Yazdırmak için tıklayın Eposta Olarak göndermek için tıklayın Yorum Eklemek için tıklayın
Promosyon "CENNET"
6 Mayıs 2011, Mustafa ÇEBİ
, Mustafa ÇEBİ

Allah kuruş  ekonomi...
Helal sömürü...
Helal seçim, meclis, devlet, helal kullar ve düzen.

Adalet ve Kalkınma Partisi, kendisinden önceki yönetimlerle kıyas kabul etmez özellikleri için; hakkı olanı istiyor.
 Yapılan anketler, isteklerinin karşılanacağı yönünde…

  Seçim paketleri, halkımızın “talep etmeyi” dahi aklına  getiremeyeceği çok şey öngörüyor. Sigara ve içkiyi bırakma iradesi oluşturmaktan, anayasayı değiştirebilme iradesine kadar her şeyi bir arada başarabileceğimiz bir ortamdan sözediliyor. İnternette ahlaki düşünebilmek ve yazabilmekten, İstanbul'un kentsel yazgısını değiştirmeye kadar olan şeyleri ilahi bir düzen içinde konuşup, çözebileceğiz…   Bu ortam, psikolojisinin bozulduğuna inanan için bir nevi terapi alanı...
 
 Bu koşulsuz memnuniyet sunan "üst duyusal" hizmet; ”Yetmez ama evet” çiler paradoksunun tıpkısı.
 Sıradan insanlarda olan akıl/duygu tutulmaları; cennetin  bu yeni habercileri ile özgürlüklerine kavuşacak

Cumhuriyetin yukarıdan basmalı yurttaş tarifi içinde; tüm alışık yaşam biçimlerini kaybetmiş olanlar;   bu dışlanmışlık duygusu ve isyanı ile beslenmiş, örgütlenmiş.   “Neo liberal” piyasa ortamlı ve yeni ambalajlı bir “ürün hizmet”  olarak algılara sunmuşlardır kendilerini ve başarılı olmaktadırlar…  Görülen o ki, yok satmakta halkımızın coşkun talebi ile karşılanmaktadır.  Emperyalist işbirlikçi, faşist dayatmalar yeni kavramlı bir marka altında toplanmış ve yandaş mecralarla halkı dönüştürmüş; ikna etmiştir.
 Bir psikolojik satışta, “duygu zihinleri” mükemmel işleyen ılımlı İslamcı“tacirler”;  bu yeni ambalajlarıyla dünya ve bu seçim vizyonlarında da; kapalı gişe oynamak istiyor... 
Haksızlığa uğramış bir cemaat; “tanrıyı yeryüzünde ağırlayarak”;  geniş halk kitlelerinin inanç ve vicdanlarını sömürüyor.  Çocuklarımızın geleceği ellerinden alınıyor. YGS sınavlarında gelecekleriyle oynanan 1.7 milyon genç.  Tehdit ediliyor, coplanıyor…  Ne beis! “Modern, ileri” demokrasi  takiyyesi ile kadrolaşıyor…  Hakkını alamamış “mağdur yöneten” kulislerden eksik olmuyor.

Askeri diktatörlükler, Erdal Eren’in yaşını büyütüp gözlerimiz önünde  “astı”.    Bizler asılanların, işkence edilenlerin; yaşadığımız gün ve olayların tescil memurları gibiyiz. İçi boşaltılan,edilgin  bir tanıklık.
Tüm yönetimlerin ortak içeriği;  halkın sözünü kesmek ve önünü almaktır… 

Emperyalist dünyanın uzantısı olmak, modern dünyanın konfor diye sunduklarına kulluk yapma; iradesine “suspus” kesilmek… Nükleer’ine, HES’lerine, Borsalarına, Natosuna…  “Egemen ve bağımsız” ulusal stratejiler mi dediniz!…  Pardon!..

Halklar üzerinde yönetim egemenlikleri  sürdürülmesi (baskının gönülden kabul görmesi)  araçları her daim değişir ve işletilirler.
Halkın çaresizliği planlanan ve yaratılabilen şeydir. Yönetimler şartlar uygun olduğunda; halkın demokratik hak ve taleplerini susturabilecek mekanizmalarla oynayabilirler. Umut ve vaat beklentileri  ile edilginlik ve örgütsüzlük dayatılabilir.  Hedef bir konfor düzen pompalanarak, gelecek baskısı satılır;  ihtiyaçlar dayatılır, yönlendirilir.  Bu durumu çözmeye de talip olurlar. Mecralar üzerinden 1001 türlü mantıklar, yoğun  akıl ve duygu bombardımanları altındadır kitleler…
Bilinçaltlarına yığılan ve yerleşen  istem dışı tepkiler; “karşı benler”, “karşı kişiliklerin” korkularını besler içlerde. Halkın özgüveni dışarıdan kumandalıdır nihayet. Buyrun sandık başına sorunlarınızı çözün o halde! Tüm demokrasilerde bu böyledir. Bir düzene gönüllü tutsak olursunuz. Başka çözüm yoktur.

