Yazdırmak için tıklayın Eposta Olarak göndermek için tıklayın Yorum Eklemek için tıklayın
CB seçimleri: Yanlış ve doğrular
7 Ağustos 2014, Prof. Dr. İbrahim Özden KABOĞLU
, Prof. Dr. İbrahim Özden KABOĞLU

“Anayasa yalanları”, halkoylaması öncesi, Anayasa değişikliklerini çarpıtarak toplumu yanıltmak isteyen siyasal zevat ve gazetecilerin beyanlarına karşı uyarılar dizisinde yer alan bir yazı idi (29.07.2010, BirGün)

İBRAHİM Ö. KABOĞLU

“Anayasa yalanları”, halkoylaması öncesi, Anayasa değişikliklerini çarpıtarak toplumu yanıltmak isteyen siyasal zevat ve gazetecilerin beyanlarına karşı uyarılar dizisinde yer alan bir yazı idi (29.07.2010, BirGün). Sığ ve kıt anayasa bilgilerine rağmen TV ekranlarından ahkâm kesenler, şu dürüstlüğü gösteremedi: “AKP’ce kotarılan Anayasa değişiklikleri, ne olursa olsun desteklenmeli”.

Dört yıl sonra, “paralel tablo” var. CB seçimi için propaganda ve yandaşlık, doğal; ama bu, anayasal ve siyasal verileri çarpıtarak ve bilgi kirliliği yaratılarak yapılıyorsa, bunları teşhir etmek gerek. İşte bir düzinesi:

“CB’nin doğrudan halk tarafından seçilmesi, demokratik ilerlemedir”: Bu görüşü dillendirenler, acaba demokratik devletlerin çoğunda, CB’nin parlamento tarafından seçildiğini veya monarşilerde olduğu gibi tevarüs yoluyla göreve gelindiğini bilmiyor mu? CB’nin halkça seçimini demokrasinin ölçüsü olarak görenler, Türkiye’de yasama seçimlerinde uygulanan % 10 baraja karşı çıkmıyor. Devlet başkanının göreve geliş tarzından bağımsız olarak hiçbir demokratik ülkede böyle bir barajın mevcut olmadığından habersiz mi?

“Gelişmiş ülkelerde başkanlık, yarı-başkanlık sistemi var”: ABD ve Fransa dışında hangileri? Zira, Avrupa’nın en güçlü demokrasileri, parlamenter rejime sahip cumhuriyet veya monarşiler…

“CB halk tarafından seçilince, rejimin niteliği değişir; parlamenterizm, yarı-başkanlığa dönüşür”. Bu görüş, ne ölçüde geçerli? İki önemli etken belirleyici: CB’nin Hükûmet ve yasama üzerinde sahip olduğu anayasal yetkiler ve bunların kullanımı. Bu bakımdan, CB’nin halk tarafından seçildiği (Bulgaristan’dan Avusturya’ya) birçok Avrupa devleti, yarı-başkanlıktan çok parlamenter yönetim uyguluyor. Fransa’ya gelince; CB’nin konumunu belirleyen iki anayasal yetki öne çıkar: Bakanlar Kurulu’na başkanlık etmek ve Parlamentoyu feshetmek. Bizde ise, TBMM’yi fesihte sadece “bağlı yetki”si bulunan CB, Bakanlar Kurulu’na ancak olağandışı durumlarda istisna olarak başkanlık edebilir.

“Devlet başkanlığı, siyasal makamdır”: ABD için doğru. Eğer 2003’te Bush yerine Clinton veya Obama başkan olsaydı, Irak’a muhtemelen saldırılmayacaktı. Buna karşılık, eğer 1982 Anayasası Başkanlık rejimini kurmuş olsaydı, Erdoğan’a sıra gelmeden Özal, muhtemelen orduyu Ortadoğu bataklığına sürmüş olacaktı. Buna karşılık, Anayasamızda bu yetki TBMM’ye ait olup, CB, “Anayasanın uygulanmasını, Devlet organlarının düzenli ve uyumlu çalışmasını gözetir” (m.104). Bu görevi ifa için siyasetçi olmaya gerek yok; hatta olmamak, CB’nin görevini kolaylaştırır. Mesela CB, “çevre kirliliğini önleme, çevre sağlığını koruma ve çevreyi geliştirme” yükümlülüğü (m.56) konusunda yetkili ve görevli makamları uyarabilir…

