Yazdırmak için tıklayın Eposta Olarak göndermek için tıklayın Yorum Eklemek için tıklayın
Post hukuk ya da hukukun postu
14 Temmuz 2014, Av. Sabri KUŞKONMAZ
, Av. Sabri KUŞKONMAZ

Avrupa'nın hukuk ve yargı kültürüne geçen hafta değinmiştim.

SABRİ KUŞKONMAZ

Avrupa'nın hukuk ve yargı kültürüne geçen hafta değinmiştim. Aynı başlıkla devam etmek yerine, post hukuk demeyi uygun buldum. Post deyince daha kavramsal oluyor!
Peter Burke, Malinowski'ye atıfla; Magna Carta'nın hala yeni olmasını, "Durmadan yanlış yorumlandığı ya da yeniden yorumlandığı için” bu belgenin her zaman yeni kaldığını yazmış (Tarih ve Toplumsal Kuram, Çeviri; Mete Tuncay, Tarih Vakfı.) Yani o metin, sahip olduğu metinsel içerikten öte bir mit (söylence) oluşturmuştur. İçerdiği, 1215 zamanlarının baronlarına tanınan özgürlük ve ayrıcalıklar, söylencenin “söylendiği" zamanın uyruklarının özgürlükleri ve ayrıcalıklarına dönüşmüştür. Bu dönüşme, doğrusal, aynı zamanda sarmal ve "doğru" düzlemde bir kültürel yeniden üretim süreci örneğidir. Ancak bu süreç her zaman böyle iyi işlemiyor.
Peki, bu anlattıklarımızı post neresinde, hukuk neresinde ve postlu hukuk neresinde?
90'lı yıllarda ortaya çıkmış olmasına karşın, "çağdaş mite" dönüşen bir Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi vardı. Özellikle bizim gibi ülkelerdeki mahkemelere ve iktidara karşı, biz mağdurlar ne zaman başımız sıkışsa "AİHM" sopasını gösterirdik.
Şimdi bu sopa, tutanın elini yaralıyor neredeyse. Uygar batının kendi için “merkezde” oluşturduğu kurumsal sistemin, “çevredekilere” de hem pratik, hem de merkez lehine olmak üzere ideolojik bir yararı vardı. Pratik yarar; ulusal iktidarlara karşı bir ulusalüstü kurumun, üstün hukuk üretimi etkileyiciydi. İdeolojik yarar; en kaba anlatımla, uygar olan merkez, muhtaç durumda olan çevreye hukuk ve adalet ışığı saçıyordu. Bunu “arkaik” bir söylemle de yineleyebiliriz: Hukuk egemen sistemin hukukudur. Bu hukuk, egemen sistemin kendi kazanında pişirdiği bir aştır. Kazan karıştırılırken, dışarıya sıçrayan parçaları kapmaya çalışırız. Aynen "Baragan’ın Dikenleri" romanında olduğu gibi: Romanın kahramanı, kazandan fırlayan bir damlacık yiyeceği yakalamak için koca kepçenin kafasına indirilmesini göze alır.
AİHM; başlangıçta bir ulusal üstü mahkeme olarak kuruldu. Çünkü, ulusal/yerel hukukun daha üst bir kurumsal erk ile denetlenmesi amaçlanmıştı. Yerelde yaşanan aykırılık ve ihlal, daha üst ve daha "uzak" bir merkezdeki erkin denetimi ile güvence altına alınmış olacaktı. Uzun uzun süreci anlatmaya gerek yok. Medyada sıklıkla yer aldığı gibi, Mahkeme iş yükü altında bunalmıştı. Gelen dosyaların önce tek yargıcın süzgecinden geçirilmesi sistemi getirildi. Bizdeki Anayasa Mahkemesi örneğinde olduğu gibi, davalar yine ulusal/yerel kurumlara postalandı. Yani, yola çıkılırken temel alınan, sorunun tespit edildiği noktaya dönüp gelindi. Kısacası en başa dönüldü. Burada AYM'nin "iyi-kötü" kararları değil tartışmamız gereken. Daha temel işleyiş!
Batı, hukuk pratiğiyle, “Avrupa düşüncesi” eleştirilerini haklı kılan bir örnek veriyor.
Görünen ile gerçek arasındaki çatışma egemen sistemin rasyonelliğinden asla bağımsız değil. Temel haklar konusundaki yüce söylem ve kurumsal yapının bir post-hukuk yaratmak yerine hukukun post giydiği bir örnek olarak yaşanması söz konusu. Yani masraf kabarık olunca, kurtarıcılıktan vazgeçilir. Meğer hukuk posta bürünmüş. Bu post, bildiğimiz Post-Modernizm, Post-Marksizm gibi kavramsal “postlardan" değil. İktidarın en temel silahı/aygıtı olma niteliğini örten bir kuzu postu, yani "post-hukuk." AİHM mitine de elveda! Temel öznenin kurban olduğu koşullarda, bu kurbanın bürokratik bir yargısal sürece kurban edilmesini, postla açıklamaktan başka yol var mıdır?
Haftaya dize; “Bilirim acın da toz utmaz senin” (Gülçin Sahilli, Mavi Esme Boran, yasakmeyve )

