Yazdırmak için tıklayın Eposta Olarak göndermek için tıklayın Yorum Eklemek için tıklayın
Gel de Polisten Korkma!
15 Ekim 2014, Ali SİRMEN
, Ali SİRMEN

Soğuk Savaş yıllarında CIA müthiş bir propaganda faaliyeti yürütüyordu. Kabul etmek gerekir ki bunların içinde kimileri de çok başarılıydı. Örneğin şu benzetme çok ünlü olmuştu:
“ABD’de sabahın köründe kapınız çalarsa, emin olabilirsiniz ki gelen sütçüdür.”
Bununla SSCB ve güdümündeki ülkelerde sabah karanlığında evleri basılıp götürülen muhalif aydın sanatçı ve bilim adamları kastediliyordu.
1940-50’li yıllarda bu deyişi pek beğenmişiz de hiç düşünmemişiz ki bizim ülkemizde de sabahın köründe kapısı çalınıp götürülen aydınlar, yazarlar, gençler sanatçılar boldu.
Hatta bu alışkanlığımız 21. yüzyıla bile sarktı.
Bir zamanlar, kimilerinin askeri vesayet dönemine özgü sandıkları uygulamalar sivil vesayet döneminde de misliyle sürdü.
Her neyse, demokrasinin tanımlarından biri de insanların polisten yersiz yere korkmadığı rejimler nitelemesidir.
Demokrasiler polis korkusu üzerine kurulmuş rejimler değillerdir. Orada polisin vazife ve salahiyetleri bellidir. Ve demokrasilerde anayasalar ve yasalar, yurttaşın polis karşısındaki çaresizliğini artırmaz, polisin vatandaşın özgürlüğü karşısındaki yetkilerinin sınırlarını çizer.

***

Polisin görevi asayişi sağlamaktır. Adli polis ise, yargıya sevk edilen dosyalar için delil toplar ve İçişleri Bakanı’nın değil, Adalet Bakanı’nın emrinde çalışır.
Polisin kullanacağı güç asayişin sağlanması amacıyla sınırlı ve eğer bir gösteri söz konusuysa, o gösteride, vatandaşın davranışlarıyla orantılı olmalıdır.
Polis hiçbir şekilde bu görev sınırları dışına çıka-maz, görevini yerine getirirken de güç kullanması halinde kendisine verilen yetkiyi aşamaz.
Böyle olunca da polisten korkmak gerekmez.
Ama Türkiye’de insanlar polisten korkarlar.
Çünkü polisin hepsi değilse de içlerinden kimileri çoğu zaman orantısız güç kullanırlar.
Genelde kimi polisler görev sınırlarının dışına taşarlar.
Demokrasilerde dezamanzamanböyledurumlarla karşılaşılır. Ama onu da önlemenin çareleri aranır, kuralları, kurumları oluşturulur; polisin görev ve yetki sınırlarının dışına taşmamasına özen gösterilir, polisin asayişi sağlama görevi dışına taşmasının önüne geçilir.
Türkiye’de ne yazık ki böyle değildir.