“CB tarafsız bir makam değil”: Oysa, Anayasa gereği, CB’nin, varsa partisi ile ilişkisi kesilir ve TBMM üyeliği sona erer (m.102). Bu düzenleme karşısında, “CB, devlet değil, milletten yana taraf tutar” görüşü, tam bir halk avcılığı. Kaldı ki, eğer bunu söyleyen kişi, adaylığı sırasında sırtını devletin kurumlarına dayamış ise, hiçbir biçimde inandırıcı olamaz.

“AKP dışında biri CB seçilirse, çatışma olur”: “Çoğunluk AKP’de olduğuna göre, CB’nin aynı partiden seçilmesi, yürütmenin iki kanadının uyumu için önemli” görüşü, ne ölçüde geçerli? CB’nin değinilen görev ve yetkilerini kullanması, “anayasal fren ve denge düzeneği” işlevini yerine getirdiği anlamına gelir. Çağdaş anayasacılık ve demokrasinin gereği de bu. Dolaysıyla, İhsanoğlu veya Demirtaş’ın seçilmesi, “fren ve denge düzeneği”nin yeniden kurulması umudunu da yeşertebilir. Erdoğan ise, denge ve denetim düzeneği yerine, konumunu başkanlık rejimine geçiş için kullanacağını şimdiden beyan ediyor. Oysa Anayasa, böyle bir girişime kapalı… Dahası, Devlet kurumlarında uyum kaygısı taşıyan bir lider, toplumu ayrıştıran çatışmacı söylemi sürekli hale getirir mi? Herhalde, yurttaşlığı bu denli unutturmaya çalışan bir başka başbakan olmadı.

Sonuç olarak; CB makamını elde etmek için her türlü söylemi ve yolu mubah gören bir anlayıştan, “erdem” rejimi olarak da tanımlanan demokratik yönetimi beklemek, eğer “ölesiye bir yandaşlık” değilse, aşırı bir iyi niyet ve saflık olur. Dahası: Başkanlık yolunda zorlamalar, TBMM’nin demokratikleştirilmesi gereğini de tamamen gündemden düşürür.

Bu nedenlerle, -eşit olmayan ve sınırlı adaylı yarışma koşullarına rağmen- Pazar günü bütün seçmenlerin sandık başına giderek tercihini ortaya koyması, Türkiye’nin geleceğini oylamak anlamına gelmekte…

