Yazdırmak için tıklayın Eposta Olarak göndermek için tıklayın Yorum Eklemek için tıklayın
NASIL BİR CUMHURİYET
10 Kasım 2014, Av. Başar YALTI
, Av. Başar YALTI

Cumhuriyet; 1789 Fransız ihtilali sonucu ilan edilen ve süreç içerisinde gelişen insan hakları evrensel değerlerinden esinlenen, aydınlanma felsefesi temelleri üzerinde yükselen, yurttaşı odak yapan bir bağımsızlık hareketidir.

Fransa’dan dünyaya yayılan aydınlanma ışığı, 19 yy ortalarında Osmanlı topraklarına ulaştı ve tarihsel süreç içerisinde, Harbiye, Tıbbiye ve Mülkiye geleneğini izleyerek 20 yy başlarında Anadolu’da “cumhuriyet” olarak somutlaştı.

Cumhuriyeti inşa eden Mustafa Kemal önderliğindeki kadro, geri ve ilkel bir toplumsal yapıdan daha çağdaş bir toplumsal yapıya geçmek için yeni bir ulus inşasının gerekli olduğuna inanıyordu. Çünkü toplumun zihin yapısını değiştirmeden hiçbir yenilik yapılamayacağı gerçeği tarihsel bir bilinç olarak akıllarda yerini almıştı. Toplumda yer etmiş eski inanç ve kökleşmiş alışkanlıkları söküp atmanın kolay olmayacağı birçok kez acı sonuçlarıyla yaşanmıştı. Dolayısıyla bağımsızlığın elde edilmesinden sonra, hatta bağımsızlık savaşına koşut olarak, yeni bir ulus inşa edecek çalışmalar başlatıldı.

Cumhuriyet, kurtuluştan kuruluşa giden bu süreçte, “Anadolu İhtilali” sonucunda büyük özverilerle kuruldu.

Cumhuriyet bir devrimdir.

Cumhuriyeti, egemenliğin padişahtan alınarak millete verildiği bir rejim değişikliği olarak tanımlamak, sadece siyasal bir niteleme yapmak demektir. Elbette ki, iktidarın babadan oğula geçtiği siyasal bir ortamdan, çoklu paylaşıma açık bir iktidar kullanımına geçmek devrimsel bir nitelik taşımaktadır. Ama Türkiye Cumhuriyetini bu şekilde, egemenliğin el değiştirdiği bir süreç olarak görmek, onun niteliklerini eksik bırakmak demektir.

Kurulan Cumhuriyet, toplumun büyük çoğunluğunun benimsediği ulusal bağımsızlık ve modernleşme ülküsünün somutlaştırıldığı köklü toplumsal bir dönüşümdür. Cumhuriyet; siyasal, sosyal, kültürel alanlarda gerçekleşen bütünsel bir devrimin adıdır. Hayatın her alanında çağdaş gereksinimlere göre tasarlanan bu projenin amacı; bağımsızlık, modernitenin gerçekleştirilmesi ve özgür bireyin / yurttaşın yetiştirilmesidir.

Ama Cumhuriyete devrimci karakterini veren asıl öz, her türlü tahakküme / baskıya karşı oluşudur. Cumhuriyet, insanlık onurunun baskı ve tahakküme karşı direnişidir.

Cumhuriyet kavramını somutlaştıran özgürlük, eşitlik ve kardeşlik ilkeleri, insanı;

Zorbalığın tahakkümünden,

Siyasal iktidarın tahakkümünden,

Dinin tahakkümünden,

Geleneğin tahakkümünden kurtararak, “yurttaş” yapmayı amaçlamaktadır.

Dolayısıyla cumhuriyet, toplumu kurumsal olarak yapılandıran bütüncül bir sosyal hayat projesidir.

Zorbalığa ve ayrımcılığa karşı eşit yurttaşlık haklarını,

Siyasal tahakküme karşı demokratik yönetimi,

Dinin baskısına karşı laikliği, seküler toplumu,

Geleneğin tahakkümüne karşı moderniteyi gerçekleştirip inşa ederek;

“fikri hür, irfanı hür, vicdanı hür” eşit yurttaşlık haklarına sahip “özgür insanı” yaratmayı ve korumayı hedefler.