***

Türkiye’de en yetkili, en etkili makamlar bile polisin yargının yerine kaim olarak suçların cezalandırılması amacıyla kullanılmasını olağan görürler.
Nitekim geçen hafta, Bingöl’de teröristlerin Emniyet Müdürü Atalay Ürker’e karşı giriştikleri menfur suikastın ardından polisin teröstleri, dördünü ölü olarak, ele geçirmeleri üzerine yaptığı açıklamada aynen şunları söylemiştir:
“Olayın olduğu andan itibaren gerekli talimatlar verildi ve teröristler iki saat içinde cezalandırıldılar.”
Başbakan’ın açıklamasından çıkan sonuç şudur:
Polis cezalandırmak için kullanılmıştır. Ona bu yönde talimat verilmiş ve polis de cezalandırma talimatına uygun olarak teröristler “cezalandırılmıştır”.
Başbakan açıklamasında çekinmeden, polisi yargısız infazla terörist öldürmek için kullandığını kabul etmektedir.
Hiçbirdemokrasidepolisinböylebiryetkisiyoktur.
Polisin yargının yerine kaim olarak cezalandırma işlevini yerine getirmesi, ancak polis devletlerinde geçerlidir.
Başbakan ise yukarıdaki itirafıyla Türkiye’nin bir polis devleti olduğunu, polisin cezalandırma işlevini yerine getirdiğini söylemektedir.
Bu durumda, polisin yetkilerinin artırılacağını söyleyen ve “Ne yani polis kalkan mı tutsun” diyen Cumhurbaşbakan Tayyip Erdoğan’ın sözleri insanı dehşete düşürüyor.
Bu yetkiler ne için kullanılacak?
Başbakan’ın açıklamasına bakılırsa, cezalandırmak için kullanılması mümkün.
Bu durumda da, gel de polisten korkma!
Evet hem polisten hem de Başbakan ile Cumhurbaşbakanı’ndan korkuyorum!
Haksız mıyım?

