Yazdırmak için tıklayın Eposta Olarak göndermek için tıklayın Yorum Eklemek için tıklayın
RTE IŞİD konusunda "mış" gibi yapıyor!
30 Eylül 2014, Cüneyt ÜLSEVER
, Cüneyt ÜLSEVER

Kulakları çınlasın, YDH Genel Başkanı iken Cem Boyner “yapacakmış-edecekmiş, öyle imiş” gibi davranan siyasiler nedeni ile ülkemizi “Mış Cumhuriyeti” olarak tarif ederdi.

Türkiye’de etkin ve yetkin siyasiler demokratmış, kızgınmış, kafa tutuyormuş, tavır koyuyormuş gibi davranırlar ama demokrat, kızgın, kafa tutucu, tavır koyucu falan değildirler. Onlar da normal yurdum insanı olarak günü idare ederler.

Hem Cumhurbaşkanlığı, hem Başbakanlık, hem de AKP Genel Başkanlığı görevlerini bir arada icra eden RTE görevlerin üstüne yüklediği toptan ağırlık nedeni ile olacak, dışarıda başka konuşmak, içeride başka konuşmaktan katiyen imtina etmiyor.

Bir gün söylediğinin ertesi gün tersini söylemek ona hiç ters gelmiyor.

Tenakuza düşmekten hiç arlanmıyor.

***

Türkiye’nin IŞİD’e, en azından geçen haftalara kadar, silah yardımı yaptığını, eğitim verdiğini, sağlık hizmeti sunduğunu, eleman devşirdiğini, kaçak petrol satmasına aracılık ettiğini yedi düvel bildiği gibi pekâlâ RTE de bilir.

Hatta bir kısmına zımni “olur” verdiğine de eminim.

Zaten IŞİD’e “terör örgütü” demekten ABD gezisine dek ısrarla kaçmıştı.

IŞİD’e karşı ılımlı tavırlarının nedeni sırtındaki “49 rehine yükü” imiş. Şimdi rahatlayınca “kanlı terör örgütü IŞİD’e karşı kara harekâtından” bile bahsediyor.

Ancak, aynı anda satır aralarına yerleştirdiği “şartlara” göz atınca IŞİD’e kafa tuttuğunu değil, kafa tutarmış gibi yaptığını kavrıyorsunuz.

Ne de olsa RTE “Mış Cumhuriyeti”nin cumhurbaşkanı!

***

RTE ivedelikle Suriye sınırında “tampon bölge/güvenli bölge” istiyor.

Hatta ne uçağı, ne de helikopteri olan IŞİD’e karşı “uçuşa yasak bölge” de istemişti ama sonradan galiba vaz geçti.

Esad devrilmeden Ortadoğu’da terör ile baş edilemeyeceğini ABD’nin kavraması gerektiğini şart koştuğu gibi, TSK’nın eylemlerini Güneydoğu’da sadece seyrettiği PKK’ya karşı Batı’yı vurdumduymazlıkla suçluyor.

Batı onu Nusra’ya/IŞİD’e, sırf Esad’ı devirmek (“çürük elmalara ses çıkarmamak”) için, arka çıkmakla suçluyor ya, o da Batı’ya, ABD’ye çatıyor.

Ama hepsini “mış” gibi yapıyor.

Ciddi değil. Türkiye IŞİD’e karşı kılını kıpırdatamaz.

Zira ABD 17-25 Aralık hakkında çok şey biliyorsa, IŞİD de en azından Türkiye ile yaptığı işbirliklerini biliyor!

***

Türkiye nasıl IŞİD’e karşı ABD ile işbirliği yapacakmış gibi yapıyor?

Yükü dağa sürerek!

Sadece Türkiye’nin “tampon bölge/güvenli bölge” talebine bakalım!

Güvenli bölge mültecileri korumak, gerekli yardımı sağlamak, “ılımlı milislere” eğitim vermek için kullanılacakmış.

Esad’ın gitmesi de şart! Aksi halde RTE uyku bile uyuyamıyor.

Ya Türkiye Suriye’yi açıkça işgal edecek. Bu mümkün değil.

Ya da “güvenli bölge” kararı BM Güvenlik Konseyi’nden çıkacak.

Konseyde karar almak için ise oy birliği şart!

Rusya’nın, Çin’in karar teklifini veto edeceğini RTE hepimizden iyi biliyor.

İran’ın ABD ile flört ettiği bir dönemde böyle bir karara isyan edeceği malum!

Tampon bölge/güvenli bölgeye en fazla askeri komşu olarak Türkiye asker verecek.

Bu duruma PKK/PYD’nin de isyan edeceğini cümle âlem biliyor. Zaten bağıra bağıra söylüyorlar.

PKK ile “çözüm süreci” yaşarken PKK’nın Suriye uzantısı PYD’nin kendi toprağı saydığı Rojava işgal edilecek!

Velhasıl kelam; Türkiye’nin IŞİD’e karşı ABD ile işbirliği yapma isteğinin sadece bir aldatmaca olduğunu Fırat’taki hem kör, hem sağır çoban bile biliyor.

***

İdeolojik mülahazalar, yakın geçmişteki iş birlikleri gibi nedenler dışında IŞİD’in bölgede varlığını devam ettirmesi Hükümet’in pratik açıdan da işine gelir.

IŞİD Hem Suriye’de, hem Irak’ta özerklik peşinde koşan Kürtlerin ayak bağı!

“Çözüm Süreci”ne ayak sürümek için Türkiye açısından mükemmel bir bahane.

Düşünün; bölge IŞİD’den temizlenmiş, Peşmerge, PYD, PKK büyük katkılarda bulunmuş. Kürtler ABD’nin özel sempatisine mazhar olmuş!

