Yazdırmak için tıklayın Eposta Olarak göndermek için tıklayın Yorum Eklemek için tıklayın
Resmi Gazete engeli: "Seçilme" itirafı
21 Ağustos 2014, Prof. Dr. İbrahim Özden KABOĞLU
, Prof. Dr. İbrahim Özden KABOĞLU

Cumhurbaşkanlığı Seçimi Kanunu’nun “Cumhurbaşkanlığı Seçiminin Sonuçlandırılması” başlıklı 20’nci maddesini hatırlayalım:

İBRAHİM Ö. KABOĞLU

Cumhurbaşkanlığı Seçimi Kanunu’nun “Cumhurbaşkanlığı Seçiminin Sonuçlandırılması” başlıklı 20’nci maddesini hatırlayalım: “Cumhurbaşkanı seçiminin kesin sonuçları, Yüksek Seçim Kurulu tarafından Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı ile Cumhurbaşkanlığı Makamı’na bildirilir, kamuoyuna ilan edilir ve Resmi Gazete’de yayımlanır”.

YSK, bu maddenin gereklerini 15 Ağustos’ta yerine getirdi. Ne var ki, eşzamanlı dört işlemden sonuncusu, siyasal ve idari makamların engeline takıldı.

Bu ne demek ve sonucu değiştirir mi?
Madde açık ve YSK kararı, RG’de yayımlanmasa da, Anayasa md. 101 ve 102’de öngörülen, “seçilme” ve “seçilmiş olma” kayıt ve koşulunu yansıtıyor. R. G. ’de yayımlanma, ilk üç işlemin yasal ve doğal sonucu olduğu için, aslolan bu halkanın eşzamanlı olarak tamamlanması.
Bunu, Hükûmet ve Başbakanlık Mevzuatı Geliştirme ve Yayın Genel Müdürlüğü engelledi. Burada üç sorun iç içe:
- Suç: işlenmeye devam edilen bir suç var ortada ve yayımlanmadığı sürece durum değişmeyecek…

- Kendi koyduğu kurala uymamak: 6271 sayılı CSK’nın yapıcısı AKP, “bildirme”, “ilan etme” ve “yayımlama” üçlüsüne uymamakla, ciddi bir etik sorun ötesinde, hukuk devletinin en temel ilkesini çiğniyor.

- İtiraf: 12. CB ve AKP kurmayları, YSK’nin kesin sonuçları ilân etmesiyle birlikte, parti ile ilişiğin kesileceği ve TBMM üyeliğinin düşeceğini itiraf etmiş oluyor. Bu konuda herhangi bir kişi veya makamın başkaca bir işlemine gerek olmaksızın, âmir hükümler gereği ilişiğin kendiliğinden kesileceği açık. Engelleme ise, Anayasa’nın açıkça belirttiği iki ve bunlara bağlı diğer iki hukuki sonucun doğurmamasına yönelik:

- Doğrudan sonuç; parti ile ilişik kesme ve TBMM üyeliğinin düşmesi.

- Dolaylı sonuç; Başbakanlığın sona ermesi ve dokunulmazlığın kalkması.

Dikkate değer bir başka nokta ise, “kraldan çok kralcılar”ın sefaleti: Kimi unvanlı zevata göre, “seçilme işlemi”, and içme ve göreve başlama ile tamamlanır. Oysa, CSK md. 21, bunu sonraki aşama olarak düzenliyor. Şimdi ise, AKP kurmaylarının suç işleme pahasına sergilediği tutum, “yeminli yandaşları su yüzüne çıkarmış” bulunuyor.

Korku mu, yoksa biçimlendirme iştahı mı?
12. CB ve AKP’nin hukuk kurallarını açıkça ihlâli, korkudan mı, yoksa geleceğe yönelik hedeften mi?
Korku ihtimali; hukuki ve siyasi olmak üzere iki düzlemde kendini gösteriyor.