Sigara yasağı ile meşrulaşan; “baskının içselleştirilmesi tekniği” dost bir itaat etme alışkanlığı yaratır… Bireyden çok bireyi düşünen bir devlet… Değişmez  kurallar… Helal yasalar…
Biz kim olabiliriz… Bir kul. Herkesin bu dünya hiyerarşisinde yerini bilmesi gerekir.   Diyarbakır “Mekke” olur….  Turizm canlanır v.s. Ne dünya yaratılmaktadır ama!
İçimizdeki kendi  karşıtımız bir canavarından bizleri koruyan "melek" yönetimler ve yöneticiler….  Nedir bu şimdi! Kapitalist emperyalist yoldan ve helalinden.

İsyan, bir insanlık hakkıDIR!
Evrimin ve devrimlerin güdüsü isyandır. 
Tüm düzenlerin niteliklerini, sınırlarını ve sıçramalarını test eder. Bu işleyiş doğada ve sosyal bilincimizde çalışır... 
Verili durumu aşmak  için gerekli bir durumdur isyan.  Evrensel düzenin bir akışıdır ve insanın bilincinde de işleyendir. İsyanı kullanmadan, evren de insan da akışını kuramaz; sağlayamaz.
Çocuklar, büyükler dünyasına isyancı atışları ile geçici dengeler kurar, büyürler. Sınırlar hep zorlanır esprilerle.  Kurulu düzenler ya empatiyle dönüşür; ya birikimler Tahrir meydanlarında boşalır; rahatlar.

İtaatsizlik, bir anlama ve bir oluşturma yöntemidir. Düzenleri itaatsiz ve eleştirisiz kanıksamak;  teslim olmak, kulluk yapmaktır.
Emperyalist tüketim kimlikli dünya insanları yollarını bulmak zorundadır…. Bu durum bile tek başına isyan etmek için yeterli bir nedendir.

10.000 protestocu liseli gencin demokratik hak ve eşitlik arayışı  karşısına 10.000 gençle gözdağı sunmak; halkın önünde tasarlamak, dillendirmek  ve sergilemek ne kendini bilmezliktir!  Cık cık cık…..
Bu şaşırtıcı bir durum değilse, şaşırtıcı olan nedir.
Eğitim fırsat ve eşitliğini  sadece yandaşlarına “gözler önünde fütursuzca” saçabilen şaibeli bir yönetimin meşrulaştırılmasına tanıkız, tescil etmekteyiz…

Kuşkusuz  her çağın kendine özgü baskıcı yönetim ve yöntemleri, onlara aldanmaya hazır kültür ve kitleler vardır. Bugün yurttaşlardan eşit olma hakkı teslim alınmak  istenmektedir…  “Helal” bir düzen, Holywood’vari kent tasarımlar, “İleri demokrasi” mekanizmalı trajikomik, kabul edilemez bir durumdur bu! … 
Demokrasi ve özgürlük  düşmanlarının varoluş nedenleri kulluk etmektir. Kulluk eder, bekler ve isterler.

Çocuk, isyanın diliyle konuşur…  Genç öne atılır; sömürgeci düzenin kaosuna meydan okur!  Bu varolmanın hakkı ve ta kendisidir!

Tahrir meydanlarındaki direniş;  halkların barış ve özgürlük arayışlarının taçlanmış bir halidir. Örgütsüz olsa da halkların toplumcu gücüdür bu!Ve tüm kurulu olan düzenleri sarsar;  halkın düzenini kurmaya davet eder!..
Modern ve barışçıl görünümlü tüm “demokratik” mekanizmalı sanrılar, hızla tarihin çöplüklerine giderler.
Dünya halkları, onurlu barış ve özgürlük arayışının her türlü direniş oyunu ve isyanıyla gücünü özgür meydanlarda arttırarak sürdürecektir.. 

ANKARA MERKEZ KAPALI CEZAEVİ
Çocuklarımızın asıldığı günkü gündeyiz.
Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan  6 Mayıs 1972 tarihinde, gece 1:00-3:00 arası,  asılarak idam edildi.Zalim bir ortam; zalim bir dünya…

Kan ağlamış, darağaçlarına çıkarılmış çocuklar bizim.
Gençtiler.
Çok gençtiler.  
Koruyamadık.  Onların anıları önümüzü  aydınlatmaya devam edecek… 

Deniz Gezmişlerin Avukatı Halit Çelenk'in ölüm haberi ajanslarda. Tüm yurtseverlere başsağlığı diliyorum.

