Yazdırmak için tıklayın Eposta Olarak göndermek için tıklayın Yorum Eklemek için tıklayın
İstikrar yoksa.
20 Ağustos 2014, Kemal OKUYAN
, Kemal OKUYAN

Kemal Okuyan

İstikrar! Bunu gerçekten arzuluyorlar.

Patron sınıfımız “işimize bakalım” moduna geçebilmek için Erdoğan’ın daha fazla germemesini, muhalefetin Erdoğan “reform”larını kabullenmesini, toplumun Gezi Direnişi’ni folklorik bir öge olarak değerlendirip bir kenara koymasını istiyor. Yanlarına huzur ve steril yaşam tutkunu orta sınıfları da alarak, normalleşme duasına çıkıyorlar.

Diktatörün stratejisinde normalleşme ya da istikrar kurgusu yok ama sermaye çevrelerinde ve bazı toplumsal kesimlerde kendini şiddetle hissettiren bu arayışa oynamak, onu istismar etmek pekala var.

O kadar!

Daha fazlasına ne uluslararası koşullar ne Türkiye’nin iç dinamikleri izin veriyor.

Emperyalist merkezler sakin liman olmaktan çıkarken, buraları mı normalleşecek! Şiddet delisi Amerika Birleşik Devletleri devleti, dünyanın dört bir yanında güç gösterisi yapmaya soyunduğu bir sırada, içeride büyük bir dertle karşı karşıya. Düzenin demir yumruğunu vururken ölçüyü kaçırdığı her örneğin bir toplumsal kalkışmaya yol açabileceği tezi bir kez daha doğrulanmış oldu. Ama güncel bir ek yapmayı da unutmayalım, kapitalizmin insanlara bir gelecek, umut sunabildiği tek bir yer kalmadı ve bunun anlamı şudur: Düne kadar ezilenlerin baba şefkati olarak içe sindirebileceği davranışlar, artık kavgaya davet eden ayarsızlıklardır.

Almanya ve İngiltere’nin farkı yok. Başat kapitalist ülkelerin huzuru kaçacak. Belki kontrolü kaybetmeyecek, toplumsal tepkileri izole edip ölçek daraltacaklar ama başları beladan hiç kurtulamayacak.

Birbirleriyle ve Rusya, Çin gibi başka aktörlerle giriştikleri rekabet, bu tabloyu daha da vahimleştirecek. Adı üzerinde, emperyalist ülke içerideki huzuru biraz da dışarıdaki hegemonyasına borçlu. Bu düzlemde yaşanan her belirsizliğin büyük toplumsal maliyetleri var. Belirsizliği ortadan kaldırmak, onun sonuçlarını hafifletmek ise gerilimden, müdahaleden, hatta savaştan geçiyor.

Özetle, emperyalist merkezler istikrara kavuşabilmek için istikrarsızlık üretecek.

Türkiye’nin bu nedenle de normalleşmesi söz konusu değil. Kuzeyinizde Rusya ve ABD kısa erimde sonuçlanmayacak bir örtülü savaşa tutuşmuşken, güney ve doğu sınırlarınız topyekun bir “yeniden yapılanma”nın konusuyken normalleşemezsiniz.

Normalleşme mümkün değilse, Davutoğlu’nun Başbakanlığa getirilmek istenmesini normal karşılamak durumundayız! Adamın kendisinin normal olmadığını herkes biliyor. Geçtiğimiz günlerde Yön Radyo’da, Erdoğan’ın hükümetin ve AKP’nin başına “sağduyulu” birini getirmeyerek akıllıca bir iş yapacağını, Davutoğlu’nun varlığının Tayyip’i “makul” göstereceğini, dolayısıyla meşrulaştıracağını söylemiştim.

Böyle bir dönemden geçiyoruz işte…

Normalleşme ve istikrar yok.

Normalleşme ve istikrar yoksa, komünistlerin çatlama ve patlama noktalarını öngörmek, gündemin “sıcak” başlıklarını yoklamak, o noktalarda denemeler yapmak, cesaretlendirmek ve geride kalmamak gibi yükümlülükleri olacak. Bu da yetmez, sürüklenmemek için ideolojik ve siyasal önlemler alınacak, toplumsal dinamikleri yansıtma ve onun ortalamasını temsil etmek gibi bir şekilsizlikle değil, sosyalist iktidar hedefinin merkeze konduğu bir stratejik akılla hareket edilecek.