[Bu yazı 1020 kez okundu]
Av. Sabri KUŞKONMAZ

YAZARIN DİĞER YAZILARI: [44]
[11 Ocak 2016] Anlam boşalması ... [14 Aralık 2015] Sanatçının gölgesi ya da insanın boyu ... [7 Aralık 2015] İntihar bombacılığın dönüşümü-II ... [2 Kasım 2015] Bienal'e yetişememek ... [26 Ekim 2015] Yüksekova'da olağan bir gün ... [19 Ekim 2015] Anaakımın tersinde bir hayat ... [12 Ekim 2015] Sizlere kelepçe yetmeyecek ... [5 Ekim 2015] Bizde Kafkaesk var mıdır? ... [21 Eylül 2015] Sanatla eğlenmek ... [14 Eylül 2015] Eşitlik etiği ... [7 Eylül 2015] Müzik Köyü ve Ramazan Güngör dersi ... [17 Ağustos 2015] Anormal olan normal olunca ... [3 Ağustos 2015] Yasal silahıyla bir devlet. ... [27 Temmuz 2015] İslam hukuk ve insan ... [20 Temmuz 2015] Sanat alanında ekonomi politik ... [13 Temmuz 2015] Kelepçeli iki kitap ... [6 Temmuz 2015] Demokrasinin yüzölçümü ... [27 Nisan 2015] Slogan şiir solgun şiir ... [20 Nisan 2015] Çorbanın tadı tuzu ... [13 Nisan 2015] Din mi yoksa devlet mi yozlaşır? ... [6 Nisan 2015] Örtülerimiz, vasatımız ... [30 Mart 2015] Hayal gücü güzeldir ... [9 Mart 2015] Putları kırmak ya da iyimserliğin determinizmi ... [29 Aralık 2014] Sinemanın 100. yılından görüntüler-I ... [15 Aralık 2014] Belgeselciler ne yapar? ... [1 Aralık 2014] Demokrasiye takla attırmak ... [10 Kasım 2014] Vizörden bakmak ... [3 Kasım 2014] Abdullah Baştürk İşçi Edebiyatı Ödülleri'ne ne oldu? ... [27 Ekim 2014] Karmaşık olanı karıştırmak ... [20 Ekim 2014] Dağlarca'nın yalnızlığı ... [29 Eylül 2014] Muhafazakâr ahlaksızlığa devam ... [22 Eylül 2014] Çıplak Leydi ya da muhafazakâr ahlaksızlığa giriş ... [25 Ağustos 2014] Yeni her zaman iyi midir? ... [7 Temmuz 2014] Avrupa'nın hukuk ve yargı kültürü ... [16 Haziran 2014] İlmiye sınıfı ve cehalet ... [31 Mart 2014] Başbakanın mahremi devletin mahremi ... [3 Mart 2014] Montaj bir demokrasi ... [6 Ocak 2014] Hukukta yumuşak 'g' yoktur ... [23 Nisan 2013] Öküze döndürülmek... ... [2 Nisan 2013] Sözü tüketmek ... [7 Kasım 2011] Erzurum'da şiir okuyamamak ... [6 Haziran 2011] Hopa'ya inen Eşkıya ... [28 Nisan 2010] Emek Sinemasında Anayasa Filmi ... [21 Nisan 2010] Kargının İçindeki Rüzgar ...
Av. Sabri KUŞKONMAZ
BU SITENIN ÖNCELIKLI AMACI Ülkede evrensel, çagdas ve toplumcu bir hukuk ve yönetim anlayisini egemen kilmak üzere,
HUKUKÇULAR VE SORUMLULUK DUYAN HERKES ortak akil üretebilecekleri, ortak tutum belirleyebilecekleri bir iletisim, paylasim ve tartisma ortaminda BULUSTURMAKTIR.
Yeni Yaklasimlar, ortak çalisma ürünüdür. Sitede yer alan yazilardan yazari sorumludur. Kaynak gösterilerek alinti yapilabilir.
Websitesi ile lgili sorulariniz için buraya tiklayin. Diger konularla ilgili sorulariniz için iletisim sayfasindan ilgili kisi ile irtibata geçebilirsiniz.
Yeni Yaklasimlar © 2016 - [ARENA YAZILIM] - E-Müvekkil Pro™