 

[Bu yazı 2833 kez okundu]
Mustafa ÇEBİ

YAZARIN DİĞER YAZILARI: [57]
[15 Eylül 2014] Batakta Eleştiri ... [20 Ağustos 2014] 'Eşitin Dili'... ... [18 Haziran 2013] Hadi bakalım ... [12 Mayıs 2013] Mantıklı Şaşkınlık... ... [5 Mayıs 2013] Hayat ve Sanat... ... [25 Nisan 2013] Romantizm ... [17 Nisan 2013] Sömürü Cenneti ... [8 Nisan 2013] Can suyu ... [25 Mart 2013] Yardımlaşma Batağı... ... [15 Mart 2013] Aşşa.lık İktidar! ... [24 Ekim 2012] Yaşama Övgü ... [10 Eylül 2012] Eti ile Kemiği ... [3 Eylül 2012] Güç ve Nedensellik... ... [21 Haziran 2012] Çocukça Şeyler... ... [11 Haziran 2012] İnsan ve Hakları ... [5 Haziran 2012] Kürtaj Fikirler ... [16 Mayıs 2012] Tiyatrodan Sövgüler... ... [7 Mayıs 2012] Sanat ve devlet ... [26 Nisan 2012] İlişki-ler... ... [19 Nisan 2012] Düşler ve Hayat! ... [8 Nisan 2012] Özgürlük... ... [28 Mart 2012] Ucube Ustam! ... [22 Mart 2012] Sosyal Piyasa! ... [5 Mart 2012] Son ötekim ... ... [27 Şubat 2012] Öteki ... [20 Şubat 2012] Belirsizler... ... [6 Şubat 2012] Hayata dönüş ... [31 Ocak 2012] Küçük gruplar... ... [6 Ocak 2012] Devlet ve İnsan! ... [23 Aralık 2011] Hayata ve geleceğe. ... [22 Kasım 2011] Sokaktan... ... [11 Kasım 2011] İsyana davet! ... [11 Ekim 2011] Korkudan Korunmak. ... [22 Eylül 2011] Kavramsal elegeçirilmişlik. ... [6 Eylül 2011] Başbakan olsam ... [22 Ağustos 2011] Küçük insan. ... [8 Ağustos 2011] DÜŞÜNCE EYLEMİ! ... [29 Temmuz 2011] HALKLARI KIRDIRAN!.. ... [13 Temmuz 2011] Yeni yaşam ve Anayasa ... [5 Temmuz 2011] Küresele Karşı Evrensel.(2) ... [22 Haziran 2011] Küresele Karşı Evrensel.(1) ... [11 Haziran 2011] Korkma ey halkım! ... [1 Haziran 2011] İtaat, isyan ve arayışlar! ... [22 Mayıs 2011] Oyun ve diyalektik ... [22 Nisan 2011] "İtaat" ve Seçimler... ... [15 Nisan 2011] Sümeyye ötelenince, kültür höt'ledi!... ... [13 Nisan 2011] Seçim "Hiç sorun değil!" ... [6 Nisan 2011] Demokrasi ve Vicdan ... [28 Mart 2011] Kim öldürüyor bebekleri ... [21 Mart 2011] Sevgilim Fukuşima ... [28 Şubat 2011] "ABD Büyükelçi eleştirisine" çözümlemeler! ... [12 Ocak 2011] Ucube değil; "insandır sanat". ... [5 Ocak 2011] Sonuç baskılı süreçler. ... [27 Aralık 2010] iki dil, küresel bir ayar. ... [14 Aralık 2010] "Yumurta öğrenciliği üzerine!.." ... [2 Aralık 2010] Dünyanın Ergenekonu, Wikileaks ... [25 Kasım 2010] Füze kalkanlı demokrasiler. ...
Mustafa ÇEBİ
BU SITENIN ÖNCELIKLI AMACI Ülkede evrensel, çagdas ve toplumcu bir hukuk ve yönetim anlayisini egemen kilmak üzere,
HUKUKÇULAR VE SORUMLULUK DUYAN HERKES ortak akil üretebilecekleri, ortak tutum belirleyebilecekleri bir iletisim, paylasim ve tartisma ortaminda BULUSTURMAKTIR.
Yeni Yaklasimlar, ortak çalisma ürünüdür. Sitede yer alan yazilardan yazari sorumludur. Kaynak gösterilerek alinti yapilabilir.
Websitesi ile lgili sorulariniz için buraya tiklayin. Diger konularla ilgili sorulariniz için iletisim sayfasindan ilgili kisi ile irtibata geçebilirsiniz.
Yeni Yaklasimlar © 2016 - [ARENA YAZILIM] - E-Müvekkil Pro™