İstikrarsız dönemlerde, solda istikrarsızlığı ısrarla ve türlü gerekçelerle kabul etmeyenlerin aymazlığına ya da ondan dehşetle korkmanın ürünü olan kaçkınlığa sıkça tanık olunur. Sonuç liberalizmin reformist kimliğe bürünmesidir. Radikal demokrasi ise liberalizmle istikrarsızlığın yarattığı toplumsal çalkantıların yarattığı ideolojik salınımlara tâbi olarak buluşur. Özde bir fark yoktur.

Doğrusu bu iki “liberal” konumlanışın ortasını tutturmak filan değil; toplumsal olaylara ve dinamiklere bambaşka bir stratejiyle yaklaşmaktır.

solhaber

[Bu yazı 934 kez okundu]
Kemal OKUYAN

YAZARIN DİĞER YAZILARI: [100]
[2 Mayıs 2016] Aydınlanma davası devrim davasıdır ... [14 Nisan 2016] Erdoğan, Erdogan, Erdovan. ... [21 Mart 2016] Bombalar neyi anlatıyor, Türkiye patlamalarla nereye gidiyor? ... [14 Mart 2016] Ankara'da patlama ve kaos planı ... [24 Şubat 2016] Ey Obama söyle bakalım Erdoğan ılımlı mı değil mi? ... [21 Şubat 2016] Gericilikle mücadele nereye bağlanacak? ... [18 Şubat 2016] Ankara patlaması. Kim yaptı ve sabır neden taşıyor? ... [3 Şubat 2016] Erdoğan neden yeni Anayasa diye tutturuyor? ... [1 Şubat 2016] Zalim, canavar Esed gitmeden olmaz. ... [27 Ocak 2016] Şamar oğlanına döndürülen diktatör ... [16 Ocak 2016] Davutoğlu 15 aylık bebeyken ve aydınımızın hâli. ... [11 Ocak 2016] Sen kime alçak diyorsun Bekir Efendi? ... [4 Ocak 2016] Kimlikleriniz batsın demiyorum, zaten batıyor! ... [7 Aralık 2015] Venezuela "devrimi"nin sonu mu? ... [3 Aralık 2015] Barış süreci olmadı size dünya savaşı verelim ... [1 Aralık 2015] Avrupa'ya vize yok: Davutoğlu niye sırıtıyor? ... [25 Kasım 2015] Uçağı düşürdüler, şimdi cevaplasınlar bakalım! ... [20 Kasım 2015] Kim kimi ıslıklıyor? ... [15 Kasım 2015] Paris fırsatçılarına izin vermeyelim ... [13 Kasım 2015] Milli irade... ... [2 Kasım 2015] Seçim gecesi notları. ... [3 Ekim 2015] Ayağa kalk. Otur. Rahat! ... [1 Ekim 2015] Kahraman ırkımın... ... [29 Temmuz 2015] Bir manyağa teslim mi oldu ülke? ... [30 Haziran 2015] Japon kale! ... [25 Haziran 2015] Bir kez daha meşruiyet ... [2 Haziran 2015] Dindarlar ve solculuk... ... [26 Mayıs 2015] Türkiye'nin Erdoğan sorunu ... [29 Nisan 2015] ABD'nin ittifak sistemi dağılırken... ... [15 Nisan 2015] Devrim nerede kaldı? ... [17 Şubat 2015] Kaç kere söyledik, zamanı değil diye! ... [9 Şubat 2015] Biz buraya ne için gelmiştik? ... [15 Ocak 2015] Rengarenk. ... [6 Ocak 2015] Tayyip bizim iyiliğimizi ister elbet. ... [30 Aralık 2014] Yılbaşı bedduası ... [23 Aralık 2014] Sizin özlemlerinizi seveyim ... [27 Kasım 2014] Emperyalizm çağında solculuk ... [16 Ekim 2014] Sorumluluk. ... [16 Eylül 2014] Kadrolaşma ve kitleselleşme ... [6 Eylül 2014] Cumhuriyet Halk Partisi'nin açmazı ... [30 Ağustos 2014] İslami Devlet'ten Davutoğlu'na. ... [18 Ağustos 2014] IŞİD yeni bir 11 Eylül'dür ... [7 Ağustos 2014] Umut hırsızları ... [3 Haziran 2014] Beyaz atlı prens ... [28 Mayıs 2014] Türkiye ... [23 Mayıs 2014] Erdoğan'ın kitlesi... ... [21 Mayıs 2014] İstifa