Böyle bir sonuç TC’nin işine gelir mi?

Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı “mış” gibi yapıyor!

[Bu yazı 860 kez okundu]
Cüneyt ÜLSEVER

YAZARIN DİĞER YAZILARI: [54]
[9 Eylül 2014] Köprüden önce son çıkış: Haziran 2015! ... [4 Eylül 2014] Yeni Türkiye'nin İlerleme Raporu ... [21 Ağustos 2014] İstihbarat oyunları: Merkel RTE'ye ne mesaj veriyor? ... [24 Temmuz 2014] Her mağrur bir gün mağduriyeti tadacaktır! ... [26 Eylül 2013] Anormalin normalleşmesi ... [22 Ağustos 2013] Yenildik ama boyun eğmedik! ... [6 Ağustos 2013] Ergenekon davası ışığında yakın tarihimiz ... [16 Temmuz 2013] Ahmet Davutoğlu'nun monşer düşmanlığı! ... [2 Temmuz 2013] 'Laiklikte ısrarlı olmayan demokrasi' teorisi çöktü! ... [25 Haziran 2013] Bir yükseliş ve çöküş hikayesi! ... [23 Nisan 2013] Bu nasıl barış? ... [18 Nisan 2013] Sivil vesayetin resmini yapan yargıç! ... [15 Nisan 2013] Barış için tek yol genel aftır! ... [11 Nisan 2013] Zırva tevil götürmez! ... [9 Nisan 2013] Hazır 63 akilli adam yakalamışken! ... [2 Nisan 2013] PKK ne ister? ... [19 Mart 2013] Bilim ile din aynı kaba sığmaz! ... [1 Mart 2013] Avrupa Yerel Yönetimler Özerklik Şartı ... [21 Şubat 2013] Turist Ömer uzayda! BDP Karadeniz'de ... [2 Şubat 2013] Çelişkiler yumağı bir başbakan ... [25 Ocak 2013] İntikam! ... [6 Ocak 2013] Mertlik ne yana düşer asker, gurur ne yana ... [20 Kasım 2012] HSYK töhmet altında kalmıştır ... [16 Kasım 2012] Ne dediğini bilmeyen başkan adayı! ... [1 Kasım 2012] Türkiye fetret* dönemine girdi! ... [30 Ekim 2012] CUMHURUN GÜCÜ NE VALİ TANIR, NE PADİŞAH! ... [23 Ekim 2012] DEVLET YALAN SÖYLER Mİ? ... [18 Ekim 2012] Cumhurbaşkanı vesayetine mi gidiyoruz? ... [4 Ekim 2012] Tansu Çiller: Daha önceleri neredeydiniz? ... [25 Eylül 2012] BALYOZ DAVASI VE WIKILEAKS BELGELERİ ... [6 Eylül 2012] Çapsızlığı baş tacı etmiş ülke! ... [24 Ağustos 2012] Davutoğlu politikalarına vahim bir örnek ... [14 Ağustos 2012] Biz gazetecilere yuh olsun! ... [10 Ağustos 2012] Nefret üzerinden yapılan siyaset hüsrana uğramaya mahkûmdur ... [31 Temmuz 2012] SORULAN SORU GERİ ALINAMAZ ... [27 Temmuz 2012] Bir Ahmet Davutoğlu analizi ... [24 Temmuz 2012] Ortadoğu'da vaziyet-i umumiye ... [20 Temmuz 2012] CHP'nin ev ödevi: Değişirken devam etmek ... [5 Temmuz 2012] Türkiye'de en etkin muhalefet: Fenerbahçe! ... [4 Temmuz 2012] AHMET DAVUTOĞLU'NA BASİT BİR SORU ... [29 Haziran 2012] Rusya Yeni Osmanlı'ya kürtaj yaptı ... [14 Haziran 2012] Belki haddini aşan bir yazı ... [6 Haziran 2012] Gündem yaratmanın dayanılmaz ağırlığı ... [4 Haziran 2012] Seçimli otokrasi ... [30 Mayıs 2012] Başbakan basına sövüyor, bizimkiler oralı değil ... [1 Nisan 2012] "Dostun bir fiskesi pareler beni" ... [20 Mart 2012] Üç aşamalı Suriye politikası ... [13 Mart 2012] Abant'ta Anayasa konuşuldu ama hukuk unutuldu! ... [16 Şubat 2011] Odatv baskınının düşündürdükleri ... [1 Şubat 2011] Endişeli muhafazakârlar ... [3 Ocak 2011] Bir Türk bir Kürt'ü severse! ... [2 Aralık 2010] Wikiat! (Bildiklerim aklıma takılanlardır) ... [23 Kasım 2010] Tahran'a pirince giderken Lizbon'da. ... [24 Ekim 2010] Adaletin bu mu Adalet Bakanı? ...
Cüneyt ÜLSEVER
BU SITENIN ÖNCELIKLI AMACI Ülkede evrensel, çagdas ve toplumcu bir hukuk ve yönetim anlayisini egemen kilmak üzere,
HUKUKÇULAR VE SORUMLULUK DUYAN HERKES ortak akil üretebilecekleri, ortak tutum belirleyebilecekleri bir iletisim, paylasim ve tartisma ortaminda BULUSTURMAKTIR.
Yeni Yaklasimlar, ortak çalisma ürünüdür. Sitede yer alan yazilardan yazari sorumludur. Kaynak gösterilerek alinti yapilabilir.
Websitesi ile lgili sorulariniz için buraya tiklayin. Diger konularla ilgili sorulariniz için iletisim sayfasindan ilgili kisi ile irtibata geçebilirsiniz.
Yeni Yaklasimlar © 2016 - [ARENA YAZILIM] - E-Müvekkil Pro™