Yazdırmak için tıklayın Eposta Olarak göndermek için tıklayın Yorum Eklemek için tıklayın
'Sınırlar korkunç, sığınmacı sayısı bilinmiyor'
26 Eylül 2014

Suriyeli sığınmacılar için 10 TIR yardım getirerek bölgede inceleme yapan CHP heyeti: Ne kayıt var, ne sayı tespiti. Koşullar korkunç. Kim elinde ne imkan varsa yardım göndermeli

 
‘Sınırlar korkunç, sığınmacı sayısı bilinmiyor’

MELTEM YILMAZ- SURUÇ

Irak Şam İslam Devleti'nden (IŞİD) kaçan on binlerce Suriyelinin sınırı geçerek geldiği Şanlıurfa'nın Suruç İlçesi'ndeki olağanüstü hal devam ederken, CHP heyeti sınırda ve bölgede incelemeler yapmak için Suruç'a geldi. Heyet, CHP'li belediyelerce toplanan 10 TIR dolusu yardım malzemesini de Şanlıurfa'ya ulaştırdı. Heyetin başkanlığını yapan CHP Genel Başkan Yardımcısı Veli Ağbaba ve heyette yer alan CHP İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal ile Suruç izlenimlerini konuştuk.

‘Bana PKK'lı diyecekler’
Sizi TOMA'ların önünde otururken görmeye alışkındık. Bu sefer Suruç'ta zırhlı polis aracını koşarak kovaladınız ve araca asılarak 2 km yok kat ettiniz. Orada neler oldu?

Mahmut Tanal: Zırhlı araç aracımızın üzerine yürüyerek vurdu. Başka bir vatanadaşa da vurdu. Sağa sola çarpa çarpa gidiyor, durmuyordu. Trafik Kanunu'na göre olay mahalinden kaçmak suç değil mi? Üstelik kamu görevlisi. Ben milletvekili olarak seni durduramıyorum, vatandaş hiç durduramaz. Devletin, kamu görevlilerin vatandaşa şefkat kucağını açması gerek. Yoksa vatandaşla devletin barışması çok zor. Benim zırhlı aracı kovalayıp ona tutunmam, durdurtmam bir mücadele örneğidir. Silivri'de ayağım kırılınca bana 'Ergenekoncu' dediler, 17 Aralık operasyonundaki haksızlıkları dile getirdim diye 'cemaatçi' dediler, KCK'yı davasının takipçisi olunca da 'PKK'li' dediler. Şimdi yine PKK'li diyecekler. Ben buraya insan hakları mevzuatı ile geldim. (Cebinden kitapçığı çıkararak gösteriyor.) CHP, insan hakları söz konusu olduğunda, kimsenin dinine, ırkına, vatandaşlık durumuna bakmadan mazlumlarının yanında yer alır.

Mürşitpınar sınır kapısında geçişleri incelediniz, izleniminiz nedir?
Mahmut Tanal: Geçişlerde Suriyeli kadınların üstünü erkekler arıyor. Bu insanlık onuruyla ne kadar bağdaşır? Güvenlik diyorlar. Güvenliği insan haklarına feda edemezsiniz, insan haklarını da güvenliğe feda edemezsiniz. Bugün Suruç Kaymakamı ile görüştüm. Bu uygulamanın yanlış olduğunu artık yapılmayacağını söyledi. Sınırda tuvalet yok, gıda yok. Kim elinde ne imkan varsa yardım göndermeli. Koşullar çok korkunç. Burada ne kayıt var, ne sayı tespiti var. 150 bin diyorlar, yalan söylüyorlar. Bugün Suruç Kaymakamı da bize rakam söyleyemedi. Orayı tampon bölge yapmak için sayıyı fazla söylüyorlar. Sığınmacı Suriyeliler 'Geri dönmek istiyoruz' diyor, izin vermiyorlar. Yabancıların temel hak ve özgürlüklerinden yararlanması anayasal bir hak. 'Orada saldırı var ölürse ne olur?' diyorlar, sanane ya? Benim orada tepki göstermemin ardından insanların geçişine izin verdiler. TOMA'yla boş arazide vatandaşa su ve gaz sıkıyorlar. Sıkıyorsa IŞİD terör örgütüne sık. Sınırını koruyamıyorsun. Bir ülkenin sınırı o ülkenin namusudur.

'IŞİD'i devlet yaptık'

IŞİD'ten kaçanlara sınır kapısı açıldı. Sizce bu yeter mi? Bölgeye yapılan devlet yardımını yeterli buldunuz mu?

Mahmut Tanal: Siyasi iktidar sığınmacılara gerekli yardımı yapmıyor. Bunun nedeni ise 4 bakanın Şanlıurfa'ya geldiğinde taşlanması, protesto edilmesidir. Halk onları protesto ettiği için intikam almaya çalışıyorlar. Halk, bakanların şatafatlı araçlarıyla tozu dumanı kaldırması sonucu, 'Yahu kardeşim biz burada sefil durumdayız. Gelmişsin şatafatlı aracınla tozu dumanı niye kaldırıyorsun' dedi. Biz burada halkı dinledik, pozitif anlamda tepkiler aldık. Kobani'de yaşanan, Kürtlere yönelik bir soykırımdır. İnsan hakları örgütleri, BM ve üye ülkeler sessiz kalmamalı.