çağrısı... ... [19 Mayıs 2014] Diktatörü ?ayakta tutan ne? ... [16 Mayıs 2014] Öteki Türkiye yok ... [12 Mayıs 2014] Dışa doğru örgütlenme... ... [9 Mayıs 2014] Kazananlar, kaybedenler ... [7 Mayıs 2014] ABD'ye karşı yeni cephe ... [5 Mayıs 2014] Sosyalizmin ?toplumsal ajanları ... [28 Nisan 2014] Sistem işliyor, halk. ... [5 Nisan 2014] Seçimler, Haziran ve sol ... [30 Mart 2014] Başlığı buraya yazın. ... [28 Mart 2014] Savaş, seçim, normalleşme. ... [27 Mart 2014] Oyları bölmek... ... [25 Mart 2014] Diktatör giderken aklımızı da götürmesin ... [24 Mart 2014] Provokatör diktatör ... [20 Mart 2014] Oyun bitti ... [19 Mart 2014] Aklı korumak, yarına hazırlanmak... ... [18 Mart 2014] Suçlu psikolojisi. ... [14 Mart 2014] Berkin'i uğurlarken... ... [11 Mart 2014] Ergenekon çökerken... ... [10 Mart 2014] Saldırılar ... [9 Mart 2014] Diktatör dönse! Mesela... ... [7 Mart 2014] Ne güzel uyuttuk sizi... ... [6 Mart 2014] Açık, ilkeli, ?dürüst siyaset... ... [4 Mart 2014] Ukrayna notları. ... [3 Mart 2014] Sokak... ... [1 Mart 2014] Erdoğan, 1980 ve 1997'nin çocuğudur ... [28 Şubat 2014] Dokunmayın, düşer, başa bela olur! ... [27 Şubat 2014] Aptal ... [26 Şubat 2014] Cemaat mi kazandı? ... [24 Şubat 2014] Küçükken mandolin çaldım, yetmez mi? ... [22 Şubat 2014] Kemal Okuyan'la haftaya bakış: Siyaseti yok ediyorlar ... [21 Şubat 2014] Ukrayna olmamak için... ... [17 Şubat 2014] İnsanlar ve partiler... ... [15 Şubat 2014] Kemal Okuyan'la haftaya bakış: 'Yalan söyleme hakkım var' ... [12 Şubat 2014] İnsan ... [7 Şubat 2014] Bilgi de neymiş canım! ... [6 Şubat 2014] Vurun Habertürk'e! ... [5 Şubat 2014] Kılavuzu karga olanın... ... [29 Ocak 2014] Anmak ... [22 Ocak 2014] Çok özel bir halk düşmanı. ... [21 Ocak 2014] Seçimi kazanayım derken. ... [20 Ocak 2014] Yurtseverlere özgürlük! ... [18 Ocak 2014] Örgütsüz bir halkı bitik diktatör bile yener ... [17 Ocak 2014] Kısa yazı. Mağduriyetten! ... [15 Ocak 2014] İnsanlık testi ... [14 Ocak 2014] Teşekkürler Akşener! ... [11 Ocak 2014] Tayyip senin için ne diyorlar öyle? ... [10 Ocak 2014] Paralel devlet kavramı neye hizmet ediyor? ... [9 Ocak 2014] Kemal Okuyan yazdı: Erdoğan nasıl biridir? ... [8 Ocak 2014] Ceset ... [5 Ocak 2014] Normalleşme, çözüm, sulh... Keşke! ... [3 Ocak 2014] 1997-2014 ... [2 Ocak 2014] Bu şebeke dağılır ya da dağıtılır ... [30 Aralık 2013] Sesli düşünelim... ...
Kemal OKUYAN
BU SITENIN ÖNCELIKLI AMACI Ülkede evrensel, çagdas ve toplumcu bir hukuk ve yönetim anlayisini egemen kilmak üzere,
HUKUKÇULAR VE SORUMLULUK DUYAN HERKES ortak akil üretebilecekleri, ortak tutum belirleyebilecekleri bir iletisim, paylasim ve tartisma ortaminda BULUSTURMAKTIR.
Yeni Yaklasimlar, ortak çalisma ürünüdür. Sitede yer alan yazilardan yazari sorumludur. Kaynak gösterilerek alinti yapilabilir.
Websitesi ile lgili sorulariniz için buraya tiklayin. Diger konularla ilgili sorulariniz için iletisim sayfasindan ilgili kisi ile irtibata geçebilirsiniz.
Yeni Yaklasimlar © 2016 - [ARENA YAZILIM] - E-Müvekkil Pro™