Yazdırmak için tıklayın Eposta Olarak göndermek için tıklayın Yorum Eklemek için tıklayın
İstihbarat oyunları: Merkel RTE'ye ne mesaj veriyor?
21 Ağustos 2014, Cüneyt ÜLSEVER
, Cüneyt ÜLSEVER

“I saw what you did and I know who you are” (“Ne yaptığını gördüm, kim olduğunu biliyorum”)!

Bu cümle Ursula Curtiss’in 1964’de yayınladığı romana dayanılarak 1965 ve 1988’de üst üste iki kere çekilen filimden (“I saw what you did”) devşirilmiş çok ünlü bir repliktir.

İstihbarat gücü yüksek ülkeler bazı devlet başkanlarına zaman zaman el altından veya açık seçik:

“I saw what you did and I know who you are” (“Ne haltlar çevirdiğini biliyorum, ayağını denk al”) derler.

Şimdi de Merkel RTE’ye açık ve seçik “Yaptıklarını gördüm, kim olduğunu biliyorum”, diyor.

Yalakalar bastı yaygarayı: “Dost devlet veya müttefik devlet dinlenmez. Almanya bizi dinlediğine göre dost veya müttefik sayılmaz!”

Herkes herkesi dinler!

***

“Hiçbir ülke Türkiye’yi istihbarat faaliyetleri açısından hedef ülke noktasında göremez. Hele bu Almanya gibi tarihi arka plana sahip dostluk ilişkilerimizin olduğu ülke olursa bunu kabul etmek mümkün değil.” (Kemal Kılıçdaroğlu’nun muhteşem saptaması ile 2012’de Obama ve Putin’in değişik ortamlarda masaya komi çağırır gibi başparmağını bükerek çağırdığı “müstakbel başbakan” söylüyor.)

Vasfiye Teyze Eylül’de Yalan Dünya’da muhakkak ki basacaktır yaygarayı:

“Ne çektin be Ahmet! Kabul etmeycen de ne yapcan!”

Belki de Davutoğlu cülusa erdiği gün Esad’dan sonra Merkel’e de küsecektir!

***

21.yüzyılın en büyük silahı bilgidir.

Tadına doyum olmayan eylem ise “gizlenen bilginin” öğrenilmesidir.

Devletler kendilerinden ve başkalarından gizlenen bilgiyi “istihbarat” yolu ile elde ederler.

Dost, müttefik; fark etmez, bütün ülkeler birbirini dinler/dinlemeye çalışır.

Hedef: i) herkesi dinlemek, ii) kimsenin seni dinlemesine izin vermemektir.

Bu iki hedefe birden ne kadar çok yaklaşırsan o kadar büyük devlet olursun.

Dinlenme konusunda kevgire dönmüş ülkeler ise dinlendikleri gözlerine sokulduğunda Davutoğlu’nun yaptığı gibi sadece ahkâm keserler. Ellerindeki tek silah budur!

Bu yılın başında da yazmıştım:

“Ocak ayında Obama’nın Almanya’nın ZDF kanalına verdiği demeçte:

(Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı Erdoğan’ın dinlenip dinlenmediğine dair, spikerin sorduğu soruya ABD Başkanı Obama’nın verdiği cevap):

‘Ülke ülke yorumda bulunmayacağım. Alman istihbaratı ya da diğer başka bir ülke istihbarat biriminde olduğu gibi, bizim istihbaratımız da dünyadaki her ülkenin, devletin niyetleriyle ilgilenmeyi sürdürecek. Bu durum değişmeyecek. New York Times ya da Der Spiegel’de okuyabileceğiniz şeylerle sınırlı kalmak isteseydiniz, zaten istihbarat birimlerine ihtiyaç da duyulmazdı’ ”. (Yurt Gazetesi-23.01.2014)

Obama Türkiye’yi hem ABD’nin, hem Almanya’nın dinlediğini açık ve seçik beyan etmişti.

Ardından 17-25 Aralık tapeleri geldi, Dış İşleri’ndeki dinleme rezaleti geldi.

RTE’nin dinlendiğini ise zaten biliyorduk.

Siz istediğiniz kadar “Okyanus Ötesi”ni suçlayın, büyük devletler bizzat kendileri “durumu” ifşa ediyorlar. Olsa olsa “Okyanus Ötesi”nin “elemanları” ateşten kestane toplayan maşalardır. Proje hep büyük devletlere ait olur.