Türkiye Cumhuriyeti bu anlayışla kurulmuştur.

Kuruluş sürecinde, hukuk sisteminden, eğitim sistemine, sosyal ve ekonomik hayattan, kültürel alana yeni bir ulus inşa edildi. Eşit yurttaşlık bilinci hayata geçirildi. Kadın erkek eşitliği sağlandı. Seküler bir ulusal bilinç tasarlandı. Köhne zihniyetin canlanmasına karşı, cumhuriyetle yaratılan ulusal bilincin kültürel kodları toplumun, özellikle de gençliğin belleğine yerleştirildi.

Kuşkusuz her toplumsal dönüşüm kendi antitezini bünyesinde taşır. Nitekim Cumhuriyet karşıtları, cumhuriyetin kendilerine sağladığı olanakları kullanarak iktidara geldiler.

Bu gün, 91 yıl sonra, cumhuriyet değerleriyle hesaplaşmak üzere iktidara gelenlerin cumhuriyeti dönüştürmek yönündeki 12 yıllık yoğun çabaları henüz kesin bir sonuç vermemişse, bu, cumhuriyetin kuruluş aşamasında atılan köklü temellerin sağlamlığındandır.

İktidardaki Yeni Osmanlıcı, İslamcı siyasal anlayış, Cumhuriyetin kuruluş değerlerine karşı mücadelesinden galip çıkamamıştır. Birikimlerinin ve yeteneklerinin buna yetmediği görülmüştür. Bu yoz anlayışın, kısa sürede siyasal alanı terk edeceği anlaşılmaktadır.

Ancak bu süreçte Cumhuriyet, halkın bilincinde yeni bir senteze ulaşmıştır.

Bağımsız, insan hak ve özgürlüklerine dayalı, daha demokratik, eşitlikçi, seküler, kamusal nitelikleri görünür nitelikte, emekten yana bir cumhuriyet, toplumsal bir ihtiyaç olarak varlığını hep sürdürecektir.

Zamanın kavrayışı bu yönü işaret etmektedir.

Kısacası, Türkiye, bir İslam cumhuriyeti olmayacaktır.

 

Av. Başar YALTI

 