IŞİD'in elinde rehin olan Musul Konsolosluğu personelleri ve aileleri 101 günün ardından kurtuldu. Bu gelişmeyi nasıl değerlendiriyorsunuz?

Mahmut Tanal: Diyorlar ki, 'Biz 49 rehineyi kurtardık.' O görevliler sizin hatanız, basiretsizliğiniz sonucu kaçırıldı. O dönemde Almanya'nın Siemens firmasında çalışan personeller de IŞİD tarafından kaçırıldı. Onlar 5 günde kurtarıldı. Türkiye ise pazarlıklar yaparak, terör örgütüyle masa oturup onu devlet statüsüne getirerip siyasi müzakere yaparak teslim aldı.

'Oğluyla sınırda 3 gün...'


Sizin Suruç'a gelişinizde ilk düşünceniz ne oldu?


Veli Ağbaba:
Suruç sokaklarında insandan çok güvenlik güçleri var. Asker, çevik kuvvet, özel tim, zırhlı araçlar... En çok dikkatimizi çeken bu oldu.
Mürşitpınar ve Yumurtalık'ta sınır geçişlerini takip ettiniz. Geçişlerde gördüğünüz sorunlar nedir?
Veli Ağbaba: Sınır kapılarında kadınların çıkışlarına izin var erkeklerin yok. Özellikle Yumurtalık'ta geçiş koşulları çok kötü. Yerel yönetimler kendi haline bırkaılmış, belediye yardımı dışında devlet yardımı yok. Ciddi sağlık sorunları var. Sınırlarda 50 bin civarı hayvan bekliyor. Hayvanların geçişine izin yok, orada susuzluktan ölüyorlar. Sığınmacılara suyu ekmeği köylüler veriyor ama yatakları yok. Kamplar çok hızlı bir şekilde kurulmalı, barınma sorunları çözülmeli. Bugün bir kadınla karşılaştık, Azad isminde 4 günlük oğluyla gelmiş, 3 gün sınırdan geçmek için beklemiş, nereye gideceğini bilmiyor, tandığı kimse yok...

'Sayı bilinmiyor'

Sizce sığınmacıların geçişlerinde kayır alınması konusunda zafiyet var mı?

Veli Ağbaba: Göç Genel Müdürlüğü kayıt yapıyordu ama çok da sağlıklı bulmadık. İnsanların isimlerini, neden geldiklerini yazıyorlar. İlk iki gün ise hiç kayıt yapılmamış, kimse gerçek rakamı bilmiyor. 150 bin mi doğru yoksa belediye başkanının söylediği 40-50 bin rakamı mı, kimse bunu bilmiyor.

Bölge halkıyla görüşmelerinizi değerlendirir misiniz? Onlar bu duruma nasıl bakıyorlar?
Veli Ağbaba: IŞİD'in elindeki 49 rehinenin bırakılması ile IŞİD'in Kobani'ye saldırılarını insanlar bağdaştırıyor. Bölge halkı 'Kobani pazarlığı yapıldığına' inanıyor. 'Tampon bölgeye 'evet' demek, 'IŞİD'e evet' demek. IŞİD'in AKP desteği olmadan bölgede yaşaması mümkün görünmüyor. İnsanlar 'AKP, IŞİD ile işbirliği içinde' diyorlar.

Suruçlular da IŞİD'in ilerlemesinden tedirginlik duyuyorlar. Siz bu tedirginlik için ne söylersiniz?
Veli Ağbaba: Kobani, Suruç'tan farklı bir yer değil. Hiç bilmeyen, İstanbul'da Ataşehir ile Üsküdar gibi düşünsün. Kobani düşerse, Türkiye IŞİD ile komşu olur. Çok tehlikeli bir durum. Türkiye eğer bir devlet ise IŞİD denilen bu ölüm çetelerine müdahale ederek durdurmalı.

 

http://www.yurtgazetesi.com.tr/gundem/sinirlar-korkunc-siginmaci-sayisi-bilinmiyor-h61974.html

[Bu yazı 901 kez okundu]
BU SITENIN ÖNCELIKLI AMACI Ülkede evrensel, çagdas ve toplumcu bir hukuk ve yönetim anlayisini egemen kilmak üzere,
HUKUKÇULAR VE SORUMLULUK DUYAN HERKES ortak akil üretebilecekleri, ortak tutum belirleyebilecekleri bir iletisim, paylasim ve tartisma ortaminda BULUSTURMAKTIR.
Yeni Yaklasimlar, ortak çalisma ürünüdür. Sitede yer alan yazilardan yazari sorumludur. Kaynak gösterilerek alinti yapilabilir.
Websitesi ile lgili sorulariniz için buraya tiklayin. Diger konularla ilgili sorulariniz için iletisim sayfasindan ilgili kisi ile irtibata geçebilirsiniz.
Yeni Yaklasimlar © 2016 - [ARENA YAZILIM] - E-Müvekkil Pro™