[Bu yazı 986 kez okundu]
Ali SİRMEN

YAZARIN DİĞER YAZILARI: [133]
[2 Ağustos 2016] Orduyu dayak arsızı etmek ... [28 Mart 2016] Cehalete övgü ... [1 Mart 2016] Zavallı Obama! ... [11 Şubat 2016] Tayyip kırmızısı ... [10 Şubat 2016] Savaşa sokabilir mi? ... [26 Ocak 2016] Uğur Mumcu'dan bir anı ... [16 Ocak 2016] Toplumsal ve siyasal istikrar ... [20 Aralık 2015] Masal peşinde ... [3 Aralık 2015] Avrupa rüyası ... [5 Kasım 2015] Neden olsun ki? ... [3 Kasım 2015] Korku dağları bekler ... [25 Ekim 2015] Çetin Altan'ı çok sevmiştik ... [15 Ekim 2015] Mucize ... [13 Eylül 2015] Meğer ne çok vandal varmış ... [4 Eylül 2015] Çözüm sürecine dönüş mümkün mü? ... [1 Ağustos 2015] Vurun HDP'ye! ... [12 Temmuz 2015] Ağustosböceği ve karınca ... [5 Temmuz 2015] Apaydın, Çakmak, Baransu ... [14 Haziran 2015] Papazın eriğine bile katlanamamak ... [9 Haziran 2015] Ulusal koalisyon ... [16 Mayıs 2015] Hukuk yoluyla terör olur mu? ... [17 Nisan 2015] 'Söyleyin! Tıbben Sakıncası Yok' ... [29 Mart 2015] Cenneti Talan ... [3 Mart 2015] Niyet İyi, Ama Nasıl Olacak? ... [19 Şubat 2015] İdam Cezası ... [8 Şubat 2015] Boşa Dönmüş Koca Dünya ... [15 Ocak 2015] Mahalle Baskısı ... [9 Ocak 2015] Aklın İflası ... [3 Ocak 2015] 2015 CHP İçin Çok Kritik Yıl ... [27 Aralık 2014] Kamu Vicdanı ve Yargı ... [27 Kasım 2014] R. Pekünlü'nün Suçu Ne? ... [4 Kasım 2014] AKP Bu Oyunu İyi Oynuyor ... [30 Ekim 2014] Bu Cumhuriyet O Cumhuriyet Değil ... [24 Ekim 2014] 'Uyumlu İslam'a Dönüş ... [22 Ekim 2014] 'Makul Şüphe' Makul mü? ... [12 Ekim 2014] Barış Zinciri ... [9 Ekim 2014] Oysa Fırsat Büyüktü ... [30 Eylül 2014] Yargı Sil Baştan ... [26 Eylül 2014] Yola Başlarken ... [21 Eylül 2014] İngiliz - İskoç Fıkraları ... [6 Eylül 2014] Kim Değil, Nasıl? ... [30 Ağustos 2014] Cumhuriyet'i Çok Ararız, Çok! ... [28 Ağustos 2014] Hani Bunun İlk Sahibi? ... [19 Ağustos 2014] O Varsa Ben Yokum Tayyip ... [7 Ağustos 2014] Bu Tayyip Cidden Çok Büyük Tehlike ... [26 Temmuz 2014] Çatı İçin Gayret ... [19 Temmuz 2014] O Osmanlı'ya Kurban Olsun! ... [18 Temmuz 2014] 'Hâkimler Var' Diyemedikçe ... [15 Temmuz 2014] 'Yokuş Hangi Vitesle İnilir?' ... [29 Haziran 2014] 12 Eylül Hâlâ Canlı ... [27 Haziran 2014] 'Apo' İstedi, Eli Mahkûm... ... [10 Haziran 2014] Çatışmasızlık Hali Sona mı Eriyor? ... [25 Mayıs 2014] Zamanaşımı ... [23 Mayıs 2014] Maskeli Balo Bitti ... [17 Mayıs 2014] Tesadüf Değil ... [15 Mayıs 2014] 'Sen Kimsin?' 'Ben Vatandaşım!' ... [13 Mayıs 2014] Ne Oldu? Neden Oldu? ... [8 Mayıs 2014] Yargının Yeri ... [29 Nisan 2014] Cumhurbaşkanı mı? Başkan Baba mı? ... [19 Nisan 2014] Erdoğan'a Anayasal Engel ... [17 Nisan 2014] Özüne Karşı ... [4 Nisan 2014] Talan Sosyal Adaleti ... [28 Mart 2014] TC'nin Gücü ... [13 Mart 2014] Hepimiz Katil miyiz? ... [21 Şubat 2014] Sağa Kayan CHP ... [7 Şubat 2014] Halk Neden Unutkan? ... [31 Ocak 2014] Devletin Gücü ve Aczi ... [25 Ocak 2014] Başbakan ve Yargı ... [23 Ocak 2014] Din Devleti Korsan Devlet ... [21 Ocak 2014] 'Ankara'da Hâkimler Var' mı? ... [18 Ocak 2014] Darbelerden Darbe Beğen! ... [14 Ocak 2014] İki Cumhurbaşkanı - 2 ... [11 Ocak 2014] İki Cumhurbaşkanı ... [27 Aralık 2013] Kriz Kerize Evladır ... [26 Aralık 2013] Affet İsmet Paşa! ... [10 