***

İstihbarat ne zaman ortaya çıkar?

a) Örgüt içinden şu veya bu nedenle (hırs, intikam, para vb.) birileri Örgüt’ü satınca,

b) Bir başka Örgüt’ün elemanı Örgüt’e sızınca,

c) Örgüt’ün bağlı olduğu devlet gerek gördüğünde!

Köstebek Örgüt’ü sattığında/Örgüt’e sızdığında şimdi Almanya’nın yaptığı gibi devletin hemen hemen her kademesi “istihbaratın doğruluğu”nu (ima yolu ile de olsa) teyit etmez, tersine ilgili bir-iki kişi anında yalanlar. Köstebek anında hal edilir. Faka basan devletin anında bir şekilde gönlü alınır.

Yukarıdaki üç cümledeki “an” kelimesi çok önemlidir. Almanya’nın yaptığı gibi istihbaratın varlığı kabul edildikten sonra “gönül almak” sadece “ses kesini, dersini ettin ezber, artık uzatma!” anlamına gelir.

***

Almanya; cumhurbaşkanlığı koltuğuna oturmadan önce RTE’ye “ipler elimde” diyor.

Üstelik Almanya iplerin elinde olduğunu sadece RTE’ye veya Türkiye’ye söylemiyor, yedi düvele ilan ediyor.

1)17-25 Aralık fezlekelerini gizlemeye çalışan AKP milletvekilleri, savcıları, hâkimleri artık bilsinler ki fezlekelerin bir kopyası da Almanya’da.

2) İran ise sırada bekliyor. (17-25 Aralık tapeleri önünde sonunda İran’ın kaçak altınlarına bağlanmaz ise gazeteciliği bırakacağım.)

3) Üstüne üstlük Davutoğlu’nun Ortadoğu’da Sünni İmparatorluğu kurmak için TC’nin tevessül ettiği rezaletlerin tekmili birden de Almanların elinde. Hakan Fidan’ın başrolde olduğu eski Yeşilçam kıvamında “Suriye senaryoları” Berlin’de arşivlenmiş!

***

Çok merak ediyorum. RTE 28 Ağustos günü:

“Cumhurbaşkanı sıfatıyla, Devletin varlığı ve bağımsızlığını, vatanın ve milletin bölünmez bütünlüğünü, milletin kayıtsız ve şartsız egemenliğini koruyacağıma…” (Anayasa-Madde:103) diye başlayan cümle ile yemin ederken Merkel’in nereleri kıkırdayacak?

Birileri RTE’nin cumhurbaşkanlığı döneminde perde arkasında Hayali Küçük Alilerin* olduğunu baştan bilelim istiyor!

**

*Hayali Küçük Ali (Mehmet Muhittin Sevilen:1886-1974 ): Kukla ve gölge oyunu sanatçısı. Geleneksel temaşa sanatının önde gelen isimlerinden, Karagöz ve Hacivat sanatının en bilindik temsilcisi,

 

 