[Bu yazı 1531 kez okundu]
Av. Başar YALTI

YAZARIN DİĞER YAZILARI: [58]
[18 Temmuz 2017] ADALET YÜRÜYÜŞÜ YENİ BİR UMUT DOĞURMUŞTUR. ... [10 Nisan 2017] HALKOYLAMASI VE OYLAMANIN GÜVENLİĞİ ... [4 Mart 2017] PARADİGMA DEĞİŞİYOR! ... [19 Ocak 2017] CEHALETİN TAHAKKÜMÜ ... [24 Ekim 2016] BAROLAR VE AVUKATLAR NEDEN İLGİSİZLER? ... [11 Eylül 2016] 'HUKUK DEVLETİNİN SONU' ... [9 Mayıs 2016] TÜRBANLI YARGIÇ OLUR MU? ... [8 Şubat 2016] YARGI BAĞIMSIZLIĞI VE TOPLUMSAL BARIŞ ... [20 Ocak 2016] YUMURTAYI BALYOZLA KIRMAK! ... [23 Kasım 2015] CUMHURİYET ... [19 Ekim 2015] İKTİDAR VE HUKUK ... [19 Ağustos 2015] Bir Yöntem Önerisi: Beyin Fırtınası Ve Kürt Sorunu ... [9 Temmuz 2015] ANAYASA MAHKEMESİ NEREYE? ... [1 Haziran 2015] SEÇİMLER VE GÜVENLİK ... [1 Mayıs 2015] YARGIÇLARIN TUTUKLANMASI ÜZERİNE ... [29 Nisan 2015] AVUKATLAR SINANAMAZ! ... [16 Mart 2015] BİLGİNİN DEMOKRATİKLEŞMESİ YA DA BİLGİYİ SİYASALLAŞTIRMAK ... [9 Şubat 2015] "AYDINLANMA" NEYE YARAR? ... [1 Ocak 2015] 2015 YILI BAŞLARKEN. ... [15 Aralık 2014] AVUKATLAR SEÇİMİNİ YAPTI ... [28 Ağustos 2014] DEVLET BENİM ... [6 Nisan 2014] AVUKAT ... [2 Mart 2014] POLİSLEŞEN YARGIÇ ANLAYIŞI ... [12 Ocak 2014] NE DEĞİŞECEK? ... [25 Aralık 2013] DURUŞMA SALONLARI BÜYÜDÜKÇE... ... [11 Kasım 2013] ATATÜRK YAŞIYOR! ... [13 Eylül 2013] Yeni adli yıl başlarken ... [16 Mayıs 2013] Desteklediğimiz adayın kazanması halinde biz ancak mutlu oluruz ... [12 Nisan 2013] BÜYÜK GREV YA DA BÜYÜK BARO! ... [2 Kasım 2012] BAROLAR SEÇİMİNİ YAPTI! ... [24 Eylül 2012] BALYOZLA DEMOKRASİ KURULMAZ! ... [31 Ağustos 2012] Bir Yöntem Önerisi: Beyin Fırtınası Ve Kürt Sorunu ... [11 Temmuz 2012] BAROLARI ELE GEÇİRMEK YA DA "AHLAKSIZ TEKLİF" ... [11 Haziran 2012] KENTSEL DÖNÜŞÜM VE YOL AÇACAĞI SORUNLAR ... [3 Haziran 2012] İSTANBUL BAROSU NE YAPMALI? ... [13 Mayıs 2012] YARGIYI, YARGIÇTAN KORUMAK! ... [4 Nisan 2012] 12 EYLÜL YARGILAMASI BİR ALDATMACADIR ... [14 Şubat 2012] YARGI VE MİT KAVGASININ NERESİNDEYİZ? ... [1 Şubat 2012] YENİ YAKLAŞIMLAR NASIL DOĞDU, NEREYE GİDİYOR? ... [13 Ocak 2012] YARGIÇ VE VİCDAN ... [30 Aralık 2011] 2012 YE GİRERKEN YARGI VE ADALET ... [29 Ağustos 2011] AVUKATIN ADI YOK ... [5 Ağustos 2011] TSK YANLIŞLARININ BEDELİNİ ÖDÜYOR! ... [4 Temmuz 2011] SON SAHNE ... [20 Haziran 2011] YİNE BANA HÜSRAN, BANA YİNE HASRET VAR. ... [30 Mayıs 2011] YEREL YÖNETİMLER ÖZERKLİK ŞARTI ... [20 Nisan 2011] AVUKAT * ... [21 Mart 2011] TANI BUNLARI TANI DA BÜYÜ! ... [5 Mart 2011] Yargının Özelleştirilmesi Ve Çok Hukukluluk ... [17 Şubat 2011] NEREYE KADAR? ... [2 Şubat 2011] SAYGINLIK ... [4 Kasım 2010] BAROLARIN İŞLEVİ ... [27 Mart 2010] DEMOKRATİK KURNAZLIK!.. ... [25 Şubat 2010] AVUKATIN DOSYA İNCELEME YETKİSİ ... [9 Şubat 2010] BAROLAR VE DEMOKRATİK YÖNETİM ANLAYIŞI ... [4 Aralık 2009] KÖRLÜK ... [18 Kasım 2009] İRTİCAYA GÜL BAHÇESİ ... [17 Kasım 2009] AÇILIMIN HUKUKA ETKİSİ ...
Av. Başar YALTI
BU SITENIN ÖNCELIKLI AMACI Ülkede evrensel, çagdas ve toplumcu bir hukuk ve yönetim anlayisini egemen kilmak üzere,
HUKUKÇULAR VE SORUMLULUK DUYAN HERKES ortak akil üretebilecekleri, ortak tutum belirleyebilecekleri bir iletisim, paylasim ve tartisma ortaminda BULUSTURMAKTIR.
Yeni Yaklasimlar, ortak çalisma ürünüdür. Sitede yer alan yazilardan yazari sorumludur. Kaynak gösterilerek alinti yapilabilir.
Websitesi ile lgili sorulariniz için buraya tiklayin. Diger konularla ilgili sorulariniz için iletisim sayfasindan ilgili kisi ile irtibata geçebilirsiniz.
Yeni Yaklasimlar © 2016 - [ARENA YAZILIM] - E-Müvekkil Pro™