralık 2010] iki dil, küresel bir ayar. ... [14 Aralık 2010] "Yumurta öğrenciliği üzerine!.." ... [2 Aralık 2010] Dünyanın Ergenekonu, Wikileaks ... [25 Kasım 2010] Füze kalkanlı demokrasiler. ...
Mustafa ÇEBİ
BU SITENIN ÖNCELIKLI AMACI Ülkede evrensel, çagdas ve toplumcu bir hukuk ve yönetim anlayisini egemen kilmak üzere,
HUKUKÇULAR VE SORUMLULUK DUYAN HERKES ortak akil üretebilecekleri, ortak tutum belirleyebilecekleri bir iletisim, paylasim ve tartisma ortaminda BULUSTURMAKTIR.
Yeni Yaklasimlar, ortak çalisma ürünüdür. Sitede yer alan yazilardan yazari sorumludur. Kaynak gösterilerek alinti yapilabilir.
Websitesi ile lgili sorulariniz için buraya tiklayin. Diger konularla ilgili sorulariniz için iletisim sayfasindan ilgili kisi ile irtibata geçebilirsiniz.
Yeni Yaklasimlar © 2016 - [ARENA YAZILIM] - E-Müvekkil Pro™