Hukuki korku, “dokunulmazlık zırhı”nın kalkacak olması. Bunu açıkça telâffuz edenler var. Aslında, hazin de olsa, bu anlaşılabilir bir korku.
Siyasal korku ise, AKP’nin geçiş dönemini, artık “hukuki bir sıfatı” kalmamış olsa da, Erdoğansız kotaramayacağı. Demek ki parti, henüz kurumsallaşamadı…

Kuşkusuz, “korku” ile açıklamak, Parti ve fiili şefinin geleceğe yönelik hedeflerini görmeyi engellememeli: “şefin iştahı”, parti yoluyla devlet aygıtını şekillendirerek, imam hatip motifleriyle bezeli bir “güneş gözlüğü” bakışıyla “yeni” Türkiye toplumu inşasına ivme kazandırmak.

Hukukun katli…
“CB seçilirsem yetkilerimi kullanacağım” çıkışı veya sözleri, farklı tartışmalara yol açmıştı. Oysa güncel sorun, anayasal yetkilerin kullanılması değil, “yetki gaspı”. Başbakanlıktan çekilmesi gereken bir kişinin, tam tersine göreve devam edip görevlilere suç işlettirmek suretiyle hedeflerini pekiştirmesi.
Aslında, bugünlerde tanık olduğumuz geçiş süreci “kumpası”, nasıl bir Cumhurbaşkanlığı sorusuna da yanıt oluşturacak açıklıkta.

TBMM Başkanı Çiçek, suskun. Devlet bütçesinden veda karnavalları düzenleyen Gül, yeni bir statü arayışı ile etrafa gülücük dağıtmakla meşgul: Kimin başbakan olacağını biliyor; ama, CB seçilen kişinin artık başbakan olmadığını söyleyemiyor.

Aslında çiçek ve güllerle bezeli gibi gösterilen bahçe (yeni Türkiye), nefret tohumları ile yeşertildi. Tohum öznesi de belli… İşte, üçlünün yarattığı veya seyirci kaldığı “yeni Türkiye”, hukukun katledildiği bir ülke konumuna getirildi.

Bilgi/başvuru ve eylem
Açık hukuk ihlâlleri yoluyla anayasal düzeni askıya alma sonucunu doğuran uygulamalara karşı mücadele, hukuk yollardan yapılmalı. Yani “hukuk devleti, teröriste karşı da hukuk yolunu kullanmalı” kuralı, “toplum, hukuku tanımayan devlete karşı da hukuk yoluyla mücadele etmeli” kuralına dönüşüyor. Bunun için;

- Devletin en üst katındaki ihlâlleri, bıkmadan usanmadan teşhir etmek,
- Hukuka aykırılıklara karşı başvuru yollarını yaygınlaştırmak ve sonuna kadar işletmeye çalışmak,
- Hukuki muhalefeti, örgütlenme ve eylem yoluyla pekiştirmek, en temel yurttaşlık görevi ve en doğal birey hakkıdır.