yurtgazetesi

[Bu yazı 963 kez okundu]
Cüneyt ÜLSEVER

YAZARIN DİĞER YAZILARI: [54]
[30 Eylül 2014] RTE IŞİD konusunda "mış" gibi yapıyor! ... [9 Eylül 2014] Köprüden önce son çıkış: Haziran 2015! ... [4 Eylül 2014] Yeni Türkiye'nin İlerleme Raporu ... [24 Temmuz 2014] Her mağrur bir gün mağduriyeti tadacaktır! ... [26 Eylül 2013] Anormalin normalleşmesi ... [22 Ağustos 2013] Yenildik ama boyun eğmedik! ... [6 Ağustos 2013] Ergenekon davası ışığında yakın tarihimiz ... [16 Temmuz 2013] Ahmet Davutoğlu'nun monşer düşmanlığı! ... [2 Temmuz 2013] 'Laiklikte ısrarlı olmayan demokrasi' teorisi çöktü! ... [25 Haziran 2013] Bir yükseliş ve çöküş hikayesi! ... [23 Nisan 2013] Bu nasıl barış? ... [18 Nisan 2013] Sivil vesayetin resmini yapan yargıç! ... [15 Nisan 2013] Barış için tek yol genel aftır! ... [11 Nisan 2013] Zırva tevil götürmez! ... [9 Nisan 2013] Hazır 63 akilli adam yakalamışken! ... [2 Nisan 2013] PKK ne ister? ... [19 Mart 2013] Bilim ile din aynı kaba sığmaz! ... [1 Mart 2013] Avrupa Yerel Yönetimler Özerklik Şartı ... [21 Şubat 2013] Turist Ömer uzayda! BDP Karadeniz'de ... [2 Şubat 2013] Çelişkiler yumağı bir başbakan ... [25 Ocak 2013] İntikam! ... [6 Ocak 2013] Mertlik ne yana düşer asker, gurur ne yana ... [20 Kasım 2012] HSYK töhmet altında kalmıştır ... [16 Kasım 2012] Ne dediğini bilmeyen başkan adayı! ... [1 Kasım 2012] Türkiye fetret* dönemine girdi! ... [30 Ekim 2012] CUMHURUN GÜCÜ NE VALİ TANIR, NE PADİŞAH! ... [23 Ekim 2012] DEVLET YALAN SÖYLER Mİ? ... [18 Ekim 2012] Cumhurbaşkanı vesayetine mi gidiyoruz? ... [4 Ekim 2012] Tansu Çiller: Daha önceleri neredeydiniz? ... [25 Eylül 2012] BALYOZ DAVASI VE WIKILEAKS BELGELERİ ... [6 Eylül 2012] Çapsızlığı baş tacı etmiş ülke! ... [24 Ağustos 2012] Davutoğlu politikalarına vahim bir örnek ... [14 Ağustos 2012] Biz gazetecilere yuh olsun! ... [10 Ağustos 2012] Nefret üzerinden yapılan siyaset hüsrana uğramaya mahkûmdur ... [31 Temmuz 2012] SORULAN SORU GERİ ALINAMAZ ... [27 Temmuz 2012] Bir Ahmet Davutoğlu analizi ... [24 Temmuz 2012] Ortadoğu'da vaziyet-i umumiye ... [20 Temmuz 2012] CHP'nin ev ödevi: Değişirken devam etmek ... [5 Temmuz 2012] Türkiye'de en etkin muhalefet: Fenerbahçe! ... [4 Temmuz 2012] AHMET DAVUTOĞLU'NA BASİT BİR SORU ... [29 Haziran 2012] Rusya Yeni Osmanlı'ya kürtaj yaptı ... [14 Haziran 2012] Belki haddini aşan bir yazı ... [6 Haziran 2012] Gündem yaratmanın dayanılmaz ağırlığı ... [4 Haziran 2012] Seçimli otokrasi ... [30 Mayıs 2012] Başbakan basına sövüyor, bizimkiler oralı değil ... [1 Nisan 2012] "Dostun bir fiskesi pareler beni" ... [20 Mart 2012] Üç aşamalı Suriye politikası ... [13 Mart 2012] Abant'ta Anayasa konuşuldu ama hukuk unutuldu! ... [16 Şubat 2011] Odatv baskınının düşündürdükleri ... [1 Şubat 2011] Endişeli muhafazakârlar ... [3 Ocak 2011] Bir Türk bir Kürt'ü severse! ... [2 Aralık 2010] Wikiat! (Bildiklerim aklıma takılanlardır) ... [23 Kasım 2010] Tahran'a pirince giderken Lizbon'da. ... [24 Ekim 2010] Adaletin bu mu Adalet Bakanı? ...
Cüneyt ÜLSEVER
BU SITENIN ÖNCELIKLI AMACI Ülkede evrensel, çagdas ve toplumcu bir hukuk ve yönetim anlayisini egemen kilmak üzere,
HUKUKÇULAR VE SORUMLULUK DUYAN HERKES ortak akil üretebilecekleri, ortak tutum belirleyebilecekleri bir iletisim, paylasim ve tartisma ortaminda BULUSTURMAKTIR.
Yeni Yaklasimlar, ortak çalisma ürünüdür. Sitede yer alan yazilardan yazari sorumludur. Kaynak gösterilerek alinti yapilabilir.
Websitesi ile lgili sorulariniz için buraya tiklayin. Diger konularla ilgili sorulariniz için iletisim sayfasindan ilgili kisi ile irtibata geçebilirsiniz.
Yeni Yaklasimlar © 2016 - [ARENA YAZILIM] - E-Müvekkil Pro™