Aralık 2013] Gizli Belge ve Basın ... [8 Aralık 2013] Barışı Kazanmak Çok Daha Güç ... [28 Kasım 2013] İnönü, T. Erdoğan'a Cevap Veriyor ... [9 Kasım 2013] Neden Yapıyor? ... [9 Kasım 2013] 'Şeyhülislam'ın Dönüşü ... [5 Kasım 2013] Türban Asıl Şimdi ... [31 Ekim 2013] Ateistin Hukukunu Bırak da Sen!.. ... [18 Ekim 2013] Elli Kez Daha Görülse Ne Olur? ... [11 Ekim 2013] Hâkimlerle Uğraşmak Yanlış ... [4 Ekim 2013] Maksat Hâsıl Olur mu? ... [3 Ekim 2013] Demokrasi ve Çözüm Paketi Değil ... [12 Eylül 2013] Olimpiyat Milli Dava mı? ... [8 Ağustos 2013] Bir Sivil Vesayet Öyküsü ... [6 Ağustos 2013] Olsaydı Ne Olurdu? ... [22 Haziran 2013] Oysa Onlar Umuttular ... [21 Haziran 2013] Avrupa ile Güç Dönem ... [2 Haziran 2013] Gezi Parkı Çocukları ... [19 Nisan 2013] Deniz Baykal Haklı ... [16 Nisan 2013] Nafile Yargı Paketi ... [9 Nisan 2013] Savaş Getiren 'Barış!' ... [7 Mart 2013] Homurdanan Avrupa ... [15 Şubat 2013] Türbansıza Özgürlük ... [9 Şubat 2013] Ombudsman ile Gelen Mahalle Baskısı ... [25 Ocak 2013] Uğur Mumcu Demokrattı ... [25 Aralık 2012] Köprüler Yaptırdım Satıp Savmaya Balam ... [4 Aralık 2012] Demokrasi Yalanı ... [1 Aralık 2012] Aman Dikkat Kemal Bey! ... [27 Kasım 2012] Suç Kimde? ... [10 Kasım 2012] Kara Adamın Ak Bilinci Ve Amerikan Seçimleri ... [23 Ekim 2012] Anayasa Fetişizmi ... [25 Eylül 2012] Siyaset ve Ordu ... [30 Ağustos 2012] İkinci Cumhuriyet'in '30 Ağustos'u Olmaz ... [18 Ağustos 2012] Zor Barış - 2 ... [17 Ağustos 2012] Zor Barış - 1 ... [24 Temmuz 2012] 'Aferin!' ... [3 Temmuz 2012] ÖYM Cephesinde Yeni Bir Şey Yok ... [21 Haziran 2012] Kendi Heykelini Yontan Adam ... [10 Haziran 2012] İnsan Yaşadıkça Kitap Ölmez ... [3 Haziran 2012] Gergedanlaşsak mı, Gergedanlaşmasak mı? ... [18 Mayıs 2012] Medya Silivri'nin Neresinde? ... [12 Mayıs 2012] Yine Nafile Seçim ... [10 Mayıs 2012] Monsieur Normal ... [28 Nisan 2012] Nihayet İyi Haber mi? ... [17 Nisan 2012] İrtica Tehdidi ... [6 Nisan 2012] Demokrasi Anlayışı ve Basın Özgürlüğü ... [29 Mart 2012] 'Komutan' ... [24 Mart 2012] Yeni Kürt Politikası ... [20 Mart 2012] Tanzimat Aydını da Düştü Aynı Yanlışa ... [15 Mart 2012] Hukuki İzahı Yok ... [13 Mart 2012] Nasıl Sınıfta Kalır Bir Toplum? ... [3 Mart 2012] Aynı Darbeci Kafası ... [1 Mart 2012] Fransa'nın Zaferi, Türkiye'nin Değil! ... [23 Şubat 2012] 'Seçilmiş - Atanmış' ... [10 Şubat 2012] Sorular... Sorular... ... [31 Ocak 2012] 'İleri Demokrasi'nin Katılımcı Anayasası ... [27 Ocak 2012] Ne Yapmalı ... [12 Ocak 2012] 'İşlenemez Suç...' ... [5 Ocak 2012] Savaş Bölünmeyi, Bölünme Savaşı Önleyebilir mi? ...
Ali SİRMEN
BU SITENIN ÖNCELIKLI AMACI Ülkede evrensel, çagdas ve toplumcu bir hukuk ve yönetim anlayisini egemen kilmak üzere,
HUKUKÇULAR VE SORUMLULUK DUYAN HERKES ortak akil üretebilecekleri, ortak tutum belirleyebilecekleri bir iletisim, paylasim ve tartisma ortaminda BULUSTURMAKTIR.
Yeni Yaklasimlar, ortak çalisma ürünüdür. Sitede yer alan yazilardan yazari sorumludur. Kaynak gösterilerek alinti yapilabilir.
Websitesi ile lgili sorulariniz için buraya tiklayin. Diger konularla ilgili sorulariniz için iletisim sayfasindan ilgili kisi ile irtibata geçebilirsiniz.
Yeni Yaklasimlar © 2016 - [ARENA YAZILIM] - E-Müvekkil Pro™