[Bu yazı 1140 kez okundu]
Prof. Dr. İbrahim Özden KABOĞLU

YAZARIN DİĞER YAZILARI: [91]
[26 Aralık 2016] Parlamentarizm kalkıyor, ama başkanlık gelmiyor. ... [2 Ağustos 2016] Adil yargılama neden önemli? ... [2 Mayıs 2016] Anayasa'ya aykırı anayasa değişikliği ... [10 Şubat 2016] Yerli ve milli anayasa çelişkisi ... [28 Ocak 2016] 'Türkiye'de çevre adaleti' Avrupa Parlamentosu'nda. ... [31 Aralık 2015] 'Demokratik özerklik' talebi, Anayasa ihlali mi? (Güç bizim, kural ise sizin.) ... [30 Aralık 2015] Sivil toplum örgütleri Anayasa sınavında. ... [17 Aralık 2015] Anayasa konusunda muhalefete düşen görev ... [3 Aralık 2015] Tahir Elçi, 'hukuksuzluk' kurbanı. ... [19 Kasım 2015] 'Yeni Anayasa' deme hakkınız yok, eğer; ... [12 Kasım 2015] Anayasa bahane, başkanlık şahane... ... [5 Kasım 2015] Sivil toplumun demokratik gücü... ... [15 Ekim 2015] "Ankara Katliamı"na hukuki yaklaşım ... [8 Ekim 2015] "Muhalefet lideri" Davutoğlu'nu dinlerken ... [3 Eylül 2015] Kutsanan yaşam ise barış, ölüm ise savaş ... [13 Ağustos 2015] Seçim yolunda anayasa dışı tuzaklar ... [30 Temmuz 2015] Müstafi hükümet ve kamu düzeni... ... [2 Temmuz 2015] AKP ve 'Havuz'u: 'Savaşa evet, koalisyona hayır!' ... [30 Haziran 2015] Seçmen freni: Yasama ittifakı için azınlık hükümeti ... [28 Mayıs 2015] Anayasa Mahkemesi seçimlerle ilgili karar vermeli ... [21 Mayıs 2015] Yüksek Seçim Kurulu (YSK): Karar seçenekleri... ... [7 Mayıs 2015] 'Eski Türkiye'/AKP-Saray ittifakı: 'Yeni Türkiye' ... [17 Mart 2015] Parlamenter rejimi işler kılmak için... ... [29 Ocak 2015] Partiler, seçim ve 'yeni' anayasa sınavına ne kadar hazır? ... [15 Ocak 2015] Bizdeki İslâm: Korkan mı, korkutan mı? ... [8 Ocak 2015] 3. büyük korku: Hukuk ... [25 Aralık 2014] Güvensizlik ve istikrarsızlık sarmalında ba(ğ)zı yasalar ... [11 Aralık 2014] İnsan hakları mı, mezhep mi? ... [4 Aralık 2014] İktidarın iki büyük korkusu: ... ... [6 Kasım 2014] Yargılamada makul süre: Amaç ve araç çelişkisi ... [30 Ekim 2014] Anayasa'ya aykırı yasa önerisi... ... [2 Ekim 2014] Özgürlükten kaçışın 10. yılı... ... [11 Eylül 2014] 'Anayasa oyunu'na gelinmeye! ... [4 Eylül 2014] "Eski" hükümetle "yeni" Türkiye ... [7 Ağustos 2014] CB seçimleri: Yanlış ve doğrular ... [31 Temmuz 2014] 'Yeni' Türkiye'de insan hakları... ... [17 Temmuz 2014] Ama hangi anayasa ... [10 Temmuz 2014] Ne vesayet, ne de siyaset makamı ... [7 Temmuz 2014] Halk, neyi oylayacak? ... [26 Haziran 2014] Silivri'yi 'darbeciler' mi inşa etti? ... [20 Haziran 2014] Tekli zorlama ve toplu onarım ikilemi ... [12 Haziran 2014] '.En çok ihlal kararı verilen ülke' ... [5 Haziran 2014] AYM, toplu özgürlükler sınavında ... [29 Mayıs 2014] 'Başkanlık Kaldıracı', 'Demokrasi Şalı' demek... ... [22 Mayıs 2014] Düzenleme/Denetleme ve Yaptırım ... [8 Mayıs 2014] CB seçimi: Yarışma-çatışma ikilemi ... [24 Nisan 2014] "Konusu suç teşkil eden emir." ... [17 Nisan 2014] MİT devleti inşasında AYM sınavı ... [10 Nisan 2014] Halk iradesine saygısızlık... ... [27 Mart 2014] Tek