[Bu yazı 1152 kez okundu]
Prof. Dr. İbrahim Özden KABOĞLU

YAZARIN DİĞER YAZILARI: [91]
[26 Aralık 2016] Parlamentarizm kalkıyor, ama başkanlık gelmiyor. ... [2 Ağustos 2016] Adil yargılama neden önemli? ... [2 Mayıs 2016] Anayasa'ya aykırı anayasa değişikliği ... [10 Şubat 2016] Yerli ve milli anayasa çelişkisi ... [28 Ocak 2016] 'Türkiye'de çevre adaleti' Avrupa Parlamentosu'nda. ... [31 Aralık 2015] 'Demokratik özerklik' talebi, Anayasa ihlali mi? (Güç bizim, kural ise sizin.) ... [30 Aralık 2015] Sivil toplum örgütleri Anayasa sınavında. ... [17 Aralık 2015] Anayasa konusunda muhalefete düşen görev ... [3 Aralık 2015] Tahir Elçi, 'hukuksuzluk' kurbanı. ... [19 Kasım 2015] 'Yeni Anayasa' deme hakkınız yok, eğer; ... [12 Kasım 2015] Anayasa bahane, başkanlık şahane... ... [5 Kasım 2015] Sivil toplumun demokratik gücü... ... [15 Ekim 2015] "Ankara Katliamı"na hukuki yaklaşım ... [8 Ekim 2015] "Muhalefet lideri" Davutoğlu'nu dinlerken ... [3 Eylül 2015] Kutsanan yaşam ise barış, ölüm ise savaş ... [13 Ağustos 2015] Seçim yolunda anayasa dışı tuzaklar ... [30 Temmuz 2015] Müstafi hükümet ve kamu düzeni... ... [2 Temmuz 2015] AKP ve 'Havuz'u: 'Savaşa evet, koalisyona hayır!' ... [30 Haziran 2015] Seçmen freni: Yasama ittifakı için azınlık hükümeti ... [28 Mayıs 2015] Anayasa Mahkemesi seçimlerle ilgili karar vermeli ... [21 Mayıs 2015] Yüksek Seçim Kurulu (YSK): Karar seçenekleri... ... [7 Mayıs 2015] 'Eski Türkiye'/AKP-Saray ittifakı: 'Yeni Türkiye' ... [17 Mart 2015] Parlamenter rejimi işler kılmak için... ... [29 Ocak 2015] Partiler, seçim ve 'yeni' anayasa sınavına ne kadar hazır? ... [15 Ocak 2015] Bizdeki İslâm: Korkan mı, korkutan mı? ... [8 Ocak 2015] 3. büyük korku: Hukuk ... [25 Aralık 2014] Güvensizlik ve istikrarsızlık sarmalında ba(ğ)zı yasalar ... [11 Aralık 2014] İnsan hakları mı, mezhep mi? ... [4 Aralık 2014] İktidarın iki büyük korkusu: ... ... [6 Kasım 2014] Yargılamada makul süre: Amaç ve araç çelişkisi ... [30 Ekim 2014] Anayasa'ya aykırı yasa önerisi... ... [2 Ekim 2014] Özgürlükten kaçışın 10. yılı... ... [11 Eylül 2014] 'Anayasa oyunu'na gelinmeye! ... [4 Eylül 2014] "Eski" hükümetle "yeni" Türkiye ... [21 Ağustos 2014] Resmi Gazete engeli: "Seçilme" itirafı ... [31 Temmuz 2014] 'Yeni' Türkiye'de insan hakları... ... [17 Temmuz 2014] Ama hangi anayasa ... [10 Temmuz 2014] Ne vesayet, ne de siyaset makamı ... [7 Temmuz 2014] Halk, neyi oylayacak? ... [26 Haziran 2014] Silivri'yi 'darbeciler' mi inşa etti? ... [20 Haziran 2014] Tekli zorlama ve toplu onarım ikilemi ... [12 Haziran 2014] '.En çok ihlal kararı verilen ülke' ... [5 Haziran 2014] AYM, toplu özgürlükler sınavında ... [29 Mayıs 2014] 'Başkanlık Kaldıracı', 'Demokrasi Şalı' demek... ... [22 Mayıs 2014] Düzenleme/Denetleme ve Yaptırım ... [8 Mayıs 2014] CB seçimi: Yarışma-çatışma ikilemi ... [24 Nisan 2014] "Konusu suç teşkil eden emir." ... [17 Nisan 2014] MİT devleti inşasında AYM sınavı ... [10 Nisan 2014] Halk iradesine saygısızlık... ... [27 Mart 2014] Tek