parti değil, koalisyon... ... [20 Mart 2014] 'Torba politikası' tutar mı? ... [6 Mart 2014] Anayasa'ya aykırı 'demokratikleşme' ... [27 Şubat 2014] Hukuk yoksa, çete var.. ... [13 Şubat 2014] Anayasa'ya "Açık Aykırılık" ... [6 Şubat 2014] 'Rüşvetle Mücadele Komisyonu' ... [30 Ocak 2014] Tunus, Türkiye'yi esinleyebilir mi? ... [23 Ocak 2014] ". Din ile siyasetin bir arada yürümediği" ... [16 Ocak 2014] Suçlu sayılmama ilkesini de karartan suçlular ... [2 Ocak 2014] 2014: "Hukukla tanışma" yılı olabilecek mi? ... [27 Aralık 2013] Yargıçlar, demokrasi aktörü olabilecek mi? ... [20 Aralık 2013] Anayasa, yargıçları da bağlar... ... [12 Aralık 2013] İnsan Hakları Dünya Mahkemesi ve Türkiye ... [5 Aralık 2013] Mısır, Tunus ve Türkiye ... [21 Kasım 2013] "Hamaney Kürdistan'da." ... [14 Kasım 2013] Muhafaza-kar(lı)lık ve sınırlar ... [31 Ekim 2013] Yeni bir anayasa değişikliği desteklenmeli mi? ... [24 Ekim 2013] 'AB İlerleme Raporu' yansız mı? ... [22 Ağustos 2013] Demokrasi yoluyla hizmet... ... [8 Ağustos 2013] Yönetimin adı ne? ... [21 Haziran 2013] Fişleyen, "Milli İrade" mi? ... [11 Nisan 2013] Oligarşi mi, anayasal monarşi mi? ... [29 Mart 2013] 'Barış sürecinde' siyaset ve hukuk ... [15 Mart 2013] YA AVRUPA OLMASAYDI? ... [7 Mart 2013] 4. Yargı paketi ve hukuk güvenliği ... [1 Mart 2013] "TEK" SEVENLER ÜLKESİNDE " YARGI BİRLİĞİ" ... [21 Şubat 2013] Yanlışlar zincirinde: Yetkisiz AKP, etkisiz CHP ... [14 Şubat 2013] İki 'ucu açık': Avrupa ve Anayasa ... [1 Şubat 2013] İHAM önündeki Türkiye (Birinci mi, sonuncu mu?) ... [3 Ocak 2013] 2013 neden önemli? ... [1 Kasım 2012] Anayasal krizi mi, demokrasi eksiği mi? ... [27 Eylül 2012] Bireysel başvuru etkili olabilir mi? ... [27 Temmuz 2012] Yaz gündemi ve özgürlükler ... [19 Temmuz 2012] "İnsan hakları alanında temayüz" edenler. ... [12 Temmuz 2012] "Yargı hizmetlerinin etkinleştirilmesi"nde hak ihlalleri... ... [5 Temmuz 2012] DGM-ÖYM-BACM : sayısal çoğunluğu kalıcı kılma araçları mı? ... [28 Haziran 2012] Havacılık hizmetlerinde grev yasağı, Anayasa'ya aykırı ... [22 Haziran 2012] AKP/AYM: Putin-Medvedev ... [9 Mart 2012] DENGE VE DENETLEME SİSTEMİ DE NE DEMEK? ... [1 Mart 2012] "28 ŞUBAT"A HAYIR, AMA YETMEZ...! ... [27 Ocak 2012] Anayasa tipolojisinde Türkiye... (Anayasa zamanı ve mekânı.) ... [3 Kasım 2011] İnsan (enkazda), fikri (hapiste)... ...
Prof. Dr. İbrahim Özden KABOĞLU
BU SITENIN ÖNCELIKLI AMACI Ülkede evrensel, çagdas ve toplumcu bir hukuk ve yönetim anlayisini egemen kilmak üzere,
HUKUKÇULAR VE SORUMLULUK DUYAN HERKES ortak akil üretebilecekleri, ortak tutum belirleyebilecekleri bir iletisim, paylasim ve tartisma ortaminda BULUSTURMAKTIR.
Yeni Yaklasimlar, ortak çalisma ürünüdür. Sitede yer alan yazilardan yazari sorumludur. Kaynak gösterilerek alinti yapilabilir.
Websitesi ile lgili sorulariniz için buraya tiklayin. Diger konularla ilgili sorulariniz için iletisim sayfasindan ilgili kisi ile irtibata geçebilirsiniz.
Yeni Yaklasimlar © 2016 - [ARENA YAZILIM] - E-Müvekkil Pro™