parti değil, koalisyon... ... [20 Mart 2014] 'Torba politikası' tutar mı? ... [6 Mart 2014] Anayasa'ya aykırı 'demokratikleşme' ... [27 Şubat 2014] Hukuk yoksa, çete var.. ... [13 Şubat 2014] Anayasa'ya "Açık Aykırılık" ... [6 Şubat 2014] 'Rüşvetle Mücadele Komisyonu' ... [30 Ocak 2014] Tunus, Türkiye'yi esinleyebilir mi? ... [23 Ocak 2014] ". Din ile siyasetin bir arada yürümediği" ... [16 Ocak 2014] Suçlu sayılmama ilkesini de karartan suçlular ... [2 Ocak 2014] 2014: "Hukukla tanışma" yılı olabilecek mi? ... [27 Aralık 2013] Yargıçlar, demokrasi aktörü olabilecek mi? ... [20 Aralık 2013] Anayasa, yargıçları da bağlar... ... [12 Aralık 2013] İnsan Hakları Dünya Mahkemesi ve Türkiye ... [5 Aralık 2013] Mısır, Tunus ve Türkiye ... [21 Kasım 2013] "Hamaney Kürdistan'da." ... [14 Kasım 2013] Muhafaza-kar(lı)lık ve sınırlar ... [31 Ekim 2013] Yeni bir anayasa değişikliği desteklenmeli mi? ... [24 Ekim 2013] 'AB İlerleme Raporu' yansız mı? ... [22 Ağustos 2013] Demokrasi yoluyla hizmet... ... [8 Ağustos 2013] Yönetimin adı ne? ... [21 Haziran 2013] Fişleyen, "Milli İrade" mi? ... [11 Nisan 2013] Oligarşi mi, anayasal monarşi mi? ... [29 Mart 2013] 'Barış sürecinde' siyaset ve hukuk ... [15 Mart 2013] YA AVRUPA OLMASAYDI? ... [7 Mart 2013] 4. Yargı paketi ve hukuk güvenliği ... [1 Mart 2013] "TEK" SEVENLER ÜLKESİNDE " YARGI BİRLİĞİ" ... [21 Şubat 2013] Yanlışlar zincirinde: Yetkisiz AKP, etkisiz CHP ... [14 Şubat 2013] İki 'ucu açık': Avrupa ve Anayasa ... [1 Şubat 2013] İHAM önündeki Türkiye (Birinci mi, sonuncu mu?) ... [3 Ocak 2013] 2013 neden önemli? ... [1 Kasım 2012] Anayasal krizi mi, demokrasi eksiği mi? ... [27 Eylül 2012] Bireysel başvuru etkili olabilir mi? ... [27 Temmuz 2012] Yaz gündemi ve özgürlükler ... [19 Temmuz 2012] "İnsan hakları alanında temayüz" edenler. ... [12 Temmuz 2012] "Yargı hizmetlerinin etkinleştirilmesi"nde hak ihlalleri... ... [5 Temmuz 2012] DGM-ÖYM-BACM : sayısal çoğunluğu kalıcı kılma araçları mı? ... [28 Haziran 2012] Havacılık hizmetlerinde grev yasağı, Anayasa'ya aykırı ... [22 Haziran 2012] AKP/AYM: Putin-Medvedev ... [9 Mart 2012] DENGE VE DENETLEME SİSTEMİ DE NE DEMEK? ... [1 Mart 2012] "28 ŞUBAT"A HAYIR, AMA YETMEZ...! ... [27 Ocak 2012] Anayasa tipolojisinde Türkiye... (Anayasa zamanı ve mekânı.) ... [3 Kasım 2011] İnsan (enkazda), fikri (hapiste)... ...
Prof. Dr. İbrahim Özden KABOĞLU
BU SITENIN ÖNCELIKLI AMACI Ülkede evrensel, çagdas ve toplumcu bir hukuk ve yönetim anlayisini egemen kilmak üzere,
HUKUKÇULAR VE SORUMLULUK DUYAN HERKES ortak akil üretebilecekleri, ortak tutum belirleyebilecekleri bir iletisim, paylasim ve tartisma ortaminda BULUSTURMAKTIR.
Yeni Yaklasimlar, ortak çalisma ürünüdür. Sitede yer alan yazilardan yazari sorumludur. Kaynak gösterilerek alinti yapilabilir.
Websitesi ile lgili sorulariniz için buraya tiklayin. Diger konularla ilgili sorulariniz için iletisim sayfasindan ilgili kisi ile irtibata geçebilirsiniz.
Yeni Yaklasimlar © 2016 - [ARENA YAZILIM] - E-Müvekkil Pro™